İstanbul Adalar açıklarında 3 gün önce başlayan ve 117’yi aşan ‘deprem fırtınası’ beklenen Marmara depremini akıllara getirdi. Sarsıntıları inceleyen uzmanlar, mikrodepremlerin büyük kırılmayı tetikleyebileceği uyarısını yaptı.

İstanbul’da Adalar açıklarında başlayan ve son üç gün boyunca devam eden sismik hareketlilik, gözleri bir kez daha olası Marmara depremine çevirdi. Kandilli Rasathanesi, büyüklükleri 0.7 ile 3.2 arasında değişen en az 117 depremin çözümlendiğini duyurdu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünün hemen ardından yaşanan bu deprem fırtınası, İstanbul’un yanı sıra Tuzla ve Çınarcık gibi çevre bölgelerde de hissedilerek endişe yarattı.
Uzmanlar, mikro deprem aktivitelerinin tek başına büyük bir depremin habercisi olmadığını ancak tetikleyicisi olabileceğini ifade ederken fayın kilitli yapısı ve biriken enerji üzerindeki tartışmalar yeniden alevlendi. Bazı uzmanlar mikro depremlerin fayın kilitli yapısı nedeniyle büyük bir kırılmayı tetikleyebileceğini savunurken, bazıları mevcut tekniklerle bunu önceden bilmenin imkânsız olduğunu ifade etti. Deprem uzmanları, mevcut sismik verilerle kesin bir deprem zamanı verilemeyeceğini ve verilmesinin de doğru olmadığını vurguladı.
ENERJİ BİRİKTİRİYOR
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Sismoloji ABD Öğretim Üyesi Doç Dr. Savaş Karabulut, şu ifadeleri kullandı: “İnsanlar alışılmış bir duyguyla deprem olsun istemiyorlar. Şunun altını kesinlikle çizmek gerekiyor: Hiçbir bilimsel yayında ‘Marmara’da deprem olmayacak’ ya da ‘Adalar segmentinde deprem gerçekleşmeyecek’ şeklinde bir ifade yer almaz. Bilimsel yayınların tamamı; Kumburgaz fayı üzerinde 7.1 – 7.2, Adalar Fayı üzerinde ise 7.2 ile 7.6 büyüklüğü arasında depremler veriyor. Bilimsel veriler, her iki fayın da çalışacağını ve 7’den büyük deprem üreteceğini net bir şekilde söylüyor. Bu bölgede çok sayıda jeofizik çalışması yapıldı. Depremler yer kabuğu içerisinde meydana geliyor. Marmara’da da ortalama deprem derinlikleri 5 ila 25 kilometre arasında değişiyor. Bugüne kadar Kumburgaz Fayı üzerinde çeşitli depremler oldu. Ancak Adalar segmentinde bunu göremedik. Adalar’da sadece mikro deprem aktivitesi izliyoruz. Adalar segmentinde büyük bir deprem göremememizin nedeni, oradaki kabuğun yaklaşık 30-35 kilometre derinliğe kadar inmesi ve son derece sağlam, rijit bir yapıda olmasıdır. Kırılmak yerine enerji biriktirmeye devam ediyor.”
Karabulut şöyle devam etti:
“Bizim ‘asperiti’ dediğimiz, fayın çok sağlam ve kilitli olan alanları vardır. Bazı bölgelerde, örneğin Tekirdağ ve Ganos tarafında ‘akma’ (creep) dediğimiz durum yaşanır. Yani enerji birikmeden yavaş yavaş boşalır. Fakat Doğu Marmara segmentinde kilitli alanın alt ve üst sınırlarında bu tür mikro çatlaklar ve mikro depremler meydana geliyor. Bir depremin ‘öncü deprem’ olup olmadığını ancak arkasından daha büyük bir deprem gerçekleştikten sonra kesin olarak söyleyebiliriz. Yine de 1999 depreminden önce de Marmara’da benzer deprem fırtınaları yaşanmıştı. Bu yüzden sismologların bu mikro deprem aktivitesinin derinliklerini ve mekanizmalarını yakından takip etmesi gerekir. Özetle, yer altındaki malzemenin davranışına bakarak yorum yapıyoruz. Doğu Anadolu’daki malzeme simit gibi gevrek bir yapıdayken, Marmara tamamen rijit bir tutum sergiliyor. Mikro depremler daha büyük bir depremin habercisi veya tetikleyicisi olabilir mi? Evet, doğadaki olaylar birbirine bağlıdır ve tetikleyebilir. Ancak elimizdeki mevcut verilerle ‘Bu mikro depremler kesinlikle büyük bir depremin habercisidir’ demek de ‘Şu yılda deprem olacak’ diye tarih vermek de ne yazık ki bilimsel değildir. Uluslararası literatüre baktığımızda tek bir gerçek var: Marmara’da deprem riski mevcuttur.”
ADALAR FAYI AKTİF
Jeofizik ve Deprembilim Uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise “Biri öncü deprem değerlendirmesi yapıyorsa bunun arkasından ne büyüklükte ve ne zaman kuvvetli bir deprem olacağını da belirtmesi gerekir. Hangi kritere göre öncü? Bu tür belirsiz açıklamalar halkta ciddi endişeler yaratır. Konu deprem olunca bizlerin neden her kuvvetli depremde yıkıldığımızı ve can kaybı verdiğimizi sorgulamamız gerekli. Mevcut deprembilim teknikleri ile bir deprem etkinliği veya fırtınası sonrası bir kuvvetli veya büyük depremi önceden bilmek mümkün değil. Bir konuda yapılan bilimsel araştırmalar halen kesin bir tespit yapacak durumda değil Marmara’nın en aktif faylarından biri olan Kuzey Marmara Fayı’nın bir parçası olan Adalar Fayı üzerindeki bu deprem etkinliği olağandır. Bu etkinliği inceleyip bunun öncü deprem etkinliği olduğunu söyleyecek bir bilimsel dayanağımız yok. Olaya bütüncül baktığımızda Kuzey Marmara Fayı’nın kuvvetli deprem oluşturma potansiyeli her zaman vardır. ‘Deprem olduğunda karşılaşacağımız yıkımı ve can kaybını nasıl azaltabiliriz’ sorusunun daha fazla gündeme alınması önemlidir” dedi. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de depremlerin öncü olup olmadığının ancak daha büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda anlaşılabileceğine dikkat çekti.
HAZIR DEĞİLİZ
Uzmanlar uzun süredir olası Marmara depremine işaret ederek dirençli kentler yaratmak adına iktidara sesleniyor. AFAD’ın “Kırmızı Eylem” planında da İstanbul’da yüksek deprem riski taşıyan 100’den fazla semtte acil dönüşüm yapılması gerekti belirtiliyor. Yılın başından bu yana ise uzmanların riskli diyerek işaret ettiği ilçelerdeki binalar hiçbir dış etken olmaksızın kendiliğinden yerle bir olduğu görülüyor. Basına yansıyan haberlere göre, megakentte 2026 yılının Ocak ayından bu yana resmî tahliye, mühürleme ve istinat duvarı çökmeli olay meydana geldi. Ülkede ve megakent İstanbul’da bazı veriler şöyle:
• Ülkede 10 milyon civarında olan yapı stokunun 6-7 milyonunun riskli statüde.
• Ülke genelinde 18 bin 910 toplanma alanının büyük bir kısmı imara açıldı.
• İstanbul’daki 600 bin riskli yapı stokunun yüzde doksanı yıllardır yenilenmedi.
• İstanbul’da 2001’de 512 olarak belirlenen acil çıkış yollarının çoğu şu an otopark.
Kaynak: Birgün


