Yazar: Phineas Harper 

Phineas Harper, mimarların nihayet mesleğin artık refaha ve sendikalaşmaya giden garantili bir yol olmadığını kabul etmesi gerektiğini yazıyor .


Hepimiz bunlarla tanıştık: Göğsüne kadar borç içinde olan, gelirlerinin üçte ikisini kira olarak ödeyen, fiilen asgari ücretin altında kazanan ama yine de kendilerini “orta sınıf” olarak tanımlayan mimarlık mezunları. Neden bu kadar çok mimar, düşük maaş ve ezici çalışma saatlerine rağmen gerçekte olduklarından daha ayrıcalıklı olduklarını düşünüyor?

Her ne kadar aile zenginliği ve bağlantıları olan özel eğitimli nepo bebekler sektördeki birçok üst düzey işe hakim olsa da , mimarlıkta çalışan insanların büyük çoğunluğu zengin değil. Çoğu sıradan devlet okulu mezunlarıdır; çoğunun hiç birikimi yok ve yüksek iş yükü var ve geçimlerini sağlamak için artık emeklerini satamazlarsa kendilerini hızla yoksul hissedecekler.

Etiketle özdeşleşsinler ya da özdeşleşmesinler çoğu mimar işçidir

Sonuçta, kendilerini bu etiketle özdeşleştirsinler ya da tanımlamasınlar çoğu mimar işçidir.

Buna rağmen meslekte sendikacılık düşüktür. Britanya’da 2019’da kurulan Mimarlık İşçileri Bölümü (SAW) adlı özel bir sendika yakın zamanda Unite ile güçlerini birleştiriyor; ABD’de mimarlar birden fazla sendikadan birine üye olabiliyor. Ancak üyelik, çalışanlara tehlikeli işverenlerle karşı karşıya kaldıklarında desteğe erişim hakkı tanısa da Atlantik’in her iki yakasındaki mimarların büyük çoğunluğu sendikalı değil.

RIBA üyeliğinin maliyeti SAW’ın iki katı olmasına ve ücretsiz hukuki yardım sağlamamasına rağmen , binlerce mimar kendi sendikalarından daha pahalı olan kraliyet enstitüsüne katılmayı tercih ediyor.

Brooklyn merkezli mimar ve sendika organizatörü Andrew Daley bana “Bu endüstrinin temeli, para kazanıp kazanmadıklarını umursamayan zengin adamlardı” dedi. Mesleğin üst sınıf tarihinin, uygulayıcıların bugün nasıl tanımlandıklarını ve hangi meslek kuruluşlarına katıldıklarını hâlâ etkilediğini savunuyor.

“Demografik yapı değişti, ancak pek çok mimar hâlâ kendilerini işçi olarak görmüyor. İnsanlar ‘Sendikayı hak etmiyoruz, çok eğitimliyiz, çok bujiyiz’ diyor. Bunlar bazen doğru olabilir ama hiçbiri temel yasal korumayı haketmediğimiz anlamına gelmez.”

Bireysel sendika üyeliği, işverenlerin kötü muamelesine karşı koruma sağlar ancak gerçekte yalnızca son çare kriz sigortası olarak faydalıdır. Uzun vadede çalışma koşullarını iyileştirmenin çok daha stratejik yolu, tek bir muayenehanedeki birden fazla personelin aynı sendikaya katılması ve bir tanınma sözleşmesi imzalamasıdır.

Mimarlık diğer sektörlerin ışık yılı gerisindedir

Tanıma anlaşmaları, işverenleri çalışanları adına bir sendikayla çalışmayı taahhüt eden ve iki örgütün nasıl işbirliği yapacağını ve iletişim kuracağını belirleyen basit sözleşmelerdir. Tipik olarak her bir tarafın önemli kararlar üzerinde birlikte nasıl çalışacağına dair taahhütleri içerirler.

Birleşik Krallık’taki Yerel Sendika’ya göre , sendika tanıma anlaşması olan işyerlerinde ortalama yüzde sekiz daha fazla ücret alınıyor.

SAW koordinatörü Jake Arnfield, “Sendikanın tanınması işçilerin çok daha etkili olmalarını sağlıyor” diyor. “Bu, yalnızca işler ters gittiğinde tepki vermek zorunda olmadığınız, aynı zamanda proaktif bir şekilde müzakere ederek iş yerinizdeki koşulları geleceğe yönelik olarak iyileştirebileceğiniz anlamına geliyor.”

İyi hazırlanmış tanınma anlaşmaları, yöneticilere ekiplerine danışmaları için yapılandırılmış bir yol sunar ve çalışanlara karar alma sürecine olumlu katkıda bulunma şansı sunar. Ancak faydalarına rağmen mimarlık, bunları benimseme konusunda diğer sektörlerin ışık yılı gerisindedir. ABD’de yalnızca bir mimarlık firması bu adımı attı ve Britanya’da hiçbir zaman özel bir mimarlık bürosu ile bir sendika arasında tek bir tanınma anlaşması olmadı.

Bazı miyop yöneticiler, bir tanınma anlaşması imzalamanın, çalışanlarına iş üzerinde çok fazla nüfuz kazandıracağından korkuyor ancak bu yanlış bir yaklaşım. Tüm çalışanların, işverenlerinin başarılı olmasına yardımcı olma konusunda kazanılmış bir çıkarı vardır ve personel karar alma sürecinde anlamlı bir söz sahibi olma konusunda ne kadar güçlendirilirse, bu kazanılmış çıkar da o kadar güçlü olur.

İşletmelerinin uzun vadede başarılı olmasını isteyen ilerici yöneticiler, sendikanın tanınmasının operasyonları için bir tehdit değil, daha sürdürülebilir bir işyeri kültürü oluşturma fırsatı olduğunu anlamalıdır.

Pek çok mimar hâlâ gülünç derecede uzun çalışma saatleri, ücretsiz fazla mesai ve diğer işyeri sorunlarından dolayı sıkıntı çekiyor

Ben Open City’nin genel müdürüyken, personelin talebi üzerine hayır kurumu, Büyük Britanya’nın Bağımsız İşçileri ile gönüllü bir sendika tanıma anlaşması kabul etti ve bunun son derece faydalı olduğu kanıtlandı. İmzayı takip eden bir yıl içinde sendika, çok daha iyileştirilmiş bir ücret politikası oluşturmamıza ve zorlu etik konular üzerinde düşünmemize yardımcı oldu. Daha önce zaten zor durumda olan yöneticilerin omuzlarına düşen zorlu görevler bunun yerine daha adil bir şekilde paylaştırıldı; kazan-kazan!

Çalışanlarının fikirlerine ve refahına önem veren iyi işverenlerin, bir tanınma anlaşması benimsemekten korkacak hiçbir şeyleri yoktur. 2022 yılında New York’taki Bernheimer Mimarlık, personeliyle gönüllü olarak bir tanınma anlaşması imzalayan ilk Amerikan özel sektör mimarlık firması olarak tarih yazdı. Sonuç olarak firma medyada olumlu yer aldı ve anında iyi bir işveren olarak ün kazandı ve bu da yeni işe dönüşüyor.

Şüpheci yöneticilerin ilk başta sendikanın tanınmasına gönüllü olarak katılmayı reddettiği daha az aydınlanmış uygulamalarda bile, onların kolunu bükmek nispeten kolaydır. Britanya’da, 20’den fazla çalışanı olan herhangi bir şirketteki personel, eğer ekibin çoğunluğu buna hazırsa, basit bir yasal süreci izleyerek patronlarını bir sendikayı tanımaya zorlayabilir . ABD’de işçilerin lehte oy kullanabilmesi için yalnızca yüzde 30’a ihtiyacı var.

Pek çok mimar iyi işveren olsa da, pek çok mimar hâlâ gülünç derecede uzun çalışma saatleri, ücretsiz fazla mesai ve sektördeki kronik tanınmama anlaşmalarıyla doğrudan bağlantılı diğer işyeri sorunlarından dolayı sıkıntı çekiyor. Mimarlık diplomasının bir zamanlar olduğu gibi orta sınıf refahına giden garantili bir yol olmadığını kabul etmekte utanılacak bir şey yok, ancak meslektaşlarıyla birlikte hareket eden işçiler olarak mimarlar hâlâ mesleği herkesin yararına geliştirme gücüne sahip.

Formül basit: Bir sendikaya katılın, bir tanınma anlaşması yapın. Form, adil ücretin ardından gelir!

Phineas Harper , Open City’nin eski CEO’sudur. Daha önce 2019 Oslo Mimarlık Trienali’nin baş küratörü, Mimarlık Vakfı’nın müdür yardımcısı ve Architectural Review’un editör yardımcısıydılar. 2017 yılında, yeterince temsil edilmeyen geçmişlere sahip gelecek vaat eden tasarım eleştirmenlerine yönelik bir program olan New Architecture Writers’ı kurdular.

Fotoğraf UVW-SAW’ın izniyle alınmıştır.

Kaynak: Dezeen

2 Comments

  1. Tek açıklaması var: Hastalık. Kovit 19 geçer bu geçmez, köklü bir salgındır çünkü. Aşısı da bulunamadı.

  2. Mimarlar KÜÇÜK BURJUVA dır çünkü, hep bir üst sınıfta olmak isterler. Bir de meslek öğretisi şişkin bir ego yartıyor. Zaten mütavazı olanlar piyasada kırılıyorlar, iyi çarpanlar tutunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir