Bursa’ya girerken TOKİ’yi göreceksin; sakın şaşırma!

14 Dakika Okuma Süresi

Bursa’ya girerken TOKİ’yi göreceksin; sakın şaşırma!

‘Modern’ insan medeniyetine ait değerlerinden uzaklaştıkça ne hikmetse kendine, çevreye ve yaşadığı şehre “imar planı” ve “yenilik” adı altında zarar vermeye başlıyor

Bursalılar nüfusu yıldan yıla artan kadim şehrin tarihi dokusunun olduğu gibi muhafaza edilerek yeni yerleşimlerin şehrin dışına yapılmasını istiyor.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi Bursa’da inşa edilen TOKİ yapılarının kadim şehrin tarihi dokusuna verdiği zararı gündeme taşımak, kent yaşamına yaptığı olumsuzluklara dikkat çekmek ve ortaya çıkacak eserlerin gerekli kurum ve kuruluşların dikkatine sunarak bu doğrultuda çözüm önerileri getirilmesine imkân tanımak gayesiyle “TOKİ’nin BURSA’ya Tokadı” konulu bir fotoğraf yarışması düzenlemişti.

74 adet katılımcı toplam 333 fotoğraf ile katıldığı fotoğraf yarışmasının sonuçları geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı. Bursa’nın son yıllarda kentsel dönüşüm adı altında yitirdiği kıymetler yarışmaya gönderilen fotoğraflarla bir nevi belgelenmiş oldu.

‘Modern’ insan medeniyetine ait değerlerinden uzaklaştıkça ne hikmetse kendine, çevreye ve yaşadığı şehre “imar planı” ve “yenilik” adı altında zarar vermeye başlıyor. Modern insan ecdadından miras kalan kadim şehirleri ve yaşanabilir şehir çevrelerini kendi eliyle tarumar ediyor…

Eskiler usul olmadan vusul olmaz demiş… Günümüzün şehircilik anlayışının herhangi bir usulü bulunmadığı için tabiidir ki vusulden de bahsedilemiyor. Çok değil, bundan sadece iki yüz yıl önce Saraybosna’dan Medine’ye kadar Osmanlı şehirlerini dizayn eden mimarlar soğuk ve sıcak iklim kuşağında oldukça geniş bir coğrafya üzerinde taş kullanarak, kerpiç kullanarak, ahşap kullanarak zengin için de fakir için de aynı üslubun özelliklerini taşıyan binalar inşa etmeyibaşarmışlar.

Merhum Turgut Cansever Üstad belediyelerin kasalarında mevcut bulunan imar planlarını uygulayacak yöneticiler çıkmasın diye dua etmemizi istemişti… Biz de Üstad’ın belirttiği şekilde dua ederek, TOKİ’nin Bursa’ya Tokadı” konulu fotoğraf yarışması özelinde Bursalılara son yıllardaki yapılaşma üzerine düşüncelerini yazmalarını istedik.

Bursalılar nüfusu yıldan yıla artan kadim şehrin tarihi dokusunun olduğu gibi muhafaza edilerek yeni yerleşimlerin şehrin dışına yapılmasını istiyor.

BURSA’YA GİRERKEN TOKİ’Yİ GÖRECEKSİN SAKIN ŞAŞIRMA!

Rabia Aydın
Editör

Bursa, şehir ve kültür kavramlarının dünyada birbirine bu kadar yakıştığı ender şehirlerden biridir. Kimine göre Bursa; evliyalar şehri kimine göre kaplıcalar şehri, kimine kayak şehri, tekstil (havlucular), mobilyacılar ve kimine göre kestane, köfteciler ve İskenderciler… Ya da üniversiteler şehri neden olmasın? Şehir dediğin de zaten biricik ve tek değil; komple ve herkes için bir şehirdir. Kültürel mirasını koruyan ve gözeten aynı zamanda kendine bir gelecek tasavvuru çizen bir şehir kültürüdür bu. Peki, Bursa’nın gelecek tasavvuru nedir Bursa’yı sevenler, yaşayanlar ve sayın yönetenler?

Elbette Bursa büyüyecek, sanayi gelişecek ve elbette modernizm bulaşacak şehrin sokaklarına… Elbette hızla artan demografik yapı ile beraber yeni yerleşim alanları oluşturulacak, ama ya tarım alanları ve ova… Diyelim ki bunlara engel olunamadı peki ya şimdi… Eleştirimiz ise bugünedir. Bu şehri neden gereği gibi koruyamadığımız, geliştiremediğimiz ve yararlanamadığımıza ilişkindir. Üzüldüğüm nokta ise Bursa’yı kültürel mirasıyla buluşturan, geçmişine sahip çıkan ve imar eden bir belediye döneminde bunların olmasıdır. Belki bir yüz yıl ya da iki- üç yüzyıl bu şehri yıkılmadıkça terk edemeyecek bu çirkin görüntü… En kötüsü ise belki de yanlarına heyula gibi diğer binalar dikilecek ve biz artık o ulu dağları göremeyeceğiz… Maalesef tarih yazıyor ve vicdanımız susacak, gözlerimiz ise görmeyecek mi?

Orhan Veli’nin hani Gemlik girişinde bir sözü asılıdır. “Sakın şaşırmayın, denizi göreceksiniz.” Her geçişimde bu yazıyı okumak için çaba sarf ederim ve beni bir tebessüm alır. Şimdi ise bir teklifim olacak Bursa’ya girişe lütfen bir tabela asalım “Sakın korkmayın, TOKI’yi göreceksiniz”diye… Çünkü Bursa’ya her gelişimde ürperiyorum.

DİKBAŞLI ADAMLAR YERLİLERİN ARASINDA DURMASIN

Mustafa Kont
Endüstri Mühendisi

TOKİ’nin Bursa’da garibanlara ev yapabilmesi için, güzel yerlerde güzel ve pahalı binalar yaparak bunları satması ve gelir elde etmesi gerekiyor. Bu sebeple Bursa’daki bu çalışmanın tutar bir tarafı olabilir.

Fakat yinede insanin bakınca gönlü sıkılıyor. Keşke diyor bu dikbaşlı adamlar bu masum yerlilerin arasında durmasa.

Yani Tophaneden bakınca bir sükûnet, bir eski tad arayan gönlümüz ne yazık ki modernizmin taleplerinin sahibi yüksek tepeli binalar tarafından kırılıyor.

Belki bir gün TOKİ’nin de çok parası olursa, ya da devletin diyelim, bu tip çıkar ve gelir kapıları aramaktan kurtulur ve Bursa’nın İzmir yolu üzerine bir ULU CAMI de onlar kondurur ve biz de bir uçtan bu tarafı diğer uçtan da tepeleri seyrederiz.

ESKİ BURSA OLDUĞU GİBİ MUHAFAZA EDİLMELİDİR

Mahmut Şahin
Hattat, Şabaniye Geleneksel Sanatlar Derneği Başkanı

Bursa’ya gönül vermiş bir kişi olarak şunları söylemek istiyorum… Şehrin tarihi bölgesinde ve merkezinde bu kadar çok katlı binaların inşa edilmemesi gerekirdi… Şehir merkezine illa ki bina yapılması gerekiyorsa tarihi ve coğrafi yapıya uygun bir vaziyette en fazla üçer katlı binalar yapılmalıydı. Heyhat böyle olmadı, Bursa’nın arta yerine çok katlı modern zaman binaları yapıldı. Peki, ne oldu? Daye Hatun Camii ve birçok tarihi bina arada kaldı; arkada kaldı, gölgede kaldı… Bursa’nın merkezinin yüksek irtifalı binalarla çevrelenmesi kabul edilebilecek bir durum değildir.

Belediyenin kentsel dönüşüm projelerinde kazançtan ziyade çevrenin düşünülmesi gerekir… Büyük binaların şehir dışında herhangi bir mahalde; Ertuğrulkent gibi yerlerde inşa edilmesine hemen hiç kimsenin itirazı olmaz.

Bursa gibi maneviyatlı bir şehre girerken karşılaşmamız gereken manzara Ulu Cami manzarası olmalıdır diye düşünüyorum… Ulu Camii’nin etrafının açılması gerekirken, cami merkezli şehrin ana arterlerinin çok katlı binalarla donatılması şehrin siluetine hiç yakışmamıştır…

Emir Sultan’dan başlayarak, Çekirge’ye kadar olan bölgenin; yani eski Bursa’nın olduğu gibi muhafaza edilmesi gerekir…

ŞEHİRLER BİZLERE EMANETTİR

Neslihan Demirci
Edebiyatçı

Bursa’nın eskiden ne kadar güzel bir şehir olduğunu anlamamız için şehrin göbeğine çirkin binaların çöreklenmesi mi gerekiyordu? Şehir de bize bir emanettir. Hangi mimar, Ulucami’i gölgelemeye cüret edebilir? Hangi yönetici, yüzyıllar önce Uludağ’ın eteğinde ihtişamla kurulmuş bir şehrin ortasına “kazık” gibi çakılan binalarla şehrin siluetini böylesine katletme hakkını kendinde görebilir? Koca Bursa Ovası, bunca yapılaşmayı kaldıramazken bir de ‘gökleri delmek’ niye?

Her köşesine tarih sinmiş şehirlerin varisi olmanın zor olduğunu her Bursalı gibi ben de hissetmişimdir: Her sabah havasını soluduğumuz şehrin verdiği hazzı iliklerimizde duyarız; hâlbuki üzerine titrenecek emanet, ağır… Yaşadığımız şehir çağa ayak uyduracak ama aslını kaybetmeden… Şehir, modern mimariye rağmen ruhunu koruyabilir; yeter ki insan faktörü göz ardı edilmesin… Türk şehirleri sadece savaşlar, yangınlar yüzünden değil, basiretsizlikten de asıllarından uzaklaştı, bilinçsiz imar politikalarıyla yeterince tarûmar edildi. Bari bundan sonra şehrin ruhundan elimizde kalanları heba etmeyelim… Yoksa Lamii Çelebi’nin, Evliya Çelebi’nin, Tanpınar’ın, Sait Faik’in, Turgut Cansever’in Bursa’sından geriye sadece ‘miş’li geçmiş zaman’ lı, ‘keşke’li avuntu cümlelerimiz kalacak, güzel şehrimiz değil…


ZEDELENEN KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİ NEDEN KONUŞMUYORUZ?

İrfan Altıkardeş
Gazeteci

Doğanbey TOKİ, Bursa’da önemli bir kentsel dönüşüm olarak sunuldu. Böyle bir dönüşüm Doğanbey için gerekiyordu, ancak daha yumuşak ve nazik bir yenileme yapılabilirdi. Ulucamii’nin silueti başta olmak üzere İl müftülük ve kent meydanı binaları olmak üzere yıllar öncesinden kuşatılmıştı.

Şimdi yüzde 20’lik bir ovadan daha Bursa’nın görünümü daha kapandı. Doğanbey’de 20 yılı aşkın süredir uygulama fırsatı olmayan merkezi iş alanları planı 14-15 katlı binalar ile dönüştürme sağlayamadı. Bu sağlanamayınca, mezbelelik hale gelen alanda TOKİ 22 katlı binalarla bölgeyi, üzerine mali bir yük almadan yenileyebildi. Bursa nasıl 1900’lü yılların başında 3-4 katlı konaklarla kaplı Mecidiye (Atatürk) ve Altıparmak, Yeşil, Setbaşı mahallelerini 8-10 katlı apartmanlarla kaybetti ise, 100 yıl öncesinden başlayan bu çirkinlik artarak devam ediyor. Doğanbey’de inşa edilen 3 bin apartmanı yıkıp ortadan kaldırmanın artık imkânı yok.

Bundan sonraki döneme bakmak daha mantıklı geliyor. Şimdi Sıcaksu bölgesi ve İntam’da dönüşüm başlıyor. Çekirge Caddesi’ne 30-40 katlı gökdelenler yapılması planlanıyor. Belki Doğanbey TOKİ’deki çirkinliğin daha fazlasına Çekirge sırtlarında Sultan Murat Camii civarında şahit olacağız. Kanuni’nin Yeni Kaplıca siluetlerini de kaybedebiliriz bu süreçte.

Şehrimizin eski konaklarını andıran 2-3 katlı, yüksek tavanlı binaların inşa edilebileceği örnek mahalleler oluşturulabilir. Böyle bir projede TOKİ marifetiyle de yapılabilir. Bu bağlamda Alacahırka Bölgesi’ndeki ve Uludağ Yolu’nun altındaki kötü bina stoğu, TOKİ tarafından 2-3 katlı konak tarzı projelendirilip, çok uzun vadeli borçlandırma ile mal sahiplerine satılabilir. Benzer uygulamalar eski evlerin bulunduğu Muradiye ve Hamzabey bölgelerine de uygulanabilir. Bütün mesele, ortak kazanç için mantıklı projeler geliştirmektedir. Bu konuda Bursa Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ve Tarihi Kentler Birliği’nin bir araya gelip gündem oluşturması gerekir.

Bu arada Cumalıkızık’daki 7 asırlık köy evlerinin restorasyonu, maalesef Bursa Valiliği, İl Özel İdaresi’nin imkanları ile 5 milyon liralık kaynak ayırmasına ve 7 ayrı bölgeye ayrılan köyün 5 bölgesinin restorasyon projelerinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan geçmesine rağmen hayata geçirilememektedir. Bursa’da UNESCO gündemine giden ilk eserlerden olan Cumalıkızık Köyü’nün sakinlerinin Yıldırım Belediyesi’nden ayrılıp eskisi gibi köy olma kararı projeyi sendeletmiştir. Bursa Valisi Şahabettin Harput’un sağlığına kavuşup bu konuda yeniden kolları sıvası gerekmektedir. Yıldırım Belediyesi, belki de kendi sınırlarından ayrılıp köy olduğu için Cumalıkızık’ın restorasyonu işinden çekilebilir. Ancak konu sürüncemede bırakılmamalıdır.

Ayrıca Bursa’nın önemli gündem maddelerinden biri de Muradiye Kulliyesi’nin restorasyonudur. İznik çinilerinin zirve örnekleri ile bezeli şehzade türbeleri için Kültür Bakanlığı 2 yıl önce yetkiyi Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne verdi. Restorasyon projeleri kuruldan geçen türbelerin ihalesi ile alakalı 8 aydır bekleniyor. Büyükşehir Belediyesi’nin özel bir ekiple hatasız bir restorasyon gerçekleştirmesini ümit ediyoruz. Muradiye Camii’nin de ele alınmasını valilik arzu ediyor. Ancak en önemli eksik, Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis edilerek bakımsız halde kalan Muradiye Medresesi’nin bu müdürlükten geri alınıp Vakıf Eserleri Müzesi’ne dönüştürülmesindir. Bu konuda da Vali Harput’un irade koyması gerekiyor. Oldukça zengin tarihi güzelliklere sahip olan Osmanlı’nın ilk payitahtında bundan sonraki kentsel dönüştürmelerin daha dikkatli yapılması için kent kamuoyunun ve Bursalı akademik camianın konuya el atması gerekiyor.

Ancak bazı “kuru” itirazların ve fotoğraf yarışmalarıyla kamuoyu oluşturma çabalarının dışında maalesef böyle bir hassasiyet de tam olarak ortaya konulmuş değildir. Haşim İşcan Caddesi ile şehir merkezindeki 3 bin hanelik Doğanbey TOKİ meskenlerinde iskân başladığında ortaya çıkacak olan trafik ve sıkışık hayat kaosu ile Bursa’da modern şehircilik adına yapılanların ne kadar hesapsız olduğu daha çarpıcı bir şekilde anlaşılacaktır. Sulieti bozmayan (!) otopark ve ulaşım sorunları belki de şehir merkezinde daha kötü bir etki yapacaktır. Yüksek katlı binalarda insan hayatının güvensizliği ve zedelenen komşuluk ilişkililerini ise hiç konuşmuyoruz. 100 hanenin yaşayacağı apartmanlarda kimse birbirini tanımıyor.

Avrupa ve Amerika 2-3 katlı evlere dönerken bizim gökdelenlere tırmanmamız, siluet başta olmak üzere hayat standardı konularında büyük bir hatadır. Bunun telafisi için gelecek projelerde dikkatli olmalıyız.

BURSA’YI ARTIK FARKLI BİR GÖZLE SEYREDECEĞİZ

Recep Ulu
Naht Sanatkârı

Bursa’da yaşayan ve sanatla uğraşan bir kişi olarak Bursa gibi güzel bir şehrin ortasına kentsel dönüşüm adı altında ucube misali bu gibi yüksek binaların dikilmesi Bursa için bir utanç kaynağıdır, bir yüz karasıdır.

Artık Bursa’nın doğusundan, kuzeyinden, güneyinden bakıldığında ilk önce bu binalar göze çarpıyor. Oysa kentsel dönüşüm yapılacaksa şehrin tarihi dokusuna uygun olarak yapılmalıydı. Biz isterdik ki Bursa’ya bakıldığında tarihi mekânların görünsün. Bursa’ya girerken başınızı yukarıya doğru kaldırdığınızda Uludağ’ın yeşilliğinin görülmesini isterdik.

Kentsel dönüşüm yapılacaksa Osmanlı tarzı evlerin yapılması lazım gelirdi. Böyle bir yapılaşma hem Bursa’nın tarihi hem de turizm için bir kazanç olurdu. Şu soru önemli: Bursa’da kentsel dönüşüm için şehrin kimliğine zarar vermeyecek oldukça münhal alanlar varken bu binalar şehrin göbeğine niye dikilmiştir?

Bursalılar Ahmet Hamdi TANPINAR’ın şiirine konu olan Bursa’da zaman geçirmek istiyor… Artık Bursa’yı başka bir göz ile seyredeceğiz. Ne diyelim bu ucube binaları dikenlere?

ULUDAĞ ARTIK MİSAFİRLERİMİZİ SELAMLAMIYOR

Demir Ali Kurtuluş
Esnaf

Bursa’da harika şehircilik anlayışı adı altında yarışmalara konu olan çok katlı yüksek binalar inşa edildi. Netice, Bursa için hiç de iç açıcı olmadı.

Bursa’nın her tarafında insanın içini acıtan bu görüntünün varlığını oluşturdular. Bir taraftan Bursa’nın tarihi dokusunu ayağa kaldırmak için mücadele edeceksiniz ama diğer taraftan tarihi dokunun, kültürel coğrafyanın merkezi olan bölgeye hançer saplayacaksınız, set çekeceksiniz, asırlardır Bursa’ya hüviyet kazandıran silueti engelleyeceksiniz!

Eskiden şehre gelenleri çok uzaklardan Uludağ manzarası karşılardı, bu manzara adeta misafirlerimize kucak açardı, Bursalıları da her zaman heyecanlandırırdı… Şimdi bu manzaradan da heyecandan da tarihi Bursa siluetinden de uzak kaldık.

Kaynak : Dünya Bülteni

19 Yorum

  1. gamze

    Bu yapılaşmanın planlamayla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu ilgi sadece TOKİ’ ye planlama yetkisi veren, kural tanımazca TOKİ katliamlarına izin veren zihniyetlerdedir.

  2. ayten

    Olmaz böyle birşey bunu beğenen varmı ? ucube diye heykeli yıkan zihniyetin yaptıklarına bakın ? Adana ‘da hizmet yapmadıkları için çok şanslı hisseder oldum . bu hükümet döneminde umarım Adana ya hizmet yapmamaya devam ederler ! Kendi hallerine bıraksalar köstek olmasalarda yeter zaten !

  3. Anonim

    bu ne yahu OHA OHA ÇÜŞŞ OHA ÇÜŞ Bu kadar mı denyoyuz? Aziz Nesin YANILIYORMUŞ, %100 hatta %1500000

  4. Şengül Öymen Gür

    Direnemiyoruz… Çok üzüldüm. Bursa’daki Yapı&Yaşam Kongresine bir çok yabancı öğretim üyesi davet ederken “Gelin bir eski başkent görün!” demiştim. Ya gelirlerse!
    ….. şakası gibi.

  5. Nihat Kiramoğlu

    Bursa’ya girerken TOKİ yi gödüm yine de çok şaşırdım. Hala şaşırma refleksimi korumak istiyorum.

  6. Serdar Altın

    Planlamadaki beceriksizliği geçtim. Bu katliamı yapanlar, henüz yapım aşamasındayken ortaya ne çıktığını görmemiş olamazlar. Buna belediyeciler, odalar ve şehirde yaşayan diğer herkes de dahildir. Neredeyse hergün yollarından geçtikleri sehirlerine kafalarını kaldırıp bir an dahi yukarı bakmayan güruhun da suçu. Nasıl ki Bursa’nın yıllardır çirkin binalarla dolmasına göz yumuluyor. Bu da aynı alışkanlığın eseridir.

    Doğup büyüdüğüm bu şehrin dokusu yine de tarihi alt ve üst yapının, doğasının etkisiyle olağanüstü güzelliklere sahipti. Bu son darbeyle çok derin bir yara açılmış. Manzarayı ilk gördüğümde hissettiğim seyi tarif etmeye çalışsam, çok abarttığım düşünülebilir. Ancak en mütevazı tabirle göğsüme bıçak saplanmasından daha az acı vermedi.

    Bursa’ya girerken görmeğe alışık olduğumuz o güzel Uludağ – ki eski adı olan Keşiş Dağına bile tahammül edilememiş – manzarasının geri gelmesi için bu ucubelerin zaman kaybetmeden yıkılması gerek. Bu tür bir hatanın neresinden dönülürse iyidir.

  7. Haluk Esmer

    Bir duvarın yanına ikinci bir duvar geldiği zaman deriz ki kapalı bir alan oluşmaya başladı ve o alana bir anlam vermeye çalışırız. Buna da mimarlık derler…ya da eğer kentsel boyuttaysa bu şehircilik, kentsel tasarım gibi isimler alır. Ya da şehiciliğin henüz mimarlarda olduğu dönemlerde böyleydi.
    Eski Ataköy’e bakın mesela böyledir. Binalar bir takım alanlar oluşturacak şekilde üst ve alt katları belirli amaçlara yönelik yapılmışlardır. Bir kentsel boyutu vardır yapılan binaların.
    Şimdi yukarıdaki güruh, şehircilik eğitimini mimarlıktan ayıran salakların yaptığı bir eserdir. Mekan yoktur. Aynı binadan x tane yanyana arsaya atılmış, aralarına da lütfen bir kaç park yol filan eklenmiştir.
    Bursa bu gün oluşmuş bir kent değildir. Onun geçmişi vardır bu binalar tam olarak Bursa’ya “geçmişinize….” demektedir.
    Böyle ne mimarlık ne şehircilik olur. Olsa olsa yukarıda bir meslektaşın dediği gibi “islami kılıflı yağma olur”.
    İşte burada AKP’liler geliyor!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Sayın Metin Karadağ…

  8. mimar

    aslında çözüm basit.orada resimlerde görülen herşey normal, sadece modern binaların etrafındaki çöplük yığınını andıran binalar dozer gibi dümdüz edilmeli, içindeki insanlar 20 yıllık taksit ödemeleriyle oradaki yüksek binalara taşınmalı ve tarihi eserlerin etrafı ise sadece yeşil alan ve meydan olarak düzenlenmeli ve böylece sosyal alanlar artırılmalıdır.
    tüm bu dediklerimi aslında işe yaramaz mimarlar odasının söylemesi lazım ama onların tek yaptıkları, doğruları suratına vuranları onlar akp li diyerek yaftalamak ve aforoz etmeye çalışmak. Son seçimlerde emre arolata yaptıkları gibi… sadece tarafsız düşünelim arkadaşlar…

  9. Ünal Demirarslan

    Toki işleri ranta dönüştürdü,sonucu böyle olur. Diğer şehirlerde farklı mı ki..

  10. ferda çetinkoz

    Bursa’nın artık metropolitan planı yapılması lazımdır. Kentin kaynaklarını ve potansiyellerini ulaşım ağları ve servislerle eşleştirip 20-50 yıllık öngörülerle mevcut imar planlarını ortadan kaldıracak bir düzenlemeye gidilmesi şart. Bugünkü imar planı ve plan revizyonları ile parçacıl yaklaşımla öngörülmemiş rantın önüne geçilemez ve fotoğraflarda görünen çarpıklıklar azalmaz artar.
    Bir an önce yeni plan yapılmalıdır.

  11. Ertuğrul Genç

    Bursa için üzülüyorum. Bu kadar geçmişten gelen bir tarihi kenti doğru düzgün rehabilte etmez iseniz karşınıza bu tarz saçmalıklar çıkar.

  12. Hayati Binler

    Vahşi Batının dünyayı sömürmek için başına bela ettiği vahşi kapitalizmin boyunduruğu altında zavallı insanları gayr-i insani mağaraların derinliklerinde onu yaşayamaz hale getiren bu sözümona “modern” anlayışın tez zamanda terki gerekir, fazlaca insan sıkıntıya girip daha fazla maddi-manevi telef olmadan.

  13. Azmi İzmirli

    Yukarıdaki fotoğraf
    1.mimarlığın bir toplum için ne kadar hayati önemi olduğunu kanıtlamaktadır.
    2.Rakip gruba “onlar AKP’li” diyebilen alçakların bulunduğu bir meslek odası olan ülkenin doğal ortamıdır. Çünkü mimarlık reddedilmiştir mimarlığın önü tıkanmıştır, yağmanın ise açılmıştır.
    3.Biz asgari düzeyde mimari hizmet alırız diyebilen bir kuruluşun ancak yiyebileceği bir nanedir.
    4.Mimarlıkla şehirciliği birbirinden ayıran Amerikan özentisi zavallı bir ülkenin başına geleceklerin habercisidir.
    5.Bunu marifet zanneden üniversitelerin ve akademisyenlerin mimarlığı düşürdükleri durumun sonucudur.
    6.Hepsinden önemlisi ASLINDA ZENGİN OLMAKTAN BAŞKA DİNİ İMANI OLMAYAN BİR PARTİNİN TAYFASININ DOĞAL EYLEMİDİR.

  14. cezbunur güvenç

    Bursa özelindeki durum aslında bütün şehirlerde bu istikamette devam ettiği için mimarlık kamuoyu konuyu tartışmalı ve mercek alatına almalıdır. Yukarıda yorum yapan arkadaşların söylediği gibi eski kent dokusunda planlama yapmak sadece “şehiricilik” mesleği ile sınırlı bir disiplin değildir. Kaldı ki onlar da mesleki disiplin olarak bu meseleyi denetleyebiliyor değillerdir göründüğü kadarıyla ve onlara da danışılmadan yapılıyordur bütün bunlar. Dolayısıyla bir ortak akla ihtiyaç olduğunu dülşünüyorum.

  15. cemile ilkkurşun

    rezalet…….

  16. perran su

    silüet ile kent planının beraberce tartışılması gerekir. hele gördüğüm kadarıyla Bursa’nın tarihi hanlar bölgesine bu kadar yakın mesafede çok yüksek bloklar hoş değil.
    fakat onun dışında kalan 4-6 katlı apartman dokusu da güzel değil. monoblok beton kafesler ve hiç bir mimari önem ve değer taşımıyorlar. onlar için de bir şeyler söylemek gerekir.

  17. coşkun kılıç

    plan üstten bakıldığında anlaşılmak için yapılan bir anlatı dilidir. plan üstten bakmayı gerekli kılar. hatta görmeyi de. bursaya üstten bakamayan şeye plan denmez. burada bir mantık hatası var bir defa.

  18. Cemal Kozlu

    Bugüne kadar iki boyutlu planlamacılık yapan, lejant ve yüzey hesaplarıyla plan yaptıklarını zannedenler, imar alanı kavramıyla ve onu aşanının “kent suçu işleyeceğini” söyleyerek herşeyi koruyacaklarını farzedenlerin iflasının resmidir bana göre.
    Planlamanın kent mimarlığı düzeyinden kopuşu, kentsel haritaya ada pafta ve onların imar lejantlarıyla bakanlar, bir belediye meclisi plan tadilatı onayıyla nelerin değiştiğine şimdi aymışlar mıdır bilemiyorum.
    Kentin dokusunu, kotlarını, topağrafyasını ve Bursa gibi bir yerde tepeden bakıldığındaki manzarasını hesaba katmayan yaklaşımların bir kenti nasıl “görmekten zevk alınamaz” hale getirdiğinin bir numunesidir ortaya çıkanlar bence.
    Planlama, “plancılara” bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur ama siyasetçiler asla bırakılamaz.

  19. nesimi üstün

    Bursa’nın tarihi bölgesine bu yükseklikler hiç iyi gitmemiş. Daha iyi bir ölçek tutturulabilirdi. TOKİ ile ucuz konut yapılıyor olması bu gerçeği hafifletmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir