MURAT CEMAL YALÇINTAN / Birgün
Senaryo 1:
Gerçekleşmektedir…

Beşiktaş meydanına ilk indiğim yıl olan 1983’den bugüne hep izbe hatırladığım eski Tekel binasının yerine 7 yıldızlı bir otel inşa ediliyor! Emsallerini düşününce, yakın çevresi kontrollü yarı kamusal görünen ama aslında özel olan bir alana dönüşecek. Önündeki çay bahçesi yılların Adnan’ı ile birlikte yitecek! Kaymakamlık tarafında kültürel amaçlı ve çoğunlukla öğrenciler ve Beşiktaşlılar tarafından kullanılan yapılar bu kesimin artık yanından geçemeyeceği fiyatları sergileyen restoranlara, barlara dönüşecek! Her Beşiktaşlı genç erkeğin askerliğini yapmak istediği Deniz Müzesi, Beşiktaş’taki işlevini tamamladığını açıklıyacak ve 7 yıldızlı otelin çeşitli uzantıları için kullanılmak üzere otele satılacak! Otobüs durakları zaten Kabataş’a taşınmış olan aktarma merkezi özelliğini yitirdiğinden işlevsiz kalacak ve yanındaki meydanla birlikte Kanyon tipi bir alışveriş merkezi yapılmak üzere özelleştirilecek! Kadıköy vapur iskelesi 7 yıldızlı otele yanaşan yatlara ayrılacak! Devletin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin elinde kalan yarım bina, bir şekilde diğer yarısını ele geçiren özel Bahçeşehir Üniversitesine tahsis edilecek! Taşıt yolları yer altına alındığından bu yeniden düzenleme alanı ile organik olarak birleşen yüzyılların koca çınarı Beşiktaş Çarşı dönüşüm alanı ilan edilecek, fiyatlar üçe katlanacak, kullanıcı profili tamamen değişecek! Öğrenciler görünmez olacak, balıkçılar çarşısı kalkacak, Hasbi ve diğerleri taşınacak ya da lüks restoranlara dönüşecek, Çarşı yok olacak, İnönü Stadı tamamen buzlu viski yudumlanabilen localara dönüştürülecek, tribünler artık hiçbir ağızdan küfür etmeyecek, küfür localardan çıkan sınıfsal aşağılamalara dönüşecek!

Gerçekleşmeye başlayan bu kurgu, sermayenin kentinin kurgusudur ve içinde sıradan insanın yeri yoktur!

Senaryo 2:
Güçlü bir toplumsal muhalefet ile hala gerçekleşebilir!

Bulunduğu yere inşa edilmesi zaten hata olan Tekel binası tamamen yıkılır ve temizlenir. İşlevini yitirmiş olan otobüs durakları kaldırılır, Deniz Müzesi kamuya açık bir toplum merkezine dönüştürülür, Kaymakamlık tarafı sunduğu kültür sanat faaliyetlerini arttırarak sürdürür ve Dolmabahçe’ye geçiş oluşturarak müzeyi Beşiktaş’a taşır; yer altına alınacak taşıt trafiği Çarşı’nın küçük esnafı ile oluşan bağı güçlendirir; Akaretler sıra evleri sanat atölyeleri olarak kullanılmak üzere Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne tahsis edilir; yer altı geçişi sayesinde yayalaştırılan Kabataş-Beşiktaş muhteşem yürüyüş aksı boyunca bu atölyelerde üretilen sanat ürünleri sokak çalgıcıları, göstericileri ve kuklacıları eşliğinde sürekli sergilenir ve kavuştuğu yerde İstanbul’un belki de en büyük meydanı haline gelmiş Çarşı Meydanı ile kucaklaşarak yolcusunu çeşitli yönlere dağıtır. Mütevazi yenileme çalışmaları ile güçlendirilecek ve güzelleştirilecek Beşiktaş yapı stoğunda yaşayan kullanıcı profili, sanatçılar ve ziyaretçi turistlerle çeşitlenir ama esas profil değişmez. Esnaf yerinde kalır, Kapalı her daim Çarşı’nındır, localar sınırlıdır. Şampiyonluklar Çarşı Meydanında kutlanır. Üniversiteli aşklar Adnan’ın verdiği çay ile demlenmeye devam eder. Hasbi ve diğerleri rakı-balık sunmağa devam eder. Vapur sefası bakidir. Balık Pazarı yeşillikleriyle birlikte yerinde kalır. Çarşı Meydanı Beşiktaşlınındır, İstanbullunundur…

Gerçekleşme ihtimaline hayatımı adayabileceğim bu kurgu insan merkezli bir kentin kurgusudur ve sermaye ile işi yoktur! Gücünü sıradan insandan, yaşayanlarından, öğrencilerinden ve Çarşı’dan alır!

Tekel binasının yerine 7 yıldızlı bir otelin yapılması Beşiktaş’ın sermayenin kentine doğru attığı geri dönülemez adımdır. Bu adım atılmamalı/attırılmamalıdır!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir