6 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirilen 3. Mimarlara Çağrı toplantısında hazırlanmış olan 3 metin üzerinden gidilmesi kararlaştırılmıştır. Bunlar;
1- Mimarlar Odası’nda Temsiliyet ve Delegasyon (Sekreterya’nın hazırladığı) (metne ulaşmak için tıklayınız)
2- Mimarlar Odası’nda Delege Niceliği ve Niteliği (Yücel Gürsel’in hazırladığı) (metne ulaşmak için tıklayınız)
3- Olağanüstü Genel Kurul’da sunulan Mimarlar Odası’nda Örgütlenme ve Demokrasi (toplantılar sonucunda hazırlanan) metinleridir. (metne ulaşmak için tıklayınız)

1. metnin okunmasıyla toplantıya başlandı. Ardından konuşmacılara söz verildi.
Sinan Mert Şener
Demokrasi anlamında çok doğru bulduğum çok nazik bir tavır, yaklaşım var. Çok demokratik, çok medeni bir yaklaşımınız var ancak karşınızdaki çağdışı diyebileceğimiz, düşündüğünü dayatmaya çalışan birileri. Bu hareketin başarılı olmasını umuyorum ama bu hareketi karşınızdakilerin çok da algılayıp “ne kadar da doğru, bunu atlamışız” diyebilecekleri çağdaşlıkta bir tutum içerisinde olup olmadıkları konusunda şüphelerim var.
Asuman Yeşilırmak:
Olağanüstü Genel Kurul’da nasıl tepkiler geldi?
Aynur Savaş:
Metin ilgi bulduğu kadar tepki de bulmuştur. Maalesef çok söz alan, katkı koymak isteyen olmadı. Belki biraz sindirilmesi lazım. Ama örneğin, “böyle bir durumda kaos olur, çalışma ortamı, dolayısıyla üretkenlik ortadan kalkar, o yüzden bu model yanlıştır” diye yorumlayanlar da oldu. Ama bugün öyle düşünen ve bizim gibi düşünen herkesle konuşup geliştirmeye çalışacağız.

Aydın Ufuk Yücel:
Bu iyi ya da kötü tepkilerin duyurulması, her türlü düşüncenin ortaya serilmesi bu toplantının amacına daha uygundur. Böylelikle TMMOB ve Mimarlar Odası’nda bir değişim sürecini başlatacak tartışmaların ortaya çıkması sağlanabilecektir. Bizim artık TMMOB ve Mimarlar Odası’nda yeni bir kurama hatta paradigmaya ihtiyacımız vardır bu nedenle katkı koymak isteyen arkadaşların mümkün olduğunca bilgilendirilmesi önemlidir.
Nilgün Korkmaz:
Her grubun demokratik olarak söz söyleme hakkını önemsiyorum. TMMOB’nin kendini içinde bulunduğumuz koşullara göre güncellemesi gerektiğine de inanıyorum ama bu durumda TMMOB’nin ilkelerinin önüne geçebileceğini de düşünüyorum.
Yücel Gürsel:
Değerli arkadaşlarım hemen baştan söyleyeyim, yeniden örgütlenme konusu olağan genel kurul ile görevlendirilen ve bir buçuk yıldır bu konu üzerinde çalışan komisyonun, on yılı aşkın bir süredir Mimarlar Odası gündeminde olan bir konudur. Aşağı yukarı bütün şubelerden oluşan 7 kişilik bir komisyonun yaptığı çalışmanın ürünü olarak bir rapor sunuldu geçtiğimiz olağanüstü genel kurula bir rapor sunuldu ve buradaki en önemli sorun örgütlenme, örgüt içi demokrasiydi.
Şimdi bu onların tespitidir. Bu rapora ağırlık koymuş kişilerden bazıları mesela Ankara Şube’den Ali Ulusoy bu rapor benim gıyabımda hazırlanmıştır dedi. İstanbul Şubesi Başkanı Eyüp Muhçu, ben tembel bir komite üyesiydim çoğu çalışmalarına katılmadım dedi. Koskoca İstanbul şubesinin örgütün geleceği hakkında herhangi bir alternatifi bu raporda yoktu.
Bu tablo; mevcut sistemin biraz önce arkadaşların ifade ettiği rahatsızlığı mevcut bürokratik mekanizmanın ve alışkanlıkların da adeta bir koruma zırhının altında kaldığını gösterir. Tabi arkadaşların böyle bir değerlendirmeyi açıklıkla yapmaları zordur ama ben hasbelkader kimyasını ve fiziğini otuz yıldır takip ettiğim örgüt var ve benim sigortamı attıran da son İstanbul şubesi genel kuruludur.
Çok değer verdiğim birçok arkadaşıma karşı Aydın Doğan grubu tarafından, yok AK Parti tarafından yönlendiriliyor diye böyle vahşice ve düşmanca karşıya alınması içinde olduğumuz düşünsel şartlanmanın patlama noktasıydı. Bunu orada, genel kurulda bir şekilde ifade ettim. Neyi; hangisini söylüyorsunuz, Aydın Doğan grubundan mı sekiz yüz tane oy vardı orada “yoksa AKP’nin mi kuyrukçusu, nedir bunlar” diye sordum.
Başkaca hiçbir örgütlü yapı mevcut durumu tahlil eden ve geleceğe ilişkin hiçbir şey bu raporda yoktu. Özellikle Aydın arkadaşın değerlendirmesi üzerinde ben söz aldım.
Bu metin zaten bir paradigma değişikliğine oturmaktadır. Ama bizim olağanüstü genel kurula sunduğumuz metin tamamen Sinan arkadaşımızın duygularına cevap olan operasyonel, aktüel ve bu genel kurullarda hayata geçirilmek üzere bir toplu strateji önermektedir.

Son Şube Genel Kurulu’na baktığınızda, büyük oranda oy alan bir kesimin temsil edilmemesi artık bir bakıma gericiliktir. Şu anda şube genel kurulu, 15 yıldır yönetimde olan 40 yaş üzerindeki kişilerden oluşuyor. Bir şartlandırma söz konusu ve birçok arkadaşımız da bu şartlandırmadan dolayı mağdur durumda. Bu olaya karşı mevcut Mimarlar Odası’nın örgütsel ve demokratik mücadele sistemini tamamen inkar etmeden ve yapılası gereken demokratik bir örgütü yaratabilmek için bir politika önerilmesinin sıkıntılarını yaşıyoruz.Önerilen ara operasyon – aldıkları oy oranı kadar temsil edilmesi formülü – farklı kategorilerde çalışan kişilerin farklı temsiliyet ihtiyaçlarını ortaya çıkarmayı gerekli kılıyor. Şu andaki temsiliyet, 20 yıl önceden gelen, alışkanlık haline gelmiş, dünya konjonktürüne bağlanamamış bir sisteme sahip.
Öncelikle bu genel kurullara giderken, uygar medeni demokratik bir toplumda farklı görüşlerin bu örgütün dinamizmine daha geniş bir üretkenlik şeklinde yansıyacak demokratik bir yöntem önermek gerekiyor.
Bugünkü toplantının gündemi de ülkenin genel durumu içerisindeki temsiliyet konusudur.
Bugünkü temsiliyet sorunu, 1500–800 oranında oy alınmasına rağmen, tek bir grubun tüm delegeleri alması sorunudur. Ama ayrıca mesleki üretim, ideolojik perspektif, kuşaklar arası sorunları çözen bir temsiliyet yapısına ihtiyacımız var. Oy oranına göre olan temsiliyet bunun en basite indirgenmiş biçimidir. Bu da bir yönetmelik değişimini gerektirmektedir. Bunun için de bu Genel Kurul’da örneğin İstanbul Şube ile bir ön mutabakat yapılması, nihayetinde ise yönetmelik değişimi ile bunu bütüne yaymaktır.
Salih Şencan:
414 delegesi vardı Mimarlar Odası’nın, Ankara’ya eğer temsiliyet olsaydı 134 kişi MİM grubundan, 270 Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar grubundan gidecekti. Temsiliyet, yapılması istenen, teklif edilen budur. Riski var tabi ama risk olduğu için aldıkları oy oranında temsil edilme hakkını ortadan kaldırmak doğru değildir.
Bu şekilde temsiliyeti yok eden bir yaklaşımla, Mimarlar Odası’nın tarihiyle bağdaşmayan bir hal alması kaçınılmaz olacaktır.
Delegelik bir oranla temsil edilmektedir. Delegenin niteliklerini araştırmaya gerek yoktur, delege budur. Bu uygulanabilseydi geçen Genel Kurul’da, bir gruptan 134 kişi olacaktı ve Merkez Genel Kurulu’nun oluşumunu etkileyecekti.
Aydın Ufuk Yücel:
Bana gelen sık eleştirilerin başında temsiliyette dejenerasyon kaygısı yaşanıp yaşanmayacağı konusu bulunuyor ve TMMOB’daki bu endişenin mutlaka net olarak karşılanması lazım. Hiçbir siyasi grup yönetimi ele geçiremez. Delegasyonda temsiliyeti daha çok önemsememin nedeni de farklı görüşlerin temsil edilmesidir. Görüşlerinizi, kaygılarınızı, tezlerini iletirsiniz. Ama temsiliyette bunu yapamazsınız. Yönetimlerde yasa ve yönetmelikler çoğunluğa göredir.
1954’te kurulan Mimarlar Odası örgütlenmesi o günden bu yana aynı paradigmayla yönetiliyor. Ama artık bu paradigmayla işlerin yürümediği açıkça görülüyor ve yeni mekanizmalar geliştirilerek örgütün geleceğe daha hazır hale gelmesi sağlanmalıdır.
Sinan Mert Şener
Mimarlar Odası’nda enformasyon akışı devam etmeli, bilgiyi ve yetkiyi işe gelindiği gibi kullanan bir yapı olmaktan vazgeçilmelidir. Çağdaş ortamda artan bilginin paylaşmaya açık olması lazım. Kurum, mimarların eğitim hakkındaki geri dönüşümüne katkı vermelidir. Yapının bütünlüğü eğitim amaçlı olmalı, gücü paylaşmama isteğinden, bir insan doğası olan “benim olsun” kavramından uzaklaşılmalıdır. Şu anda var olan stratejiler, paradigmalar değişmelidir.
Günün koşullarının dışında kalmış yarışmalar yapılıyor. Biz de şu anda yaptığımız yarışmayı fikir yarışması olarak kaydettik. Aslında bir ulaşım projesi diyebileceğimiz, mimari ve estetik içerikli peyzaj bölümünü de ilgilendiren düzeyde bir geçit yarışması düzenliyoruz.
Şu anda akreditasyon biliyorsunuz ki çok önemli. Ayrıca öğrencilerimizin diplomalarında da mimarlık bilimi mezunu yazar artık. Sanırım 40 yaş ve üzeri kişilerin diplomalarında benim gibi mimar olarak mezun olduğu yazar. Akreditasyon sistemi, sınav sonuçları, belki Odanın da yapacağı sınavların sonuçları, yüksek lisans programları, Avrupa konseyliğinin getirdiği yeni anlayışlar, uyum konuları gibi kriterleri de içinde barındırıyor şu andaki eğitim. Temsiliyet ve demokrasi anlayışları anlamında da yapıların olması gerektiğini, centilmenlik pratiğine de en uygunu olduğunu düşünüyorum.
Yönetim esasına bağlı olarak değerlendirme uzmanlarıyla ilgili bir kurum kuruluyor, hükümetin kanadında, sivil toplum örgütü adı altında ama aslında özel sektörün hâkim olduğu bir yapı, sistem getirilmeye çalışılıyor.
Uluslar arası bir kurum olmak, o arenada rekabet etmek için bütün dünyanın tanıdığı bir akreditasyona dayanmak ve bu akreditasyon meselelerini önemsemek zorundasınız.
Hüseyin Kahvecioğlu
Operasyonel girişim ne sadece bir taraf ne de operasyonel girişim bir sınır, ayrıca uzun soluklu olmakla da çelişkili değil. Uzun soluklu bir yapı olmak için operasyonellikle sınırlı olmamak ve yol kat etmek gerekli diye düşünüyorum. Temsil mekanizmasıyla kapalı devre yönetimi ve temsili kıramadığımız sürece uzun soluklu olmanın da yapılamayacağını düşünüyorum. Birisi diğerinin bir ön koşulu ama belki de bu konuda benim çok bilgi sahibi olmadığıma bağlıdır.
Centilmenlik anlaşması, paylaşımın olmadığı ortamda bir işe yaramaz, ondan pek bir şey beklenemez. Delegeyi temsile dâhil etmek, operasyonel olarak da bir yol kat etmek gerekir. Yönetim meselesini tartışmıyoruz ama delege temsiliyeti hakkında yönetimi de konuşmak gerekiyor.
Mezun olan öğrencilerin akıllarında Mimarlar Odası’na üye olmak yok ve kuruma üye olmayanların rakamı gittikçe artıyor. Kişisel gözlemime göre hem eski üyelerin deneyimleri kuruma entegre edilerek hem de gençlerin duyarlılıkları sayesinde oda, daha iyi bir yapı halini alır. Temsiliyetin ve yönetimin yeniden yapılanmasında ihtiyaç duyulan yeni kanın yaratılması için, yeni kuşakların organizasyon üyeliğine katılmaları, toplantılar, iletişim alanı gibi konuların gündeme getirilmesi gerekli.
Yücel Gürsel
Üyelerin temsil edilmesi onların sorunlarını çözmek, kaygılarını gidermek, sorularını cevaplamak anlamındadır. Öğrenciler ve gençler, özel sektörde çalışanlar, kamu sektörlerinde çalışanlar, serbest çalışan mimarlar, akademisyenler gibi çok sayıda mimarlar için yeni bir örgütlenme tarzı oluşturulması gerekiyor. Genel kurul ve yönetim süreçlerinde delege organındaki eleman, üyeye yardımcı olurken, modern bir meslek örgütlenmesine göre davranış biçimi geliştirilmelidir.
Delegasyon tartışılıp, analiz edilebilen yeni bir örgütlenme bakışının ürünü olmalıdır. Misyon küresel hizmet ağını içermelidir. Yurtdışında çalışanların da kurumda temsil edilmesi gerekmektedir.
Mesleki uygulama üretim süreçlerinin, mesleki üretimin, mesleki ideolojilerin değişmesi gibi çok sayıda bir yenilenme yaşamaktayız. 21. yy’da ölçemediğimiz bir değişim var ve aslında toplum değişmek, kendini yenilemek, daha iyi yaşamak istiyor. Bu değişen çağda, mimarlık yapısının nasıl geliştiği, sistemin nasıl hazırlanması gerektiği, örgütlenme tarzının nasıl oluşturulduğu gibi konular irdelenmeli ve 21.yy’a yakışan bir yaklaşım düşünülmelidir ve böylece üye olmayan mimarların katılımı sağlanmalıdır. Zaten 21.yy meslek örgütlenmesine, çözüm ve deyimlerine dayanmadan doğru bir yapı geliştirilemez. Yönetme-gelişme sürecinde sorunlarını tanımlamış, sorunların da kendi aralarında örgütlenmesine başlamış, gençlerden oluşan ve geleceğine sahip çıkan bir örgütlenme yapısı oluşturulmalıdır. Temsiliyet sorunları da kişilerin çıkarlarına odaklı değil de, mimarlığın bütününe ve geleceğine hizmet verici bir nitelik taşımalıdır.
21yy’da kentleşme, kentleri korunma, yenilenme, kentsel politikalar geliştirilmeli, yeni gündemler yaratılmalı, bu gündem hakkında da hazırlıklı olunmalıdır. Çünkü küresel dünyaya ayak uydurmanın yolu budur.
Delegasyon çalışması örgütlenme mantığına bağlı olarak delege edilmelidir ve mevcut örgütlenme mantığı adamlarımız şudur, bizim yapacaklarımız budur diyorlar. yapının anlatabilecek belgelere, metinlere ve bu metinlerin toplumlaşmasına ihtiyaç var. Ortak endişelerin ifade edildiği ve bu örgütlenme aşamasının metni çıkarılmalı oluşturmak için paylaşmalı, belgelemeliyiz. Demokrasiyle örgütlenme modeli üzerine durulmalı, sonra süratle 21.yy’da kentleşme nedir, kentlerin korunması ve rehabilitasyonu, yenilenmesi ne demektir, Kentsel Tasarım için nasıl bir politikaya sahip olmalıyı, bu politikalar siyasi politikayı da etkilemelidir. Çünkü mimarlarımız mahallelerimizde yaşıyor, belediyelerde görevli, her belediyede bir mimar arkadaşımızın örgütlenmede olması ve meclis
Şu anda önemli ölçüde ülkemizin önünü tıkayan sosyal, ekonomik, dinci, ırkçı gibi sahte politikalar yürütülüyor ve asıl konuşulması gereken politikalar böylece engellenmiş oluyor.
mimdap



3 Yorum
salih sencan
peki ne çözecek bu kördüğümü sizce…sorun myk üyelerini belirleyecek delege temsiliyeti ile sınırlı olmamalıdır diyoruz..danışma kurulları-komiteler-komisyonlar ve mbçk lar da bu temsiliyet esasına oturtulmalıdır..myk abartılmamalıdır,eni konu 7 kişilik icra organıdır;aslolan çalışma grupları ve politik/mesleki-politik farklı duruşları her organda hayatın örgütlenme gerçeği kılmaktır..var mıdır başka yolu….
x
Şube kayıtları olan meslektaşlarımız kayıtlı oldukları temsilciliğin ve şubenin doğal delegesidir.
Doğal delegelerin secimi her halde yanlış secim olmasa gerek.
Secimin sonucunu secimde oy kullananlar belirler.
Genel kurul süreci üyeleri gerçekten ilgilendiriyor mu.
Katılımcı sayısı ortada.
Genel kurullarda kaç delege kürsüye çıkıp görüşlerini açıklama ihtiyacını veya cesaretini gösterebiliyor.
Odamızın resmi görüşü ve düşüncesi ile üyelerin görüş ve düşünceleri örtüşebiliyormu.
Odamızın eylemleri ile üyelerin serbest meslek eylemleri nerede kesişiyor.
Bekir çoşkun’a cevabi olarak yazılan Genel merkez yazısı ile eski başkanın makalesi savunma içeren cümlelerden oluşuyor.
Proaktif olamadığınız, kendi gündeminizi oluşturamayıp başkalarının oluşturduğu gündemlerin peşine takılırsanız vakit kaybedersiniz.
MYK üyelerinin secimi için delege olabilmek herşeyi çözeçek mi.
ruhi demir
temsil edilmeyi taça atan bir meslek örgütünün kendi geleceğini devam ettirmesi çok zor. değilmiki sayın şencanın belirttiği 134 delegeyi yok edip seçim barajı gibi onu kendi hanenize aldınız artık temsil edilmenin bir kıymeti harbiyesi kalmamıştır. ve bu düzgün olmayan etik dışı sistemi demokratik diye savunmak durumunda kalanları acaba neye benzetmek gerekir?
her yönüyle bu sisteme dahil olup onun şimdi her kademedeki yönetimlerinde bulunanları tesüf ederim.