Boğaz’ın en muhteşem binasının restorasyonu 15 gün sonra bitiyor |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Boğaz’ın en muhteşem binasının restorasyonu 15 gün sonra bitiyor
Share 21 Mart 2011

Boğaz´ın en güzel binasını restore etti


Elif Ergu
Bebek’teki Mısır Konsolosluğu 2002’den bu yana boştu.
2008’de başlayan restorasyonu nihayet bitiyor. Yüksek Mimar Süreyya Saruhan ve ekibi tarafından onarılan eski Hidiva Sarayı, Boğaz’ın en muhteşem binalarından biri olarak biliniyor.
Yenilenen sarayın kapıları ilk kez Pazar Vatan’a açıldı.
Boğaz bölgesinde 40’ın üzerinde binayı restore eden, TÜSİAD ve İKSV’nin Deniz Palası’nın da mimarı olan Saruhan ile Mısır Konsolosluğu’ndaki çalışmaları ve İstanbul’u konuştuk.

* Mısır Konsolosluğu İstanbul’un en güzel binalarından. Bir süredir restore ettiğiniz bu binayla yolunuz nasıl kesişti?

Ben Saruhan Mimarlık’ı temsil ediyorum. Eski eşim Ayşe Kaşo ile birlikte çalışıyoruz. Mısır Dışişleri Bakanlığı 1999 yılında uluslararası bir proje ihalesine çıktı binanın tamiratıyla ilgili. Bu ihaleye katıldık. Bina bizim de yıllardır ilgimizi çekerdi. Avan proje dosyamız beğenildi ama o dönemde proje Viyana’da yaşayan Mısırlı bir mimara verildi. Ancak projeleri Koruma Kurulu tarafından onaylanmadı.

* Bekledi değil mi uzun süre?

Proje onaylanmadığı için onarım olmadı.
* Boş bekledi bina değil mi?

Evet, 2002’de Mısır Konsolosluğu binayı boşalttı ama onarım izni çıkmadığı için bekledi. Bizi 2006 yılında aradılar, beğenilen dosyalar arasında ihale yapacağız dediler. “Bu kez düzgün proje ihalesi yapılacaksa gireriz” dedik. 1999 yılında katıldığımız aynı proje ile yeniden katıldık. Projelerin hazırlanması ve izinlerin alınması bir buçuk yıl sürdü. 2008 yılında Restorasyon Uygulama ihalesi yapıldı, Güryapı firması ihaleyi aldı ve onarım başladı.

* Nasıldı binanın durumu?
Önce binanın katmanlarını açarak soyduk, binanın soyulmasıyla çok şey ortaya çıktı. Mimar olarak hep Mimar D’Aranco’un adı geçerdi. Ancak uygulamaya başlarken arşivlerden Mimar Anthonio Lasciac’ın kitabına ulaştık. Kitapta yalının 1901’deki açılışına ait fotoğraflar vardı. Bu sayede dış cephede de çok sayıda eksiklik olduğunu farkettik.

* Eksikler derken…
Örneğin çatıdaki kulelerin üzerinde stilize edilmiş kuğular olduğunu gördük. Kulelerde kuğular ve güvercinler var. Binanın yalı olması sebebiyle çatıdaki dekoratif ögeler atmosferik etkilere çabuk yenik düşmüş. Kapılardaki ve pervazlardaki desenler kapatılmıştı. Pervazları kesip düzeltmişler, ters çevirmişler…

50 odalı sarayın bir kısmı rezidans

* Kaç oda var bu binada, binanın büyüklüğü nedir?

50’den fazla. Binanın toplam kullanım alanı 4 bin metrekare.

* Bir kısmı rezidans…

Evet bir kısmı da konsolosluk.

* Binanın hikayesi de çok güzel…Tarihi kimliği de önemli…

Bu bina Hidiva Sarayı diye geçiyor. Mısır Hidiv’i Abbas Hilmi annesine yaptırmış. Bir rivayete göre de bina Türkiye Cumhuriyeti’ne bağışlanmak istenmiş. Ama burada iki farklı şey söyleniyor. Biri, kendisine yazılan davet mektubundan hoşlanmamış, çünkü Tapu Dairesi’ne çağrılmış. Diğer söylenti de bağışlasa bile yüksek miktarda vergi ödemesi gerekiyormuş. Gerçeği tam bilemiyoruz.

Bina 15 cm. denize kaymıştı, 10 cm. kaldırdık

* Binada karşılaştığınız sorunlar nelerdi?
Tavanların çoğu hasarlıydı. Bina çok yerden su alıyordu. Dönem içinde hep tek renk halinde boyanmış tavanlar. Orjinal renklerini bulup hepsini orjinal renklerine çektik. Bizim analoji dediğimiz bir yöntemle kendimizi mimarın yerine koyarak yaptık bazı yerleri de…

* Renkler sanki bu bölgenin renkleri. Boğaz buranın içinde canlanmış gibi… Yapraklar, dallarla süsülenmiş kapılar, tavanlar…
Sizin gördüğünüz doğa renkleri. Art Nouveau stili bu bina. Biz de bu binanın bu kader muhteşem olduğunu projeyi hazırlarken bilmiyorduk.
* Çok etkileyici bir bina…
Evet ayrıca o dönemin ilk kaloriferli binası. Kazan var mı diye merak ediyorduk, 1901 yılında kalorifer bacası varmış. Bina tamamen ahşap. Dışı çimento sıvasıyla yapılmış, taş görüntüsü verilmiş. En önemli sorun binanın kaymasıydı. Bina 15 cm. denize doğru kaymıştı; binayı 10 cm. kaldırdık. Krikolarla kaldırıp, askıya alarak düzelttik binayı. Zemin güçlendirme yapıldı. Bu restorasyonla yalıya 50 yıl daha hayat verdik. Binanın içine teknolojiyi yerleştirdik. Elektrik sistemi tamamen yenilendi. Doğal gaz, hidroforlar, yangın ihbar ve söndürme sistemleri konuldu.

Mısır’daki olaylar binanın teslimini 3 hafta erteletti

* Kaç kişi çalıştı projede?
Bazı günler 140 kişi çalıştı. 2.5 yıl sürdü. Camlar çivilenmişti, orjinal camlar bunlar. Ağırlık sistemleri yok olmuştu, onlar yapıldı. Pervazlar sökülüp onlar alınmış. Bir zamanlar soyulmuş bina.

* Bu binanın konsolosluk olarak kullanılması doğru mu?

Konsolosluk olarak bence çok kolay bir bina değil. Ama kalabalık değil bina. Önemli olan bu binadaki personelin bu binanın bakımını yapması. Bence Türkiye’nin en güzel konsolosluk binası. Baktığınızda da 4 bin metrekareye göre çok az kişi yaşayacak, bulunacak içinde. Bina yorulmadan iyi bakımla çok uzun yaşar.

* Mısır’da çıkan olaylar, hükümetin durumu sizin çalışmaları etkiledi mi?

Etkilemedi. Binanın teslim edilmesi süreci 2-3 hafta ertelendi. O kadarlık bir gecikme olağan.

* Siz yakında binayı teslim edeceksiniz, ayrılmanız zor olacak mı?

Bizim için çocuk gibi bu binalar. Biz mimarlar olarak aslında alışığız. Bir süre binayla yatar kalkarsınız, sonra sahibine vermek durumundasınız. İnsan teslim ederken duygulanıyor. Ben Güler Sabancı’nın evini de kendisine teslim ederken gözlerim dolmuştu. O evi de çok sevmiştim.

* Mısır Konsolosluğu’nun restorasyonu için ne kadar harcandı?

10 milyon dolar harcandı. Buranın değeri bu rakamın çok çok üzerinde. Bu rakamın daha da yüksek olmamasının nedeni binanın ayakta olması idi.

Şimdi de Amcazade Binası’nı yapmak isterim

* Atlı Köşk’ü de siz mi restore ettiniz?

O binanın bir bölümünü. Orada Sicimoğlu yalıları vardır. 3 yalı. Onlardan birini yaptık. Ayhan Sicimoğlu’nun çocukluğunun geçtiği bina.

* Boğaz’da çok binada sizin imzanız var…

Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nın Harem bölümünü restore ettik. Boğaz bölgesinde 40 civarında bina yaptık.

* TÜSİAD’ın Tepebaşı’ndaki binası ve Şişhane’deki İKSV’de de restorasyonda imzanız var…

TÜSİAD, Deniz Palas (İKSV binası) çok beğendiğim binalardır. Keyifle yaptık o binaları da. Şişhane’deki Deniz Palas rahmetli Şakir Bey’in rüyasıydı. Şişhane’de binayı gördüğünde büyük heyecan duymuştu. ‘Bizim vakfa yakışır değil mi?’ diye sormuştu.

* Cumhurbaşkanlığı’nın Av Köşkü’ni de siz mi yapıyorsunuz? Bitmesine az mı kaldı?

Huber Ailesi’nin yaptırdığı binalar onlar da. Aile silah tüccarı zamanında. Onlar yaptırmış. Çok uzun yıllardan beri bakılmamışlar. Onarılmamış. Döneminde bitişiğinde inşa edilmiş büyük ebatlı sera ile Av Köşkü olarak kullanılmış binayı restore ediyoruz.

* Şu binayı yapsam der misiniz?

Restoratör mimarların yapmak istedikleri binalardan biri Amcazade Binası’dır.

* İstanbul dışında iş yapıyor musunuz?

Datça’da Mehmet Ali Ağa Konağı’nı yaptık. Çeşme’de ve Alaçatı’daki Nars Otelleri’ni de yaptık. Bursa’da da iki köşk restorasyonumuz var.

Kaynak : Vatan


Yorum yazmak için


Tasarım: Stüdyo HANGHAR Bu arada dünya bir şekilde pavyonlarla, özellikle de Expo 2020 Dubai’nin yenilikçi mimari kurulumlarıyla dolup taşıyor. Başka bir noktada, İspanya’daki eski bir fabrikanın dar geçidinde, ev mimarisinin özelliklerini araştıran geçici bir tuğla pavyon yer alıyor.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org