İklim Değişimleri ve Doğa ile Tasarlamak

4 Dakika Okuma Süresi

Yard.Doç.Dr. Selda K. Karaosman
Tasarımdaki hiçbir şey, doğanın geniş bütünlüklerine zarar vermemelidir. Oysa günümüzde bu anlaşma, her seviyede ihlal ediliyor. Tasarım çok dar olarak tanımlanmış, insan çıkarlarının hizmetinde çok akıllıca kullanılıyor, fakat diğer canlılarla olan ilişki göz ardı ediliyor. Karbon emisyonlarının artmasıyla küresel ısınma artıyor, iklimler değiştiriliyor ve bütün türler yok ediliyor.

Tasarımlarımızda, çevresel problemleri temelden çözmek yerine, problemlerin belirtilerini çözmek / gidermek için daha çok uğraşıyoruz, bu da beraberinde bir dizi problemi getiriyor. Tıpkı büyük şehirlerde trafiğin çözümü için yeni yollar ve köprüler yaptığımız gibi. Bu da hava kirliliğinden trafik sıkışıklığına kadar birçok probleme yol açıyor. Ulaşım sistemlerini düzenleyici çözümler üretmeyip, yüzeysel çözümlerle günü kurtarıyoruz. Bir çözüm, çözümü üreten uzmanlığın konusu dışında çatallanan yeni problemler ortaya çıkarabiliyor. Örneğin, böcek ilaçları problemi kısmen çözerken, böcek ilaçlarını tasarlayanların düşünmediği bir dizi yeni problem bırakıyor: tarım çalışanlarının kansere maruz kalması, kirlenmiş yeraltı suları, zararlı haşaratı ilk engelleyecek kuşlar ve böcekler üzerindeki etkileri… gibi.

Günümüzde tasarımcılar, insan ihtiyaçlarıyla doğal dünya arasındaki dengeyi sağlamak durumundadır. Küresel ısınmayı ve iklimsel değişimleri azaltmak adına, mimarların binaları geleceğin yaşam kalitesini arttıracak şekilde tasarlamaları gerekir.
Sürdürülebilir Tasarım, küresel “çevre felaketleri” ne, hızlı ekonomik büyüme ve nüfus artışı, doğal kaynakların tükenmesi, ekosistemlerin hasar görüp biyolojik çeşitliliğin azalmasına tepki olarak gelişiyor.

Yeşil tasarım, eko tasarım, çevre için tasarım olarak da bilinen Sürdürülebilir Tasarım ekolojik, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik prensiplerine uygun olarak nesneler ve yapılı çevreyi tasarlama sanatıdır. Gündelik yaşamda kullandığımız küçük nesneleri tasarlamanın mikrokosmosundan, binalar, şehirler ve dünyanın fiziksel yüzeyinin tasarlanmasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Sürdürülebilir Tasarımda, tasarım öncesi alınacak önlem ve belirlenecek stratejilerle çevresel problemlerin etkileri önemli ölçüde azaltılabilir.

Bildiride/ bu çalışmada, tasarım stratejileri ile doğal çevreye pozitif katkı sağlama yollarını göstermek amaçlanmıştır. Günümüz tasarım prensipleri ekolojik prensiplere nasıl bağlanabilir sorusuna cevap aranacak, ekolojik tasarımın sunduğu, üç kritik stratejiden söz edilecektir: koruma (conservation), yeniden oluşum (regenerate) ve yönetim (management). Bu stratejiler, ekolojik olarak duyarsız tasarımlarla ağır yaralanan dünyayı yeniden oluşturmaya çalışır. Diğer canlılar ve peyzajla ilişkilerimizi belli bir kalitede dikkate almamızı sağlar.

Günümüzde yaygın olduğu gibi tasarım aşamasında doğayı dikkate almayıp, sadece yapı üretiminde ilgili teknolojileri kullanmak, yukarıda söz edildiği gibi geçici çözümler sağlar. Doğa ile tasarlayarak, her aşamada sağlık için gerekli önkoşulları dikkate alarak, zararlı etkilerin başarıyla azaltılması sağlanabilir. Mimarlar, doğa ile tasarlayarak; ekosistemin bir parçası olarak işlevlendirdiği yapılanmış çevreyi yaratırken, doğal çevrenin korunması ve geliştirilmesini gerçekleştirmiş olur. Böylece, hem insanlar kazançlı çıkar hem de ekosistemler.

1 Yorum

  1. sibel uz

    İklimlerle ilgili kaygı daha Türkiye de hakim duruma gelmedi. İngiltere de artık yasalar var. Bizde “ulusal çıkarlara” dokunuyor diye bu konuya ilişkin bir davranış yok. Kamuoyu da bu konuda istekli değil. Dolayısıyla iklimi hesab eden tasarım fikri ülkemizde yok gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir