ABD’den ‘Sulukule’yi koruyun’ mektubu

4 Dakika Okuma Süresi

Helsinki Komisyonu’nun eşbaşkanları Alcee Hastings ve Ben Cardin, Başbakan Erdoğan’a gönderdikleri mektupta, yenileme projesinin uygulanması yerine, eski mahallenin korunmasını ve Roman halkının o bölgede yaşamasına izin verilmesini istediler

ABD Kongresi’nin en etkili kuruluşlarından biri olan Helsinki Komisyonu’nun eşbaşkanları Demokratik Parti Florida Milletvekili Alcee Hastings ve Demokratik Parti Maryland Senatörü Ben Cardin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup göndererek, İstanbul‘daki Sulukule’nin yıkılmamasını istedi.
Hastings ve Cardin, geçmişi 1054’e kadar uzanan bu tarihi bölge sakinlerinin, kentin 40 kilometre dışına yerleşmeye zorlandığını iddia ederek, “İstanbul Dönüşüm Projesi kapsamında, 1054’ten bu yana Roman toplumuna ev olan Sulukule’nin, villa tarzı evlerle yer değiştirmek üzere yıkılacak olmasından derin bir rahatsızlık duymaktayız. Bu kent yenileme projesinin talihsiz sonucu, sadece tarihi bir mahallenin yıkımı olmayacak ve 3 bin 500 Sulukule sakini, kentin 40 kilometre dışındaki Taşoluk bölgesine veya sokağa taşınmaya zorlanacak” dediler.

Irkçı ayrımcılık
Mektupta, Romanların, “Avrupa’da halen en geniş, fakir ve en hızlı büyüyen azınlık” olduğu ve çeşitli ırkçı ayrımcılıklara hedef oldukları belirtildi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) 1999 İstanbul zirvesinde, Türkiye ve diğer bütün AGİT ülkelerinin, bu toplumun karşı karşıya kaldığı zorlukları kabul ederek, tam fırsat eşitliğinin sağlanması yönünde etkili tedbirler almayı kararlaştırdığı hatırlatıldı.

ABD’li parlamenterler, AGİT kurallarının izlenmesi görevini üstlenen ABD Helsinki Komisyonu’nun, özellikle İstanbul’daki Roman halkının durumundan endişe duyduğunu belirttiler.

Romanlar çıkarılmamalı

Mektupta, İstanbul’u yenileme projesinin uygulanması yerine, Roman halkının o bölgede yaşamasına izin verilmesi ve eski mahallenin korunması istenerek, aksi takdirde Roman toplumunun dağılmaya zorlanacağı ileri sürüldü. Mahalle sakinlerine, proje çerçevesinde yapılacak evleri satın alma imkânının önerildiği kaydedilen mektupta, evlerin pahalı olması ve Romanların işsizlik ve gelir sorunu dolayısıyla bunun, “boş bir jest” olduğu ifade edildi.

ABD, 1975 Helsinki Anlaşması kararları çerçevesinde, AGİT kararlarının uygulanmasını izlemek üzere, bir hükümet kuruluşu olarak Helsinki Komisyonu’nu oluşturmuştu.

Helsinki Komisyonu

ABD, 1975 Helsinki Anlaşması kararları çerçevesinde, AGİT kararlarının uygulanmasını izlemek üzere, bir hükümet kuruluşu olarak Helsinki Komisyonu’nu oluşturdu. İnsan hakları uygulamalarının uygunluğunu izleyen komisyonunun 9 üyesi ABD Senatosu’ndan, 9 üyesi ABD Temsilciler Meclisi’nden oluşurken, ABD Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve ABD Ticaret Bakanlığı’ndan da birer üye bulunuyor.

Sulukule sakinleri tedirgin

Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında Sulukule olarak bilinen bölgedeki 355 adet parsel boşaltılacak. Hak sahiplerine Gaziosmanpaşa Toşoluk bölgesinde, TOKİ tarafından yaptırılacak olan konutlardan becayiş (karşılıklı yer değiştirme) yöntemiyle devir alacak. Becayişte anlaşma sağlanamazsa TOKİ kamulaştırma yapacak. Taşoluk’a gitmek istemeyen hak sahiplerine, bedeli TOKİ ödeyecek. Sulukule’ye de tarihi Bizans surlarına uygun çağdaş standartlarda konutlar yapılacak.

Bu işin teknik yönü…

Bir de yıllardır Sulukule’de yaşayan, burada çalışan halkın söyledikleri var. “Nereye gideriz?” diyorlar, bir de kendileri için, eğlence için gelenlerin onları nasıl bulacağını düşünüyorlar.

Ayrıca, Sulukule’de yaşayıp çoğu kiracı olanlar hak sahibi olarak ev de alamayacak. Onlar daha da dertli.

Kaynak: Milliyet

6 Yorum

  1. Fevzi Alkan

    Yeni bir çağa girdik. Artık dünya eski sınırlarla ayrışmış bir dünya değil. Düşünceler, mallar cirit atıyor ortalıkta, insanlar için henüz bu gerçekleşmiş olmasa da yakın gelecekte bunun da yaşanacağı ortada. Örgütlenmeler daha şimdiden ya gerçek anlamda fiilen, ya da aracılarıyla (Dünya Ticaret Örgütü (ticareti geliştirme programı)-UİA Pekin-Mimarlar Odası-SMG) dörtlemesinde olduğu gibi görünür görünmez birçok yoldan dünyayı sarmış durumda.
    Dolaysıyla Amerikan Konsolosunun Sulukule ilgisini de garipsememeliyiz. Sorun bu duruma geleneksel sol kesim hangi yeni açılımlarla karşılık verecek. Söz gelimi malları pazarlamaya yönelik bir SMG olayına, Mimarların uluslararası dayanışmasını mesleki bazda güçlendirecek yeni oluşumlarla karşılık verebilecek mi? Ve Sulukule için alternatifler üretmek üzere harekete geçilebilecek mi? Sözgelimi bir Sulukule Kooperatifi kurulabilecek mi? Yada uluslararası çingene kuruluşlarıyla ilişkiye geçip örneğin içinde tanıtıcı kültürel bir etkinliğin de olduğu ses getirecek bir sözgelimi şenlik mi düzenleyecekler? Sözkonusu kültürün evrensel boyutunu mu sunacaklar.
    Yoksa boş teneke misali aynı sözler, aynı espriler, aynı ses tonlarıyla tekrarlanmaya devam mı edecek?
    Sulukuleye uzun zamandır gitmedim. Umarım bu söylediklerim çok geç kalmamıştır.

    Saygılarımla.

  2. nejla kır

    Sulukule’nin en etkili savunmasını bence bundan sonra Amerika’nın İstanbul konsolosu yapsın, bu iş çözülsün. Fakat bilmek isterim ki, orada yaşayanlara Amerika maddi yardım da yapacak mı, barınma imkanlarını geliştirecek mi? Yok hayır, şimdiki durumunuzu devam ettirin mi diyor sadece. Hazır bence dünyanın bu süper gücü ilgilenmişken kesenin ağzını da açsın biraz.

  3. resmiye ünal

    bende bu ABD destekli Sulukule meselesini merak ettim doğrusu. bir anti emperyalist olarak tüylerim diken diken oldu. bu iş Amerikaya’mı kaldı şimdi. ne zamandan beri ilgileniyorlardı acaba, uzun süreden beri mi yakın ilgi gösteriyorlardı? Öyleyse durup bir bakmak lazım.

  4. Seyfettin Akgün

    Sulukule’de ve benzeri yerlerde mülk sahipliğine dayalı dönüşüm modelinde bazı eksiklikler olabilir. Hiç bir model zaten bütün tarafları memnun edemez. Bu konuyu dile getirenlerin orada yaşayanları bir tarafa ayırırsanız aslında orayı temsil iddiasındaki sivil toplum görüntüsünde bazı kişler ve ve yine orasıyla ilgili sahici bağları olmayan kişiler olduğunu görürsünüz. Meslek odalarını filan saymıyorum. Dolayısı ile temsil etme ve orada yaşayanların haklarını savunma bir temele dayanmaksızın duygusal yahut iyi niyetle olduğunu farzedelim; şu duyarlılık sonucudur. Yine çok iyi niyetlerle madem burada bir dönüşüm yaşanıyor burada yaşayanlar daha çok pay alsın istemi ise bence bir sakınca yoktur ve bu iyi bir dilek olarak herkesim tarafından arzu edilir elbette.
    Bir yerde fakir halka bir yönetim yardım etse etme diyen olur mu? Dajha fazla edeyim mi diye sorsa, hayır az yardım et denebilir mi? Ancak olay bir sitem haline geldiğinde bir dönüşümün yıllara dayalı bütün haksızlıkları, mağdurlukları tek celsede nihayete erdirmesi zannımca mümkün değilidir. Bu bir süreç işi.
    Benim merka ettiğim toplumun daha sağlıklı yaşaması için bir hamle yapıldığında (bu modellerin sonuçlarını tümüyle onaylıyorum anlaşılmasın, sonuçlarıyla göreceğiz) hayır öyle kalsın demek ne derece doğrudur? Kentlerdeki dönüşüm, illa bir dönüşüm yapacağız diyenlerle hayır biz bütün yoksulluğumuzla bu şekilde yaşayacağız ikilieminde çözülemez. Aslında toplum, yaşam koşullarında ciddiye alacağı küçük bir ilerleme bile görse oraya meyil eder. Ama zaten orada hiç bağları olmayanlar, o yoksul koşullarda hattızatında hiç yaşamayanlar, kendileri jiple dolaşıp oturduğu yerden sanki bu yoksul kesimlerin sözcüsü gibi davrananların yönlendirmeleri işleri daha bir çözümsüz yapmaktadır.
    Sulukule halkı için var olan hayatlarını bir adım iyileştirecek birşey daha önce bu zevatın aklına gelmiş miydi? TOKİ oradan çekilsin gitsin, sizin oradaki yaşamı düzeltecek bir formülünüz var mı?
    Söylemek istediğim, birşeyi beğenmemek hürriyetimiz tabki vardır fakat sürüp giden jent fakirliğine ait hiç laf etmeden yapılan kahramanlıkları çok ucuz buluyorum.

    Varsayalım hepsini yanlış uyguluyorlar, rant için bunu yapıyorlar. (bu madelin içinde bir kısım karlılık olduğunu kimse saklamıyor başka türlü devlet bütçesi ile tek taraflı maliyetin üstlenilmesi lazım) İstanbul’da şu anda adlarından bahsedilen alanlar bütünün içinde %1 bile değil. Geri kalan %99 için siz birşey yapın, kenti siz kalkındırın, koruyun, onarın, hayatları mutlu edin.

    Şimdi ABD konuyu dert edinmiş. Umurumda değil ayrıca çok saçma. İş nerelere geliyor bakın. Dönüşümü savunanlar AKP li, ona hayır diyenler için şimdi ne diyeceğiz? ABD’ ci mi?

    Bir an önce aklı selim ve düzgün bakış gerekli bizim için. Dışardan konuşmak, jipinden inip kendini “toplum hakları savunucusu” zanneden yönetici adamlar Sulukule’de bir gece yatsınlar bakalım, o bakkaldan onlar alışveriş yapsınlar, onlar doğru dürüst tuvaleti olmayan evlerde 24 saat geçirsinler. Nasıl düşünürlerdi acaba???

    Saygılar

  5. Melek Genli

    Aman Sulukle, oh oh, oh.
    Şaka gibi ama değil.
    Diyor ki ABD’ li yetkili “Romanların, “Avrupa’da halen en geniş, fakir ve en hızlı büyüyen azınlık” olduğu ve çeşitli ırkçı ayrımcılıklara hedef oldukları belirtildi.”
    ABD ırkçı ayrımcılığa karşı.
    Gülelim bari hep beraber.
    Doğan medya neler kadirsin gerçekten.
    Sultanahmet için de sıkıştırmıştın hükümeti.
    Şimdide Sulukule lobisi mi yapıyor acaba?
    Neymiş bu Hilton otel intikamı böyle. Sen bana Hilton için izin vermez misin?
    ABD Sulukule’de kentsel dönüşüme karşı…
    Çok dramatik.
    ABD desteğini Sulukule derneği temsilcisi televizyonda “burayı bütün dünya biliyor, burası bir marka” diyerek savundu.
    İlginç gerçekten.

    Saygılarımla efendim.

  6. pervin ulaş

    Sulukule’ye müjde ! Sonunda ABD geldi mazlumun ahına parmak bastı, hükümetimizin başkanına “rica” dabulundu. Sulukule halkı ve kültürünün savunuculuğu böylece ABD ye düşmüş oldu.
    Ne acayip işler oluyor gerçekten. Filistin’i eski Sovyet bloğunun “barış duvarları” gibi duvarlar arasına hapsedip parça parça yerleşimlere çevirenlere göz yumanlar, Afganistan’ı ve Irak’ı işgal edip yerleşim yerlerine bomba yağdıranlar iş Sulukule’ye gelince “bu kültürü koruyun” demişler.

    Demokratik Parti Florida Milletvekili Alcee Hastings ve Demokratik Parti Maryland Senatörü Ben Cardin işe soyunmuş ve izleme raporuna koymuş. Yani iş ciddi. Bir de ülkemizin büyük medyası en üstten ve yarım sayfa vermiş konuyu. İş çok ciddi anlaşılan.

    Artık Sulukule mevzusu çok daha kolay savunululr, arkada Amerika var nasıl olsa.

    Saygılarımla.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir