Bende bir zamanlar Süleyman idim.
Rüzgarlara karşı hükümran idim.
Sanmaki Sultan Süleyman idim.
Tersanede çalışan körükçü Süleyman idim.
Haliç Tersanesi Şehrin tam orta yerinde çekiç seslerinin 557 yıldır susmadığı, alın terinin oluk oluk denize aktığı, demirin ateşin göz nuruyla yoğrulduğu, işçisi ve mühendisi ile çoğunlukla İstanbul un emektar Şehir Hattı vapurlarının bakım ve onarımının yapılarak yeniden hayat verildiği yer.
Haliç Tersanesi’nin 557.yılı 3 no.lu havuz
Bir fotoğrafçı için cennet olarak nitelendirebileceğimiz Haliç Tersanesi nerdeyse 70 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor. Toplam 475 metrelik bir rıhtımı, 2 inşaat kızağı ve 3 kuru havuzu bulunan Tersane halen çalışıyor. Tersane İstanbul un tam da merkezinde gücün, emeğin, dostluğun kalbinin attığı ve denizden baktığımızda da bütün yaşanmışlıklarını sizinle paylaşan tarihi bir açık hava müzesi.
Tersane kelimesinin aslı Arapça “darüs sına’a” kelimesinden gelmektedir. Bu kelime bir çok Akdeniz ülkesinin bahriye terminolojisinde kullanılmış, sonra Venedik vasıtasıyla Osmanlılara geçmiştir. Osmanlılar Tersane yerine önceleri Liman kelimesi kullanırken XVI.yüzyılın başlarından itibaren daha çok İtalyanca “darsena” kelimesine benzeyen “tershane” veya “tersane” kelimesini kullanmaya başladılar.
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra bir müddet kadırga limanı tersane olarak kullanılmış, daha sonra Haliç’te birkaç gözden ibaret ilk tersane inşa edilmişti. Bu tersanenin binaları arasında sadece bir mescit ve divanhane bulunuyordu. Galata tersanesine II.Beyazıd devrinde birkaç ilave yapıldı. Türk denizciliğinin dünya çapında bir gelişme göstermeye başlaması II.Beyazıd devrinde (1481-1512) olmuştur. II.Beyazıd babası (Fatih), oğlu I.Selim (Yavuz) ve torunu Kanuni Sultan Süleyman arasında oldukça renksiz bir yer almasına rağmen Osmanlı devletinin bir deniz politikası olması gerektiğini anlayan ilk Osmanlı Sultanıdır.
Yavuz Sultan Selim (1512-1516) başa geçtikten hemen sonra hedeflerine ulaşmak için donanmayı büyütme işine hız vererek Gelibolu ve İstanbul’da her biri 100 gözlü toplam 200 kadırga alacak daha büyük tersaneler kurulması emrini verdi. Cafer Kapudan’ın nezaretinde başlayan ve Galata’dan Kağıthane Deresine kadar uzanan bir bölgeyi kaplayan tersane inşası 1515 ‘te tamamlandı. Böylece Osmanlı Donanmasının merkez üssü olan Galata (Haliç-İstanbul) tersanesi kuruldu. Temelleri Yavuz Sultan Selim zamanında atılan Haliç Tersanesi daha da genişletilerek kurucusu olan Güzelce Kasımpaşa adına izafeten Kasımpaşa tersanesi denilmiştir.
Asıl gelişimini Kanuni Sultan Süleyman ve Sokullu döneminde yaşayan tersane o dönemde dünyanın en büyüklerinden biriydi. Gemi havuzlarının, inşaat tezgâhlarının yanı sıra yelken dikim atölyeleri hatta zindanları ile başlı başına bir mekan haline dönüşmüş tersanenin en büyük özelliklerinden biride İnebahtı’da yakılarak yok edilen Osmanlı donanmasının (224 gemi) yerine 5 ay gibi bir sürede yeniden inşa edilmesidir. Bu kadar sınırlı bir sürede 150 yi aşkın kadırga yeniden inşa edilerek dünya denizcilik tarihinde bir rekor kırılmıştır. II.SelimTersane bahçesinin bir kısmı üzerinde 8 kemerli bir tersane inşası emrini vermiş, Sokullu Mehmet Paşa’nın yaptırdığı bu Tersaneyi Kasımpaşa tersanesinden ayırmak için “Yeni Tersane” denmiştir.Devam eden ilavelerle tersane Haliç’in kuzeyinde Azap kapı’dan Hasköy’e kadar yayılmıştır.
Osmanlı donanmasının 1770’de Çeşmede uğradığı yenilgi, bahriye tarihinde İnebahtı’dan (1571) sonra görülen ikinci önemli felaket oldu. Rusların Çeşmede karşılaştıkları Osmanlı donanmasını yakmak suretiyle yok etmeleri Osmanlı devlet adamları üzerinde bahriyenin modernleşmesi gerektiği konusunda uyarıcı oldu. Sadrazam Halil Hamit Paşa’nın gayretleri ile 1773 de Mektebi-i Riyaziye adlı bir Matematik okulu, 1775’de Hendese hane adıyla Tersane Mühendishane okulu ve 1784’de şimdiki İstanbul Teknik Üniversitesinin nüvesi olan Mühendishane-İ Bahri Hümayun açıldı.
Osmanlı donanmasında asıl önemli gelişme ise Sultan III.Selim’in tahta çıktığı 1789 yılından itibaren ve Kapudan-ı Deryası Küçük Hüseyin Paşa zamanında gerçekleşti.Bu dönemde Osmanlı gemilerinin 15 yıldan fazla dayanmadığı oysa Avrupa havuzlarında bakımı yapılan gemilerin 40-45 yıl dayandığı görüldükten sonra tersanede bir havuz inşa edilmesine karar verildi ve Fransız ile İsveçli mühendislerden teklif alındı.İsveçli mühendislerin tekliflerinin daha uygun olmasından dolayı ihale İsveçli mühendislere verildi.Başmühendis A.E.Rhode ve diğer İsveçli mühendisler, teknik adamlar, Osmanlı teknik adamları ile birlikte havuz inşaatına 1796 yılında başladılar. Yapımında çalışmalar geceli gündüzlü tam 3 yıl sürmüş olup, havuz inşasında İstanbul Limanı rıhtımlarında da kullanılan İstinye’de taş ocaklarından çıkarılan “mavi devoniyen” denilen kalker taşı tercih edilmiştir. Taşların örülmesinde su altında sertleşme özelliği olan İtalya’dan getirilen Vezüv yanardağından çıkan “Puzolan” (Volkanik kül) harcı uygulanmıştır. Böylece Şubat 1797 de inşasına başlanan 3 no.lu büyük havuz 1800 de 3 sene 3 ayda tamamlanmış oldu.1876 yılında neredeyse 2 katı uzunluğa çıkarılan havuz halen kullanılmaktadır.
Günümüzde Haliç Tersanesinde 2 no lu havuz olarak nitelendirilen taş havuzun inşasına ise II.Mahmut zamanında bir taş havuza daha ihtiyaç görülünce ,Kasımpaşa deresi ile Azapkapı arasına yapılması uygun görülerek Başmühendis Ali bey ile Manol Kalfa yönetiminde 1821 yılında inşasına başlanmış ve 2.taş havuz 1825 yılında tamamlanarak hizmete konulmuştur.
Haliç Tersanesinde I no lu havuz diye bilinen taş havuzun inşatına Sultan Abdülmecit zamanında 1857 yılında Vasil kalfa gözetiminde başlanmış olup, yapımı 13 yıl sürmüş 1870 yılında Sultan Abdülaziz zamanında bitirilmiştir.
İstanbul Tersanesi 1913 yılında ilk bölünmeye başlamış, Taşkızak tersanesi donanmaya bırakılarak, Haliç ve Camialtı bölümleri İnşaat-ı Bahriye Şirketi Osmaniye adlı bir şirket kurularak bu şirkete devredilmiş. Tersane Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında Atatürk’ün emri ile Türkiye Seyr-i Sefain idaresine bağlanmış daha sonra 1 Mart 1952 de kurulan Denizcilik Bankası T.A.O.’na bağlanmıştır.
Unkapanı köprüsünden geçerken başınızı çevirip tersaneye doğru bakmayı ihmal etmeyin. Bugün üzerinde gelin gibi süslenmiş bir gemi olmasa da 55 yıl önce “taşımaz çöker” raporu verilmiş o kızağı göreceksiniz. O kızak bugün başta Tuzladaki tersaneler olmak üzere pek çok Tersanede çok sayıda gemi üretebilecek duruma gelen gemi inşa sektörümüzün ilk büyük projesini denize yolcu etmişti. Cumhuriyet tarihimizin yapılan ilk Arabalı vapuru Kartal bu kızakta 1953 yılında inşa edilmişti.
19.yüzyılın çalışma koşulları içinde bu gün sayıları geçmişle kıyaslanmayacak kadar azalan tersane işçileri, kışın dondurucu soğuğunda çalışmaya devam ediyorlar.
Gemi Yapı Teknik ve Meslek Lisesi
Haliç Tersanesinin içinde kimsenin unutamadığı bir okul var; Haliç Orta Sanat Okulu. Çekirdekten yetişme sözü bu okuldan mezun olanlar için rahatlıkla kullanılabilir. Okuldan öğrendiklerini Tersanede pratiğe çeviren Haliç Tersanesi Orta sanat okulu 1930 da kuruldu ve 1945 yılına kadar çırak okulu olarak kaldı. Daha sonra adı Orta Sanat okulu olarak değişti. Hamdi KARAHASAN okul müdürü oldu. Bu okulun öğrencileri aynı zamanda tersanede işçilik yapmakta idi. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Türk Gemi İnşa sanayinin duayenlerinden biri olan Sn. Ali Can beydir. Ali Can Bey 1948 yılında Orta Sanat okuluna girdi. Okulu başarı ile tamamladıktan sonra Haliç tersanesinde teknik ressam olarak çalışma hayatına başladı. Cumhuriyet tarihimizin ilk inşa edilen gemilerinden biri olan Kartal arabalı vapurunun da çizimlerinde de katkısı bulunan Ali Canbey daha sonra eğitimine devam ederek,1960 yılında Yıldız teknik okulunu yüksek makine mühendisi olarak birincilikle bitirdi. Tersanelere geri dönen Ali Can Bey Orta Sanat Okulunu bitirdikten 24 yıl sonra Haliç tersanesine müdür oldu.1984 yılında ise genel müdür yardımcısı olarak emekli olan Ali Can bey halen Türk Gemi İnşaa sanayinin duayenlerinden biridir.
Okulun adı daha sonra Gemi Yapı Teknik ve Meslek Lisesi olarak değişti. Lise olduktan sonra hem normal hem de mesleki dersler verilen okulun öğrencileri denizci üniforması giyiyorlardı. 44 sene boyunca binlerce teknisyen ve gemi inşa işçisi yetiştiren bu okul 12 Eylül 1980 ihtilal inden sonra 1982 yılında Bülent Ulusu Başbakanlığı döneminde kapatılmıştır. Geriye dönüp bakıldığında Gemi Yapı Teknik ve Meslek Lisesinin kapatılması tersanecilikte işçiliğin vasıfsızlaşması ve taşeronlaşma sürecinin engellenemez bir veçhesi olarak gözükmektedir.
Kaynaklar : Prof. İdris BOSTAN Beylikten İmparatorluğa OSMANLI DENİZCİLİĞİ
Gazeteci. Coşkun ARAL






























7 Yorum
[email protected]
Ülkemizin denizlerde hakimiyetine ve modern gemiler inşa etmesine uzun yıllar devam edebilecek gerek gemi yapı meslek Lisesi’nin kapatılması ve tersanelerinin kapatılması ile denizcilikte lider olabilecek ülke konumundan çıkarılmıştır üzülerek bu düşüncelerimi paylaşıyorum buralarda uzun yıllar okul ve iş hayatımdaki görsellerin unutulamaz yazık oldu o günleri hatırlatarak katkıda bulunan tüm dost ve arkadaşlarıma katkılarındsn dolayı kalbi sevgilerimi sunuyorum
ismail
Yüz yillarin emeğini mücadelesini beşyüz elli yillik denizciliğin ruyasini asirlar boyunca taşiyarak bu gunlere gelmesinde köpru olan emeği geçen padişah sadrazam çalişan kim varsa Allah rahmet eylesin ..Ayrica cumhuriyetin ilk yillarinda ülkemizin üç tarafinin denizlerle çevrili olduğunun idraki ile denizcilik ruyasinin devamini sağlayan yeniliklerin yapilmasinda aktarilan maddi manevi kaynaklarin emrini vererek tersaneciliğimizin ve denizciliğimizi bu gunlere gelmesinde çabasi olan cumhuriyetimizin kurucusu mustafa kemal Ataturk ve emeği olan her kese ölmüş olan buyuklerimize rahmet hayatta olan buyuklerime uzun ömürler dilerim. Gemi yapi ve teknik lisesi mezunu 1979-80 yili mezunu ismail Tarakçi.
cheap nba mt coins xbox one seller
You’re very professional.
cheap nba mt coins xbox one seller http://www.nba2k16store.com/nba-2k16/Xbox-one-2211
Mustafa özuykur
çok güzel anlatılmış Allah razı olsun bize bu eseri bıraktıkları için
şemsetin sami
Muharrem UÇAR beye sonsuz teşekkürler. Tarihe çok önemli bir belgesel bıraktı.
Ne yapalım; her tarafı vandallar, cahiller, paraya gözü dönmüşcesine bakanlar ve paralar gelince de sevinçten ” milletin a…. sına koyan ” sınıf ve çıkar arkadaşları sararsa; bize nice değerlerimizi bu cehalete kurban vermeye devam ederiz… İçiniz çıksın..
Muharrem UÇAR
Merhaba.Çalışmamın yayınlanmasından dolayı teşekkür ederim.Saygılar.
Cemil Aydıner
Bu tersanenin bugün artık bir gemi imalat ve tamir işi Haliç’te yapılamayacak olmasından dolayı örneğin Londra sanayi tesislerindeki gibi dönüşümü planlanmalıdır. Tate Modern mesela. Kamusal alanda kalmak üzere bir koruma geliştirme projesi düzenlemesi lazım.