SMGM Çalıştayı ile ilgili görüşler

4 Dakika Okuma Süresi

RAŞİT GÖKÇELİ
Bu not, TMMOB Mimarlar Odası Merkezi tarafından 9.Ocak 2008 tarihinde İstanbul’da yapılan SMGM Çalıştayı toplantısı ile ilgili önemli bulduğum hususları açıklamak üzere kaleme alınmıştır.

9 ocak 2008 tarihinde TMMOB Mimarlar Odası Merkezi tarafından toplanan SMGM Çalıştayı İstanbul Teknik Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürmüştür.

SMGM’nin Dünya Ticaret Örgütü Onaylı Özelleştirilmesi

Çalıştayda SMGM Genel Sekreteri sayın Süleyman Mazlum tarafından sunulan raporlar içerisinde yer alan (Çalıştay dokümanı s. 14) “ Rapor / 05 haziran 2007, UIA / Sürekli Mesleki gelişim Programı Birleşik İzleme Komitesi (LOC) 2. Toplantısı, 31 mayıs 2007 / Londra ” başlıklı metinin ikinci paragrafında:

“Sabah oturumunda İspanya kesiminin kuracağı Şirket aracılığı ile UIA’nın sürekli mesleki gelişim alanında, sunacağı platfomun tanıtımı yapıldı. Genel olarak sistemin nasıl işleyeceği UIA Başkanı tarafından anlatıldı.” denilmektedir.

UIA içerisinde de henüz tartışma aşamasında olan bu önerinin dikkat çekici yanı eğitimin sadece tek bir kesim tarafından örgütlenmesi ve daha da önemlisi önerilen modelin özel bir şirket aracılığı ile tasarlanmasıdır.

Kısacası UİA SMGM gibi toplumsal yönü ağır basması gereken bir işlevi özelleştirmeyi önermektedir!

Bu kanıyı güçlendiren diğer bir husus gene sayın Süleyman Mazlum tarafından sunulan (Çalıştay dokümanı s. 17) “ Rapor / 17 Aralık 2007, CPD (Sürekli Mesleki Gelişim) Programı Yuvarlak masa toplantısı, Madrid, 12.12.2007 “ başlıklı metnin son paragrafının bir üstündeki paragrafta bulunan ve UİA Başkanının gelişmelerle ilgili sunduğu anlaşılan bilgiler içerisinde yer alan:

“ WTO (Dünya ticaret Örgütü)”nün, UİA’nın tanıdığı SMG sistemini kabul edeceğini anlattı” biçimindeki alıntıdır.

Gene Çalıştay dokümanları arasında yer alan sayın Yücel Gürsel’in “SMGM Yapılanması – Oda Yapılanması İçindeki Durumu, Rolü ve Sorunları ”, başlıklı sunumunda: (Çalıştay dokümanı s.36)

“2. Bölge SMG çalışmalarına önem verilmeli, İspanya’nın öncülüğünde UİA’nın akredite ettiği SMG Şirketine ortak olunmalıdır.”

önerisi yer almaktadır.

İçinde bulunduğumuz küreselleşme ortamında neoliberalizmin temel kuruluşlarından biri olan Dünya Ticaret Örgütü’nün onayladığı bir SMGM sistemine toplumsal bir geçmişi bulunan ve hükümet dışı bir örgüt olma geleneğinden gelen TMMOB Mimarlar Odası’nın daha mesafeli ve kritik bir bakışının bulunması beklenir.

UİA’nın Dünya Ticaret Örgütü’nün desteğini alan ÖZEL bir ŞİRKET modeli içerisinde sunduğu SMGM modeli elbette derinliğine incelenmelidir.

Önerilen model, mesleğin tam ve mükemmel uygulanması, meslek erbabının nitelikli emeğinin güvencelere kavuşturulması, tüketicinin ve kamunun genel menfaatlerinin bu sistem içerisinde nasıl korunacağı açılarından eleştirel bir analize tabi tutulmalıdır.

Aksi halde TMMOB Mimarlar Odası’nın kendi toplumsal geçmişinden, hükümet dışı örgüt (STK değil) olma geleneğinden ayrıldığı izlenimi kamuoyunda uyanabilir.

SMGM bünyesi içerisinde verilen temel eğitimin ağırlıklı olarak mevzuat alanında yoğunlaşması

9 ocak 2008 tarihinde yapılan TMMOB Mimarlar Odası SMGM çalıştayının ilgi çekici bir yanı da verilen Mimarlık Temel Eğitimi ile ilgili tartışmalar olmuştur. Özellikle sayın Ö. Fikret Oğuz’un sunuşu ile ilgili yapılan eleştiriler konunun stratejik anlamının çalıştay katılımcıları tarafından yeterince önemsenmediği kanısını uyandırmıştır.

SMGM’nin bence en önemli işlevlerinden biri meslek erbabının hizmetlerin sınır ötesi sunulması esnasında ortaya çıkacak rekabet ortamında meslek erbabını donanımlı kılmasıdır.

Mal ve hizmetlerin sınır ötesi dolaşımında uygulanan ve mod 1, 2, 3 ve 4’ e uyumlu bulunması beklenen mesleki ve sektörel yasal uygulamaların yarattığı yeni rekabet ortamında milli birimlerin (seksiyonların) üyelerini koruyabilmelerinin yollarından biri mevzuat uygulamalarıdır.

Bu durumda ülkemiz mimarları lehine elde edilecek derogasyon avantajlarının önemli bir bölümü mevzuat uygulamalarından kaynaklanacaktır. İşte Mevzuat eğitiminin önemi de buradan kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak temel mimarlık eğitimi alanında yer alan mevzuat eğitimi azaltılmak bir yana güçlendirilmelidir.

7 Yorum

  1. Hüsnü Kabul

    Yeter artık ciddiyetsizliğin, ilkesizliğin, oportunistliğin bu kadarı da fazla. Borçlu kredili sistem aslında tam bir enayi kazıklama sistemidir. Siz bu sene bize oy verin biz size gelecekte gösteririz anlayışıdır. Biran önce ciddi genç bir yönetimle bunlardan kurtulalım. Yeter artık. Bu sene onlara oy verin size yarın bunun faizini de çıkartsınlar. Bunlara oy verin önümüzdeki sene imtahanlar koysunlar, bunlara oy verin önümüzdeki sene bunlar suç kuruluşları diyerek bürolarımızı kapatsınlar, kamudaki işimizden attırsınlar. Yeter artık. Yenilere oy verin eskilerin tuzağına düşmeyin

  2. kadir konca

    Bu kadar üstünde tartışma yapılan SMG meselesinin “15 kredi ve Büro Tescil” sıkıntısına değerli yöneticilerimizin bir KOLAYLIK üretmiş olduklarını öğrenmiş bulunuyorum.

    Bakırköy bölgesi seçimleri esnasında seçimlere katılan gruplardan biri “Büro Tesci” şartı ve tehdidi olmadan SMG diye ortaya çıkınca, bundan ‘ilham’ alan şube yönetimi biraz fıkra gibi ama, “BORÇLU GEÇME” sistemi anlamına gelecek bir yöntemi kabul etmişler.

    Yani tam seçim arefesinde, bütün mimarları karşıya almaktansa, bu sene eksik olan kredilerinizi siz yıl içinde doldurursunuz, seneye iki yıllık yani 30 kredi getirin gibi bir ÇÖZÜM yaratmışlar.

    Yarabbim, şu politika ne kıvrak bir sanat, ne kapsayıcı, ne lütufkar, nekadar çok toplum hizmetinde birşeymiş, son defa yine öğrendik. Bilinçlendik. Doyurulduk. Kredi kartımızın borcu ertelenmiş gibi mutlu olduk. Odamız tafından ‘anlaşıldığımız’ için şeref duyduk.

    Bravo sizlere sayın yönetim, her şekle girebileceğinizi bir defa daha farkettim. Sürekli eğitiminizle bizi bambaşka yaptınız. Size hayatta sürekli başarılar.

  3. Necdet Demirci

    Secim yakalastıkca üzülerek söylemeliyim. “mimar’a”yakısmayan usluplar hatta saldırıları gözlemliyorum.Projeci,şu cu,bu cu ayrımlara dogru bir gidis var.Yanlıstayız.Bende emekli bürokrat olarak kamu calısanı ve calısan kesim diye bir cercevemi cizmem gerekiyor.Aslolan “mimarlık “adına ve mimarlıgın ülkedeki acmazları adına, dayatmacı yabancı mimar anlayısı adına,meslekteki erozyon adına,v.b. üstelik bir takım siyasi erklere yapısmaan,kamusal alanda görevin bilinci ile odamıza sahip cıkalım. Görünen odur ki bu secime katılım fazla olacak. Bu da sevindirici.Tabi ki catımıza zarar vermeden.

  4. Yılmaz Kuyumcu

    Bir kaç önerim var:
    1.Bu işin hedeflerini saptayalım. (Hedefsiz eğitim olmaz)
    2.Hedefe tanımı yapılmış bir sıfat ekleyelim. (Yüksek lisans gibi – aslında kişisel olarak bu tür şeylere karşıyım ama ne yapalım denize düşen… misali)
    3.Türkiye ile batı ülkeleri arasındaki aleyhimize olan eğitim süresi farkını bu sıfatı da kullanarak ama en önemlisi tanımlı bir amaca yönelik eğitim planlayarak kapatalım ve hatta onları geçelim.
    4.Bunu yaparken mesleğin tüm birikimini bilgi yapılarıyla kanalize edelim. Salt akademizmden kaçınalım.
    5.Tüm eğitim kuruluşları arasında bir işbirliği ortamı oluşturalım ve onların da bu seferberliğe etkin katılımını sağlayalım. Tekelleşme yerine (özel yada oda bünyesinde öz olarak farketmez kalitesizliği, bağımlılığı, yabancılaşmayı getirir)
    6.Mimarlar Odasında -benim kişisel hayalim- bir mimarlık okulu açılmasını sağlayalım ve öncü/yaratıcı eğitimi bir temel kural olarak koyalım.
    3.Uzman desteği kavramını somutlaştıralım. Kentsel planlamadan, Yapı üretiminden, uygulamanın kullanımına kadar her aşamada uzman desteklerini kurumsallaştıralım. Bu konuda da mimarlar odası merkezlerden birisi olsun.
    Ne dersiniz önümüzdeki dönem bu yapılabilir mi?
    Yılmaz Kuyumcu

  5. oğuz ülker

    SMG yi aldığımız UIA bu işi yalnız oda olarak sen yapma, hatta özel bir kuruma devret, meslek içi eğitim oda dışında verilen bir iştir diyor. Bizim çevirmenler, şimdilik şartlar oluşturuluncaya kadar bunu kendi “tekelleri” içinde tutmaya, bunun keyfini çıkarmaya çalışıyorlar. İşbilmezlik, fazla heveskarlık, acelecilik, bu üyeye ne yapsan olur mantığı,, siz nasıl kabul ederseniz edin.

  6. yilmazkuyumcu

    Sayın Raşit Gökçeli’ye ilgisi ve takibi için çok teşekkür ederim. Bir kez daha yapılanın mimarlar odası tarafından mimarların özel sektör firmalarına, küresel sermayeye, dünya bankasına, dünya ticaret örgütüne….küreselleşmeye pazarlanması ve onların talepleri doğrultusunda “evcilleştirilmeleri” olduğunu anlamış olduk.
    Sahi sayın Mut’un anlattığı habersiz imza rezaleti ne oldu? Üçüncü yıla giriyoruz. Selamlar

  7. Hüseyin Mut

    Bu işin yeri bir eğitim reformu ile donatılacak, çağdaşlaştırılacak üniversitelerdir ve üniversite eğitimidir. Meslek odasının bu alandaki çalışmaları kurmak istediği kontrol mekanizmaları son derece tehlikelidir. Mesleğin yapılamaz hale gelmesine yol açmaktadır. (Tıpkı gerici politikacıların istedikleri gibi) Mimarlar Odası şu an son derece dar bir çevrenin kontrolu altındadır. Bu dar çevre eğitim konusunu da denetim aracı olarak kullanmak istemektedir.
    Bu yıl için muaf tutulan 1974 öncesi mezunları da önümüzdeki yıldan itibaren sistemin içine alınacaklardır. Saçma sapan bir durum ülkemiz geneline yayılmaktadır.
    Ülkemizin yasa ve yönetmeliklerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmek üzere tartışılmaları gerekmektedir. Şimdiki İmar Kanunu bile aynı tip binaları ülkenin her yerine empoze etmektedir. Bu imar kanunu ile Kars ile Antalya arasında bir fark yoktur. Bu bile tartışılamamaktadır. Bunun tartışamamasının nedeni ise şu anki durumdan yararlananlardır.
    Yapı Denetimi ayrı bir sorundur. Mimarlar ODasının eğitim programı ise sorunları meşrulaştırmakta, yasallaştırmakta, üyelere empoze etmektedir.
    Eğer bu bir eğitim ise yani amaç öğrenim ise bunun tüm uzman kuruluşlara açık olması işin doğası gereğidir. Aksi takdirde amacın içinde eğitiminden başka şeyler var demektir ki vardır. Ülkemizde mimarlık yapılamaz hale gelmiştir. Hemde odanın katkısıyla. “Habersiz imza rezaleti” üçüncü yılına girmektedir. Ve çoğu kişinin haberi yoktur. Oda bu alanda da karartma yapmıştır.

    ŞİMDİKİ İSTANBUL ŞUBE YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRELİM MİMARLIĞA BİR ŞANS VERELİM.

    AKSİ TAKDİRDE YARIN BUGÜNDEN DÜŞÜNEMEYECEĞİMİZ KADAR BÜYÜK SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ.

    ŞİMDİ DEĞİŞTİRELİM, DIŞ KARAKOLA ÇÖKEN KARANLIĞI DAĞITALIM, AYDINLIĞA YOL AÇALIM.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir