Expo 2008 Zaragoza

6 Dakika Okuma Süresi

Expo 2008 Zaragoza, bu yıl “su ve sürdürülebilir gelişme” temasıyla 14 Haziran – 14 Eylül tarihleri arasında Zaragoza’da (İspanya’da, Madrid ile Barcelona’nın arasında) kutlanacak olan uluslararası bir sergidir. Etkinlik, Ebro nehrinin kıyısında gerçekleşecek.

Ebro Nehri

Serginin en sembolik yapıları arasında Enrique de Teresa tasarımı 80 metre yüksekliğinde, bir su dalmasını andıran Water Tower – Su Kulesi; Zaha Hadid’in Bridge Pavilion’u – Köprü Çadırı ve nehir akvaryumu sayılabilir. Sergi alanı aynı zamanda birkaç gösteriye de ev sahipliği yapıyor. Ülkelerin yanında, devlete bağlı olmayan kuruluşlar, ve özel şirketler de Expo 2008’de yer alıyor.

Expo 2008’in önemli yapı ve sergileri
Bridge Pavilion: “Su – benzersiz bir kaynak” sergisi

Exponun ana girişlerinden biri olan yapı Zaha Hadid tarafından, üzerinden geçtiği nehre benzer şekilde, bir gladiolus çiçeğinin açılıp kapanması gibi kendi üzerinden geçen ve kıvrılan bir mimari eser olarak tasarlanmıştır. Yapı, nehrin iki yakasını birleştirirken aynı zamanda suyu ve suyun dünyamızdaki rolünü sembolize etmektedir.

Sergi amaçları:

  • Suyu evrensel bir insan hakkı olarak sunmak,
  • Ziyaretçilere suyun nasıl benzersiz bir kaynak olduğunu göstermek,
  • Su yönetim yöntemlerini açıklayarak katılımı arttırmak

Ana temalar:

  • Gezegende su
  • Su neden benzersiz bir kaynaktır?
  • Temin ve talep – istikrarsız bir denge
  • Su kaynaklarına yapılan baskı ve dünya krizi
  • Su yönetimini tekrar düşünmek
  • Yönetilebilirlik. Evrensel bir insan hakkı olarak su.

Bridge Pavilion

Water Tower: “Yaşam için su” sergisi

Expo 2008’in dikey ikonu sayılan Water Tower, “Water for life”” –“Yaşam için su” sergisine ev sahipliği ediyor. Bu yapı, baştan beri sadece görsel bir nirengi olduğu için değil, aynı zamanda da rampalarla gezilen 73 metre yüksekliğindeki camdan yapısı ile hem Expo alanının, hem su parkının hem de Zaragoza kentini kentinin doğu kısmının izlenebildiği bir yer olduğundan, etkinliğin önemli öğelerinden biri olarak görülmektedir. Tabanı su damlası şeklinde olan binanın profilindeki çapraz çizgiler ve rampa boyunca yer alan güneşlikler, nereden bakılırsa bakılsın binanın farklı şekilde algılanmasını sağlamaktadır.

Serginin amaçları:
“İnsanın doğaya ait olduğu” fikriyle;
Gezegenin varolması için suyun önemini düşünmek ve
Doğa ve Kültür arasındaki yakın ilişkiyi düşünmek

Ana temalar:
Gezegende daima belirli bir miktar su vardır.
Suyun başkalaşımı
Su hareketleri
Suyun yaratıcı gücü
Biz suyuz.
Su, insana ilham verir.

Water Tower

Aquarium: “Deniz manzarası” sergisi

Bu yapı, 500 numune ve tüm dünyadaki farklı nehir sistemlerine özgü 300 fauna türünün 60 tank ve teraryumda sergileneceği Avrupa’nın en büyük taze su akvaryumu. Üstelik bu, İspanya’da içinde sürüngen, memeli ve amfibilerin de bulunduğu, bu kadar zengin ve çeşitli su canlılarının yaşayacağı ilk akvaryum. Aynı zamanda eğitim, araştırma ve dağıtım amaçlı kullanılacak.

Serginin amacı:
Ziyaretçileri 5 büyük nehir koyuna taşımak

Ana temalar:
Nil, Mekong, Amazon, Murray, Ebro gibi büyük nehirleri överek serin ruhları ve gizli kırılganlıklarını gözler önüne sermek
Aquarium’un merkezi “World River” yani Dünya Nehrini oluşturuyor: geçmişi simgeleyen bir akvaryum, “tüm kıtaların birleşik ve okyanuslarla çevrili bir ada olduğu”

Aquarium

“Su kentleri” sergisi

Serginin temeli suyun “kentsel bir kaynak” olduğuna gönderme yapılarak, kentlerde yaşam kalitesini arttırmanın koşulu olan bu doğal öğenin değerini vurgulamaya dayanıyor. Kentlerde suyla kurulan ilişkinin vatandaşlar arasında tekrar değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Sergi, 4 temel fikir üzerine kurulmuş:

  • Kentsel dekorasyon öğesi olarak su.
  • Yeniden keşfedilen su.
  • Dostumuz su.
  • Gelecekte su.

“Su kentleri”

“Paylaşılan su” sergisi
Ebro Plaza’da yer alan serginin temel amacı, yönetim birimi olarak nehir yatağının avantajlarını anlatmak. Sergide belirlenen güzergah şöyle:

İçinde yaşadığımız politik dünya.
Tekrar düşünmenin getirileri.
Havza.
Havza yönetimi.
Paylaşılan evimiz olarak havza.

Sergi, izleyiciyi sadece bilgi alan pasif bir özne olmaktan çıkarıp, sergiyle etkileşim içinde ve sergiyi düzenleyebileceği bir noktaya taşımaktadır. Böylece edinilen bilgiler kişisel deneyime dönüşerek daha katılımcı ve dayanışmacı bir ortam yaratılmaktadır.

“Paylaşılan su”

Expo’dan sonra neler olacak?
Sergi alanı ve tesislerinin, etkinlik bitimi olan Eylül ayından sonra da kentin yeni bir gelişme bölgesi olarak kullanılması düşünülmüş. Binaların bazıları kiralanacak ya da bazı kurumlara verilecek. Aragon Pavilion denilen yapının bölgesel belediye için bir genel müdürlük merkezine dönüştürülmesi planlanırken, Water Tower ve Bridge Pavilion’un ise yerel finansal kuruluşlar tarafından alınması beklenmektedir.

Aragon Pavilion

Alanın büyük bölümünün alışveriş merkezi ve iş çevreleri için bir bilim parkının inşaatı için kullanılabileceği söyleniyor.

Sayılarla Expo 2008

  • Expo Zaragoza 2008, 63 ülkeden katılımcılar tarafından oluşturulan 5 tematik pavilion ve 8 büyük eko-coğrafik alanda gerçekleştiriliyor.
  • Organizasyonda katılan ülke sayısının 83’e ve buna bağlı olarak toplam 12500 metrekarelik iki ayrı genişleme alanı olabileceği düşünülüyor.
  • Organizasyonun en sembolik yapısı olarak görülen yapı, Enrique Teresa Beats tarafından tasarlanan, 60 metre yüksekliğinde transparan camdn yapılmış olan ve bir su damlası görünümünde olan Water Pavilion.
  • Expo’nun 135 milyon Euro getiri sağlayacağı hesaplanıyor.

Kaynak: expozaragoza2008.es, wikipedia, expo-zaragoza-2008.net
Derleme: mimdap

2 Yorum

  1. orçun kuzey

    Su konusunu mimarlıkla bu denli yoğun işlemek, kent ölçeğinde su temasına yaklaşmak, bildiğimiz “su” yu sanki yeniden keşfetmek ve bunu bir gelecek temasına oturtmak gerçekten olağanüstü. Çok dersler çıkarılacak bir yaklaşım.
    Saygılarımla

  2. Mustafa Mutlu

    Çok güzel projeler. İnsan bu projeleri görünce mimar olduğu için meslektaşlarıyla gurur duyuyor. (Bir de bizim yerli meslektaşlarımız bunu görseler) Dünya turizminin büyük bir kısmı mimari eserleri görmeye ayrılmış, aslında doğal güzellikleri dışında başta güneş olmak üzere hiçbir özellikleri olmayan Avrupa ülkeleri bile kültür turizmi sayesinde inanılmaz paralar kazanıyorlar ve en geri bölgeleri bile gelişme olanakları buluyor.
    Bu projeler hiçbir özelliği olmayan yerleri bile turistik yapar. Ben bile görünce heyecanlanıyor, gidip gezmek ziyaret etmek istiyorum.
    Bizde ülkemizde bunu anlasak ve mimarlığın önünü açsak, emin olun halkın ağzıyla kimse bizi tutamazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir