Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp
Y Müh Mimar Kentbilimci
Bu işi bende 1973 lerde yaptım. Genç bir mimardım. ITU Mimarlık Fakültesi’nden yeni mezun olmuş, Ord. Prof. Emin Onat Hocamın Kürsüsüne asistan atanmıştım. 500 kişi kapasiteli Of Sahil Camii’ni Vakıflar İdaresi’ninde kullandığı tipik ve klasik üslupta çizdim. Yapılırken gidemedim, bittikten sonra gittim gördüm, beğendim. Ağaçlar arasında iddiasız, sade bir cami olmuştu.
Ancak mesleğimde olgunlaştıkça anladım ki bir mimari yapıt gününün değerlerini, anlayışını, işçiliğini, malzemesini, teknolojisini, kısaca kültürünü yansıtıyorsa değerlidir. O eser inşa edildiği güne aittir ve gelecek kuşaklara o günü taşıyacaktır. Aynen binlerce yıl evvelinden gelen arkeolojik buluntuların dönemlerinin yaşam tarz ve kültürünü bugün bize aktardıkları gibi. Mimaride eskiyi taklit ancak özel koşullarda yapılmalıdır. Bir bakıma Sinan dahi kendini tekrar etmemiş, her eserinde yeni bir plan şeması, yeni bir geometri, yeni bir taşıyıcı sistem aramıştır.
Camiler taş taş üstüne konarak inşa ediliyor ve harikalar o kısıtlı imkanlar ile yaratılıyordu. Bir mucize olsa da Ser Mimaran-ı Cihan Koca Sinan mezarından çıkıp yeni bir anıt cami çizse hiç şüphesizdir ki bu yeni eseri eski camilerine benzemeyecektir.
Ve O, üstün dehasıyla günümüzün ileri teknoloji ve malzemeleri konuşturacak ve bilişim çağını yansıtan, dudaklarımızı uçuklatan yeni şaheserler yaratacaktır.
Suret Camiler Yetsin Gari…!
Bizler asırlardır kolay yolu seçip, orijinalin sağını solunu biraz değiştirip Sinan ve onun talebelerini kopyalıyoruz. Hiçbir sanatsal ve mimari değeri olmayan suret camiler çiziyor ve inşa ediyoruz. Işık tutan birkaç istisna dışında, bir taraftan Selçuk veya Osmanlı Camiinin zihinlerimize kazınmış sembolik ve ulu değerlerini kaybetmeyen, diğer taraftan da çağımızın teknolojik imkanlarını sonuna kadar kullanan ve günümüz değerlerini yansıtan cami projeleri üretemiyoruz. 500 yıl sonra bugün Koca Sinan’ı kopyalamak bir bakıma beceriksizliktir. Sinan’a saygısızlıktır. Bizim halen yapamadığımızı diğer alemler maalesef çoktan başarmıştır. Meydanlardaki muhteşem katedralleri tarihin mirası olarak korumuş, ancak betonarmeyi, camı, alüminyumu, çeliği, doğal ahşabı kullanan ultramodern, ancak mütevazi kiliseler ve şapeller yapmışlardır.Öne çıkan bir istisna rahmetli meslektaşım Vedat Dalokay dır. Minareleri füzeye benziyor hastalıklı varsayımı ile temelleri dinamitlenerek yapımından vazgeçilen Kocatepe Camii projesi ve Pakistan, İslamabad Kral Faysal Camii ile bu sihirli sentezi ustaca başarabilmiştir. Ben 1985 lerde Riyad Büyükelçilik Yerleşkesi’ni yaparken Vedat Ağabey de aynı yerde Pakistan Büyükelçiliği’nin inşaatını almış olan Türk firmasının danışmanı idi. Hafta sonları, Perşembe ve Cumaları Riyad da bizim şantiyede oturup sohbet ederdik.

Her defasında elime sarılır ‘Ahmet Bey Kardeşim, Büyükelçiliği 4/4 lük yapmışsın, çağdaş ancak Türk-İslam kokuyor, müthiş bir sentez başarmışsın, Ata’yı da buraya getirmişsin’ derdi. Kançılarya Binasını Anıt kabir ‘e benzetirdi..Haklıydı da.(ekli). Ilgili Suudi otorite tarafından geri çevrilen Projeyi onaylatmak için Suudi Kral ile C. Başkanımız Kenan Paşa’nın ikili görüşmesini beklemek zorunda kalmıştık.

‘Taksim Cumhuriyet Camii’ Doğru Bir Projedir…
Mayıs Başında Sofya da gerçekleşen Dünya Mimarlık Zirvesinde tamamı Hristiyan jüri tarafından Dünya Mimarlar Birliği UIA nın 1.Ödülü’ne değer görülen ‘Taksim Cumhuriyet Cami & Dinler Müzesi’ 2 yıllık geniş bir ekip çalışmasının ürünüdür, Bir taraftan Osmanlı Camii‘nin sembollerini gizemli bir biçimde korumakta, diğer taraftan da çağdaş teknolojiyi sonuna kadar kullanarak günümüz değerlerini yansıtmaktadır. Projenin sahibi Belediye Reisliği yıllarında Sn. Erdoğan’ın başkanlık ettiği ‘Taksim Camii Kültür ve Sanat Vakfı’dır. Proje kısmen açıklandıktan sonra gelen binlerce mesajın en azından %80 i projeyi desteklemiştir. Kanımca ‘Taksim Cumhuriyet Camii’ projesi eskiyi kopyalama yanlışına ve kolaycılığına kaçmadan Sinan’dan, Dalokay dan ders çıkaran, Cumhuriyet değerlerini yansıtan, kültürlerarası barışı çağrıştıran, ve inanıyorum ki Ata’mız bugün bizimle olabilseler Onun da takdirlerini kazanabilecek, doğru bir proje, doğru bir üslup, doğru bir mesaj dır..
(Vakfın olurlarıyla Taksim Cumhuriyet Camii & Dinler Müzesi ileriki günlerde bir basın toplantısı ile detaylı biçimde kamu oyuna sunulacaktır)






10 Yorum
Adil Güreli
Sinanın tek bir tip camisinden bahsetmek mümkün değildir. Örneğin tek minareli, semt ölçeğinde bir cami olan Şemsi Paşa’dan dört minareli devasal Süleymaniye’ye yaptıranın konum ve yapılan yerin özelliklerini içeren camiler vardır. Örneğin Recep Tayyip Çamlıca’ya cami yapmaktan bahsederken ikinci bir Süleymaniye yapmayı kastetmektedir. Biz İstanbul’u işte böyle alır, fetih eder, işgal eder, gecekondu/kaçakyapılarla donatır sonra da üstlerine tıpkı İspanyolların Meksika’da yaptıkları gibi dini değil ama işgali anlatan camiler yaparız demekte, fakirlik, yoksulluk, cehalet, sağlıksız ortamlar kıskacında/kompleksindeki cemaati de bundan dini nedenlerle olmasa bile komplekslerinden ötürü büyük bir haz duymaktadır.
Tüm bunlar İslamiyete inanılmaz büyüklükte zararlar vermekte, aleyhinde açılan kampanyalara su taşımakta, Sinan’dan çıkartılamayan dersler İslamiyete büyük darbeler olarak geri dönmektedir. Yunus Emre’lerin, Mevlana’ların, Ömer Hayyam’ların ve tabi ki Sinan’ların İslamiyetine çok yazık olmaktadır.
muharrem
Hiç oturup bir şadırvandan abdest aldınız mı, özellikle yeni camilerde…
Bunalrda temel sorun abdest almayan insanlar tarafından inşa edilmeleridir. O yüzden abdest alan bir insan bunalrda bir hayli zorlanır.
Sayın ALp, Sinan’ın şeklen kopyasını eleştirmesinde haklı, ancak maalesef onun yaslandığı yüce duyguların zerresi kendisinde yok!
Gösteriş merkaında, tevazudan, hepsinden öte Cami mefhumun metafizik düzlemini var eden Tevhid ilkesi ve Sünneti Peygamber’e ittibanın kokusu duyululmuyor.
İçinde namaz mı kılınacak bu caminin, yoksa bir biblo mu var edeceksiniz? Cami, İslam’ın mescididir! Dinler ne demek Allah aşkına? Hangi dinler?
Zavallı mimar, çöken entellektüel tasavvurda, kendisine iş kotaracak bir define arıyor galiba..
Gitsin gökdelen yapsın böyle tipler..
Bizim camilerimiz bize bıraksın..
Biz Taksim’de bir seccade serer namazımız kılarız!
Muhtar Sami Alimoğlu
Sayın Prof.Dr.Ahmet Vefik Alp’in projesine yüklediği anlam çok ilginç ve bence bir benzeri Köln Camisinde. Her iki camide de mimarlar gökyüzünü, dolaysıyla dini simgeleyen kubbeyi parçalamışlar. Yukarıdaki örnekte ince ince dilimlere ayrılmış ve aslında bir harabe imajı kullanmış. Almanya’daki örnekte kubbe parça parça ayrılırken burada aynı etki daha zarif bir şekilde parçalanmalarla gerçekleşmiş., Simgesel dil özellikle minarede daha da iileriye gitmiş ve Peygamber dönemi islamiyetinin yani Ehli Beyt’in gövdesi üzerine adeta bir zafer bayrağı gibi yükselen ve dört meszhebi simgeleyen alemler yerleşmiş. Ancak onların yerleşim şekilleri de harabe simgesini güçlendirmiş. Dalokay’ın uzaya giden insanlığı simgeleyen camisinden 11 Eylül sonrası İslamiyeti simgelene camilere çok yok gitmişiz.
Şahin Balcı
Klasik bir camiyi alıp kubbesini ince ince çizgilerle bölmek yeni bir yapı yapma anlamına gelir mi? ben çok ikna olmadım.
İslamiyet bir cihad ve ganimet dinidir. Dini yaymak için cihad karşılığını almak için ganimet. Ganimet, müslüman olmayanların malları, özgürlükleri, aileleri… dir. Yani bir tür gasp mallarıdır. Son dönemlerde yapılan camiler de bu anlayışla yapılmaktadır. Minarelerin ne kadar ezanla ilgileri varsa caminin mimarisinin de o kadar islamiyetle ilgisi vardır.
erkan dağ
böyle yoruma örnek olarak bu cami … sizin değiminizle Ahmet bey, “olmadı sayın mimarım”
Anonim
bir de yorum yapanların ne dediğini anlayabilsek..
lütfen en azından yazdıklarımızı bir kere başka bir gözle okuyup, herhangi bir anlam ihtiva edip etmediğini kontrol edelim. nokta virgül de kullanırsak yazdıklarınızı okurken kriptolog gibi hissetmeyiz. saygılar.
osman akcit
Uzun zamandan beri Türkiyenin mm. nin 500 yillik mimari ile devam emeleri, ayni EBRU SANATINIDA %== DAHA ESKI YÜZYIL TEKNIGINDE YAPILMASININ BASIMI KURCALADIGINI BELIRTMEK ISTERIM,
Anonim
hocam affınıza sıgınarak sizin dilinizle soruyom sinankim sanki su yeryüzünde ki avrupalılar gibi bazı insanlar büyügü küçügü geri attılar sizdede öyle bi kanı dogdu sinan dediginiz kişiyle siz aynı yaş ve aynı devirdemi yaşadınız haddime deg,il ama sorayım bi dedim yapmayın ocam örnek insansınız bakın ben size hocam deyom ahmette deye bilirdim
mustafa ak
Ahmet bey söylem düzeyinde kopyalamayalım demeniz belli bir mimari kaliteyi öngörmesi bakımından çok olumlu. Fakat sizin Taksim camisi dediğiniz çalışma haddim olmayarak söylüyorum fazla ham ve sadece bir imaj durumunda.
Recep TAC
sayın meslektasım aklına fikrine bilgine eline ve kalemine saglık. Diliyorum. Tektas yuzuk gibi bir proje ve eser olmus.Kutluyorum.