Küçük Tiyatro’nun Büyük Hikayesi |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Küçük Tiyatro’nun Büyük Hikayesi
Share 1 Ağustos 2016

“Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden
Tütüne böyle havada alıştım
Böyle havada aşık oldum

Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti
Beni bu güzel havalar mahvetti.”

Orhan Veli      

 

 

 

 

 

Veli’nin oğlu evkaftaki memuriyetinden bahsederken esasında Ankaralıların “Küçük Tiyatro” olarak bildiği binayla ilgili bir göndermede bulunuyor. Orhan Veli, şimdiki adıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde çalışırken bu kurumun memurlarına ucuz konut imkanı sunmak amacıyla yaptırdığı II. Evkaf Apartmanı’nda bir süre ikamet eder. Binada Türkçenin en kıvrak kalemlerinden biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar da bir süre kalır.

 

 

5 liralık banknotun üzerinden tanıdığımız Mimar Kemaleddin tarafından I. Ulusal Mimarlık Akımı çerçevesinde çizilen binanın yapımı 1930’da tamamlanır ve o zamandan bugüne kadar pek çok farklı işlev de üstlenir. Birçoğumuzun sadece tiyatro binası olarak bildiği Küçük Tiyatro, yani II. Evkaf Apartmanı bakın, hangi kurumlara ev sahipliği yapmış:
DEVLET TİYATROLARI
1. Küçük Tiyatro
2 Mart 1937’de kurulan Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan tiyatro sanatçıları, İkinci Dünya Savaşı ve diğer engeller nedeniyle tiyatro sahnesinin yapılamamasına karşın, 10 yıl boyunca tüm zorluklara göğüs germişlerdir. 27 Aralık 1947 tarihinde II. Evkaf Apartmanı’nın alt katında, Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi adıyla  açılan Küçük Tiyatro’da sergilenen ilk oyun, Ahmet Kutsi Tecer’in Köşebaşı adlı oyunudur. Mart 1947’de Tatbikat Sahnesi’nin yöneticiliğine gelen Muhsin Ertuğrul,  Tatbikat Sahnesi’nin akan damını tamir ettirmek, güvercin dışkısından sararmış kartopiyerleri temizletmek, toz toprak içindeki sahneyi temizletmek gibi işleri üstlenerek mermer antreli, mozaik sütunlu, işlemeli ovan tavanlı bir oyun sahnesi yaratmıştır.  Tatbikat sahnesinin çiçeği burnunda genç sanatçıları tarafından elde süpürge, bez silinip süpürülerek konservatuar dekor ve kostüm deposundan meydana getirilen tiyatro salonu, kentin sanatsal iklimine önemli ölçüde etki etmiştir.  Zaman zaman boks ve güreş karşılaşmalarına ev sahipliği yapmış bir depodan bir tiyatro salonu yaratmak ayrıca önemlidir.

 

 

Açıldıktan bir ay sonra çocuk tiyatrosu oyunları da sergilenen Küçük Tiyatro’da, 1947 ve 1949 Mayıs arasındaki “Devlet Tiyatrosu’na geçiş” döneminde her akşam tiyatro oyunları sahnelenmiştir.

 

 

 

Tatbikat Sahnesi’ni yöneten, bu sahneyi bir tiyatro salonuna dönüştüren ve Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olan Muhsin Ertuğrul, Küçük Tiyatro’nun 1947’de çıkan ilk oyun kitapçığında şöyle demektedir:

 

 

“Teberi ve keşkülünü sırtına vurup diyar diyar pirini ve tapınağını arayan, yakan rüzgardan çilesini soran yalınayak dervişin sabrı ve çektiği, bizim bekleyişimizin ve çektiğimizin yanında hiç kalır. Onun için çoğumuz aradığımız tapınağa varamadanyolda göçeriz. Ruhları şimdi sizin ülkenizde olan birçok arkadaşımız işte bu serap yolunda tapınağa ulaşmadan düşen talihsizlerdir.”

 

 

Küçük Tiyatro Sahnesinin ne denli büyük bir ihtiyaca cevap verdiği Muhsin Ertuğrul’un bu sözlerinden anlaşılmaktadır.  Bugün dahi bir Avrupa kenti olan Ankara’nın en göz alıcı yapılarından olan 466 koltuk kapasiteli Küçük Tiyatro binasının tiyatro gibi sanatsal bir işleve sahip olması da ayrıca önemlidir.

 

 


2. Oda Tiyatrosu

 

 

Binanın içinde Küçük Tiyatro sahnesinin yanı sıra Oda Tiyatrosu da bulunmaktadır.  5 Ekim 1956’da, Muhsin Ertuğrul’un Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olduğu sıralarda bina içindeki boş bir odanın tiyatro sahnesine dönüştürülmesiyle yapılmıştır. Cüneyt Gökçer’in müdürlüğü döneminde Oda Tiyatrosu kullanılmamış, hatta koltuklar sökülmüştür. 65 kişilik kapasitesiyle gereksiz bir yatırım olduğu öne sürülen sahneye “Muhsin Ertuğrul’un tiyatro tutkusunun uç noktası  olarak bakılmış, sahnenin yine tiyatro amacına hizmet eden bir büro olarak kullanılması önerilmiştir.

 

 

 

 

3. Tiyatro Kütüphanesi
12 Haziran 2011 günü, tarihe tanıklık eden bu binada Türkiye’nin ilk tiyatro ihtisas kütüphanesi açılmıştır. Binanın 5. katında yer alan Devlet Tiyatroları Refik Ahmet Sevengil Tiyatro Kütüphanesi’nde DT’nin oyun görüntüleri ve görsel malzemeler ile oyun metinleri ve tiyatro kitapları bulunmaktadır. 1949 yılından beri oynanmış tüm oyunların afişlerine, broşürlerine, fotoğraflarına ve dijital ortama aktarılmış yaklaşık 2000 oyunun video çekimlerine erişim hizmeti verilmektedir. Ayrıca 3000 kadar oyun metni ve 10.000 adet tiyatro ile ilgili kitap bulunan kütüphane dekorasyonu, renkleri ve minik kafesiyle tiyatro sevenleri herkesi oldukça tatmin eden bir hizmet olarak görülmektedir.

 

 

BİNANIN GÖRDÜĞÜ DİĞER İŞLEVLER

 

 

1.Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi
Adı bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen Dil Tarih ve Coğrafya fakültesi 1935 yılında kurulmuştur; fakat okul Ankara/Sıhhiye’de bulunan bugünkü binasına taşınmadan önce 1935-1940 yılları arasında II. Evkaf Apartmanı çatısı altında faaliyetlerini sürdürmüştür.

 

 

2. Depo
1938-1943 yılları arasında, İkinci dünya Savaşı’nun sürdüğü yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncülüğünde 48 ressam Anadolu’ya gönderilmiştir. Amaç, o güne dek İstanbul dışına çıkmamış ressamlara Anadolu’yu resmetme fırsatı sunmaktır. Yurt Gezileri denen denen bu ‘resmetme’ gezilerinde yapılan resimler zamanla ortadan kalkmış, bakımsızlıktan zarar görmüştür. Yurt gezilerine 1939 ve 1942’de katılmış olan ressam Malik Aksel, 1977 yılında resimlerin kaybolma hikayesini şöyle anlatmaktadır:

 

 

“İlkin bu resimler Ankara Atatürk Lisesi Konferans Salonu’nun bitişiğindeki odaya taşındı. Bu kadar resim odaya sığmayınca üst üste yığıldı. Bazıları çerçevelerinden çıkarıldı. Halk Partisi bu eserleri, 150 bin liraya Maarif Nezareti’ne satmak istedi. İstenen para bulunamadığından bunlar Evkaf Apartmanı içindeki Tatbikat Sahnesi’nin üzerindeki odaya tıka basa sığdırıldı. Sonra resimler Halkevi’ne taşındı…”

 

 

Tarihi boyunca “depo” olarak birçok farklı alanda hizmet veren binanın en acı anısı, Yurt Gezileri’nde yapılmış resimlere yapılan bu kötü muamele olmalıdır.

 

 

3.Otel İddiası
Evkaf Apartmanı zaman zaman kapanma tehlikesi yaşamıştır. Binanın otel olarak hizmet vermesi gündeme gelmiş ve bu durum sanat çevrelerince ağır şekilde eleştirilmiştir. DT’nin asıl sorunu binanın tümüne sahip olamamaktır. DT ile aynı binayı paylaşan Toprak Tarım Müsteşarlığı’nın olduğu kat, binanın o zamanki sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından otel yapılmak istenmiştir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu bu projeyi onaylamış; ancak mali sorunlar nedeniyle proje uygulanamamıştır. Ziraat Bankası’nın binada rehabilitasyon merkezi açma iddiası ortaya atılmış; ancak böyle bir durum gerçekleşmemiştir. 1993 yılında Anıtlar Yüksek Kurulu binanın otele dönüştürülmesine karşı karar almıştır. Zamanın Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı İzzet Polat Ararat, binanın

 

 

Cumhuriyet ile özdeşleşmiş bir yapı olduğunu ve Devlet Tiyatrosu’nun doğum yeri olduğunu belirtmiştir. Binanın farklı kuruluşlarla birlikte kullanılmasının sıkıntı yarattığını şöyle ifade etmiştir:

 

 

“Biz her zaman burada olacağız. Otel ya da rehabilitasyon merkezi yapılması buranın kullanımına uygun değil. Örneğin biz haftasonları çok yoğun çalışıyoruz. Üst kattaki Tarım Toprak Müsteşarlığı ise cumartesi – pazar günleri tatil olduğundan kışın kalorifer yanmıyor. Bina tümüyle bizim olursa ısı, ışık gibi sistemleri en uygun biçimde ayarlayabiliriz.”

 

 

4. Romanya Ataşemiliterliği
Bina konut, depo, tiyatro salonu, devlet dairesi gibi işlevlerin yanı sıra geçmişte diplomatik bir özelliğe de sahip olmuştur. 14 Mayıs 1931 tarihli kararnamede binanın 4. katındaki 6 numaralı dairenin kalorifer, soğuk ve sıcak masraflarının kendilerine ait olmak kaydıyla bir sene müddetle 2250 liraya kiralanması zamanın Reisicumhuru Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kabul edilmiştir.

 

 

 

 

 

D.Bayram

Kaynak : lavarla.com

 

 


Yorum yazmak için


Tasarım: Atelier Kristoffer Tejlgaard Atelier Kristoffer Tejlgaard tarafından tasarlanan Dome of Visions 3.0, bir dizi deneydeki üçüncü kubbedir. DoV, bir seranın içinde inşa etmenin ve alanın çoğunluğu olarak üçüncü iklimi oluşturan bir bina kabuğu olarak pasif ve güneş ısıtmalı bir alanla çalışmanın mimarimizi ve refahımızı nasıl etkilediği hakkında bilgi oluşturmayı amaçlayan bir deneydir.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org