ASUMAN YEŞİLIRMAK / Mimdap
İstanbul metropolünün planlanma çalışmalarında genel söylem olarak, İstanbul’un evrensel düzeyde taşıdığı tarihi, kültürel, doğal öz değerlerine sahip çıkılarak, dünya ve bölge ülkelerinin ekonomik yapıları ile bütünleşen ve dünya metropoller kademelenmesi içinde hak ettiği yeri alan, kültür, bilim, sanat, siyaset, ticaret, hizmet, turizm ağırlıklı bir kent olarak koruma ve gelişme dengesinin kurulması amaçlanıyor. Buna karşılık imar planlarında bu kimliği sağlayacak kentsel donatıya ayrılmış alanlar da çeşitli kurumların müdahaleleri ile kaybediliyor.

İstanbul’un “kültür ve sanat festivalleri” ve “kongre turizmi” potansiyeli

İstanbul’un turizm sektörü ile ilgili olarak gerek sektörün yaptığı araştırmalar gerekse kent planlama çalışmalarına yönelik araştırmalar özgün coğrafyası, tarihi ve kültürel birikimi ile turizm potansiyellerini kullanmak açısından önemli fırsatlar sunduğunu ve son on yılda gelen turist sayısının ve turizm gelirlerinin sürekli artış gösterdiğini tespit etmekte. Ancak bu araştırmalar İstanbul’un bu potansiyeli yeterince kullanamadığını, diğer önemli Avrupa kentleri ile karşılaştırıldığında İstanbul’un çektiği turist sayısı, kalış süreleri ve otellerin doluluk oranları bakımından bu kentlerin hayli gerisinde kaldığını da gösteriyor. İstanbul’un, sahip olduğu tüm tarihi, kültürel ve doğal değerlere rağmen yeterince turist çekemediği, konaklama tesislerinin yetersiz olduğu, mevcut tesislerin kapasitelerininse yılın büyük bir bölümünde atıl kalmakta” olduğu vurgulanıyor.

İstanbul Çevre Düzeni planı için yapılan araştırma raporunda da, İstanbul’da turizmin gelişmesi için, yatak kapasitesinin artırılmasından önce, konaklama tesislerinin doluluk oranlarını artıracak, turistlerin kalış sürelerini uzatacak turizm aktivitelerini yılın daha büyük bölümüne yayacak stratejilerin geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda “kültür ve sanat festivalleri” ile “kongre turizmi”, kentin tanıtımını sağlayan, kente gelen yerli ve yabancı ziyaretçi sayısını artıran, pekçok başka sektörü de tetikleyerek kentsel ekonomiyi canlandıran, istihdam yaratan, kentteki yaşam kalitesini artıran, sanatsal üretimin gelişmesine destek olan, farklı eğlence ve eğitim olanakları sunan aktiviteler olarak değerlendiriliyor. Dünya turizm pazarının %30 unu oluşuran kongre turizminde Türkiye’de olumlu gelişmeler olsa da henüz sadece ‰ 2‘lik bir pay alabilmektedir.

Son yıllarada İstanbul’da bu alanda olumlu gelişmeler yaşanmış, kısıtlı olanaklara rağmen oldukça yüksek katılımlı birçok uluslar arası kongreye ev sahipliği yapmış olmasına karşın bu alanda iddialı olabilmesi için kültür, sanat, eğlence, konaklama ortamlarının geliştirlmesine ihtiyaç var. Festivaller ve kongre turizmi için İstanbul’un tarihi mekanları cazip olanaklar sunuyor kuşkusuz. Ancak büyük alan gereksinimi olan uluslar arası büyük organizasyonların gerçekleşebileceği donanımlı kongre merkezleri ve açık hava festivalleri için tarihi merkez dışında güçlü ve kolay ulaşım sağlanabilecek alternatif alanlar gerekiyor. Kentin batı yakasında kongre vadisine ilave olarak yapımı devam eden birkaç proje var. Ancak bu alanlar yetersiz ve doğu yakasında da bu işlevlere ihtiyaç var.

Bir yandan bu tespitler yapılırken diğer taraftan da imar planlarında “donatı alanlarını arttırarak kentsel yaşam standartlarının yükseltilmesi” amacı ile bu tür donatı fonksiyonlarına ayrılmış İstanbul’da belki de kalan son alanlardan olan Maltepe Bölge Parkı ve Dragos Tekel alanı çeşitli kurumların müdahaleleri ile kaybediliyor.

“Maltepe Bölge Parkı”

Su havzası uzun mesafe koruma alanında bulunan üst ölçekli planlarda ve 2001 onaylı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında “kültür, eğlence, sosyal tesisler ve rekreasyon ağırlıklı” olarak “eğlence merkezleri, sergi alanları, spor alanları, doğa araştırma köşeleri, vb” fonksiyonların yer alabileceği ifade edilen “Maltepe Bölge Parkı” alanından ilk kaybedilen yaklaşık 80 hektarlık Maltepe Üniversitesi alanı oldu. Büyük bir kısmı orman parselinde olmak üzere 1998 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca parsel ölçeğinde planı yapılarak onaylanan Üniversitenin halen onaylı imar planları olmamasına karşın inşaatı yapıldı ve kullanıma açıldı. İkinci olarak, yaklaşık 60 hektarlık alan cezaevi yapılmak üzere 2003 yılında plan değişikliği yapılarak Adalet Bakanlığına tahsis edildi. Üçüncü olarak, Haziran 2006 da yine Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan plan değişikliği ile yaklaşık 40 hektar kadar bir alan da KİPTAŞ konut projesi için koparıldı.

Şu anda “bölge parkı” alandan koparılmaya çalışılan iki büyük konut projesi alanı daha var. Bunlardan biri, son yıllarda plan aracı kullanılarak planları delme yollarından en son keşfedileni ile yapılmak isteniyor. 28.12.2004 tarihinde çıkan 5279 sayılı kanun, Bayındırlık ve İskan Bakanlığına “Karayolları Genel Müdürlüğü’nce yürütülen bölünmüş yol veya Devlet ve İl Yollarının yapım ve bakım hizmetlerinde kullanılacak ödeneğin temini için Maliye Bakanlığı’nca satışı yapılacak sahaların” “1/50.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planını yapma ve onaylama” hakkını veriyor. “2005 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler” kanununun (yani kent planlamayla ilgisi olmayan bir yasanın) verdiği yetkiyle hazırlanan plan teklifi ile de yaklaşık 20 hektar gidiyor. Aynı alanda son olarak da TOKİ’nin plan yapma yetkisi kapsamında Maltepe Belediyesi ile yapılan bir protokole göre hazırlanan konut alanı projesi bulunmakta.

“Dragos Şehir Parkı”

Çeşitli kurumların plan yapma yetkisi kullanarak plansız gelişmelere yol açmasının diğer bir örneği de özelleştirme kapsamına giren Dragos Tekel alanıdır. Yaklaşık 70 hektarlık bu alan, 1998 onaylı nazım imar planında ve daha sonra Dragos tepesi ile birlikte kentsel sit alanı ilan edilmesini takiben yapılan Ocak’2003 onaylı Koruma Amaçlı Planında; Şehir Parkı, Dönüşüm Alanı (Şehir Parkına) ve Turizm Tesis Alanı olarak görülmektedir. Demiryolundan denize kadar uzanan, içinde küçük bir arkeolojik sit alanı da bulunan koruluk alan ile kıyıda Tekel’in ve diğer kamu kurumlarının plaj ve sosyal tesislerinin bulunduğu (fakat sahil yolunun yapılmasından sonra bu işlevleri kalmayan) yaklaşık 42 hektar alan; plan notuna göre “açık ve kapalı kültürel tesisler (kongre, konser, tiyatro, sergi, kütüphane vb), eğlence, dinlenme ve spor faaliyetleri, botanik parkı ve benzeri yeşil alanların” yer alabileceği Şehir parkı kullanımına ayrılmış. Tekel’in fabrika ve depolarının bulunduğu 20 hektarlık alan “bu faaliyetleri sona erdiğinde Şehir Parkı lejantına dahil edilecek ”Dönüşüm Alanı olarak ifade edilmiş. Yine Tekel’in lojman vb tesislerinin bulunduğu Bağdat Caddesinin kuzeyindeki 7 hektarlık alan da “kongre turizmine yönelik konaklama tesis alanı” olarak ayrılmış.

E-5 ve TEM otoyollarına bağlantısı, demiryolu (Marmaray), denizyolu ve Sabiha Gökçen Havaalanına yakınlığı ile güçlü ulaşım bağlantıları olan bir noktada bulunan bu alanın Turizm Tesis Alanı olarak ayrılan kısmı Aralık’2003 de yapılan bir plan değişikliği ile Adalet Sarayı yapılmak üzere Resmi Hizmet alanına çevrilmiş. Şehir Parkı ve mevcut faaliyeti sona erdiğinde Şehir Parkına dönüşecek toplam 60 hektarlık alana ilişkin plan kararına ise Özelleştirme Genel Müdürlüğü tarafından önce itiraz edilmiş, sonra kendi plan yapma yetkilerini kullanarak yani bir plan yapılmış ve fakat KTVK Kurulu tarafından reddedilmiş. Daha sonra ise özelleştirme kapsamında olan bu yere Belediyenin plan yapma yetkisi olmadığı iddiası ile Özelleştirme İdaresi tarafından açılan dava sonucu Nisan’2005 tarihinde plan tümüyle iptal edilmiştir.

Sonuçta bir yandan İstanbul’da artık gerçekten çok çok kısıtlı olan sosyal, kültürel, turizm ve rekreatif amaçlı donatılara ayrılmış bu alanları parça, parça yok ediyor, sonra da gidip kentin doğu ve batı uçlarında turistin ve kentlinin ulaşamayacağı, ulaşsa bile büyük zaman ve maliyet kaybının yaşanacağı yeni yerler arıyoruz.

One Comment

  1. Sn.ASUMAN YEŞİLIRMAK, kaybedilen kentsel donatı alanları ile ilgili yazınızı tesadüfen bugün okudum. Tamamen onaylıyorum.Ancak özel mülkiyette olupta, kamu yararı adına ,imar planları ile donatı alanı olarak ayrılan ve 20-30 yıldır kamulaştırılmıyan arsa sahiplerinin mağduriyetinide dikkate alıp yazarsanız çok memnun oluruz. İmar yasasının 13.maddesi Anayasa mahkemesince iptal edilmesine rağmen halen yerine yasa çıkarılmamıştır.Lütfen bu zulmüde dile getiriniz.Saygılarımla,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir