Camileri ve Merdivenleri Görmek…
Bu defaki “Gözlem”imizin konusu mimarlığı ilgilendiren önemli konuları kendine “dert” edinen iki sitenin ilgi alanlarının izleyenlerimize tanıtılması…
Sitelerden biri camilerle ilgili, diğeri ise merdivenleri konu alıyor. Bu iki sitenin kurucusu mimarlık dostu ve aktivisti, Arkitera yazarı, öğretim üyesi, Ahmet Turan Köksal. Sitelerden CAMİ GÖR için https://www.camigor.com adresinden, diğer site MERDİVEN GÖR için ise https://www.merdivengor.com adresinden ulaşıldığını baştan söylemeliyiz.
CAMİ GÖR
Cami mimarisi üzerine uzun yıllardır bir arayış olduğu kadar dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen camilere çeşitli yönlerden eleştirileri bugüne kadar duymuşuzdur. Geçtiğimiz yıllarda Kayseri Mimarlar Odası Şubesi tarafından açılan Sinan’a saygı, “cami mimarisi” yarışmasını hatırlayalım. Yarışma bu arayışları bilince çıkarmaya ve mimarlık ortamında tartışmaya sevk eden çabalardı.
Camilerle ilgili olarak ülkemizde geçmiş Osmanlı Klasik Dönemde en üst noktasına varan form-işlev bileşiminin kötü taklitlerinin, farklı ölçeklerde kopyalarının, “tıpkısı =aynısı” yapma çabalarının, benzemeye çalışırken kötüden de öte komik duruma düşmelerin şahidiyiz. Şimdiye kadar yüzlercesi ülkemizde çeşitli soyutlamalarla yapılan camilerin yayın organlarında mimar (ya da değil) birçok kişi tarafından “cami mimarisi” üzerine olumlu-olumsuz eleştirileri dile getirmesi de bir gerçektir.
Modern dönemlerde cami gibi konulara yaklaşımda bize has bir tuhaflık olmuştur. Bizdeki gibi eski ile kurulan bağı geçmiş biçimlerin tekrarında gören, ibadet yerinin işlev ve anlamından çok sadece biçimine takılanların yapageldiği camiler yurdun çeşitli yerlerinde ‘konu’ olmaya herhalde bundan sonra da devam edecektir. Bu manada “cami mimarisi” aslında pek çözümlenemiş bir mesele olarak karşımızda hala durmaktadır.
Cami Gör bir anlamda bir bilgi deposu ve hafıza tazelemesi olarak karşımıza çıkıyor ve bir çok ülkeden ve yurdumuzdan örneklerle bizi zenginleştiriyor. Belki de yorum yapmamızı kolaylaştırıyor.
Cami Gör kendisini “Türkiye’nin ve Dünyanın tasarlanmış, tasarlanmamış camileri” izlencesiyle görevlendirmiş. Biz bu görevlendirmeye dahil edilen örneklerden bir kaçını alt yazılarıyla birlikte sizlerin de dikkatine taşımak istiyoruz:
Fatih, Bali Paşa Camisi, Mimar Sinan.
Cami içindeki kalem işlerinden bir görüntü. Şimdi gel de kesit al. Buyrun alınmışları var.
Not: Bu kalem işlerinin gerçekten kesitlerinin alınabilmesi için, kalem işleri birebir çizilmiş ve 3 boyutlu olarak modellenmiştir. Sonra AutoCAD ortamına alınmış, kesitleri çıkartılmıştır. Sn. Yük. Mimar Restoratör Handan Şen Köksal ve Ayasofyaa’nın el emeği göz nurudur. Bir şekilde camilerimizi korumak, kollamak ve belgelemek için sadece görsellerini bu siteye koymanın dışında da çaba sarfediyoruz efendim.
Şimdi diyeceksiniz ki, milliyetçilik yapıyor. Osmanlı’yı İslam Dünyası’nda kayırıyorsunuz.
Olsun deyiniz. Camilerinin kenarına bu kadar kibar, bu kadar iyi niyetli, bu kadar sanatkarane, kuşlar için böyle ekler koyan bir kültür biliyorsanız, evet, Cami gör olarak kayırıyoruz.
Kuvet, Fatma Camisi…
Çadırın bilinçaltına işlendiğinin kanıtı gibi…
Anadolu’nun eski eserlerinden olan Divriği Kale Camisi, Mengücekliler tarafından 1180–1881 yıllarında yapılan ilk camii olup, Türk yapılaşma sürecinde günümüze erişen en eski yapılardandır.
Cami gör’ün notu: Minare var mı minare, ya da kubbe. Hııımmmmmm. Kubbe için bazilika, kubbeli gövdeye minare içinse Osmanlı beklenmesi gerekmiş gibi geldi bize.
Mimar Hayreddin Camisi, Çemberlitaş.
Fatih’in oğlu 2. Bayezid devrinin tanınmış mimarlarından Mimar Hayreddin tarafından yapılmış. İnşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1488 tarihli vakfiyesinden, bu tarihten önce yapıldığı anlaşılmaktadır.
1898’de yanınca 2. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılmış. Sanırım ilk hali ile pek ilgisi yok. Zira tuğladan fevkanî olarak (yani üst katta, yükseltilmiş demek, “fevkalade” den aklınızada kalsın) yapılan caminin çatısı ahşap. Altında ve yanlarında dükkanlar var. İç kısmı badanalı ve sade olan camiye cadde tarafından tek kapıdan giriliyor.
Cami gör’ün notu: Yukarıdaki bilgileri Internet’te ya da İstanbul Ansiklopedisi’nde bulabilirsiniz. Bu caminin ilginç tarafı, tuğla olması. Bir de altı dükkan, üç tarafı çevrili. Pencereleri plastik doğrama gibi bir şey. Pencere doğramaları bir garip. Anlamadım ben. Kim izin vermiş doğramaların böyle yapılmasını.
Tuğla cami. Belki de bir ilk. Anıtlar Kurulu hemen duruma müdahil olmalı. hem de Çemberlitaş’ta. Divanyolu’nda.
Tö be or not tö be.
Konya Zengen Yeni Cami.
Artık Diyanet mi, ya da ilgili yerin müftülüğü mü, minarelerin tutulan futbol takımının renklerine boyanmasını engeleyebilirler mi?
Ya da caminin tasarımı için yarışma düzenleyebilirler mi?
Trabzon-Gümüşhane sınırındaki Kadırga Yaylası’ndaki cami. Efendim bununla hep dalga geçilir. Komik resimler arasına konulur.
Dalga geçilecek bir şey yok.
Anlatayım izin verin. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet, savaş için geldiği bu yörede Temmuz aynının 3. cuması, Cuma Namazı kılmak istemiş. Hemen askerler taşlarla bir alanı çevirmişler ve açık havada namaz kılınmış.
Her yıl Temmuzun 3. cuması buraya binlerce kişi gelir ve namaz kılar. Bu kültüre bu geleneğe kimse bir şey diyemez. Temmuz ayında uygundur.
Cami Gör’ün fikri: Bizim burada dikkat etmemiz gereken şey camiyi, cami yapan şeyin iki adet biribiri ile eş gereksiz büyük ve sopa gibi minare olmasıdır. Açık hava camisi tasarlanabilir, büyük hükümdar Fatih Sultan Mehmet ve o savaşta şehit olanların anısına sahip çıkılabilir ama bu kadar da basit olmamalı bu iş.
MERDİVEN GÖR
Ahmet Turan Köksal bu sitede “Merdiven sabit mobilyadır” diyor ve hem iç mekanlardan hem kamusal alanlardan merdiven örneklerini sıralıyor.
Kimbilir bu repertuar ilerleyen zamanlarda eklenecek örneklerle bize daha ne kadar farklı tasarımlar sunacak. Şimdiden sitede yer almış örneklerden bir kaçını, sitenin bütün içeriğini vererek tadını kaçırmadan altındaki bilgi yazı ve yorumlarıyla sizlerle paylaşalım:
Yer: Robson Square
Tasarımcı Arthur C. Erickson
Gattaca’daki merdiven. (Bilen bilir sinema filmi olarak)
Bina, mimari, merdiveni yapan delinin ismi gibi bilgiler olmadığından paylaşamıyoruz. Bulunca hatırlayınca paylarşırız.
Bakımsız ama asil
Oranlar mükemmel.
Vatican Museum,
Michelangelo…
Ahmet Turan Köksal tasarımı…
Uygulandı. Bu görsel ara kat. Dragos’ta bir müstakil konutta.
Bizce mimarlığı besleyen iki siteye “gözlemimizi” uzatırken içindeki birkaç örneği sadece sizlerle paylaşıp, adreslerini verdiğimiz bu odağı ziyarete ve belki de ilginç bulduğunuz ya da mimar olarak özel olarak tasarladığınız merdivenleri siteyle paylaşmaya davet ediyoruz.
Mimarlık ortamını düşünmeye, tartışmaya ve bir anlamda somut örnekler üzerinden gelişmeye çağıran Ahmet Turan Köksal’ın bu önemli çabasını, inanılmaz enerjisini Mimdap olarak kutluyoruz.
Kullanılan imajlar https://www.camigor.com ve https://www.merdivengor.com sitelerinden alınmıştır.
Hazırlayan : Mimdap















44 Yorum
Salih Yazıcııoğlu
Şu akademik çalışmalar hakkında:
Bu çalışmaların temel amacı doktor, doçen dr, prof dr. filan gibi devletin tanıdığı ünvanları almaktır, yani amaç bilimsel değildir ortaya çıkan ürünlerin ise çok azı gerçek anlamda bilimsel sayılabilir. Bkz YÖK arşivleri.
Akademik ortamlarda temel değerlendirme kriteri de eş dost ahpap bizim oğlan karşı masa şeklinde başlar, yapılan incelenir eğer başlangıç safhasında çuvallanmışsa kuş tutsa ikinci aşama sonuç vermez.
Türkiye’de bırakın öğrenci dergisini doğru dürüst mimarlık dergilerinden bile söz etmek için şartları zorlamak gerekir.
Bu sözlerime öncelikle ATK karşı çıkacaktır ama olsun Türkiyedeki örneklerde ne zaman akademi, bilimsellik, atıf…. lafları duysam ağlıyorum. Çünkü arkasında çok büyük gençlik katliamlarını gizliyor bu laflar.
ATK sitesine gelince buyrun daha iyisini daha bilimselini daha akaemik olanını yapın feyz alalım.
mimar gibi mimar
hahahahehahhe. Kusura bakmayın son yazı 17 Nisan’da yazılmış, gülmekten ancak şimdi klavyenin tuşlarına basıyorum. Birisi benim adıma ben adi bir yalancıyım yazmış. Ya bu gerçekten çok komik hala gülüyorum. “Kim” böyle bişey yapar da insanların “hür” düşüncelerini beğenmeyip, onun adına konuşuyormuş gibi düşmüştür, ufalmıştır, ezilmiştir, hakikaten çok merak ediyorum.
Ben sizin bu yaptığınız çalışmanın büyük bir boşluk olduğunu literatüre hiç bir şey kazanmadığını, hiç bir akademik değerinin olmadığını düşünüyorum.
Bakınız aynı çalışma çok daha değer kazanabilirdi. Örneğin cami konusunu ele alırsak, aynı dönem veya farklı dönem camileri arasında bir araştırma yaparsınız, benzerliklerini, farklarını araştırıp dönemin sosyolojik yapısıyla birlikte bir sentez yaparsınız ve bunu akademik bir ortamda sunarsınız (basit bir köşe yazarı gibi değil), biz de saygıyla dinler ve araştırmalarınızdan size atıfta bulunarak faydalanırız. Ancak dört tane alt alta resim koyup altlarına da “komik” gerçekten komik yorumlarınızı koyunca yaptığınız çalışma basit bir öğrenci dergisi çalışmasını geçemez. Bu arada bir çok öğrenci dergisinde bundan çok değerli çalışmalar bulunmaktadır.
Şimdi kimseyi töhmet altında bırakmadan “ben adi bir yalanciyim” yazısını kim yazdıysa, utanıyorsa ismini de belirtmeden bir özür yazısını beklerim.
Sizlerle böyle küçük oyunlarla cevap veremediğim ve başkasının ağzından konuşamadığım için terbiyem adına özür dilerim.
Saygılarımla.
mimar gibi mimar
Ben adi bir yalanciyim.
Ahmet Turan KÖKSAL
Garip!!!
“Mimar gibi mimar”, okyanus ötesinden emirle bu siteyi yaptığımı iddia etmiş. Bir bu kalmıştı. Bu da iddia edildi ya artık gam yemeyeceğim.
Artık ben de cemaatten oluyorum bu durumda. Emire karşı gelemiyorum ya. Paronaya bu sınırları bile aşmış. Kim olduğum siyasi görüşüm ya da dindarlığım… Bunları açık etmek zorunda değilim tabii ki. Düşündüğünüz gibi olmasına imkan yokken hem de. Sadece derim ki kibarca yanlış düşünüyorsunuz, sallıyorsunuz ve doğru çıkmıyor.
Herhangi bir siyasi görüşün temsilcisi ya da cemaatin adamı değilim. İnanmamakta serbestsiniz. Size kanıtlama zorunluluğum olmamasının yanında kanıtlayamam da. Görüğşüm yok ilgim yok vallahi billahi desem inanamacak mısınız? İnanmazsınız zaten.
Hem olsa ne olur. Burada camiler eleştiriliyor. Katılmadığınız bir durum varsa yazın tartışalım. Ne yapmaya niyetlisiniz.
Olsun varsın siz öyle düşünün öyle duyurun. Beni bilen bilir. Daha da önemlisi ben kendimi bilirim.
Bunlar konuşuluyorsa. Demek ki camigör! başarılı olmuş.
Bu arada Nuri Altar’da bana bir şey kabul ettiremezsiniz demiş. Neyi kabul edeceğimi bir bilsem. Edeceğim de…
Neyse biri bir site yapar. Basit bir blog. Sonra bir anda bakarsınız ki cemaatin emir kulu olur, bir bakarsınız ki bir şeyi kabul etmeyen adam. Tek suçu bir site yapmak farkındalık yaratmaktır. Kıskanılıyor desem, anlamsız. Neden ki?
Vallahi tek bir temennim var. Bir derdiniz olsun, bir şey göstermek isteyin sonra bir site bir blog basit ya da zor bir şeyler yapın aklınıza gelsin. Zaman ayırın.
Ve sırf bunu bir karşılık beklemeden yaptınız diye yukarıdaki gibi töhmet alıtnda bırakıcı cevaplar almayın. Tek temennim budur.
Çünkü bu tür aşağılayıcı olduğu zannedilen yazıların neye kime faydası var çözemedim.
Garip!!!
Muhammet Ali Şeker
Mimarlar odası deprem konusunda bir Afet Komitesi koydu. Sonra ne oldu bilinmez komite iptal edildi. Böyle deprem gibi sıkıcı konuların tartışılması bitti. Şimdi yeni depremle birlikte yeni bir afet komitesi kurulur belki, ve afetler bu komiteye atanır.
Mimarlar odası eğer bir gün mimarlara hizmet vermeye başlarsa, sen ben bizim oğlandan sıkılıp o zaman belki gerçek anlamda bu konuda yapılacaklar konuşulmaya başlar. Yoksa bizim felaketleri fırsata çevirme konusunda uzman AKP gibi depreme karşı önlem çalışmaları sadece yakın çevrenin gözüne hoş görünmek için bir araçtan ibaret bir aldatmaca olarak kalır.
selami yarma
yav bak şimdi bende şalter attı.. mim odası deprem sonrası istanbulda ne gibi çözüm örnekleri sunuyor, varmı planınız?
selami yarma
sonuçta bunlar ülke siyasetinin sosyolojik yansımalarıdır. tamda sanata olan yansımaları.. başörtüsü cami yaptırma kavgaları sonucu ortaya çıkan şahaserler.. ne bekliyordunuzki? hepsi sizin düşüncelerinizin yansıması.. efenim adam buraya googleden nerden aradı ise bulmuş koymuş.. eleştireceğinize önce sixz bir kendi kafanızın içine bakmayı bir öğrenin, sonra googlede gezer bakarsınız.. kalın sağlıcakla..
selami yarma
o kadırga yaylasındaki namazgahı tv de seyrettim. haliyle mimarlar orayada sahip çıkmamışlar.. sonra gelip dalga geçeiyorlar öylemi… yani kendileri veya mesleki sorumlulukları ile?? e öğrenciyken tip binalar eski tarihi mekanlar veya binalar tipler hakkında yazılır çizilir.. yetişmiş ustalar vardır.. düşünen ustalar… mimarlara soruyorum şimdi.. 200 sene sonra yetişen mimarlar nasıl bir sosyolojik bağ kuracak 1950-2200 yılları arasında? hangi binalar tarihi süreçte geleneksel mimari değişimi gösterecek, hangi müze, hangi cami, neleri kitaplara koyacaksınız? siz toplumdan ayrılın, her şeye karşı çıkın, o dönemde diyeceklerdirki, halktan kopmuş bir mimarlar grubu geleneksel mimari kazanımlar açısından katkı sağlayamamış ve karanlık bir siyasi düşünce darlıgında ülkemiz mimari açıdan geri kalmıştır..” böyle diyeceklerdir.
selami yarma
cemal kozlu iyi bir noktaya temas etmiş. ben camişye girdiğimde hep taşıyıcı sisteme takılır kalırım. ya o anda deprem olursa… bu camilerin ruhsatı varsa problem olmaz değilmi? ancak cami klise cem evi yapılanmalarının ülkedeki formalitesini bilmiyorum.. yani resmi ruhsatlımı bir proje müllefi varmıdır? ben bir daha bu forumu bulamayabilirm yazmak için ancak bulursamda tartışmalarınıza cevaplarım olacaktır.
selami yarma
hehehee .. camiden başlayıp dinde reforma gelmişsiniz.. vay beeee.. süpersiniz vessalam:
selami yarma
camilere ve tiplerine takılmışsınız. ama hiç aklınıza başka bir soru gelmemiş. mim. odası olarak siyasi tutum bellidir. belli bir kesim dışlanmaktadır. bu dışlanan kesimin sizle dialog kopukluklarının yani sizin fikir düüncelerinizin ülkedeki bir kesimin ve yapılarının yansımasıdır. siz rahatsızmı oldunuz? :)) e demekki bir yerde eksikliğiniz var. dışlamayın, görüşün, konuşun, aranıza alın, böylede camiler olmasın…
selami yarma
bu cami şekillerinede çok taktınız.. kaçınız camiye gidiyor ibadet ediyor demeyeceğim ama dışladıgınız siyasi görüş haliylede gelip size “bana bir cami yap” demeyecektir :))) dışlamayın … mim. odası siyasi eğilimi bellidir. hatta cami gereklimi değilmi (yani her semtteki sayı açısından) gibi olumsuz tutum ve eleştirilere kayşı koymalara kalkarsanız işte memleketin hali budur. bunda sorumluluklarınızı davranış şekillerinizi bir düşünün bakalım. siyaseti mesleğe b ulaştırdıgınızda o dönemin mimariside bu olur. edebiyat gibi sanat gibi.. tamda bu dönem mimarların veya odalarınızın siyasi düşüncesini ve ilgisini yansıtıyor.
selami yarma
tartışmalar güzeldirde, googleye merdiven yaz görsellere bak.. iyi fikirde.. ama ben memnun aoldum. hizmet hizmettir. vakit ayırmış , kendi fikirlerini yayınlamış… teşekkürler.. eleştirmek en kolayıdır. devam edin arkadaş yayınınıza. ..
Emine Erkılıç
olmaları işte bu reform noktasında tıkalı. Almanyada bir cami yaptırıyorlar cami bitmek üzere ve klasik öğeler taşıyan modern bir cami mimdap’da da yayınladınız. Şimdi mimarı bizi aldattın diye neredeyse çarmıha gerecekler. Güya hiristiyan alametler varmış. Bu durumda anlaşılması gereken şu: eğer camilerin güzelleşmesini istiyorsak herşeyden önce dinde reform yapılması gerekir yoksa eski tas eski hamam devam ederiz. Ta ki namaz kılacak imam bile kalmayana kadar.
Emine Erkılıç
Bizim mahalledeki cami cuma günleri de dolmuyor. Hatta çevremizde bulunan (bir kilometreden daha az bir alanda) beş caminin durumu da öyle. Vakit namazlarında da sadece evde canları sıkılan emekliler var. Zaten başka türlü de olamazdı.
Kadın erkek ayrımını kaldırırsak bu durumun düzelebileceğini düşünüyorum. Arkadaki erkeğin öndeki kadından rahatsız olacağını (ya da tam tersi)varsayan ve putlar zamanını hatırlatan namaz kılma şeklinin de değişme zamanının geldiğini düşündürüyor. Ayrıca bence ezan da namaz kılma da Türkçe olmalı. Belki böylece hiristiyanların yüzlerce yıl önce yaptıkları reformu biz de İslamiyette gerçekleştirebiliriz.
Camilerin güzel
erhan kurt
gerçekten cami sayısı arttıkça cemaat sayısı düşüyor. Yoksa namazla alakası olmayan bizlerin hiç suçu yok. o kadar çok camii var yinede cuma namazlarında camiilerde yer kalmıyor neden acaba. Acaba bunun camilerle değikde yozlaşan ve islamdan uzaklaşan toplum yapımızla alakası olmasın sakın.
Şimdi ben bunları yazdım diye beni yerden yere vuracaksınız biliyorum ama mimarlar olarak daha güzel camiler tasarlatmak için elinizden gelen, yapın vede daha çok cemaat olması için
bugün 15-16 milyon nüsuflu istanbulda camiler yetersizdir. Ama vakit namazlarını hesaplarsak çok fazladır. Burda sorun ne dinde ne camide bizlerde sadece bizlerde batı özentiliğinden kurtulamayan bizlerde.
nuri altar
Ahmet Turan KÖKSAL amcaya hiç bir şey kabul ettiremezsiniz öğrenemedinizmi hala kendi sitesindekilerle dalga geçmek, birde mualefet etmek.
mimar gibi mimar
Ufacık işlerle iş yaptığını sanmak bir yana, bir de bunu övgüye mashar olduğunu insanlar üzerine empoze edilmesi.. gerçekten komik ve enteresan olduğunu düşünürdüm. Ama olayı biraz araştırınca olayın gerçeten bir iş olduğunu ve çok ciddi amaçları olduğunu anlamış oldum.
Dostlar olay “Google amcasından” dört tane resim indirip altına yorum yapmak değilmiş, olayın EMRİ okyanus ötesinden geliyormuş. Konuyu biraz araştırın sizde hak vereceksiniz. Sanırım “hocaefendi” okyanus ötesinden gönderdiği emirle Türkiye’deki camileri beğenmeyerek, cami işine el atmış ve elindeki maşalarla bu işi yapılması için altyapıyı hazırlatılmasını istemiş. Aslında onlar da haklı, elinde bu kadar büyük bir güç varken istediğin gibi at oynatabilirsin.
Cemal Kozlu
“İKTİDARI KAYBETSEK BİLE” Cami Gör’de son günlerde başbakanın yaptığı konuşmaya istinaden yapılmış çok iyi bir karşılık gördüm, paylaşıyorum:
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan;
Şunun çağrısını yapıyorum; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile bir çalışma içine gireceğiz. Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, bunlara yönelik gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve bu binaları biz yıkacağız. Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş biz bunları dinlemeyeceğiz artık
Şeklinde bir demeç verdi. Biz Cami gör! olarak öncelikle camilerden başlanması gerektiğini düşünüyoruz. Hemen kaçak camiler yıkılmalı. Bir statik hesapları bile yok.
Düşünsenize bir Cuma namazı vakti ya da teravih namazında (Allah c.c korusun) bir deprem olsa. Kaç kişi hayatını kaybeder?
O yüzden gerekli yıkımlara eğer statik hesapları yoksa camilerden başlanmalıdır. İktidarı kaybetme pahasına bile yapılmalıdır.
neslihan çetin
cami mimarisi ile ilgili tartışmaların, bugün karşımıza çıkarılan cami mimarileri üzerinden yapmanın bir fayda sağlayacağını, islam reformuna yardımcı olacağını umuyorum.
Hasan Kıvırcık
Değerli dostum, arkadaşım sevgili Ahmet Turan Köksal,
Ben de kendine uğraşı alanı seçip, yine her türlü eleştiriyi de göze alıp bu iki siteyi mimarların hizmetine sunmuş olmandan dolayı bu önemli çabanı kutlarım.
Sitelerde;Google da aranıp duranların bulduklarından çok farklı bir perspektifle hem camiler hem de merdivenlere ait bilgilerin olduğuna ben kaniyim, zira sitenizi inceledim. Zaten siz de bu konudaki heyecanlı bir iki eleştiriye gerekli uygun cevabı vermek suretiyle durumu ortaya net bir biçimde koymuşsunuz, size katılıyorum.
Değerli dostum,
Bu bölümün altındaki ilk yorumunuzda “Bizi desteklenmeniz takidire şayandır. Ama yukarıdaki deyim gibi bizleri ve yıllarıdır sizi bu kadar önemli veriyi aktardığı halde yalnız bırakıp birbirimize teşekkür ettirenler utansın.” diyorsunuz. İnanın bu kadar yıldan sonra sözünü ettiğiniz “yalnızlık” ya da “yalnız bırakılma meselesi” herhalde bize ait bir problem olmanın çok ötesine geçti. Bizim açımızdan (sizi de kastederek söylüyorum…) kendi korkuları içinde birbirlerinin sırtını sıvazlıyanların kalabalıklığı yanında doğru bildiği yolda yalnız yürümek ayrı bir zevk, ayrı bir gurur haline geldi. Mimdap ilk çıktığı yıllarda sitenin üzerinde “… vazgeçemeyeceğimiz tek şey düşünce özgürlüğünü savunmaktan alıkonmak, fikrilerimiz üzerine tahakküm kurmak isteyenlerin baskısına boyun eğmek…” demiştik.
Bu istikamette yürümeye (müsade ederseniz sizi de kastederek eklemek istiyorum…)devam ediyoruz.
Saygılarımla
Hasan Kıvırcık
Anonim
Hiristiyanlığın devrimi niye islamiyet olsun ki?
Bir tarafta refah içinde yüzen hiristiyan toplumları diğer tarafta sefalet içinde üstüne üstlük bağnazlığa boğulmuş islam ülkeleri. İslamiyet devrimini yapamazsa devrimini zaten yapmış hiristiyanlığın ulaştığı düzeye hiçbir zaman ulaşamaz, ilkellik içinde debelenir durur. Tıpkı şimdi olduğu gibi.
Biz deveye at dediğimiz zaman deve at olmaz.
Anonim
Hem israf haramdır diyeceksiniz hem de üzerine hoparlör bağlanan birde değil iki hatta dört hatta görmemişliğin, savurganlığın zirvesine çıkıp altı minareli camiler yapacaksınız.
Cami insanların sığınmak için gittikleri bir yer olmaktan çoktan çıktı. Sadece ibadet saatlerinde açık ve çoğu kez de oluşmuş küçük cemaatlere ev sahipliği yapıyor. Cuma günleri de bazı esnaf aman beni görmezlerse intikam alırlar korkusuyla gidiyor…Gerçekten samimi bir şekilde inananların yani öbür dünya korkusu olmadan, karşılık beklemeden inananların sayısı o kadar az ki.
Merve Alanyalı
Dinde devrimi ancak Tanrı yapabilir. Hıristiyanlığın devrimi İslam’dır. İslam’ın devrimi ise olmayacaktır.
(Sitedeki 20 ekim tarihli yazıya ithafen)Cami yapımının bir kurum ya da kişi tarafından denetlenmesi, “dinde elit zümre” benzeri oluşumlar doğurabileceğinden çok yanlıştır. O mahalle halkı ne tür bir bina içinde ibadet etmek istiyorsa, o tür bir binada ibadet etmek onların hakkıdır / özgürlüğüdür. Doğru mu yanlış mı olduğunu sonunda Tanrı bildirecektir. Eğer kıyametten önce yanlış olduğu söylenmek isteniyorsa da, dosdoğru Tanrı’nın “Kuran”ı ile konuşmak gerekir (çarpıtmadan, demagoji yapmadan).
Şu anki bilgilerimle, minare zorunludur diyemem. Ama gerekli. Cami, içinde yaşamak için Tanrı’dan başka hiçkimseye hesap vermek zorunda olmadığın tek yerdir dünya üzerindeki. Tek güvenli sığınak. Şehrin neresinde olursak olalım, en yakın caminin nerede olduğunu bir çırpıda görebilmemiz gerekir. (Herkesin kolunda saati var, herkesin navigasyon cihazı var demeyin lütfen, herkes o kadar zengin değil).
necmi yazgan
Sayın Köksal, ben yapmış olduğunuz sitelerden ve çalışmalardan hoşnudum. Çünkü söylediğiniz gibi Google her şey değildir fakat bilginin sırası, depolanması, işe yarar hale gelmesi başka birşeydir.
Sitenizin içindeki resim altı yazılarınıza eleştiri getiren yorumlar okudum üstte. Her yazının akademik üslupta olması yahut ciddi bir formatta olamsının aynı zamanda içerikli olduğu anlamına gelmediğini ben biliyorum. Çok ciddiyetle söylenmiş, asık yüzlü buyrmalar içeren ve hatta aforzimalar uçuşan yazılar biliyorum ki içi boş.
Dolayısıyla haiften dalga geçmek, ironi yapmak da gerekir.
Hayati Binler
Dinin temel ölçü ve prensiplerinden bihaber zavallı insanoğlu eski camileri aynen taklit yahut kopya etmeyi bir mecburiyet sanıyor. Günaha gireceğini düşünüyor ki, kendini eski mimarileri yapmaya mecbur biliyor herhalde. Kopya ve taklitten azade, günümüzü yansıtan adam gibi camiler yapmak için bu işle biraz uğraşıp mesai harcamak dışında pek başka bir şeye ihtiyaç yok.
Ahmet Turan KÖKSAL
Efendim kendi ismini yazmak yerine kendine “Mimar gibi mimar” diyen kişi demiş ki, “Google Amcamızdan aratıp koymak gibi bir marifet değil”
Anlatayım efendim.
Camigör! ve Merdivengör! iki ayrı proje.
Önce Merdivengör!ü anlatayım. Bu bir farkındalık sitesidir. Zaten bunlar Arkitera Forum’da çoğu geçmiş tasarımlardır. Eğer ki eğer amacınız, amcanız olan Google’a sormak olursa arka arkaya bunu getiremiyor. Olmuyor böyle bir seçim diye böyle bir görsel sıralama yapmak istedim. Çünkü benim için merdiven önemlidir. Sizin de bir söyleminiz varsa sitsini yapınız.
Sizin için örnek vereyim.
“Google ile nasıl amca oldum” Dedem ile Ananem nasıl bir üreme ile böylece bana bir amca verdiler diye çalışır bir görsel site koyardım ortaya. llginç olurdu.
Bu bir örnekti. Başka bir derdiniz varsa bunu blog ile ortaya koyarsınız. Blog denen şey bunun için var. Tumblr çok zor bi rşey değil zaten. Amaç arka arkaya koymak. Çok önemli bir şey yapmadım ki ben. Ama seçimler benimdiir.
Merdiven için dünyada daha iyi indeks siteleri vardır. Örnek: Stairporn. Benim siteden yüzlerce kat büyüktür. Çok eskidir. Reklam içerir. Kategoriler vardır falan filan. İşi budur. Hatta orada benim de bir kaç tasarımım vardır.
Sizin amcanızdan aranarak ortaya çıkan görselleri arka arkaya sıralamakla bile sizi kıskandırmış çatlatmışsa anlamı olmuş demektir. Ben hakkında konuşabileceğim üzerinde yorum yapacağım “merdiveni” seçer koyarım siteye. Bu benim yorumumdur. Girmezsiniz okumazsınız dikkate almazsınız olur biter.
Kısaca amcanızı benden kıskanmanıza gerek yok. Haydi yengeniz olsa anlayacağım…
Camigör!’ün durumu daha naziktir. Yıllardır camilerle ilgili konularda kafa patlatır kendi aramızda konuşuruz. Makalelerim, yazılarım vardır. Cami uzmanı değilim. Din görevlisi de değilim. Fıkıh bilmem. Biraz hat yazarım en fazla o kadar. Sadece mimarsız ve tasalanmamış camilerden rahatsız olurum. her iyi mimar gibi canım sıkılır.
Öyle kendi aramızda konuşup “bizim camiler adam olmaz” demek yerine “farkındalık” yaratmaya çalıştım. Sitede adım dahi geçmez benim. Reklam yok. Cüz-i bir masrafı vardır. Onu yaptım. Mimdap gibi fedekarlığım da yok. Yıllardır on binlerce cami görseli biriktirmiştim. Çok çok çok kötüleri de vardır. İyileri de Amacım tasarlanmamış camilerle dalga geçmek de değildir Sadece kötü örnekler verip mimarlığı kutsamak, Mimar Sinan aşığı olmak değildir.
Çeşitli dertlerim var. Kubbe, minare, şerefe kare plan ve bunların tasarıma etkisi. Olmalı mıdır. GEREKLİ MİDİR? ONLARSIZ CAMİ DE OLUR MU?
Siz bu iki site için destek verdi diye Mimdap’a kızadurun, ben Diyanet İşleri Başkanlığı ile görüştüm. Ne bir siyasi gücüm var ne de bir parti ile ilişkim. Bu bir ödev sitesi olsaydı benimle konuşmazlardı.
İleride bir yarışma, cami ve mimarlık üzerin şura düzenlenecek. Bunun olması için çalışacağım çaba harcayacağım. İcabında Mimdap’tan yardım isterim. Ağabey gelin ucundan tutun şunun diye. Arkitera’dan öyle keza. Bir kuruş beklentim yok kendi reklamımı da koymam. Birisi ilginç bir örnek gönderirse hemen bakarım. Koyulacaksa koyarım.
Siz şimdi amca dayı yeğen tüm aile bireylerini toplayın da bir konuda hatta belki camiler konusunda bir site yapın. ödev sitesi gibi olursa o da olur. Yeter ki hariçten gazel yerine bir düşün ortaya koyun.
Amcaya da selam ederim. Onsuz olmazdı ama onun seçimleri çok baştan savma da oluyor. Ne bilsin ki.
Teşekkürler.
İlkay Gemici
İnanç özgürlükle anlamlıdır. Eskiden müezzinin sesi uzaktan çok hafif gelirdi ve seksenine yaklaşan dedem kalkar camisine giderdi. Gittiği cami de eve yaklaşık on beş dakika yürüyüş mesafesindeydi. O ibadetinde irşadında özgürdü. Şu anda artık ezan bir estetik olayı olmaktan çıktı evin içinde ve yüz yüzyirmi desibel okunuyor. İşte ahir zamanda olan da bu. Mısırlılardan beri ahir zaman var. Onlar dualarını AMON diye bitiriyorlardı biz ve hiristiyanlar bugün AMİN diye bitiriyoruz. (ikisi de aynı) Camiler çoğaldıkça irşat azalıyor. Ama dertli değilim. Çünkü her şeyin bir sonu var. Bu sonlar da şimdiye kadar defalarca yaşandı. (AMON şahittir) Ahir zamanın insanlığın ahir zamanı olmadığı da bence kesin. Aksinin de zaten bir anlamı yok.
Zamanla artık büyük harfle yazı yazanları okumadığım gibi bağırarak konuşanları da dinlemiyorum.
Mimariye gelince yukarıdaki resimlerdeki mekanların tümü yukarıda söylediklerimin kanıtı. Günümüzde cami nasıl olmalı sorusuna verilecek birinci cevap “çevreye saygılı olmalı” çağdaş gereksinimlere cevap vermeli (yani minaresi olmamalı), insanlara irşadın zevkini verecek mimari değerlere sahip olmalı….gibi.
Ya da batı avrupa ülkelerinde otuz yıldır çok özel ve sınırlı durumlar dışında kiliseler için olduğu gibi artık inşa edilmemeli.
mimar safiye
Sayın Anonymous haklısınız bu saydığınız sorunlar sanırım biraz da ahir zamanda olduğumuz için. Ancak siz camilerin çoğalmasından mı dertlisiniz yoksa cemaatin azlığından mı çok anlayamadım.. Kendinizce irşat faaliyetlerine başlarsanız belki daha iyi hissederseniz. Bir de konuyu mimari açıdan irdelesek daha yararlı olacaktır en azından benim için…
Anonim
Evet hakikaten cami sayısı arttıkça cemaat sayısı düşüyor. Cuma günleri gelenler de çoğu kez şahit olduğum gibi bindirilmiş kıtalar. Bizim üniversitede eskiden mescidde namaz kılanları görürdük türban serbest oldu kızlar örtündüler ve namazı kestiler.
Ayrıca özellikle Almanya’da çok sayıda müslüman türk hristiyanlığa geçiyor. Ama bunlar saklanıyor ve bir sorun olarak gösterilmiyor.
İslamiyetin anadoluda yayılması hristiyanlığın baskıcı müslümanlığın ise tolerans dini olarak görüldüğü zamanlardaydı. Şimdi sanıyorum özellikle Silivri’den sonra tersini yaşıyoruz.
Almanya’daki tanıdıklarım bu din değiştirme için “akın akın” diyorlar. Bir yanlıştan bir diğerine…
Anonim
Benim de gözlemlerim var: bizim mahallede hemen dört yüz metrelik bir alanda tam beş tane cami var. Bunlardan birisi de yanında yatılı imamhatip kursu olan dev bir cami.
Bu alanda da en az üç bin kişi yaşıyor. Bunların diyelim ki yarısı kadın. Kaldı 1500 kişi, üçte biri yaşlı ve çocuk kaldı 1000 kişi. Bu camilerde Cuma günleri bile bunun dörtte biri olmuyor. Çoğu cami özellikle sabah namazlarında imam/müezzin ve ayıp olmasın diye gelen bir iki ihtiyarla namazı geçiriyor.
Gelir ve eğitim düzeyi arttıkça bu oran daha da düşüyor. Koskoca Bağdat Caddesinde sadece iki üç tane cami var -ki onlar da boş-
Cuma günleri cemaati de daha çok dedikodu yaparlar korkusu ile gelenlerden oluşuyor.
Ve bu durum AKP’ye rağmen, Fetullah’a rağmen, onca vakfa ve camiye gitmeyi sadaka almanın ön koşulu sayan cemaatlere rağmen giderek daha da kötüye gidiyor. Durum kötüye gittikçe de hoparlörlerin sesi biraz daha açılıyor, insanlar giderek daha da uzaklaşıyorlar. Hele bir ara beş camiden birden ezan okunuyordu sadece garip bir uğultu duyuluyordu. Sanıyorum bazı önlemler aldılar biraz durumu kurtardılar. Bence hoparlörleri sökseler ve kendileri minareye çıkarak ezan okusa çok daha etkili olacaklar…
Ama bu kadar ücrete her gün beş defa oraya tırmanılmaz diyenler varmış. Benden söylemesi.
osman çoban
Sitelerinize girdim, çalışmalarınızdan dolayı teşekkürler. Giderek derinleşecek, bilgiler çoğalacak ve interaktif bir bilgi köprüsü oluşacağını umuyorum.
Anonim
Sayın Tunalıoğlu’nun görüşlerine katılmamak mümkün değil. Yıllardır cami cemaatlerinin sayısal durumunu incelerim. Cami sayısının artması hoparlörlerin devreye girmesi ile cemaatler aynı oranda artmıyor tam tersi orantısal olarak azalıyor. Bu durum bugünlerde çok büyük bir yanılgıyı da beraberinde getiriyor. Anadoluyu başörtüsü ile bağladık diye sevinenler İslamiyete ne kadar büyük bir zarar verdiklerini görmüyorlar. Çünkü genç kızlarımız erkeklerimiz kutuplaşıyorlar, gettolaşıyorlar ve giderek ya daha tutucu ya da tamamen isyankar oluyorlar. Her iki durumun da savunulur yanı olmadığına eminim. Selamlar
Salih Tunalıoğlu
Dinde devrim olmazsa daha önceki filmler tekrarlanır. Katolik kilisesinin baskıcı tutumu ve dogmalardan taviz vermek istememesi protestantizmi getirmiştir. Eğer çağ ile uygulamalar arasında çelişki varsa emin olun kazanan her zaman her durumda çağ olacaktır. Ya da kendinizi bu gün çoğu islam ülkesinin içinde bulunduğu durumda bulacaksınızdır.
Mimar Gibi Mimar
Sayın Mimar Safiye’nin sözlerine tamamen katılıyorum. Benim tartışmada söylemek istediğim aynen bu idi. Bu bir mimarlık sitesi yada cami, merdiven Almanak’ı değildir. Tam olarak birinci sınıf öğrenci ödevi olmuş. Ahmet Bey sanırım öğretim görevlisi ve bu sitede bir öğrencisinin ödevidir. Gerçi doğru bir “ödev” için başarılı bir çalışma olduğu söylenebilir.
Melek Genli
Camileri ve merdivenlei bu kadar çeşidiyle bir arada görmek konuda bütüne dair fikir geliştirmede yardımcı oluyor. Siteleri tanıttığınız sağolun. Camigör, Merdivengör sitesine emek verenlere teşekkürler.
mimar safiye
Dinde devrim olmaz. Din dogmatiktir; unsurları, öğretileri asırlar önce neyse şimdi de odur. Tabi farkında olana, dini kendine uydurmaya çalışanlara değil dinini hakkıyla yaşayana! Ahmet bey kendince bir kaygı gütmüş ama yorumları okurken gülmekten kendimi alamadım doğrusu. Kullanılan dil, uslup oldukça tuhaf.. Sanırım ilkokul öğrencilerine hitaben yazılmış. 🙂
Salih Tunalıoğlu
Bu kafalarla dinde devrim zor bence yakında cami kubbelerine de türban takmazlarsa iyidir. Din değişiyor, eskiden günah olmayan yasak olmayan şeyler de yasak ve günah. Batı tarihi tümüyle ters yönde gelişmiş insanlar engizisyonun korkularından gotik dönemin yaşama sevincine, baroğun coşkularına ve modernitenin özgürlüğüne geçmişler. Ahmet Beyin çalışması bence çok önemli çünkü sorunu çok iyi ortaya koyuyor.
Betül Dincer
Behruz Çinici diyor k: “Dinde bir devrimin geçirilmemesi, caminin kare tabanlı, merkezi ve yuvarlak kubbeli olarak sürmesinin nedenidir”
necmi yazgan
Ahmet beyin uğraşılarına, mimarlıkla ilgili çabalarına ve yaratıcı fikirleriyle bilgi toplamamıza yardımcı olmasına teşekkürler.
“Mimar gibi Mimar” rumuzlu arkadaşımızı anlamakta güçlük çektiğimi, arkadaşımızın ani “refleks” göstermesine neden olan maruzatın nereden kaynaklandığını çıkaramadığımı söylemek isterim.
Mimar gibi Mimar
Gerçi sizde haklısınız. Jokey olmak için öncelikle at olmak gerekir, değil mi?
Ayrıca internetle azıcık ilgisi olan biri için Google amcanızda bulunabilir olmak hiç de zor değil, bilesiniz!
İhsan Karaca
Ben yazdım hiç de öyle derli toplu bilgiler gelmedi. Bir atasözü de benden “haçan eleştirmen değilsin, niye çıkarsın Mimdap’a” önce siz de bir site yapın Google’dan bulunabilir hale gelin ondan sonra sohbete devam ederiz.
Mimar gibi Mimar
Ahmet Bey, Google amcanızdan merdiven, ladder, stairs, leiter, échelle, scala vs. yazarak çıkan görsellerin altına saçma sapan yorumlar yazarak site yapabiliyorsunuz ve site yaptım diye seviniyorsunuz, öyle mi? Efendim biz bu tür “ödevleri” birinci sınıf öğrencilere veriyoruz. Ayrıca bu tür boş konularla sayfasındaki boşlukları dolduran Mimdap konusunda gerçekten şaşkınım. Bir Mimar olarak güzel ülkemde dişe değer bir gelişme olmadığı için boş konulara yönelme eğilimi olduğunu görmek, beni ziyadesiyle üzmüştür.
Saygılarımla.
Ahmet Turan KÖKSAL
Trabzonlu değilim. Bizim hanım öyle. Bir lafları var.
“Oflu gel bize, gelelim size.”
Bizi desteklenmeniz takidire şayandır. Ama yukarıdaki deyim gibi bizleri ve yıllarıdır sizi bu kadar önemli veriyi aktardığı halde yalnız bırakıp birbirimize teşekkür ettirenler utansın.
Nice nice yıllara inşallah. Ben bir gün tıkanırım ama siz devam edin devamlı lütfen.