Hasan KIVIRCIK

 

Barselona’daki Palau de la Música Catalana, kentin özel binalarından biri. Konser salonu olarak tasarlanan yapının bugünkü anlayışlardan farklı bir yapısı var. İçine ışık giren bir konser salonu bu.

 

 

Günışığı, tavandaki özel vitraylı açıklıktan içeriye doğru süzülüyor. Renkli camlar, 2200 koltuk kapasiteli salonun her tarafını sararak gündüzleri özellikle elektrikli aydınlatmaya olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

 

 

 

 

 

Köşeden…

 

 

 

 

Cepheye farklı bakışlar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


1908 yılında Domènech i Montaner tarafından tamamlanan bu modernist salon, Gotik bir katedrali andırması amacıyla tasarlanmış. Bir prestij mekanı olarak düşünülen Palau de la Música Catalana, Katalanların yoğun yaşadığı Barselona kentinin simgelerinden biridir şüphesiz.

 

 

İçerideki seramik kaplamalar

 

 

 

 

 

 

Yenileme sonrası cepheye eklenen cam cilt…

 

 

Katolanyanın sembollerinden biri olan harika yapı Franko faşist rejimi sırasında dörtbuçuk yıl kadar kapatılmıştır. Bina, “Katalan Koro Derneği” nin merkezi olması için Lluís Millet ve Amadeo Vives tarafından 1891 yılında kurulmak istenmiştir. Palau de la Música Catalana opera ve bale tiyatrosu olarak Katalan müzik ve sanatseverler ile sanayici-iş çevreleri tarafından finanse edilmiştir. Konser Salonu, geçen yüz yıl içinde dünyanın en eşsiz konser mekanlarından biri, ulusal ve uluslar arası düzeyde Barselona şehrinin ayrıcalıklı bir mekanı olmuştur.
UNESCO bu binayı 1987 yılında Dünya Kültür Mirası listesine eklemiştir.

 

Büyütülen giriş ve fuaye…

 

 

 

Eklenen kütledeki tuğla cephe yorumu…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu ayrıcalıklı mekanı tanıyalım…

 

 

 

Bir yaz günü sonunda, senfoni konseri için fakat daha güneşin batmasına bir saatten fazla varken Palau de la Música’ya girdiğinizde çok öel bir mekana girdiğinizi anlıyorsunuz. Yenilenen yol tarafındaki cam kaplı bölgeden bir kış bahçesi fuayeden tarihi yapının gerçek fuayesine geçiyorsunuz. Seyirciler bir kaç değişik kottan U şeklinde sahneyi saran seyirci koltukları katları ve balkonlara fuayeden ve muhteşem kristal şişeli korkulukları olan merdivenleri çıkarak kat hollerinden ulaşıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fuaye bir sanat galerisi gibi…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şimdileri bu kadar Barselona’nın simgesine mutlaka uğramak isteyen yabancı turistlerin bir akını var mekana. Genellikle konserlerin biletleri çok önceden ayırtılmış oluyor ve bu tarihi mekanı sadece ziyaret etmek değil, hoş bir müzik ziyafetine de katılmak istiyor turistler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her detay bir başka özenle düşünülmüş…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Barselona’da kaldırımların bile seramik kaplı, Gaudi tasarımı yer karolarının meydanlara ve yollara kimlik verdiği gözlenirse, Palau de la Música’nın cephesinden başlayarak ortak mekan duvarları, merdiven sahanlıkları ve hatta sahne duvarlarına kadar seramik kaplı olmasına şaşmamak gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm sahne arka fonunda “Walkiries of Ride” temsil eden bir heykel ve diğer tarafta Pau Gargallo ve Didac Massana tarafından yontulmuş Beethoven figür göze çarpıyor. Sanat mekanı müzik sahnesi fakat işin içine fonda heykel ve seramik sanatı da dahil edilmiş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çatıdan gelen aydınlık

 

 

 

Palau de la Música’nın konser salonu içinden görünen çatısı aslında tavanı tutan bütün konstrüksiyonu gözler önüne seriyor. Fakat bu aşıklamalar kendi döneminin süslemeleri ve kalem işleri, varaklamaları ile özenle kapatılmış.

 

 

 

Konser salonu merkezi bölgesinde tavan kaplaması açılmış ve görkemli merkezi cam ışıklık çok hoş bir vitray çalışması olarak; aynı zamanda bir tavan avizesi işlevini de yüklenecek şekilde yapılmıştır. Palau de la Música’nın salonu açısından en ayrıcalıklı yeri olan bu cam-vitray tasarımı Rigalt ve Granell tarafından yapılmıştır.

Çatıda ışıklık açma geleneğinin sahnenin üstünde de devam ettiğini, sahne üstüne endirek yolla ışık temin eden bir aydınlığın burada da düşünüldüğünü görüyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Işıklı mekan

 

 

 

Palau de la Música açıkçası sahneyi önünüze aldığınızda sol ve sağ cepheleri zarif kolonadlar arasında cam yüzeylerle kaplı bir mekan. Asıl salonun bu kadar az ve narin kolonlarla taşınması, tavanın bu desteklerle tutulması, şeffaflığa bu denli önem verilmesi bundan yüz sene önceye göre oldukça cesur bir tasarım gibi görünüyor.

 

 

 

 

 

 

 

Örneğin bugünün İstanbul’unda ve ya Türkiye’nin herhangi bir yerinde mevcut deprem yönetmeliğine göre bu yapı gibi inşaatı güncel teknolojiyi bile kullansanız Palau de la Música kadar zarif yapılamayacağını söyleyebiliriz.

 

 

 

 

Tabi, bir konser salonuna dış ışığı alma fikri de Katalanların yüz sene önceki bir sanat yapısına verdikleri ayrıcalıklı yeri göstermesi bakımından ilginç.

 

 

 

 



 

 

 

Bina heykel gibi

Cephesi ağırlıklı olarak kırmızı tuğladır ve Lluís Bru tarafından yapılmış mozaiklerle süslüdür. Bina Gaudi döneminin mimari özelliklerini ve stiliyle aynıdır. Yapı dışından içine kadar her köşesi sanatçı duyarlılığıyla ele alınmış ve yapı heykeller ve rölyeflerle süslenmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ana cephede üst kat seviyesinde geriye çekilmiş yüzeyden fırlatılmış üç adet yarım daire balkonların merkezinde Katalan müzikçilerinin büstleri bulunmaktadır.

Sahnenin sağındaki ve sağ üst sofita hizasından başlayarak sanki sahneye gökten iniyormuş gibi tasvirlenen atların bulunduğu yontu çalışması bu konser salonu ve sahnesini çok farklı kılıyor. Sahnenin sağında ise bu kez ağaç motifleri altında bir müzik insanı ve kızların kompozisyonunu görüyoruz.

 

 

 

 

Palau de la Música’nın ilaveleri…

 

 

 

Işık ve renklerle dolu Palau de la Musica Catalana, bu güzelliği yanında yeni fonksiyonlara duyduğu ihtiyaç nedeniyle tekrar düzenlendi ve eskiyle yeninin güzel bir bileşimi otaya çıkarıldı. İçinde her tarz kültürel, sosyal ve iş toplantıları, konferanslar, sergiler ve konserleri verebilmek ve bunlara ait ziyaretçileri barındırmak için yeniden projelendirildi.
Barselona şehrinin kültürel ve sosyal hayatında bir dönüm noktası olan bu bina 1980 sonlarında yılında Orfeo Català-Palau de la Musica Vakfı aracılığıyla, mimar Oscar Tusquets önderliğinde, Palau yenileme ve ilave inşaatına girişildi. 1989 yılında iddialı bir proje “XXI Yüzyıl İçin Palau” ile gündeme geldi. 22 Nisan 2004 oditoryum Petit Palau ve Palau meydanı tamamlandı.

 

Yılların Katalan koro binasının gelişen sanat gereksinimlerine göre yapısal olarak büyütülmesi temelindeki bu proje dikkat çekici. Dışarıdan bakıldığında tarihi binanın tuğla kaplama dış görünümüne uygun olarak yine tuğla olarak düşünülmüş. Ancak neredeyse bir heykel gibi tasarlanmış, seramik kaplamalar, rölyeflerle bezenmiş ana binanın aksine son derece sakin, asıl yapıyla bu yönde yarışmayacak bir nötrlükte ele alınmış.

 

 

 

 

 

 

 

İlave binanın köşesini oluşturan masif tuğla duvar, tuğla yüzeylerinde yapılan küçük kazıntılar, kabartmalarla yapılan kompozisyon, sadeliğin içine sızan bir sanat duygusunu ve ayrıntılarda yaratılan güzelliği vurguluyor.

Masif tuğla kaplama yeni binanın içinde yaratılan boşluklarda kullanılan çelik hatıllar, yine cam yüzey-pencere yırtıklarında kullanılan füme renk alüminyum kaplamalarla meydana getirilen kontrast, tarihi bina yanında onunla yarışmayan fakat kullandığı tasarım diliyle geçmişe duyduğu saygıyı ifade eden oldukça iyi etüd edilmiş örnek bir mimarinin ortaya çıkmasına yol açmış.

Yan tarafta yapılan ilavede ise, salon içine ışık alan yan aydınlık vitray cephe önüne boydan boya modern anlayışta ikinci bir cam cilt yaratılmış; böylece iç salona ışık transferinin önü kesilmezken vitrayların ve tarihi cephenin kemerleri, yapısal detayları gözden kaçırılmamaktadır.

5 Comments

  1. Geçmişten geleceğe uzanan bir köprü gibi. Zarif ve hala kullanılıyor. Modern ekler de almış. Yakışmış.

  2. binanın kendi bir kere harika. ışığı içinden, vitraylardan süzülerek gelen muhteşem aydınlık bir mekan. her tarafı sanatla bezenmiş. fakat ilave bina o kadar yakışmış ki, ders gibi sanki.

  3. Çok dolu, çok sanatsal bir yapı. Bugün bu kadar incelikli bina yapılmıyor. Zarif ve ferah. Dünya sıralamasına girecek cinsten.

  4. ne keyifli bir bina. eski ve yeni bir arada ve uyumlu. korkunç “ne olacak?” sorusunu aşmışlar ve uygun tasarım yolunu bulmuşlar. eski bina da yenisi de nefis.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir