Ahmet Ertuğ’la Topkapı’ya bakmak

3 Dakika Okuma Süresi

Ahmet Ertuğ’un büyük boy fotoğrafları, izleyiciyi bir kez daha fark etmediği detaylarla karşılaştırıp mekânın içine çekiyor

Topkapı Sarayı’na defalarca gitmiş olabilirsiniz. Çok iyi bildiğinizi, artık sizi şaşırtacak bir yanı olmadığını da düşünüyor olabilirsiniz. Ama Ahmet Ertuğ’un Galeri Elipsis’teki fotoğraflarını görünce bu kararınızı tekrar gözden geçirmeniz muhtemel. Tıpkı Ertuğ’un Ayasofya, Kapadokya, İstanbul Arkeoloji Müzesi heykelleri için yaptığı çalışmalar gibi, Topkapı fotoğrafları da hatırladığınızdan daha fazlasını söylüyor.

Fotoğrafı, yayımladığı kitaplar gibi büyük bir titizlikle ele alan Ertuğ, çekimlerini en iyi ekipmanla yapıyor. Bu, yirmi sene önce çektiği fotoğraflarda da böyle, şimdi de. Nitekim Topkapı fotoğrafları yıllar önce çekilmiş, ama diaların kalitesi, onların Galeri Elipsis’teki büyük boylarda basılabilmesini sağlamış. Ahmet Ertuğ imzalı Topkapı kitabında kimisi küçük bir ayrıntı olarak kullanılan fotoğraflar yeni boyutlarıyla farklı bir atmosfer yaratıyor. Malum, çağdaş fotoğrafta boyut önemli. Büyük baskı, ayrıntıları daha iyi görebilmenin ötesinde, atmosferi galeri ortamına taşıyor ve izleyiciyi kadrajın içine çekiyor. Topkapı Sarayı’nın boş avlularında, önünden geçip gidebileceğiniz mimari güzelliklerin farkına varıyorsunuz. Yıllar önce terk edilmiş harem dairesinin duvarlardan tavana doğru uzanan canlı süslemeleri, bu odaların bir zamanlar ağırladığı ölçülü ihtişamı hatırlatıyor. Ama hemen zemindeki çürüyüp paralanmış hasır kalıntıları, o terk edilmişlik, girilmemiş, gözden ırak bırakılmışlık duygusunu aktarıyor. Yani tavanla taban arasında tuhaf bir çatışma… Tabii bugün böyle bir görüntü yok artık Harem dairesinde, çünkü fotoğraflar neredeyse yirmi yıl önce çekilmiş. Ertuğ fotoğraflarının görülmeyeni gösteren ayrıntıcılığı bu fotoğraflarda bir tür belgeciliğe de dokunuyor.

Artık yitirilmiş olan ayrıntılar da var bu karelerde. Sergide sadece Topkapı fotoğrafları değil, Ertuğ’un yine farklı dönemlerde çektiği, Moğlova Su Kemeri, Ayasofya ve Süleymaniye Külliyesi gibi başka mimari yapıların fotoğrafları da mevcut. Tümünde, Ahmet Ertuğ’un mekânla ve ölçek ne olursa olsun mimari yapının tümüyle nasıl başa çıkabildiği ve ‘görsel etki’yi yakalabildiği tekrar tekrar anlaşılıyor.
Bu arada, Ahmet Ertuğ’un kendi stüdyo galerisinde şimdilik yalnızca dostlarına gösterdiği yeni çalışmaları var. Çağdaş fotoğrafın hızla ilerlediği yöne bakan çalışmalar bunlar. Ertuğ, özellikle heykel fotoğraflarını dijital ortamda tekrar elden geçirmiş. Kimileri son derece etkileyici kolajlar yaratmış. Sanatçıyı takip edenlerin haberi olsun…

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir