Bademlik Tasarım Festivali, bu yıl “MANİPÜLASYON” teması ile 8 – 10 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir’de gerçekleşecek. Fesitvale katılım için 29 Nisan tarihine kadar başvuru yapılabiliyor.
Bademlik Tasarım Festivali 2013’te Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde bir grup öğrencinin başlattığı atölye çalışmaları, konser, tiyatro gibi etkinliklerle çoğu mimarlık bölümü öğrencisi olmak üzere farklı tasarım disiplinlerinden öğrencileri bir araya getiren ve farklı pencereler açmayı amaçlayan bir etkinliktir. Türkiye’nin birçok şehrinden başta Mimarlık bölümü olmak üzere Endüstriyel Tasarım, İç Mimarlık, Moda Tasarımı, Grafik Tasarım gibi çok çeşitli bölümden öğrenciler katılmıştır.
Geçirdiğimiz dokuz yıldan beri 2700’ün üzerinde başvurusu olan etkinlik bugüne kadar 1000’in üzerinde katılımcı, 120 profesyonel atölye yürütücüsü ve onlarca farklı tasarım disiplininden atölyeye ev sahipliği yapmış, 2016 ve 2018 yılında yurt dışından gelen yürütücülerin katılımı ile uluslararası bir boyuta taşınmıştır. 2021 yılında ise Covid-19 Salgını sebebi ile çevrimiçi platformda düzenlenmiştir. 2022 yılında Bademlik Kampüsü’ne geri dönen festivalimize deprem sebebiyle ara verdikten sonra 2025 yılında tekrar kampüsümüzde buluştu. 2026 yılında kaldığı yerden devam ediyor.
Tema Metni: “MANİPÜLASYON”
“One tries to affect a population by acting on the milieu.” Michel Foucault, Security, Territory, Population
Manipülasyon, gerçeği doğrudan değiştirmekten çok, gerçeğin nasıl algılandığını, nasıl anlamlandırıldığını ve hangi sınırlar içinde düşünülebilir olduğunu belirleyen bir iktidar pratiğidir. Bu nedenle manipülasyon, açık baskıdan ya da zorlamadan ziyade, algının yönlendirilmesi, dikkatin dağıtılması ve anlamın kaydırılması üzerinden işler. İnsanların ne düşüneceğini değil, ne düşünebileceğini belirler.
İnsan dünyayla ilişkisini, dünyaya geldiği andan itibaren algı yoluyla kurar. Algı, insanla çevresinin birbirine karıştığı, sürekli şekillenen bir alanda oluşur. Foucault’nun tanımıyla milieu, doğal veriler ile yapay verilerin birleşiminden oluşan bir ilişkiler alanıdır. Milieu, yalnızca fiziksel bir çevre değil; davranışın düzenlendiği, yönlendirildiği ve normalleştirildiği aktif bir ortamdır.
Bu bağlamda manipülasyon, yalnızca bireyin zihnine yönelik bir müdahale değil; algının işlediği ortamın, yani milieu’nün üretilmesi ve düzenlenmesidir. Otorite, bireyi doğrudan zorlamak yerine, milieu’deki dolaşımı, yoğunlukları, erişimi ve görünürlüğü düzenleyerek davranışın yönünü dolaylı biçimde tayin eder; müdahale, davranışın kendisine değil, davranışı mümkün ve muhtemel kılan koşullara yapılır. Görünen aynı kalabilir; ancak görünenin anlamı kaydırılır. Gerçek, yeniden üretilir ve başkaları tarafından çizilmiş bir çerçeveye oturtulur.
Manipülasyon bir rıza inşasıdır. Dikkat dağıtılır, belirsizlik üretilir, sınırlar muğlaklaştırılır. Karar vermek giderek ağır bir yüke dönüşür. Belirsizlik arttıkça yön ihtiyacı artar; yön ihtiyacı arttıkça manipülasyon daha kolay işler. Milieu, yönlendirilmiş bir güvenlik alanı olarak yeniden kurulur. Kurallar, prosedürler ve görünmez normlar gündelik davranışı hizalar: nerede durulacağı, nasıl konuşulacağı, neyin makul sayılacağı, hangi itirazın fazla sayılacağı tanımlanır.
Bu süreçte görünürlük de yeniden dağıtılır. Kimin görünür olacağı, kimin silikleşeceği belirlenir. Görünmezlik, dışarıda kalmak kadar, içeride olup tanımsız kalmak anlamına da gelir. Tanımsızlık, bireyi yavaşça sınırın içine çeker. Zamanla bu sınırlar doğal bir sığınak gibi algılanmaya başlar. İnsan yalnızca sınırın içinde kalmaz, sınırı savunur.
Steven Lukes’un* işaret ettiği gibi, iktidarın en sinsi kullanımı, insanları şikâyet sahibi olmaktan alıkoymak; algılarını, bilişlerini ve tercihlerini öyle bir biçimde şekillendirmektir ki, insanlar mevcut düzen içindeki rollerini doğal, kaçınılmaz ya da değiştirilemez olarak kabul ederler. Alternatifin düşünülmesi değil, tahayyül edilmesi dahi zorlaşır. Manipülasyon bu noktada, algının içeriğine müdahale eden bir teknik olmaktan çıkar; mümkün olanın sınırlarını belirleyen bir rejime dönüşür.
Bu nedenle manipülasyon, yalnızca söylemde, medyada ya da temsilde değil; mekânın düzenlenişinde, kentin organizasyonunda, gündelik hayatın akışında ve tasarımın dilinde işler. Milieu, manipülasyonun en güçlü mecrasıdır.



