Yerle bir

3 Dakika Okuma Süresi

Derya Sazak

Erzurum’da sarsıntı hâlâ devam ediyor.
Felaketzedeler, soğuğun şiddetinden çadırlarda barınamadıklarını, böyle devam ederse öleceklerini söylüyorlar, baraka inşasına karar verildi.
Tarih, 9-20 Ocak 1952.
Hasankale yerle bir.

Usta yazar-röportajcı Yaşar Kemal, Cumhuriyet’e deprem notları geçiyor:
“Hasankale ilçesinde, Ankara’dan gelen milletvekilleri dert dinliyorlar:
-Beyim, çadırda hepimiz öleceğiz, bir çare…
Milletvekili:
Şimdi yıkılmış bulunan 4 köye baraka yaptırıyoruz. Ondan sonra da sıra size gelecek.
-Ama biz o zamana kadar soğuktan öleceğiz.
Milletvekili:
Hasankale’de yıkılmamış sağlam evler de var. Niçin girip oturmuyorsunuz?
Adam:
-Sağlam ev kalmadı, diyor. Görüyorsunuz ki her gün zelzele oluyor.
Milletvekili:
Hiç sağlam ev yok mu?
Adam:
-Beyim, diyor. Güvenilecek ev olsa, bu soğuğa, bu çadırlara kim razı olur? İnsan bu kışta kıyamette keyfinden bu çadırlarda oturur mu?
Milletvekili susup düşünüyor.
Bütün kasaba halkı milletvekillerine dert yanmak için belediyenin meydanını doldurmuş. Kalabalığın içinde bir adam gözüme çarpıyor. Sırtında bir yazlık asker ceketi var. Çıplak bedenine giymiş. Bağrı açık, karnı görünüyor. Yanına yaklaşıp ‘merhaba’ diyorum. Elini alnına götürüp selam veriyor. Adını soruyorum, cevap vermiyor. Etraftan sağır ve dilsiz olduğunu söylüyorlar. Sağır, birden gözlerini kapayıp, tir tir titremeye başlıyor. Durmadan zangır zangır titriyor.
Yanımdakiler: Bey, diyorlar, o sana demek istiyor ki gece boyunca titriyoruz.
Zelzele günü hepimiz dışarı kaçtık, yalnız bir ihtiyar yerinden kımıldamadı bile… Yalvardık, yakardık, Nuh dedi… O günden beri gece gündüz içerde yatar kalkar.
İhtiyarı merak ettim. Oturduğu evi gösterdiler.
Muhtar:
İşte, dedi, çıkmayan budur.
İhtiyar doğruldu:
Çıkmam, dedi.
Ne için, dedim: Herkes dışarıda… Her gün de zelzele… Hem de dam dökülmüş.
Oğul, dedi. Ben seferberlikte şu yandaki tepelerde 1300 kişi ile harbe girdim. Bir saatin içinde 300 kişi kaldık. Eğer yetmezse, değirmende öğütseler bile insan gene ölmez. Yok, ecel gelirse, demir sandıkta gene bulur, ölüm.
Bugün saat tam gece üçte, Erzurum’dan Hasankale’ye vardığımda, halkı sokakta buldum. Bir kısmı dolaşıyor. Dolaşıyorlar ve konuşmuyorlar.
Burada tek hakikat, korku, korku, korku.
Eve girse zelzele, çadıra çıksa soğuk.
Bir köylü, tam 15 gün oldu, diyor.
Kurnuş köyünden biriyle görüştüm. Begim, dedi: Bugün barakalarımıza girdik. Allah devlete millete zeval vermesin.
Darısı öteki köylerin başına, dedim.
Amin, dedi.”
Tarih, 23-24 Ekim 2011. Van depreminde Erciş yerle bir!
60 yıl sonra memleketten deprem manzaraları değişmiyor.
Aynı acı, aynı çaresizlik.
Kalemine sağlık büyük usta.

Kaynak : Milliyet

2 Yorum

  1. Aziz Baltacı

    Başbakanın projeleri arasında kanallar yeni İstanbul’lar da vardı. Depremin psikolojik ortamını siyasette değerlendirmek kolay sorun bunu gerçekleştirecek yani İstanbul’un söz gelimi yüzde kırkını yıkıp yeniden inşa edecek sermayeyi bulmakta.
    Yetkilerin belediyelerden alınması ise hiçbir sorunu çözmez çünkü yine belediyelerde çalışanlar bu devlet kuruluşlarına memur olarak atanacaklar, yapı denetim firmaları teknik elemanlara müteahitlere yönelik biz sizin ortağınızız ilanları verecek, kurulu düzen sürüp gidecek.
    Halkımız konusunda bir tek haklı, eğer herhangibir kentsel dönüşüm projesi başlatırsa başlattığı yerlerde muhtemelen oy kazanamaz kaybeder. Seçkin halkımız gecekondusuna dokunulmasından hoşlanmaz. Aydınlarımız da onlara çanak tutmayı marifet zanneder.
    Bu işte asıl sorun olan Meslek Odalarının ayaklanmamış olması, belki birşeyler kurtarırız mantığı ile yumuşak bir muhalefet yürütüyorlar bu yeni KHK lara karşı.

  2. İsmail Yorulmaz

    Başbakan Erdoğan diyor ki: -AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı

    -Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan:

    -”Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile bir çalışma içine gireceğiz. Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, bunlara yönelik gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve bu binaları biz yıkacağız”

    -”Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş biz bunları dinlemeyeceğiz artık. Çünkü bu tabloları defaatle yaşamaktansa iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır. Onun için biz bu adımı atmak zorundayız. Depreme dayanıklılık noktasında çok daha hesaplarımızı ciddi yapıp yoğun bir şekilde bu şehirleşme adımlarını atacağız”

    -”Vatandaşlarımıza ‘gel kardeşim, senin binanın enkaz bedeli budur ve gel buraya gir, 20 yıl vadeyle de gel burada otur. Ne istiyorsun, iki daire mi, al sana iki daire ama oturacağın yer artık burası. Senin oturduğun yerde biz yarın bir musibetle karşı karşıya kalamayız’. Yok şöyleydi, yok böyleydi, kusura bakma. Bunlara artık ‘evet’ diyemeyiz”

    Bu başbakan bunları da söylettiniz ya, artık ne demek lazım bilemiyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir