GÖKÇE TORUN – SİNEM NEFES / Birgün
Kentsel tasarım ve dönüşüm projelerinin ardına saklanarak mülkiyete haksızca el koyma furyası sürüyor. Bir alanı ada-parsel olarak böldükten sonra kat mülkiyeti esasına göre pazarlamaktan ibaret bu uygulamalar planlama açısından çok sayıda sorunu da beraberinde getiriyor. İhtişamlı binalar ve gökdelenlerden oluşan, sadece rant ve ticari amaçlı fiziksel uygulamalar kentsel dönüşüm ve tasarım projelerinin ana amacı haline gelmiş durumda.

Bu sorgusuz sualsiz el koymada belirleyici olanın kentlerin geleceği kaygısı değil yerel yönetimlerin ve bazı çıkar gruplarının rant elde etme iştahından başka bir şey olmadığı açık. Buna çanak tutan uzman tayfasının da gidişata ister istemez araç olduğu görülüyor.

KARTAL’DA ESTETİK DÖNÜŞÜM!

İstanbul Kartal’da yapılması düşünülen dönüşüm projesinin amacı, fonksiyonunu yitirmiş sanayinin desantralize edilmesiyle boşalacak alanlara konut, ticaret ve kültürel faaliyet kullanımları getirmek suretiyle bölgenin bir çekim merkezi haline getirilmesi olarak sunuluyor. Böylece İstanbul’un doğu yakasında bir alt merkezin oluşacağı ve Kadıköy’ün yükünü hafifleteceği iddia ediliyor. Böylesi güçlü ve iddialı bir hedef doğrultusunda benimsenen yöntemse fiziki tasarım boyutundan öteye gidemiyor. Fiziki tasarım boyutuyla şık ve modern bina ve çevre tasarımlarıyla sorunların giderileceği varsayılıyor. Böylece aslen dönüşüm projesiyle toplumun hangi kesimlerinin Kartal’a çekilmeye çalışıldığının da sinyalleri verilmiş oluyor. Oysa bir kentsel dönüşüm projesi, hem sosyal hem ekonomik hem de siyasal boyutlarıyla sorgulanması gereken bir araç olmalı; içinde yaşayan insanları öncelik olarak belirlemeli.

Kartal bölgesinde bir kentsel dönüşüm projesinin uygulanması fikrinin, hem uygulama aşamasında hem de uygulama sonrasında sorunları da beraberinde getireceği bir gerçek. Maalesef ülkemizde yurtdışı örneklerinin ve deneyimlerinin kopyalanarak “Kentsel Dönüşüm Projesi” adı altında sunulması çözümden çok, varolan sorunları arttırıyor. Oysa her bir dönüşüm alanı kendi içinde farklı dinamiklere, sorun ve potansiyellere sahip. Dolayısıyla aynı içerikteki modellerin her dönüşüm alanında başarılı olması mümkün değil.

En önemlisi de dönüşüme uğrayacak alanda yaşayan kesimlerin ihtiyaçları ve istekleri üzerinden oluşan farklılıklar. Tapu derdindeki bir topluluğa estetikten bahsedebilir misiniz?

BELEDİYEDEN BAŞKA SAHİBİ YOK!

Sadece kentsel dönüşüm projelerinde değil, planlama pratiği içerisinde uzlaşma ve katılım sağlanmaksızın başarıya ulaşılamayacağı açık ve netken; Kartal dönüşüm projesinde sanayi grupları, halk ve kamu arasında nasıl bir uzlaşma ortamının kurulacağı, projeden etkilenecek grupların kimler olduğu, konut alanlarında yaşayan halkın sorunları, mülkiyet sorununun nasıl çözümlenmesi gerektiği konuları göz ardı edilmiş durumda, hazırlanan plan alanda yaşayanlara dokunmayan planların bir yeni örneği! Belediyeden başka sahibi olmayan bir planın uygulanabilmesi kolay değil.

Dönüşüm alanı, çok sayıda çıkar grubunun (ki bunlar; Devlet Demir Yolları, İBB, Kartal ve Pendik belediyeleri, Hazine arazileri, özel sektör, halk) söz sahibi olduğu ve parçalı bir mülkiyet yapısının bulunduğu bir alan. Bölgede Eczacıbaşı, Siemens gibi önemli sermaye grupları da yer alıyor. Böyle bir yapıda aktörler ve mülkiyet durumu gözetilmeden proje üretilmesinin hem uygulama aşamasında hem de uygulandıktan sonra değişim değerinin hakça paylaşılması konusunda sorunlara sebep olacağı açık. Halktan çok Eczacıbaşı ve Siemens’in ikna edilmesi zor olacak gibi görünüyor.

İŞİNİ-EVİNİ KAYBEDENLER…

Diğer önemli konu; taşınacak olan sanayinin nereye kaydıralacağının ve bu sektörlerde çalışanların mağduriyetinin plan çerçevesinde hiç ele alınmaması. Projede, bu alanda yaşayan ve çoğu sanayi sektöründe çalışan halkın istekleri yok sayılıyor. Sanayinin taşınması ile pek çok kişi de işsiz kalacaktır ki maalesef projede alana çekilmesi düşünülen sermaye ile kime ve nasıl bir istihdam sağlanabileceği bile açıklığa kavuşturulmamış durumda.

NASIL BİR DÖNÜŞÜM?

Kartal bölgesinde dönüşümü gerçekleştirebilmek için öncelikle tabandan gelen bir hareketle katılımın sağlanması şart. Müzakere ve tartışmalarla ortak yol bulunup, stratejiler geliştirilmeli, yurtdışı ve Türkiye’deki deneyimler dikkate alınarak, eylem planları oluşturulmalı ve bunlara geniş toplumsal destek sağlanmasına bağlı olarak, yeni bir yönetim anlayışının kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları aracılığı ile ortaklaşa geliştirilmesi konusunda farklı araçlar üretilmelidir. Özel mülkiyeti bir araya toplayan, gecekondu bölgelerinde gecekondulu kooperatiflerine yol açan, farklı çözüm yolları üreten, uzlaşma arayışı içerisinde olan, yerele özgü bir yönetim modeli ile ivme kazanan, artı değer yaratan ve bu değeri rant amaçlı değil “toplum yararı” adına kullanan bir model yaratma ve en önemlisi yerel gerçeklerin farkında olma bilinci ile hareket edilmelidir.

İlk aşamada ele alınması gereken konu ise insanı öncelik olarak belirlemiş kentsel dönüşüm meselesinin yasal ve yönetsel alanda yapılandırılması ve üst düzeyde ku-rumsallaşmasıdır. Oysa kentsel dönüşüm üzerine birçok yasa ve düzenlemeler getirilmesine rağmen, tanımlarda ve yetki dağılımlarında belirsizlikler göze çarpıyor. Diğer taraftan kentsel dönüşüm alanının ve sınırlarının hangi kriterlere göre belirleneceği ve diğer yasal düzenlemelerden nasıl bağımsız hareket edebileceği konuları da bu belirsizlikleri arttırıyor.

Kentsel dönüşüm projelerinde;, son yasal düzenlemelerde ele alındığı gibi parçacı bir çözüm veya bir sokak, mahalle dönüşümü değil, durgun bir suda daireler halinde dalgalar başlatan ufak bir taş olduğundan hareketle, insanı merkezine alan bir yasal düzenleme acil ihtiyaçtır.

One Comment

  1. yapılacak yapıları insanları daha refah ve sosyal tesisi ve yeşil allanları olan biryer olmalı evler ise 100 metre kareden aşığa olmamalı ki halka cazip gelsin siz 100 m evi 75m ev ile nasıl bu halkın elinden alınacak avrupada boyle bir anlaşma söz konusu bile olamaz sizce tapulu bir arsanız var biz size 75 metre evvericez ketsel değil ratsal dönüşüm bu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir