Şehir ile mimarlığın amacını yeniden düşünmek
Amerika’nın son yıllarda akıllarda kalan en yıkıcı iki felaketi 11 Eylül ve Katrina Kasırgası, aynı zamanda sık görülen şehircilik hatalarından bazıları.
Stan Allen Architects Tarafından Tasarlanan Taipei’s Yan-Ping Kıyısı
Yeniden inşa edilen New Orleans’da yeni şehir plancılarına karşılık vermeye hazır mimarlar ve onların başlıca kuralcı planları politik, ekonomik ve kültürel güçler tarafından zarar gördü. Benzer şekilde, New York’taki, tek başına güçlü bir vizyona sahip olan, Dünya Ticaret Merkezi’nde virtüöz mimarlar yerel siyaset ve piyasa koşulları tarafından tehlikeye atıldı tanınmışlıklarına rağmen gölge düşürüldü.
11 Eylül, Katrina, Bilbao’yu izleyen asıl oyuncular (yani geliştirici ve politika yapanlar) şehir yaratma sürecinde konuyla ilgisiz oldukları halde mimarlara defalarca müdahale ettiler. Bu fırsatçı kentsel manzara –Fast Forward Urbanism- mimari açıdan onay almayı istiyor. Dana Cuff ve Roger Sherman tarafından düzenlenen cityLAB (UCLA mimarlık ve kentsel tasarım bölümünde bir think-tank, planlama takımı) 2006 sempozyumunun konuyla ilgili dava işlemleri, görüşleri ve mimarlık ve şehircilik kuramına yeni bir teori getiren tasarım projelerine temel hazırlar.
Fransız kollektif h5’in ‘logorama’ filmi 2009
Hızlı İleri Şehircilik (Fast Forward Urbanism), bu gün meydana gelen bir dizi sıçrayışın etkileri daha ortada yokken, biz oraya nasıl vardığını anlamadan oluşan değişimlerin önermesine dayanır. Sonuçta parçalanmış şehircilik sadece geçmişe bakıldığında anlaşılır, tarihsel anlatılar birbirinden farklı etkinlik parçalarını birleştirmeye yardımcı olur. Editörlerin Hızlı İleri Şehircilikle ilgili öne sürdüğü sekiz ilkesine var olan tutumun yeniden düzenlenmesi (‘rejiggering’), katalizleme değişimlerine bir aracı olarak müdahale eden birikimlerin teşvik edilmesi, ve yerel politik ekonomiye yenilenmiş bir bağlantı talep eder.
Beyanat, şehircilik manzarasının altyapısal görünümünün üzerine inşa eder ama alan kentsel ayarlarında yapmış olduğu sınırlı ilerleme için bir endişe dile getirmektedir. İstikrarsız ekonomik ufuklarda, yenilikçi gelenek büyük hareketleri, jestleriyle özel durumlara hitap etmede başarısız olmuştur. “Gündelik kentleşme” süreci sermayenin yukarı aşağı ani değişimlerini reddeder. Hızlı İleri Şehircilik, şehrin zayıf noktalarını benzersiz eşsiz projelerle değil ama sistematik dönüşümlerle; ticari ve politik alanlarda mimariyle doğrudan etkileşim içinde doldurmayı istiyor.
“Festival Pazarları”nın başarı örnekleri ve “Ekonomi Deneyimi”nin heyecanıyla, editörler sürekli ilginin ve isteğin fiziksel alanda bu benzersiz deneyimin bir parçası olarak devam edeceğini iddia ediyorlar. Reyner Banham’ın bir kitabında hatırlanacağı gibi Los Angeles karayolu ağını hem altyapısal özellikleri hem de heyecanlı formu nedeniyle över. Hızlı ileri şehircilik dünyasında, geleceğin şehircisi tecrübeyi ve kullanım şeklini, altyapıyı ve canlılığı, kritikliği ve ticari karı birbirine harmanlamalıdır.
Roger sherman architecture tarafından tasarlanan hedef oyunu
Amaçları ses olmasına rağmen, seyirci ve yatırım çekmek isteyen biz Roger Sherman’ın “Duck and Cover” projesini kapak resmi olarak önerebiliriz. Diğer bazı örnek projeler benzer olarak uygulamalı etkilerden çok performatif eğilimlere meyillidirler: CityLab’ın “Chia Mesa” alışveriş merkezlerini marka isimlerin yetiştiği yeşil bahçeler gibi göstererek bu pisti yeniden çizer. Darren Petrucci’nin “Stripscape” aydınlık barınakları yaratıcı özgün bir kurulumla faaliyet yerleri olarak rol oynar ama bunun yanında pistte marka kontrolünü ve girişimci çeşitliliğini de belirtir.
Bir avuç projenin sınırlı görünümüne rağmen, Stan Allen, Keller Easterling, Penelope Dean, ve Michael Dear gibi birçok değerli katılımcı tarafından toplanan denemeler bulunuyor. Linda C. Samuels’in “Stitches and Insertions” denemesi aşağıdan-yukarıya ve yukarıdan-aşağıya yaklaşımları arasında özenli bir uzlaşmayı sunuyor. Interbro’nun “Improve your Lot!” ( Arsanızı Geliştirin) politikayı gevşetmek için bir çağrı, atıl alanların sahipliği ve kullanımını teşvik ediyor. Böylece Lewis Tsurumaki tarafından “New Suburbanism” (şehrin çevresindeki yerleşim yerleri ve banliyöler) başlamış oldu. Lewis kentleşen kenar mahallelerdeki mevcut büyük ölçekli bina formlarından yararlanmayı öneriyor. Bu son proje paylaşılan yapısal şebeke sistemi ve altyapı özellikleriyle, konutlar arasında simbiyotik bir ilişki, ticaret ve böyle yaşanabilir bir sistemi gösteren mimariyi sunuyor.
Burada tekrarlanan acil bir ihtiyaç vardır, ekolojik olarak dikkatli, kentsel ve banliyö bölgelerde tümüyle duyarlı bir tasarım. Büyük piyasa güçleri mimarisinin gelecekte giderek artan arayışları akla yakın görünüyor. Şehir yenilemesinde birincil yol kendi sitesine müdahale etmek ve onu yenilikçi bir onarımla kucaklamak. Hızlı ileri şehircilik, bu değişim için destekleyici bir teori özetliyor ama manifestosu tahminen, mimarinin kendi kendini düzenleyebilen, sadece müdahale ederek değil doğrudan şehir kurarak ortaya çıkması için zaman gerektirecek.
SHANNON HARVEY
Kaynak: The Architect’s
Çeviri: İmge Kıvırcık








4 Yorum
misket erdoğan
mimarlığın amacı zaten sadece bir bina yapmak olmaz. bina mutlak bir bağlam içerisindedir. sokaktır caddedir meydandır ve en nihayetinde kenttir. bu amacın dışında bir mimarlık pratiğini kabul edemiyorum.
rasim aldoğan
plancılığın meslek olduğu zamanlar mimarlığın önemsiz kılınmasına çaba sarfedilen zamanlarla yan yana geldi. kentin mimarlığı unutuldu. önemsizleşti, zihinlerlerden atılmaya çalışıldı. böyle bir çağ yaşıyoruz. kabus gibi.
Kemal Ersin Say
Türkiye küçük Amerika olarak şehircilik yaklaşımında piyasa eliyle planlı dönemi yıkıp kendi biliği HIZLI yöntemi tıpkı Amerika gibi kullanmıştır. Laz müteahhitlik, Özal dönemi kooperatifçiliği ve son dönem “rezidans-TOKİ” şehirciliği için bu hız hiç kesilmemiştir. Aynı zamanda kentsel sorunlar da çığ gibi büyümüştür.
Kentin ulaşım ve yeşil alana, kamusal dokuya ihtiyacı varken sorunlara çözüm bulmadan yaratılan bu aşırı yoğunlaşma kentleri yaşanmaz hale getirecektir.
perran su
şehirleri bu gözle değerlendirme ve kritik etme bizde yok. bizde kent meseleleri daha keskin bir şekilde fakat ne yazık ki işin derinliğine inmeden tartışılır. mimarlıkla kenti birleştirmek pek fazla insanın aklına gelmez. mimarlar da kente bakarken mimarlığı bırakıp plancı gibi ya da siyasetçi gibi konuşmayı tercih eder.