SURP GIRAGOS Kilisesi Restorasyonu

7 Dakika Okuma Süresi

Ermeniler, 1915 yılında gerçekleşen soykırım öncesinde 1,5 milyona yakın nüfuslarıyla Osmanlı’daki en büyük Hristiyan toplumlardan birisiydi. Soykırım sürecinde gerçekleşen katliamlar ve sürgünler nedeniyle Ermeni nüfusu 1915 sonrasında 100 binden azdı. Daha da önemlisi, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Ermenilerin 1915’te kırıma uğradığını hiçbir zaman kabul etmedi. Dahası, Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan vatandaşı olarak addettiği gayri Müslimlere yönelik dışlayıcı politikalar uygularken diğer yandan gayri Müslimlerin tarihsel izlerini de ortadan kaldırmaya çalıştı. Buna rağmen, Anadolu’da ve Trakya’daki kiliseler, okullar, manastırlar, mezarlıklar ve anıtlar Ermenilerin neredeyse binlerce yıllık varlığını hatırlatmaya devam etti.

Bu mülklerin yok olmaya terk edilmesi ya da el konulup çeşitli amaçlar için kullanılması, Türk devletinin geçmişe dair yürüteceği inkâr politikasının sacayaklarıydı. Bu nedenle, Ermenilerin kültürel mirasını temsil eden zarar görmemiş yapılar bulmak oldukça zordur. 2006 yılına kadar Ermeni mülklerine ilişkin belgelere ulaşmak Milli Güvenlik Kurulu tarafından yasaklanmış olduğu için bu mülklerin nerede olduğuna ilişkin kayıtlara erişmek bile imkânsızdı. Her ne kadar Ermeni kiliselerinin büyük çoğunluğu yıkılmış, yağmaya uğramış ya da yok olmaya terk edilmiş olsa da, bazı kiliseler bugüne kadar sağlam kalmayı başarabildi. Kırsal bölgelerde varlığı muhafaza edilebilen Ermeni kiliseleri bulmak neredeyse imkânsızken kent merkezlerinde görece daha iyi durumda olan kiliselere rastlamak mümkün. Surp Giragos Kilisesi, tüm Orta Doğu bölgesinde yer alan en büyük kilise olarak, zorla dini değiştirilmiş Ermeniler de dâhil olmak üzere, Ermenilerin çabaları sonucunda bugünlere kadar ayakta kalabildi.

 


Projenin Anlam ve Kapsamı

Surp Giragos Kilisesi tarihi 17’inci yüzyıla kadar gider. Bu dönemlerde var olan, Orta Doğu’daki en kozmopolit şehirlerden birisi olan Diyarbakır’da Hristiyan topluluklar Müslüman ve Yahudi dinlerine inananlar ile birlikte yaşamaktaydı. Lakin şehirdeki bu etnik-dini çeşitlilik I. Dünya Savaşı sonrasında varlığını sürdüremedi. Bölgedeki Ermenilerin çoğu ya öldürüldüğü ya da sürgün edildiği için Sup Giragos Kilisesi de büyük ölçüde cemaatini yitirdi. I. Dünya Savaşı esnasında Alman askerleri tarafından askeri üs olarak kullanılan kilise, Cumhuriyet kurulduktan sonra belli bir dönem pamuk ambarı olarak kullanıldı. 1960 yılında ise kilise yeniden ibadete açıldı. Surp Giragos Kilisesi restorasyon projesinin amacı, Ermenilerin kaybettirilen tarihlerine dair talepte bulunmaları ve hem sembolik hem de gerçek anlamda yaşamış oldukları mülksüzleşmeye karşı mücadele etmekti. Ayrıca, bu restorasyonun gerçekleştiği tarihsel süreç anlaşılmadan, projenin ikincil amacı olan Ermenilerin kültürel mirasının korunması gayesini anlamak pek mümkün görünmüyor.

 

Restorasyon öncesi

Restorasyon Sonrası

 


Projenin Etkileri

Bugün Diyarbakır’da yaşayan Ermeni cemaati üyelerinin sayısı oldukça az olduğundan dolayı, kilisenin restore edilmesinin sadece Ermenilerin dini ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlamadığı açık. Son on yıllık süreçte Türkiye’deki siyasi atmosferde yaşanan değişimler, Ermenilerin yaklaşık yüz yıldır deneyimlediği sembolik ve materyal mülksüzleştirilmeye karşı mücadele etme yolunda birtakım fırsatlar doğurdu. 2005 yılında gerçekleştirilen Ahtamar Kilisesi restorasyonu sonrasında, Surp Giragos Kilisesi’ni yenileme projesi, bu yolda atılan ikinci adım olarak görülebilir. Bu kilisenin restore edilmesi, Türkiye’de ve yurtdışında yaşan Ermeniler arasında, bu coğrafyadaki Ermeni geçmişinin Türk devleti nezdinde tanınmasına dair sınırlı da olsa bir hissiyat oluşturdu. Diğer yandan, restorasyon projesi Barış ve Demokrasi Partisi’ne bağlı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklendiği için, Kürt ve Ermeni toplumlarını bir araya getirme ve toplumsal uzlaşı bakımlarından kayda değer bir etki bıraktı.

 

Karşılaşılan Zorluklar

Bu proje boyunca karşılaşılan en temel zorluklardan birisi, Türkiye’de gayri Müslimler için sürmekte olan güvensiz koşulları besleyen veren makro siyasi gelişmelerdi. Her ne kadar Ermeni sivil toplum kuruluşları bu proje için Türk devletinin desteğini almaya çalışsa da, T.C. Kültür Bakanlığı, yapacağı finansal destekleri kilisenin müze statüsüne çekilmesi şartına bağladı. Bunun kabul edilmesi demek, bir yandan kilisenin en temel işlevinin ortadan kalkması demekti. Diğer yandan, bu yaklaşım, Ermeni geçmişinin asli işlevleri korunarak yeniden ortaya çıkarılmasından duyulan rahatsızlığa binaen Türk devleti tarafından verilen zımni bir mesajdı. Restorasyon projesinin toplam masrafı 3,5 milyon dolardı. 2008 yılından 2011’e kadar hem Türkiye’de hem de yurtdışında bu projenin finansmanı için bağış kampanyaları düzenlendi. Lakin bu yoldan toplanan bağışlar projeyi sonlandırmak için yeterli değildi. Projenin tamamlanması, 1 milyon TL, yani yaklaşık olarak 700 bin dolar tutarında bağışta bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi sayesinde oldu.

 

 

Türkiye’den Bir Çalışma AB Kültürel Miras Ödülü / Europa Nostra Ödülü Aldı

Avrupa Komisyonu ve Europa Nostra, Avrupa’nın kültürel miras alanında en prestijli ödülü olan Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü / Europa Nostra 2015 Ödüllerini kazananları  açıkladı.
Avrupa’nın kültürel miras alanında en prestijli ödülü olan ve ‘koruma’, ‘araştırma ve sayısallaştırma’, ‘özel hizmet’, ‘öğretim, eğitim ve farkındalık artırma’ alanlarında ödüller veren Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü/Europa Nostra 2015 Ödülleri’nde koruma alanında Diyarbakır’da bulunan Surp Giragos Ermeni Kilisesi ödül almaya layık görüldü.
17. yüzyıla ait olan ve 20. yüzyılda yerel Ermeni nüfusun yöreyi terk etmesinden sonra çöküntüye uğrayan ve metruk hale gelen Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi, sivil toplum kuruluşlarının, ilgi gösteren bireylerin ve yerel yönetimlerin önemli katkıları ve destekleriyle büyük oranda yeni bina yapılmasını da içeren bir restorasyon çalışmasına ev sahipliği yaptı ve proje, işbirliği alanında bir başarı hikayesi oldu. Ermeni Cemaati’nin eserin restorasyona katılımının ve sürecin yöre halkının barış ve toplumsal bütünleşmenin gelişmesinde katkı sağlamasının ödül jürisini etkileyen önemli faktörlerden birisi olduğu belirtildi.

Avrupa Kültür Mirası Ödülleri, 11 Haziran günü Oslo Belediye Başkanı Fabian Stang, Avrupa Komisyonu Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi, Tibor Navracsics ve dünyaca ünlü tenor ve Europa Nostra Başkanı Plácido Domingo’nun ortak ev sahipliğinde, Oslo City Hall’da yapılacak ödül töreniyle sahiplerine verilecek. Törende, ödül alan projelerden yedisi, 2015’de kültür mirası alanında en üstün başarılara verilen “büyük ödül” ün sahibi olarak 10.000 € para ödülünün de sahibi olacak. Ayrıca törende, Europa Nostra tarafından web sitesi üzerinden yürütülen çevrim içi oylama ile belirlenmiş olan “Halkın Seçimi Ödülü” de sahibini bulacak.

 

Kaynak: 

memorializeturkey.com

kulturvarliklari.gov.tr

 



 

1 Yorum

  1. Anonim

    Bu yazı ile kulturvarlıkları.gov.tr’nin alakası yok. Kullanılan ifadeler de çok tartışmalı. Soykırım nitelendirilmesi, tanıma sorunu ki yok -Türkiye hiçbir zaman burada Ermeniler yoktu” demedi. Laik cumhuriyete vurmak için kendilerini bile inkar edenler konuyu karıştırmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir