Pamukkale hep Denizli ile birlikte anılan bir addır. Bunun nedeni sadece arkeolojik, antik bir kent olması değil. Sadece termal suları ile Çökelez dağının yamaçlarını ağartması değil. Birbirini tamamlayan özellikleri ile Pamukkale önce Denizli için, sonra Türkiye ve Dünya için önemli bir yer adı. Bu yüzdendir ki UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan ülkemizdeki 9 yerden biri.

Yazan: Mimar Süleyman BOZ

Doğal ve Kültürel sit alanlarının turizmle ilgili ilişkisi hep netameli olmuştur. Turizm bu tür yerleri kemirerek ülkeye (devlete) para kazandırmada kullanılagelmiştir. Sözüm ona bir döngü içinde turizm gelirleri ile de arkeolojik ve doğal sitte kazı çalışmaları, restorasyon ve restütisyon çalışmaları hızla sürecek “El eli yur, el de yüzü” deyişine uygun olarak “Koruma-kullanma dengesi içinde” bu alanlar islah edilecektir. Denge hep sit alanının aleyhine gelişir nedense.Aslında nedensesi açıktır. Bizim ülkemizde “Altın yumurtlayan tavuğa” benzetilen turizm, masaldaki cahil köylünün davranışına sahip ellerde olduğu için, tavuğun kesilerek bir seferde yumurtalarının tamamının alınması istenir. Marjinal fayda sağlamak için “Sürdürülebilirlik” kavramı bir kenara bırakılarak, geçmiş ve gelecek bağlantısı koparılıp günü kurtaran politikalarla, Turizm sektörü nemalandırılmaya çalışılır. Bu anlayıştaki uygulamalarla turizm bindiği dalı kesen Hoca Nasreddin’e benzer.

Turizme kurban edilen Hierapolis!
Yukarıda anlatılan olumsuzluklara en iyi örnek Pamukkale’dir. Taa Mimarlar Odası’nın Pamukkale’yi sahiplenmesine kadar. Şöyle ki; günü kurtaran turizm anlayışına uygun olarak devletin verdiği ruhsatlarla Valilik, Belediye, Jandarma, Özel teşebbüs Pamukkale’de beyaz travertenlerin üzerine (Belediye’nin Beltes oteli, özel sektörün Koru, Tusan ve Mistur Otelleri), termal su kaynağının üzerine (Özel İdare’nin Pamukkale Oteli –Şimdiki Antik Havuzun olduğu yer ve Jandarma Binası), Tarihi Selçuklu Kalesinin içine (Tusan Otel) binalarını oturtarak Pamukkale/Hierapolis’i devlet eliyle katletmişlerdir. Bu tesislerden bırakılan ve tesislere gelengiden yoğun insan sirkülasyonu ile Pamukkale kararmaya başlamış, hoyrat kullanımı ile arkeolojik alan yok olmaya yüz tutmuştur. Beyaz travertenlerin eteklerden doğal akışının kara asfaltla ikiye yarılması devletin bu güzel yere yaptığı en büyük kötülük olmuştur. Yapılan onca tesise gitmek için bir yol gerekirdi öyle ya!..

Mimarlar Odası durumun ciddiyetine parmak basar. Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması ile Pamukkale’nin temel koruma ilkelerinin ve koruma kararlarının ortaya çıkmasını sağlayan bir dizi ulusal ve uluslar arası çalışmayı organize eder. 1991 Haziranında yapılan Pamukkale Sempozyumu ile ana ilkeler belirlenir. Sempozyum katılımcıları arasında Aziz Nesin, Doğan Kuban, Necati İnceoğlu, Cengiz Bektaş, dönemin valisi, başkanı, Kültür bakanlığı yetkilileri ve Üniversitelerden bilim adamları da vardır. Planın olmazsa olmazları; Sit alanı içindeki tüm özel ve resmi binalar yıkılacak, ravertenleri ikiye bölen kara asfalt kaldırılacaktır!..

Pamukkale Sempozyumu

Sempozyuma katılanlar arasında Aziz Nesin de vardı

Sit içindeki yapılara ilk balyoz!
Mimarlar Odası’nın 1996’da düzenlediği “Pamukkale’den Patara’ya Koruma ve korumacılık “ paneli sonrası yıkım için ilk balyoz Belediyenin travertenler üzerindeki Beltes Bungalovlarına olur. Prof. Dr. Emre Kongar, Prof. Dr. Metin Sözen, Prof. Dr. Fahri Işık, Oda genel başkanı Oktay Ekinci, Belediye Başkanı Ali Marım ve bu satırların yazarı “Balyozcular” arasındadır. Planın onaylanıp yürürlüğe girmesi ile önerdiği 11 proje tek tek uygulamaya sokulur.

Pamukkale Koruma Planı

Bu projelerden Kocaçukur göleti ve çevresi ile Doğa yolu, Seyir Terasları projesi ihale edilir. Kocaçukur inşaat uygulaması tam bir fiyaskodur. Skandaldır. Burada Vilayet ve Pamukkale Üniversitesi’nin o zamanki yönetimi sınıfta kalır. Mimarlar Odası’nın ve proje müellifi Y. Mimar Ahmet Yoldaş’ın uyarı ve şikayetleri ile harekete geçen Koruma Kurulu’nun uyarı kararlarıyla da sonuç alınmaz. Kocaçukur’da bir bataklık, sazlık, kurbağa cenneti yaratılır. Devletin 2.4 Trilyon TL’si devletin “Mahir bürokratlarının sayesinde” heba edilir. Kentnlinin gözünün içine baka baka orada yapılan yanlışlar, eksiklikler ve suistimaller görmezden gelinerek yapanların yanına kar kalır şekilde ödemeler yapılır! Hala kullanılamaz bir mezbelelik halinde duran, hizmet binalarının bir türlü kullanıma açılmadığı kara bir noktadır Kocaçukur!

Kocaçukur Bataklığı

İl Özel İdaresi sanki yapılanların üzerine tüy dikmek istercesine göletin ortasındaki adacığa da ille bir bina oturtmak ister. Mimarlar Odasının sıkı takibi ile ucube yapılardan kurtulan Pamukkale’ye yeni yapılar yapılmasından yüksek bürokratlar bir türlü vazgeçmez. Öyle ya!.. Uzak yerlerden gelecek konuklarının ağırlanacağı beleş mekanlara gereksinimleri olacaktır mutlaka..

Koruma Kurulunda, odanın müdahaleleri ile gerçekleşmez bu girişimler. Valilerin müdahalesi ile Kurul başkanları değiştirilir.. Ama kurul direnir.

Özel idarenin ayrıcalıklı yeri; antik havuz ve misafirhaneler
Sit alanı içinde her tür yapının(Silahlı Kuvvetlerin Jandarma Binası dahil) yıkılmasına karşın Özel İdare’nin Antik Havuz Çevresindeki binaların yıkımına 12 yıl direnmesi tam bir “Oligarşik direniştir” aslında. İl Genel Meclisi, Valisi ve Bürokratları ile Antik Termal Havuz çevresindeki Ucube mezbelelikler Aralık 2007 sonuna kadar direnir. Odanın Şube başkanının Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a bu yıkımın yapılmamasının nedenini, çifte standardı sorması üzerine Bakan Günay “Derhal yıkın burayı” emrini verir.

Bakanın yıkım emrini fırsat bilen Özel İdare’nin Mahir sekreteri, ilin mahir vali yardımcısı, başlarında o zamanın valisi ile birlikte kepçeleri, kamyonları sit alanına izinsizce sokarak arkeolojik alanda, dünyanın gözü önünde ilginç bir kazı yaparlar!.. Bu “sazlıkları ve fay hattını temizlemedir” güya! Oysa yapılan alenen 2. antik jandarma havuzunu genişletme ve kafalarında tasarladıkları turizm konaklama projesine yer açma uygulamasıdır. Kurul’dan, Kazı Başkanlığından ve Müze’den habersiz , uzmanların denetiminden kaçırılmış kazı yine oda tarafından Aydın Koruma Kurulu’na anında bildirilir. Kurul gönderdiği teknik heyetle durumu tespit eder ve hukuka aykırı çalışma yapanlar hakkında yasal işlem yapılması amacıyla savcılığa, bakanlığa ve ilgili mercilere suç duyurusunda bulunur. “Kocaçukur Vakası”ndan sonra Pamukkale’deki “Kepçeli Kazı Vakası” da el aleme destan olur. İlin valisi, yardımcısı, genel sekreteri ve müze müdürü konu ile ilgili yargılanacaktır..

Anlatılan süreçte ilin iki valisi merkeze alınır. Pamukkale “Vali Öğüten bir değirmendir“ adeta!..

Kanımızca bu olumsuz olayların ana sebebi, Pamukkale/Hierapolisin tarihi, doğal ve kültürel varlığını özümseyememiş yüksek idarecilerin orayı acilen Turizm sektöründe bir meta gibi kullanarak gelirleri artırma zihniyetindendir. Oysa Pamukkale’nin bir “Mal gibi” görünmemesi gerektiğini Oda defalarca hatırlatmıştır. Antik havuz çevresinde çok para getirecek bir konaklama mekânı düzenlenmesi fikri vilayetin kafasının ardında hep gizlidir. O vilayetin yetkilileri Koruma Kurulundan izin almadan Güney kapısındaki hizmet binasını bir cam mağazasına dönüştürebilmiş, projedeki mekânı ise havuz kenarına yapmayı önerebilmiştir. Bu hukuksuzluk konusunda şimdiye dek ne Kurul’dan ne vilayetten bir yasal işlem başlatılmaması ise “Devlet erkânının yasalardan vareste tutulması ayrıcalığının” Denizli’deki ilginç bir tezahürü olarak önümüzde hala cap canlı durmaktadır.

Prof. Dr. Metin Sözen nerede?
Mimarlar Odası “Pamukkale ve Laodikeia İzleme Kurulu“ gelişmeleri yakından izliyor. Yeni valinin Denizli’de göreve başlaması ile Pamukkale yine özgün konumunu valiliğin alışmasında koruyacaktır. Bu çalışmaların Çekül Vakfı Başkanı sevgili hocamız Metin Sözen’in danışmanlığında yapılacağı vali tarafından belirtiliyor. Kendisini ülke kültürüne, koruma ve restorasyon çalışmalarına adamış çok değerli hocamızın ayak basmadığı toprak parçası zaten yok! Ama son zamanlardaki gerilimli Pamukkale olaylarında, nerede yapılan yanlışlar idarecilere ikaz edilecek, nerede inatla yapılan hatalar sürdürüldüğünde karşı durulacak hocamı göremiyoruz!.. Bundan önceki iki valinin kişisel zevklerine göre sit alanını düzenlemeye kalkmaları karşısında hocam hiç sarı kart göstermedi? Ulusal basında geniş şekilde yer alan olumsuzlukları duymamış olabilir mi? Türkiye’deki bir sit alanı ile ilgili haberleri hocanın duymamış olma olasılığı var mı? Maazallah hasta falansa belki!.. Hocanın “zımnen” yanlışlıkları onaylaması gibi bir durumu kendisine çok saygılı biri olarak “Balyozlu günlerin hatırına” anlayabilmiş değiliz. Yine de önümüzdeki yeni dönemde hocamızın aktif rehberliğinin yararlı olacağına inanıyoruz.

Denizli’deki Turizm olgusunu Pamukkale Merkezli değil, Denizli Merkezli olmasını yıllar önce öneren biziz. Bu Panel ve sempozyum kayıtlarında vardır. Denizli halkı ile barıştırılmayan bir Pamukkale eksenli turizm politikası ile ne sürdürülebilir bir koruma-kullanma gerçekleştirilebilir ne de Denizli esnafı turizm gelirlerine kavuşur!

Öneriler ve yapılması gerekenler
Tüm bu tespitlerden sonra önerilerimiz; Vilayetin ve Özel idarenin ayrıcalıklı, “Ben yaptım oldu” politikaları ile Pamukkale’yi “İyi niyetli tahripleri” durdurulmalıdır. Kapılardaki ve Kocaçukur’daki projeye uygun olan mevcut yapılmış mekânların çalıştırılması acilen başlatılmalıdır. Yasaya aykırı uygulamalara son verilmelidir. (Cam mağazasının oraya sokuşturulması ile Pamukkale’mi kurtulur yoksa başka birileri mi?) Antik havuz ve çevresindeki yapıların kalanları kurul kararına göre yıkılmalı, Ana koruma ilkeleri doğrultusunda yıkılan bu yere günü birlikçilerin temel gereksinimlerini giderecek sadece portatif mekanlar yapılmalıdır. Pamukkale yeniden yapılarla doldurulmamalıdır.

Jandarma Havuzundan kaçan yaklaşık 70lt/sn. suyun kaçışı önlenmelidir. Arkeolojik ve doğal sit alanının bakımı, temizliği ve suyun değişimli yönlendirilmesi ile ilgili yeterli personel verilmelidir. Kazı ve restorasyon çalışmaları dikkatle izlenmelidir!.. Turistlerin alana gelmesi, dolaşımı ve dönüşü belli bir güzergâh içinde rehberler eşliğinde gruplar halinde yapılmalıdır. Koruma Amaçlı İmar Planının geri kalan 9 projesi derhal uygulamaya sokulmalı, Pamukkale’nin bir açık Jeoloji (Deprem) Müzesi olması için düzenlemeler yapılmalıdır.

Son olarak gerek Laodikeia, gerekse Hierapolis ve diğer antik kentlerden çıkan arkeolojik eserlerin ve buluntuların sergilenebileceği bir müzenin yapılması için her türlü olanak seferber edilmelidir. Müzesiz bir kentte ( Mevcuttakilere müze diyemiyoruz maalesef) turizmden ve kültürel mirastan söz edebilmek olası değildir.

Pamukkale’de “Beyaza düşen gölgenin” uzaklaşacağı umuduyla, 1990’ ların “Pamukkale beyaz kalacak!.. Sonsuza dek!” sloganıyla yazımızı tamamlıyor ve yeni vali Yavuz Erkmen’in atanması ile çağdaş koruma-kullanma anlayışının bu nadide bölgemizde hakim kılınmasını diliyoruz.

19 Comments

  1. sayin okuyucular ben gencligimde mistur otelinde 1980 de resepsionist olarak gorevdeydim, guzelim pamukkaleyi paylasamadilar neymis dunya maliymis bilmem firansiz veya bazi buroklatlar devreye girerek bitirdiler orasi bizim ulkenin topragi kimse karisamaz,orda konaklamanin atmosferi havasini kalan bilir oldurduler bitirdiler herseyi neymis giris ben o topragin insaniyim neymis 20 tl giris varmis sacmalik. Dogru altin yimirtlayan tavugu kestiler haberleri yok ,allah sonumuzu hayir etsin , diyecek sey cok ama benim terbiyem el vermez yazmaya.

  2. bütün bu kötü gidişatın yanında benim vurgulamak istediğim bir konu var.bu yaz pamukkaleye gittim ve adam başı giriş ücreti 20 tl. alıyorlar.bu gerçekten insafsızlık.bu yurdun insanı daha cazip ücretlerle gezemeyecekmi memleketini.en acısı yabancı turistler bizden daha az ücretlerle giriyorlar…….

  3. turizm-tarih-konaklama… bu üçgenin bir bölümü potansiyel olarak zaten ülke tarafından önceden üretilmiş. diğer kısmını da sen üreteceksin. bütün avrupa bunu yapıyor

  4. Pamukkale’ye yeterli kaynak ve tanıtım ayrıldığında ve bir de özenle korunduğunda herşey farklı olacaktır. Sadece biraz özen.

  5. bunun gibi çok değerli tarihi yerlerimiz var ve genellikle kıymet bilinmediği için ne yazık ki silinip gidiyor.

  6. Pamukkale turizme kurban edilmedi, turizm hierapolis sözde koruma kisvesi altında Denizlide ve Pamukkalede turizm kurban edildi.Kac turist geliyor pamukkaleye 1990 yılından bu yana aşagı yukarı aynı sayı geliyor.ne veriyor denizlime?hiç!Tarihte hiç travertenler insanların yürümesine kapatıl mış ki kapatıyorsunuz!60000 nufus yasarken hierapolisde travertenler acıktı.3000-5000 turistmi kirletecek travertenleri..laf laf laf.Pamukkaleyi sözde herkes seviyor konusuyor.Pamukkaleyi sadece turizmcilere bırakın yeter.ekmek yieyenlerden daha iyi mi koruyacak mimarlar odası su bu…ne yaptınız yıllardır içine temekten baska pamukkaleye…

  7. pamukkale için bu kadar koruma çabası varken merkezi idarenin zaman içinde sorumsuzca yaptığı tahribat affedilir cinsten değil. bakın bozulan yerler hiç kolay düzelmiyor.

  8. doğru politikalarla yaklaşılmadıkça hakikaten durum kötü. ve de artık devlet gereğini doğru yapmalı

  9. Pamukkale için seferberliğin hiç bırakılmaması lazım. Sürekli gündemde tutulması lazım bence. Yoksa her an kayıp gidecek gibi görünüyor.

  10. Pamukkale’nin turizmci mantık ile yıllar içinde kirletildiğini, beyazlığa siyahlık bulaştığını adım adım görenlerdedenim. Fakat bundan dört beş yıl önce önlemler alındığını zannediyordum. Ama sorunlar tam olarak bitmemiş anlaşılan.

    Denizli’yi ve Pamukkale’yi savunan Sayın Süleyman Boz’a teşekkürler ederim.
    Saygılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir