Afrodisias Karya’nın başkentiydi

6 Dakika Okuma Süresi

Afrodisias Müzesi’ne bir ek yapıldığını, mimarının da Cengiz Bektaş olduğunu öğrenince hemen kendisini aradım. Dün gazetemizde haberini verdiğimiz, Sebasteion tapınağında bulunan kabartmaların onarımı için yapılan açık arttırmayı düzenleyen Geyre Vakfı’nın da üyesi, yüksek mimar, onarılan kabartmaların sergileneceği yeni Sebasteion Salonu’nun tasarımını yapan, yapım süresince son bir yıl hemen hemen her hafta Afrodisias’a uçarak yapımı sürekli denetleyen Cengiz Bektaş, bu konuda bilgi almak için başvurulacak en doğru adresti bence. Yıllar önce TYS olarak bir etkinlik için Denizli’ye gittiğimizde bize Afrodisias’ı gezdiren Bektaş’a önce Afrodisias’ın ortaya çıkarılışını sordum.

Ara Güler bir gün Geyre’de…

CENGİZ BEKTAŞ – Afrodisias eskil kentler arasında, özellikle kentsel oylumlar tasarımı açısından, en önemlilerinden biri. İlk kez 1904’te, sonra 1913’te ve 1917’de kazılar yapılmış. 1959’da Ara Güler Tavas çevresinde dolaşırken karanlıkta yolunu kaybedince uzaktaki bir ışığa doğru gidip Geyre köyünün kahvesine ulaşmış. Kahvedeki mermer parçalar çok ilgisini çekmiş, sormuş kahveciye bunlar nedir diye. Kahveci de yarın gündüz gözüyle göreceklerinize şaşıracaksınız diye yanıtlamış. Ara Güler ertesi gün yanındaki tüm filmleri bitirmiş. Çektiği resimleri muhabiri olduğu yabancı dergilere yollamış. Bu dergilerden birini New York Üniversitesi’ndeki genç Prof. Dr. Kenan Erim görünce hemen kararını vermiş: Bundan sonraki yaşamı Afrodisias’a adanacaktır. 1961’de kazılara başlamış.

Peki, Afrodisias nasıl Geyre oluyor?

BEKTAŞ – Geyre, eskil çağ devleti Karya adının bugüne gelirken değişmiş biçimi. Karya’yı buranın yerli halkı Kar’lar kurmuş. Afrodisias bu ülkenin başkenti. Aynı zamanda bereket tanrıçası Afrodit kültünün kenti. Sezar ile Octavius kendilerini Afrodit ailesinden sayarlarmış. O nedenle özellikle Pax Romana döneminde kent çok gelişmiş. O çağda bilinen yeryüzünün kültür sanat merkezi… Kentin yaslandığı Babadağ’dan (Salbakos) çıkarılan, yontuya çok uygun, ışık saçan mermerle, Afrodisiaslı heykelciler kenti yeryüzünün en önemli yontuculuk okulu durumuna getirmişler.

Bizans döneminde de Karya eyaletinin başkenti olan kentte Metropolitlik kurulmuş, adı da “Haçın Kenti” Stavropolis olarak değiştirilmiş. 7.- 8. yüzyıllarda Arap talanları ve yoksulluk, ardından sıtma, 1344’te de çok büyük bir deprem olunca kent boşalmış. 18. yüzyılda Yörüklerin gelip Afrodisias’ın üzerine Geyre’yi kurmalarına kadar kimse uğramamış buralara.

Afrodisias’a adanan bir yaşam…

– Kenan Erim’e dönersek…

BEKTAŞ – Kenan Erim 30 yılını vermiş buraya, bütün yapıları ortaya çıkaran o. Son olarak da Sebasteion’u. Bir tür tapınak. Bir mermer caddenin iki yanında üçer katlı iki yapı, bu yapıların yer katları dükkân. Birinci katlarında mitolojik olayları, tanrıları anlatan; ikinci katlarında da Roma imparatorlarını tanrılaştıran kabartmalar var.

– Neden bu kadar önemli bu kabartmalar?

BEKTAŞ – Tamamı toprak altında kaldığından günümüze dek korunarak gelebilmişler. Her biri gerçekten önemli bir yontuculuk yapıtı ve konuldukları yere göre tasarlanmışlar. Kenan Erim’in düşü bunları bir yapıda koruyabilmek, bu nedenle orada bir müze yapılmasına önayak olmuş. Yaklaşık 20 yıl önce de bu müze gerçekleştirilmiş. Ancak, daha sonra çıkan bütün buluntuları alabilmesi olanak dışı.

– Ek yapının öyküsü de böylece başlıyor sanırım…

BEKTAŞ – Evet, eski müzeden geçilebilen yeni bir yapı düşünülmüş. Bu yeni bölümün tasarımı için ilk öneri istenen İtalyan kökenli Amerikalı mimar Cezar Pelli’ nin çözümü İtalyan Rönesansı biçeminde. Oysa Afrodisias’ın 5000 yıllık tarihinin yalnızca 200 yılı Roma. Bu nedenle başından beri bu kazıları destekleyen, parasal yardım sağlayan Geyre Vakfı bu çözümü onaylamamış. Ardından başvurulan İngiliz Peter jenkins ile Mehmet Berker ören yerine girişteki alana üç cam kutu yerleştirmeyi önermişler. Vakıf bunu da onaylamamış. Sonra benden öneri istediler.

Mimarlık çağının tanığı olmalı…

Ben önce Bakanlık ve ilgili kuruluşlarıyla bağlantı kurarak yapının yerleştirilebileceği en doğru yeri saptadım. Burada kazı ekibince bir bilimsel kazı yapıldı, önemsiz bir iki Roma ve Bizans duvar kalıntısından başka bir şey çıkmadı, ama bu kalıntılara da dokunmak istemediğimiz için, yapıyı betonarme kazıkların üzerine bir çelik konstrüksiyon olarak düşündüm. Böyle de gerçekleştirildi.

Yapı bir yandan boyutlarıyla Sebasteion’u anımsatıyor, bir tapınak oylumunu çağrıştırıyor; bir yandan da gerçek anlamda çağdaş. Bizim yaptığımız her şey çağımızdan bir belge olmalı diye düşünüyorum. Vakıf ve kazı ekibindeki arkeologlar sonuçtan çok mutlu oldu. Kenan Erim’i yitirdikten sonra Afrodisias kazılarının başına İngiliz Prof. R.R.R. Smith gelmişti. Bütün çalışmalar onunla ve öteki arkeologlarla uyum içinde yürütüldü. Özellikle kazıların başından beri Kenan Erim dönemi de içinde olmak üzere görev almış olan arkeolog Orhan Atvur ve Geyre Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Mesut Ilgım bu konuda bana en çok yardım eden insanlardı. Ama Sayın Ömer Koç’ un başkanlığını yaptığı Geyre Vakfı’nın kültür ve çağdaşlık bilinciyle gerçekleşti her şey.

– Sebasteion restore edildi mi ya da edilecek mi?

BEKTAŞ – Bu konuda çok deneyli ve Afrodisias âşığı Avusturyalı iki mimar, Thomas ve Gerhard özgün yapıyı onarıyorlar, ama bu bir koruma onarımı.. yani tüm yapı ayağa kaldırılmayacak, bir köşesi özgün biçimine getirilip yontuların kopyaları buraya yerleştirilecek. Özgün yontular yeni yapıda korunacaklar.

Egemen Berköz
Kaynak: Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir