Herkes, hepimiz hazır olunca, afetlere/depremlere hazır olacağımız gerçeği asla unutulmamalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, 6 Şubat 2023 tarihinde yerel saat ile 04.17’de meydana gelen ve Pazarcık (Kahramanmaraş) merkez üslü depremin moment büyüklüğünü Mw 7.7 olarak ve depremin odak derinliğini 8,6 km olarak; yerel saat ile 13.24’te meydana gelen ve Elbistan (Kahramanmaraş) merkez üslü depremin moment büyüklüğünü Mw 7.6 ve odak derinliğini 7 km olarak açıklamıştır. Söz konusu iki deprem 27 Aralık 1939 Erzincan depreminden (Ms 7.9) sonra Türkiye’de meydana gelen ikinci ve üçüncü en büyük deprem olarak kayıtları geçmiştir. Ardı ardına aynı bölgenin benzer büyüklükte iki büyük deprem ile sarsılması da ülkemiz tarihinde bir ilktir ve çok çok ender olarak rastlanabilecek bir durumdur. Yani aynı bölge dokuz saat ara ile tarihimizde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde çok büyük iki deprem ile sarsılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ve bu sarsıntı neticesinde çok sayıda canımızı kaybettik, birçok vatandaşımız yaralandı ve çok sayıda yapımız hasar gördü. Bu depremler başta Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep ve Adıyaman olmak üzere Adana, Diyarbakır, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa illerini doğrudan etkilemiş ve Doğu Anadolu bölgesinin genelinde çok şiddetli olarak hissedilmiştir. Doğrudan etkilenen illerin nüfusu 13 milyon 385 bin 133 ve bu illerin yüzölçümü de 69 bin 557 km2’dir. Yani Türkiye nüfusunun yüzde 16’sı ve yüzölçümünün yüzde 9’u bu depremlerden ciddi şekilde etkilenmiştir. Yapılan açıklamalara göre bu depremler 6 bin 500’e yakın binanın yıkılmasına; çok sayıda binanın ağır, orta ve hafif düzeyde hasara uğramasına neden olmuştur. 10 Şubat saat 13.00 itibarıyla can kaybı sayısının 18 bin 432 kişi, yaralı sayısının da 74 bin 242 kişi olduğu açıklanmıştır. Deprem bölgesindeki duruma ve gelen bilgilere bakılınca bu sayıların çok daha artacağı yönünde ciddi endişeler duyulmaktadır. Can kaybı sayılarına bakınca en fazla can kaybının Hatay ilinde, sonrasında da Kahramanmaraş ilinde olduğu görülmektedir. Kayıplar açısından baktığımızda depremin merkez üssünün Hatay olduğu görülmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen bu iki büyük deprem sonrasında Doğu Anadolu Fay Zonu içinde çok sayıda fay segmenti kırılmış ve yaklaşık olarak 300-350 km uzunluğunda bir yüzey kırığı oluşmuştur. Sahadan aktarılan bilgilere göre deprem nedeniyle 3,5–4 metrelik ötelenmeler gözlenmiştir. Bu tahmini veriler sahada çalışma yapan jeoloji mühendislerinin çalışmalarından sonra netliğe kavuşacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

6 Şubat 2023 tarihinde saat 04.17’de meydana gelen Mw 7.7 büyüklüğündeki deprem sol yönlü doğrultu atımlı Ölüdeniz Fay Zonu’nun kuzey ucundaki Narlı segmentinin kırılması ile meydana gelmiştir. Saat 13.24’te meydana gelen Mw 7.6 büyüklüğündeki deprem ise birinci depremin yaklaşık 80 km uzağındaki Doğu Anadolu Fayı’ndan ayrılan bir kol olan Çardak Fayı’nın kırılması ile meydana gelmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı; Ölüdeniz Fay Zonu’nun kuzey ucunda Narlı segmentinin kırılması ile saat 04.17’de meydana gelen Mw 7.7 büyüklüğündeki depremin maksimum şiddetini XI olarak ve saat 13.24’te meydana gelen Mw 7.6 büyüklüğündeki ikinci depremin ise maksimum şiddetini X olarak hesaplamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk büyük depremin meydana gelmesinden sonra en büyükleri Mw 6.6 ve Mw 6.0 olan çok sayıda artçı şok ile bölge sarsılmaya devam ediyor. Bu artçı şokların bir yıl kadar veya biraz daha uzun zaman süreceği ve sayılarının otuz binleri bulacağı öngörülmektedir. Artçı şokların büyüklüklerinin de 6.8 büyüklüğüne kadar erişme olasılığı bulunmaktadır. İki büyük depremde yıkılmayan veya kısmen hasar alan binaların gerçekleşmesi olası olan bu büyüklükteki artçı şoklardan etkilenmesi ve daha ciddi hasara uğraması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle kesinlikle hasarlı binalara girilmemesi gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

Mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından 2003 yılında başlayıp 2004 yılında tamamlanan çok önemli bir deprem şûrası düzenlenmiş ve burada deprem konusu tüm boyutlarıyla ele alınmış, sorunlar ve çözüm yolları belirlenmişti. Bu şûranın üzerinden 19 yıl gibi uzunca bir süre geçmiştir. Bu zaman aralığında gerek Türkiye’de gerekse de dünyada deprem bilimi açısından önemli gelişmeler olmuştur. Bu yeni gelişmeleri ve ülkemizde yapılan çalışmaları göz önüne alarak ülkemizin mevcut durumunun, sorunların ve çözüm yollarının özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen iki büyük deprem nedeniyle ortaya çıkan bütün olumsuzlukları da göz önüne alarak yeni bir deprem şûrası ile yeniden değerlendirilmesi ve deprem risklerinin azaltılması konusunda yeni bir yol haritasının ivedi olarak belirlenmesi gerekir. 2012-2023 dönemini kapsayan ve bu yıl içinde süresini tamamlayacak olan Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı’nın da yeni yapılacak deprem şûrasından elde edilen bilgilerle ve 2023-2030 yıllarını kapsayacak şekilde güncellenmesi ve bunların tavizsiz bir şekilde uygulanması, Türkiye’nin deprem risklerinin azaltılması çalışmalarına önemli katkılar sunacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deprem risklerini azaltmaya yönelik politikaların hızlı bir şekilde uygulamaya konulabilmesi amacıyla gerekli mevzuat hazırlanarak merkezi yönetim bütçesinden ve muhtelif işlemlere konulacak vergilerden kaynak aktarılarak deprem başta olmak üzere afet risklerini azaltmaya yönelik çalışmalara finansman desteği sağlayacak sürdürülebilir bir deprem fonunun oluşturulması gerekli görülmektedir. Böylece 2021 yılı sonu itibarıyla 81 ilimiz için hazırlanan ve her ilin kendine özgü tehlikelerini önlemek veya risklerini azaltmak için il afet risk azaltma planları kapsamında belirlenmiş olan hedef ve eylemlerinin gerçekleştirilebilmesi için önemli bir finansal kaynak bulunmuş olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Herkes, hepimiz hazır olunca, afetlere/depremlere hazır olacağımız gerçeği asla unutulmamalıdır. Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında ve belediyelerde afet ve afet yönetimi ile ilgili konularda çalışma yapan personelin, vali ve kaymakamların, milletvekillerinin, özel sektörün, medya ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan personelin deprem, afet ve afet yönetimi konusunda eğitilmesi gerekir. Bu yönde yapılacak eğitimlerde iyi uygulama örneği olarak Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Ön Lisans programı kapsamında deprem, afet ve afet yönetiminin birçok farklı alanıyla ilgili hazırlanmış olan ders kitaplarının hem yaygın hem örgün eğitimde kullanılması yararlı olacaktır. Böylece kısa bir zaman içinde kamu kurum ve kuruluşları ve belediyelere yasa ve yönetmeliklerle verilmiş afet yönetimi ile ilgili görevlerin çok daha iyi yapılmasına katkı sağlanmış olur. Ayrıca örgün eğitimde özellikle üniversitelerdeki dört yıllık “Acil Yardım ve Afet Yönetimi Lisans” ve iki yıllık “Acil Durum ve Afet Yönetimi Ön Lisans” programlarında da bu kitaplardan yararlanılması ders müfredatlarında, ders içeriklerinde birliktelik sağlanmasına ve bütün öğrencilerin ortalamanın üstünde bir düzeyde yetişmelerine yardımcı olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir