1 Mayıslar, Taksim ve bitmeyen gerginlik
1 Mayıs yıllardır ülkenin bir gerilim konusu olarak gündeme getiriliyor. 1960 larda “bahar bayramı” ve tatil ilan edilen ve uluslar arası camiada adı ve anlamı çok bilinen bu bayramın bahar bayramına dönüştürülmesi bile devlet yönetiminin “işçi bayramı” kelimesinden çekindiğini gösteriyor.

Mayıs 1977 de DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler konuşmasını yapıyor
1970 li yıllarda “bahar bayramı değil işçi bayramı “ kavramsal çekişmelerinin yaşandığını o yılları yaşayanlar bilir.
1976 da ilk kez kitlesel bir bayram olarak 1 Mayıs kutlanır ve İstanbul’da bu alanın adı TAKSİM dir. O günün koşullarına göre muhteşem bir kalabalık alanda yer alır. 400 bin kadar kalabalık kentin bu meydanına yepyeni anlamlar katar. Bu kamusal alanın yeni bir anılma biçimi daha vardır artık: 1 Mayıs meydanı.

1977 1 Mayıs’ında meydanda yaşanan büyük panik
Ne yazık ki 1977 1 Mayıs’ında bu meydanda ‘umulmadık’ bir gelişme yaşandı. Bazı grupları ve eğilimleri alana almayacağını söyleyen o dönemin DİSK yöneticileri miting öncesi bir gerginlik yaratmıştı. Bu gerginliği de fırsat bilen provakatörler tarafından binlerce insanın bulunduğu 1 Mayıs kutlamaları sırasında şimdiki su sarnıçlarının üzerinden topluluğun üzerine ateş edildi ve özellikle Kazancı Yokuşu’nda yaşanan ezilmelerden olmak üzere 37 kişi hayatını kaybetti. (31 kişi ezilmeden, 5 kişi vurulmadan, 1 kişi panzer altında kalarak ölürken 130 dan fazla kişi yaralandı)
İşçilerin kutladığı bu bayrama bir gözdağı ve kamusal alanın bu denli büyük gösterilerde kullanılmasına ilk tepki fiilen yaratılmış oluyordu.

1977 1 Mayısında yaşamını kaybedenler
1977 de yaşananlara rağmen 1978 de Taksim de yine çok büyük bir katılımla 1 Mayıs toplantısı yapıldı. 1979 da ise ülkenin bazı illerinde sıkıyönetim vardı ve Taksim’e ve İstanbul’a sokağa çıkma yasağı uygulandı 1 Mayıs’ta. Taksime sıkıyönetim tarafından dikilen sancak ile o günden sonra Taksim 1 Mayıs kutlamalarına yasaklandı. 1980 den sonraki Cunta yönetimi “bahar bayramını” da kaldırdı ve 1 Mayıslara karşı olduğunu ayan beyan ortaya koydu.Cunta yönetimi sona erdikten sonra da 1 Mayıs kutlamaları çeşitli engellerle karşılandı. Taksim meydanı bir türlü bu kutlamalara verilmek istenmedi. Her 1 Mayıs bu anlamda özellikle resmi görevlilerin yasakçı düşünceleriyle yarattıkları gerilim günleri oldu.

1977 1 Mayıs’ında Sular İdaresi üstünden topluluğa ateş edenler
Bugün yaşanan ve yarınki 1 Mayıs gösterileri için gösterilen bu aşırı tepki de ne yazık ki neredeyse devlet geleneği haline gelen bu yasakçı zihniyetin bir ürünü gibi görünmektedir. Oysa bu meydanlar bütün toplumundur ve bir bayram için kullanılmayacaksa ne için kullanılacaktır?
Bir kamusal alan olarak Taksim Meydanı
İstanbul’un geleneksel yapısı ve Osmanlı dönemindeki sur içi kentleşmesi içinde “meydan” kavramına uygun mekanlar sınırlı kalmaktadır. Taksim batılı anlamda meydan kavramına daha yakın bir mekansal örgü oluşturur ve bu yüzden uzun yıllardır modern kentin meydanı olarak kabul edilir.
Aynı zamanda Taksim kendi gelişim sürecinde Cumhuriyet’ten itibaren çeperlerindeki değişiklikler ve kazandığı yoğunlukla meydanlaşmıştır.

Bu günlerde Taksim Meydanı
Bugün kamusal alanların dünyada artan bir önem taşıdığını, toplumsal gönenç ifade yerlerinin bu alanlar olduğunu, sadece kutlamalar için değil ama günlük yaşamında yoğun olarak geçtiği yerler olarak bu meydanlar öne çıkmaktadır. Kamu mekanları toplum kesimlerinin birinin ya da bir bölümünün değil neredeyse tümünün ortak kullanımına açıktır. Günümüzde gelişen sivil toplum, aktivitelerini bu meydanlarda sergilemekte, forum köşeleri, tartışma platformları içeren noktalarla zenginleşmekte, dinlenme yerleri, yeme içme noktalarıyla kamusal ihtiyaçlara yönelmektedir.
Kamu mekanının genel güvenliğin sağlanması elbette merkezi yönetimin görevidir. Toplum kesimlerinin bütün farklılıkları ile bu alanları ortak bir şekilde kullanılmasının sağlanması yine bu güvenlik konsepti içinde çözülmelidir. Ancak “genel güvenliğin” bir biçimde bahane edilerek bir kısım toplum kesimine kapalı tutmak ne kamusal alan tanımına ne de demokrasi standartlarına uyan bir yönetim davranışı olamaz.

1977 1 Mayıs’ı Kazancı Yokuşu’nda bekleyen kamyonet ve yaşanan büyük izdiham
Taksim meydanı işçi ve emekçi bayramından sürekli olarak bu denli kıskanç şekilde kaçırılırken nerdeyse diğer tüm etkinliklere açık tutulmaktadır. Yılbaşı eğlenceleri, çeşitli konularda başka mitingler, bazı kuruluşların yıldönümleri… gibi etkinlikler açık olan meydanın 1 Mayıs söz konusu olduğunda 30 yılı aşkın bir şekilde ve sabit fikirle kapalı tutulması açık söylenmesi gerekirse hiç anlaşılır değildir.Bu kompleks aşılmalı, Taksim Meydanı’nın verilip verilmemesi bir iktidar savaşı olmaktan çıkarılmalıdır. Orası tüm toplumun kamusal alanıdır.

Geçmişte 1 Mayıs ve Taksim Meydanı



5 Yorum
necati sevimli
toplumun yıllar boyunca kullandığı ya da kullanmak istediği meydanların tarihsel bir olaya dönüşmesi ve bu yüzden talep edilmesi çok doğal.
yaren
ne bunlar altlarına yazın öncemi sonramı
cemal tatlıdil
ogün bende oradaydım istanbul belediyesi çalışanı olarak görmeyen inanmaz öyle korkunç şeyler yaşadıkki kime güveneceğimi bilemeden , önceden tezgahlanmış bir pravokotörlük örneği idi yazık oldu işçi kardeşlerimize sağ kurtulduğuma pek sevinemiyorum . inşallah birdaha yaşanmaz
Lütfü Caymaz
Bugün 1 Mayıs ve sabahın erken saatleri. Valilik yok Taksime çıkamazsınız, makul sayı olabilir yoksa müdahale. Nasıl bir mantık nasıl bit tavır yarabbi. Makul sayı tamam fazla olursa dağıtırım.
Dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde böyle bir zorlama olmaz. Bu vali bey kendi kafasına göre bunu yapmıyorsa A.B demokratikleşme faan diyen AKP iktidarı işçi karşıtı. Emekçi düşmanı. Geçen yıl “ayaklar baş olamaz “demişti başbakan. Bu günler sadece 1 Mayıs’ı alamamıza değil aynı zamanda iktidarın gerçek yüzünü görmemizi sağlıyor.
nurullah gök
her yıl benzer stresten bıktık artık. artık şu yasakçı zihniyeti bir kenara bırakın ve senede birgün işçinin bayramına tahammül edin. bakın bütün dünyada demokrasi varsa eğer bugün bir bayram halinde kutlanıyor.