TMMOB Mimarlar Odası XI Ulusal Mimarlık Sergisi üzerinde yapılan tartışmalara bir cevap olarak basın bildirisi yayınladı. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde XI Ulusal Mimarlık Sergisi sonuçlanmış ödüller dağıtılmıştı. Çeşitli mimarlık yayın organlarında yayınlanan bazı itirazlar ve TSMD tarafından bu sergi ve ödüller konusunda açıklamalar yapılmıştı. Ağırlıkla mesleki denetim geçirmeyen projelerin sergi ve ödül programına dahil edilmemiş olması eleştirilerin ağırlık noktasını oluşturmuştu.

30 Nisan da Mimarlar Odası tarafından XI. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Üzerine yapmış olduğu basın açıklaması metni

Mimarlar Odası, bu yıl, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri programının XI. dönemini tamamlamıştır. Ödül töreni, Ankara’da 18 Nisan 2008 tarihinde 1000’i aşkın mimarın coşkulu katılımı ile gerçekleşmiştir. Sergi, henüz katılım çağrısı yapıldığı tarihten itibaren yurtiçi ve yurtdışından taleplerle karşılaşmış ve “başarılı genç mimarların ortaya çıkmasına olan katkısının yanı sıra Türk mimarlarının yurtdışında tanıtımı” hedefi doğrultusunda birçok kentte açılması planlanmaktadır.
1988 yılından beri 11 dönemdir gerçekleştirilen, Türkiye’nin gelenekselleşen az sayıdaki mimarlık sergi ve ödül programlarından biri olması ve güncel mimarlık üretimini yansıtmayı amaçlayan “sergi”nin her zaman “ödül”den öncelikli tutulması konularının, Oda’nın benimsediği ilkeler açısından yeniden vurgulanması gerektiğini düşünmekteyiz. Çünkü, bir süredir, sergiye katılım şartlarında açıkça ifade edilmiş gerekliliklerin yerine getirilmemiş olması nedeniyle, Seçici Kurul değerlendirmesine sunulamayan eserler konusunda spekülatif bilgiler / bilgilendirmeler kamuoyunda yer bulmaktadır. Sergi ve ödül programına ilişkin her türlü resmî bilginin yayımlandığı Oda’nın süresiz yayınları beklenmeden ve programın web sitesine başvurma gereği duyulmaksızın yapılan bu tartışmaların sürece katkı sağlamayacağını düşünüyoruz.
Web sitesinde ayrıntılı biçimde izlenebileceği gibi, XI. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ne,172 eser (220 pano ile) katılım başvurusunda bulunmuştur. Bu dönem, katılan eserlerin katılım şartlarını yerine getirip getirmediğine ilişkin daha titiz bir çalışma yürütülmüş ve Düzenleme Komitesi’nin yaptığı ön değerlendirme sonucunda, ödül programı öncesinde ilan edilen katılım koşullarını sağlamayan toplam 35 eser değerlendirmeye sunulamamıştır.
Bu 35 eserin değerlendirmeye alınmama gerekçeleri şunlardır:
• Ödül programının X. / 2006 döneminde aynı dalda katılan 2 eser,
• Müellifi, katılımda belirtilen kişi olmadığı tespit edilen 9 eser;
• Mimarlar Odası mesleki denetiminden geçirilmeyen 22 eser;
• Hakkında ÇED çekince raporu düzenlenmiş ve/veya Oda’nın ÇED çekincesi kapsamında değerlendirdiği bir bölgede tasarlanmış olan 2 eser.
Sonuçta, 137 eser (172 pano) değerlendirilmiş ve 8 eser ödüle değer görülmüştür.
Ulusal Mimarlık Ödülleri Seçici Kurulu’nun isteği doğrultusunda, değerlendirmeye alınmayan başvurular, gerekçeleriyle birlikte XI. Ulusal Mimarlık Ödülü yayınında özellikle belirtilecektir. Böylelikle hangi eserlerin başvurduğu ve ne gibi gerekçelerle değerlendirmeye alınmadıklarının belgelenmesi sağlanmış olacaktır.
Mimarlar Odası, sergi ve ödül programını 11 dönem / 22 yıldır yürütmektedir. Dolayısıyla, kurumsallaşmış olan bu programda değerlendirilecek eserlerin, Oda’nın savunduğu ilkeler doğrultusunda belirlenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Mimarlar Odası’nın mesleki denetim uygulamaları, yerel yönetimlerin veya ilgili idarenin isteğine bağlı olmaksızın sürdürülen, en başta meslektaşlarımızın hukukunu korumayı hedefleyen düzenlemelerdir; geliştirilmesi ve daha etkin hale getirilmesi her zaman gündemimizdedir.
Ülkemizde düzenlenen farklı ödül programlarının, ödüle aday olacak eserlerde, hukuka uygunluk konusunda benzer bir endişe taşımıyor olmaları, Mimarlar Odası’nın uygulamasının yanlış veya haksız olduğunu göstermez. Ayrıca, bir yapının kaliteli mimarlık hizmeti almış olmasının, o yapıdaki hukuksuzluğun giderilmesi veya perdelenmesini sağlayamayacağı gerçeğinin yanısıra, meslektaşlarımızın bunu salt bir hukuk sorunu olarak görmesi ve dışsallaştırması da özellikle üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken bir konu olmaktadır. Hukukun, özellikle de bizi birbirimize bağlayan meslek hukukunun önemsenmesini, korunmasını, geliştirilmesini diliyoruz.

Mimarlar Odası olarak meslektaşlarımızın performansından, başarılarından gurur duyuyoruz. Gerek yurt içinde, gerekse uluslararası ortamlarda Ulusal Mimarlık Ödülleri sergilerini açıyoruz, gerçekleştirilen sunuşlarla ülkemizdeki modern mimarlık uygulamalarını tanıtıyoruz.
Dileğimiz kentlerimizin, yapılı çevremizin oluşumunda mimarinin daha etkin olabilmesi, kaliteli tasarımın, kaliteli mimarlık hizmetinin aranması ve uygulanmasıdır.

Kaynak: TMMOB Mimarlar Odası

5 Comments

  1. bu yarışmanın şimdinin öğrencileri olan geleceğin mimarları üzerinde nasıl bir etkisi olabileceğini tahmin ediyorum. onların gözleri daima daha farklı bakacak ve bu konuda her zaman daha duyarlı olacaklar.

  2. Rem Koolhaas, Ellen van Loon’un deniz kıyısında yaptığı bir proje için “işte yağma projesi” demiş muhtemelen Mimarlar Odasının resmi söylemine yapışmış bir meslektaşımız. Bu yağma projelerinin sayısını biraz arttıralım. Örneğin Ayasofya Müzesi, Süleymaniye Camii, Sultanahmet Camii kent silüeti sınırlamasına, tüm yalılarımız, Kılıçalipaşa, Azapkapı Mihrimah, Şemsi Paşa ve Mimarlar Odasının bugünkü yönetiminin baş savuncularından bir büyüğümüzün Ticaret Odası açık şekilde kıyı kanununa aykırı yapılar.
    Burada demek istediğim mimarlığın bir sanat alanı olduğu, tüm sanatlardaki gibi ne kurallara sıkı sıkıya tabi olabilir nede sözgelimi eğitimi akademik bir hierarşi içinde verilebilir.
    Ne diyelim. Mimarlığın önünü açın.

  3. bu durum beni tatmin etmedi. böyle bürokrasi böyle kanun devletçiliği olmaz. yanlış olduğu kadar manidar. oda bu işi ulusal yarışma havasından farklı bir noktaya taşıyor. yanlış.

  4. “Mimarlar Odası mesleki denetiminden geçirilmeyen 22 eser;
    Hakkında ÇED çekince raporu düzenlenmiş ve/veya Oda’nın ÇED çekincesi kapsamında değerlendirdiği bir bölgede tasarlanmış olan 2 eser”
    Bunlardan tek bir tanesi bile sadece Ulusal mimarlık ödüllerini değil MESLEKİ DENETİMİ ve ÇED raporlarını tartışmalı hale getirmeye yeter.
    Çok basit bir sorum var şimdi bu kararı alan yönetim kurulunun sayın üyelerine:
    TASARIMKENT PROJESİNİN ÇED RAPORU VE ODA DENETİMİ VARMIYDI?
    Yoksa nasıl bu ÇED Raporsuz, ODA DENETİMSİZ bir yerde oturabiliyorsunuz ve nasıl 24 eseri bunlar yok diye yarışma dışına itebiliyorsunuz?
    Eğer vardıysa bu daha da kötü. Neden kötü olduğunu artık müsade edin de açıklamayayım.
    Sizin tutarlılığınız nerede?

  5. Bu konu bu sitede çıkan haberlere yorum olarak tartışıldı. Mesleki denetimi bu denli bürokratik bir mekanizma olarak gören zihniyet sonunda projeyi, mimari eseri görmemeyi göze alarak benim dediğim olur mantığını bize kabul ettirmeye çalışıyor. Tıpkı 1 Mayısı Taksim de kutlatmam diyenler gibi. Onlar öyle yapınca nasıl emekçiler bu anlayışlarından vazgeçmiyorlarsa oda kabul etmiyor diye proje proje olmaktan çıkmaz. Ters mantık elbette düzeltilmeldir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir