Orman vasfını yitiren alanların satışını öngören yasa raftan indiriliyor. Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya uyarıda bulundu: 2B, Türkiye ormanlarının idam fermanıdır.

Hükümet, geçen dönem Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ in vetosu nedeniyle uygulanamayan 2B arazilerinin satışını, en önemli kaynak beklentisi olarak yeni dönem için programına aldı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ ın çok güvendiği ancak, geçen dönem Cumhurbaşkanı Sezer’e takılan orman vasfını yitirmiş arazilerin satışıyla ilgili anayasa değişikliği, yeni dönemde iktidarın en büyük projelerinden biri oldu. Önümüzdeki günlerde TBMM’de okunması beklenen hükümet programına göre, 2B arazileri iki bölüme ayrılarak satışa sunulacak.
Kesin onay

Onlarca yıldır orman köylülerinin kullandığı orman vasfını yitirmiş araziler bir grupta satılacak. Hükümet, 2B statüsündeki yerlerin imar düzenlemesiyle orta vadede 50-60 milyar dolar gelir bekliyor.

2B ile ilgili anayasa değişikliğini geçen iktidar döneminde yapıldı ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosu nedeniyle referanduma götürmek gerektiği için askıya almak, dondurmak zorunda kalındı.

Anayasa ve ilgili kanun değişiklikleri yapıldıktan sonra Türkiye genelinde 2B standartları içinde kalan ve satışının gerçekleştirilmesi gereken arazileri ilan edilecek. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ e, gönderilecek olan 2B yasasını onaylamasına kesin gözüyle bakılıyor.

Kamuoyunun endişesi ise orman vasfını yitiren yerler arasına, yaz dönemi boyunca yakılan ve ağaçsız kalan bölgelerin de alınması.

Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya , 2B Yasası’nın, Türkiye ormanları için idam fermanı olacağını belirterek, “Yağmalanan orman alanları da yine yabancıların eline geçecek” iddiasında bulundu.

Geçmişten bu yana bu tip yerlerin, bölgede yaşayanların kullanımına sunulacağı bahanesiyle orman vasfını yitirdiğine dile getiren Özkaya, buralarda villaların kurulduğu, mafyanın söz sahibi olduğu, yabancılara satılan yerlere dönüşeceğini belirtti.

Orman alanlarının, konuta, tarım alanına dönüşmesiyle doğal dengelerin bozulmasına neden olduğunu vurgulayan Özkaya, ülkemizde yılda 1.5 milyon ton arazi parçasının erozyonla yok olduğunu bunun da tarım alanlarını verimsizleştirdiğini konusunda uyarıda bulundu.

Doğal varlıklarımızın yok olmasının nesiller boyu telafi edilemeyecek yaralar açtığına dikkat çekerek küresel ısınmayı da tetiklediğinin altını çiz di. Özkaya “Tüm bunlar düşünüldüğünde 6831 sayılı yasanın 2B maddesinin uygulama alanının, ülkenin ‘parasal rant’ getiren turistik, tarihi ekonomik ve sosyal, kültürel açıdan en yüksek düzeyde olan alanlarında uygulandığını görmemek biraz saflık olur. Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz ormanları yeşil adalar, yatay ve dikey yapılaşmanın, işgali altında, teslim oldu.
Ağlayan İstanbul

Yedi tepeli yeşil, mavi İstanbul, tepesinden taşların açtığı deliklerle kanayan İstanbul’a, ağlayan İstanbul’a dönüştü. Özellikle 2B diye bilinen ve orman vasfını yitirdiği iddia edilen orman alanlarının satışı ile ilgili yasa defalarca çıkartılmış olmasına karşın köylünün yoksulluğu dolayısıyla kaçak yapılaşma yapanlara yaradı. AKP iktidari, 2B satışlarından 50-60 milyar dolar beklediğini açıklayarak ve 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmesine, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmasına karşın tekrar yeni bir tasarı ile gündeme getirmek üzeredir” dedi.

Önceleri, kentsel tarım alanlarının hızla konut alanlarına dönüştüğüne, kent toprağının en verimli, mümbit arazilerin acımasızca yok edildiğini, yetersiz imar planlarının yaz boz tahtasına dönüştürülmesi sonucu ülkenin akciğerlerinin birer birer kömüre dönüştürüldüğüne dikkat çekerek, bu acımasız “parasal rant” ekonomisi taş dikecek, betonlaştıracak tarım alanı bulunamayınca, kent ormanlarına saldırıldığının altını çizdi.
Varoş kültürü oluştu

Özkaya, “Kentlerin yeşil kuşakları gecekondulaşmaya ve kaçak yapılaşmaya dönüştü.Varoş kültür oluşturularak buralar oy depoları haline getirildi. Ancak, sanayi toplumuna geçememenin verdiği sancılar demokratik toplumun oluşmasını da engellendi. Tarımsal üretimin arttırılamaması, tüketim toplumunu acımasız pragmatik yapısı içinde yalnızlaştırarak, kaderci toplumlar oluşturdu.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir