“Seviyeyi yükseltelim” veya “Biraz da bunları konuşabilseydik”

14 Dakika Okuma Süresi

Haydar Karabey
Bu yazı, Mimarlar Odası M.Y. Kurulunun, 25.02.2001 tarihinde, istanbul’da gerçekleştirdiği “serbest mimarlık alanında sorunlar ve odanın işlevi” konulu toplantıya sunulmuştur. Aradan geçen 7 (yedi) yıla karşın, aşağıda dile getirilen konuların ele alınmadığını, sorunların hiç birinin çözülemediğini ve giderek arttığını üzülerek gözlemliyoruz. Geçen süre içinde ne yazık ki “sen-ben-öteki” derken mimarlık dünyamız sürekli seviye yitiriyor. Tartışma konularına biraz daha içerik katabilmek için saygılarımızla ilgililerin dikkatlerine sunarız…

“REEL” MİMARLIĞIN GÜNCEL SORUNLARI, MESLEK ODASININ YAPABİLECEKLERİ

1- KİMİZ BİLMİYORUZ:

Meslek profilimizin güncellenmesine ve meslektaşlarımızla ilgili nicel ve nitel bilgilere ihtiyacımız var. Bu, mimarları ve faaliyet alanlarını kapsayan bir anket, soruşturma, çalışmasını gerektiriyor (bu konuda, işbirliği önerimiz: profesyonel bir halkla ilişkiler firması ile ilkşiki kurmaktır).
Bu çalışma en azından, şu bilgilere ulaşmak amacını taşımalıdır:

Kaç kayıtlı meslekdaşımız var,
Bu mimarların kaçı meslek ve meslek ile ilişkili faaliyet alanında,
Hangi kategorilerde çalışıyorlar,
Büro koşul ve boyutları nedir,
Yatay ilişkilerimiz için, aktif meslekdaşların dökümü ve adresleri…

ÖRNEĞİN: 30000 e yakın mimardan;
Mimarlık dünyasında, “bildiklerinizi” sayın denince akla gelen: 50?
Serbest, büro yöneten, ortaklık içinde olan: 2000?
Müteahhitlere bağlı bürolarda çalışan, isimsiz: 1000?
Kamuda çalışan: 2000?
Öğretim elemanı: 1000?
İlgili ticari faaliyetlerde bulunan: 3000?
Başka işlerde çalışan: 10000?
İşsiz: 20000?
midir?

2- SAYGINLIĞIMIZI YİTİRDİK, POLİTİKA, SÖYLEM VE YÖNTEMLERİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN:

Meslek odasından, söylemlerinde, meslek prestijini gözetmesini ve uygulama alanı ile barışık ilişkiler kurmasını istiyoruz. Günümüzde, mimarlar arasında, ayrımcılık, ileri düzeye ulaşmış, “piyasa mimarı” diye küçümseyici bir tanım duyulur olmuştur.
Mimarlar odası, mimarları; “rant üreticilerin, yağmacıların kirli araçları” olarak sunmaktan kaçınmalı veya mimarlığı ve yapı faaliyetlerini bu anlama gelecek üsluptaki tanımlamalarından vazgeçmelidir.
Red, kirlilik, yağma söylemini sona erdirmek (veya siyaseten varlığını sürdürebilmek için illa böyle diskurlar gerekiyorsa, bu tür deyimleri yerinde kullanmak, yargısız infazlar yapmamak), kamuoyu karşısında mimarlığı yeniden prestijli konuma çekebilmek için artık, çağdaş “halkla ilişkiler” yöntemlerini kullanmak gerektiğini düşünüyorum.
Bence, safça bir iyiniyetten veya bir tür popülist konumlanma kaygısından, veya bilinçli bir politik tavırdan kaynaklanan bu söylem, ters etki yapmış ve her kategoriden işveren, artık mimarlar ile dürüst ilişkiler kuramayacaklarını düşünür hale gelmiştir.

Türkiye’de dürüst yöntemler ile düzeyli ve çağdaş mimari üretim yapılamadığını mı düşünüyoruz?
Kamuoyuna, mimarlara, özellikle de yaşama umutla bakmasını beklediğimiz genç meslekdaşlara; “Türkiye’de de nitelikli, insan ve toplum yararına çözümler üretebilen, çevre duyarlığı olan çağdaş mimarlık” (da) yapılabildiğini göstermek, Mimarlar Odasının asal görevlerinden biri değil midir?

Mimarlar Odasının “Sürekli karşı çıkan- alternatif üretmeyen”, “ yapıcı değil- yıkıcı” imajını (öyledir demiyorum, dikkat ediniz, “imaj” diyorum) silebilmek için, Kent ve Kamu yararına “alternatif” projeler üretilerek kamuoyunda tartışmaya açılmalıdır.

Bunun için, her geçen gün artan, genç ve nitelikli mimar potansiyeli, küçük bütçeli bir seri fikir projesi konkurları ile yönlendirilebilir.
Benzer nedenler ile Mimarlar Odası, benzer konulardaki dernek ve vakıflarla rakip olmayan ilişkiler kurmalıdır. Odanın açık bıraktığı boşluğu doldurma çabasında olan bazı kuruluşların, rol kapma yarışına (örneğin, tek başlarına konkur düzenleme) girmesine izin verilmeden işbirliği yolları aranabilir.

Mimarlar Odası, birincil hedeflerinden biri olarak tanımladığı “korumacılık” kavramını, “çağdaş yapı faaliyeti düşmanlığı” anlamına çekilmeyecek biçimde mantıklı bir çerçeveye oturtmalıdır. Bayağı ileri düzeyde tekrarlanan bu söylem; ne yazık ki zaman zaman, mesleğimizin alaya alınmasına bile neden olmaktadır.
Örneğin, deprem sonrası oda yetkililerince verilen demeçler; yıkımda betonarmenin suçlu olduğu, bundan böyle, yapıların ahşap yapılması gerektiği anlamına bile çekilmiştir…(belki de gerçekten bu kastedilmiştir de, ben anlayamıyorum, bilemiyorum!)

Mimarlar Odası bünyesinde, deprem sonrasında bile kurulamayan “herkese açık bir danışma masası” (veya hattı, veya net sitesi) artık hem mimarlara hem de işverenlere, barışık ve güleryüzlü bir hizmet vermek üzere kurulmalıdır (depremler sonrasında, böyle bir danışmanlığı almaya çalışan ancak yanıt alamayan birçok kişi, bizlere ağır eleştiriler yöneltti… Başka bir örnek de şu: hangimiz, mimarım deyince, iç mi dış mı? sorusuyla karşılaşmadık?).

Mimarlar odası, kendine biçtiği birincil misyonlardan birindeki başarı düzeyini ve karşılaştığı engelleri de, bir özeleştiri ile tartışmalıdır: Yasama süreçlerine daha başarılı yöntemler ile katılabilmenin yöntemleri araştırılmalıdır…

Uluslararası mesleki ilişkileri, Bosna- Bulgaristan hattının ötesine yayarak, merkez ülkeler liginde de söz sahibi olma, en azından varolma, sesini duyurma çabası gösterilmelidir. Uluslararası ilişkilerde, istemesek de “marketing” yöntemleri artan biçimde gerekiyor… Bu tür ilişkilerde örnek olarak sunabileceğimiz düzeyde, özgün mimari ürünlerimiz de olduğunu düşünüyorum. Önemli olan, nerede nasıl ilişki kurulabileceğini bilmektir.

Bu bölümdeki kimi eleştiri ve görüşler “ağır” bulunabilir. Bunlar, bizim günlük yaşamdan çıkardığımız sonuçlar. Daha sağlıklı bulgulara ulaşmak için, profesyonel bir kuruluşa, Türkiye’de mimarlar ve Mimarlık hakkında bir “imaj” araştırması yaptırılmasını öneririm.

Korkarım, sonuç, burada anlatılandan daha tatsız çıkabilir.

3- MİMARLARIN SOSYAL VE EKONOMİK HAKLARI VE KAZANIMLARI İÇİN DE MÜCADELE EDİN:

Dünyada ve Türkiye’de, tüm meslek odaları, üyelerinin sosyal hakları, ekonomik hakları ve ekonomik durumlarıyla ilgilidir. Mimarların, iş alanlarıyla, bu alanın genişletilmesi, zenginleştirilmesiyle ilgili mücadele vermek de Mimarlar odasının görevleri arasında değil midir? İstanbul merkezli ama güler yüzü taşraya yönelik politika yapan arkadaşların zaman zaman Ankara’ya da güçlü mesajlar iletmesi gerektiğini düşünüyorum. Neden Ankara’nın kapısını iş için aşındıran “Oda”lar arasında bizimki yok?

Mimarlığın yetki ve etki alanının genişletilmesi bir yana, yukarıda eleştirdiğimiz olumsuzlama söylemi, bu alanın daraltılmasına yönelik gibi algılanmaktadır.

4- ARAÇLARDA, TEKNİKLERDE, YÖNTEMLERDE ÇAĞDAŞLAŞMAKTA GEÇ KALDIK; BİLGİ ÜRETİMİ, İLETİŞİM EKSİKLİĞİMİZ VAR:

41- Eskimiş olan çizim standartları bilgisayarın artan kullanımı da gözetilerek yenileştirilmeli, (işbirliği önerim: üniversiteler)

42-Yapı malzemesi kod ve standartları (tüm projelerde kullanılabilecek biçimde) belirlenmeli, (işbirliği önerim: Yapı Endüstri Merkezi)

43- Çağdışı kalmış Bayındırlık Bakanlığı detay ve standartları, yeni teknoloji ve malzemeleri de gözeterek çağdaşlaştırılmalı, (işbirliği önerim: Bakanlık-Üniversiteler)

44- Mesleği ilgilendiren yürürlükteki yasalar ve yönetmelikler kitaplaştırılmalı, Mimarlar Odasının gerçekleştirmeye çalıştığı değişiklikler eklenmeli,

45- Mesleği ilgilendiren telif yasaları ve içtihatları kitaplaştırılmalı. Bu konuda, tüm kültür ve sanat dallarının gerisinde kaldığımız açıktır (işbirliği önerim: barolar)

46- Mimarlar Odası, mesleki uygulama el kitabında, neredeyse hiç uygulanmayan bir “tip sözleşme” var. Görüyoruz ki, her işverenin farklı talepleri var ve sözleşmeler tek tip olamaz. Teklif mektupları ve sözleşmeler, bir tipoloji çerçevesinde ve örnekler ile çoğaltılarak kitaplaştırılmalı,

47- Bir proje, Belediyede hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü ile kitaplaştırılmalı -özellikle gençler için- (işbirliği önerim: belediye),

48- Bir proje, Anıtlar kurulunda hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü ile kitaplaştırılmalı -herkes için!- (işbirliği önerim: A.Y.K.)

49- Mimarlar odası, büroları tescil etmekte yetkilidir, ama aradığı koşullar nelerdir. Bir büro kuruluşunun yasal çerçevesi, yöntemi, ve özellikle sizlerin hiç ilgilenmediği bir konu olarak yaklaşık bütçesi nedir, kitaplaştırılmalı -özellikle gençler için-

410- Asgari ücret tarifesindeki “asgari ücret” in, asgari olduğunu, mimarlara ve işverenlere hatırlatmaya çalışmak, tanımları anlaşılır hale getirmek, hesaplama yöntemlerini anlaşılır kılmak,

411- Asgari ücret tarifesi ve içerdiği hizmet tanımlarını çağdaşlaştırmak:
Mimar bir proje üretirken, artık bir çok danışmanlık hizmeti almak zorundadır,

Örneğin:

• akustik,
• peyzaj,
• strüktür,
• malzeme…vb.
• “cost control” (çağdışı metraj- keşif- ihale dosyası görevini yeniden tanımlamak)
412- Günümüzde, mimari kontrolluk tanımı da tek tipe indirgenemiyor. Bu hizmet, çağdaşlaştırılmalı, çeşitlendirilmelidir. Örneğin, aktif (sorumlu ve yönetici) ve pasif (yalnızca telif hakkı anlamında) kontrolluk tanımları getirilmelidir.

5- KOMİTELERE HAVALE ETMEDEN DE YAPILABİLECEK ÇOK ŞEY VAR:

51- Mesleki eğitimin en önemli bölümlerinden biri olan staj çerçevesi ve olanakları tartışılıp, gerçek stajların yapılabileceği yeni alanlar (örneğin, özel bürolara baskı yapmak yerine kamu kuruluşlarında kontenjan edinmek) açılmalı. Staj zorunlukları, hele yeni yasalar ile müthiş bir sorun olarak gençlerin önünü kesecek…

52- Türkiye’de fahiş fiyatlarla satılan mesleki “software”in gerçek fiyatlarına çekilmesi sağlanmalı; kaçak software kullanımı ile ilgili olarak ithalatçı-temsilci firmalar tarafından açılan ihbar kampanyası, bu girişim paralelinde tartışılıp, eleştirilmeli,

53- Kamunun, olanaksız koşullar içeren (adeta mimarlık ile alay eden) ihale şartnameleri gözden geçirilerek eleştirilmeli, ihalelerin müteahhit projeci olmayan (veya bu çağdışı formata göre uzmanlaşmak istemeyen) telif mimarlık bürolarına da şans tanıyacak bir yönteme çekilmesi sağlanmalı, (örneğin avans ödemeden teminat alan ve tasarımı onayladıktan sonra bile kesintili ödeme yapan şartnameler, örneğin, hava fotoğrafını bile mimardan isteyen, bitmez tükenmez araştırmalara seksen gün, tasarıma on gün ayıran şartnameler…) Değişen ihale yasası içinde, “bilgi üretimi-telif üretimi”ne farklı yaklaşılması sağlanmalı,

54- Yarışmalar yönetmeliği gözden geçirilerek, giderek yalnızca bu konuda uzmanlaşan büroların ilgi alanına giren yarışmaların tüm mimarlık topluluğuna yaygınlaşabilmesi, daha geniş katılıma açılması sağlanmalı;
Ulusal, uluslararası, özellikle bölgesel yarışma kategorileri oluşturulmalı,
Kamuyu ilgilendiren önemli konularda, tek ve iki kademeli yarışma kavramları getirilerek; toplumun iki kademe arasında, sonuçların değerlendirilmesine ve açık tartışmaya katılımı sağlanmalı,

55- Büyük ihalelerde uygulanmaya başlanan ve “kötü projeyi, ucuza” elde etmekten başka işe yaramayan “design- build” yöntemi tartışılmalı,

56- Yabancı mimarlara taşaronluk yapan “ticari firma” yapılı mimarlık kuruluşları uyarılmalı,

57- Binalarımıza, takıp takıştırma yöntemleri ile müdahale ederek, meslek alanımıza sızan meslek dışı çevrelerin engellenmesine çalışılmalıdır,

58- Ülkemizdeki mimar profili araştırmasından da yararlanarak, mimarlık okullarının sürekli diplomalı işsiz üreten aşırı şişkin kontenjanlarına müdahale edilmeli,

59- Konsept- Kurmaca- Sunum üçgenine sıkışmış meslek eğitiminin çağdaşlaşması için eğitim kurumlarına öneri götürülmeli,

510- Özel büroların rekabet edemeyecekleri olanakları da kullanarak, “eleştiriden arınmış- korunmuş” projeler üreten Üniversite bürolarının durumları ve yarattıkları haksız rekabet ilişkileri tartışmaya açılmalı; eğitimci meslekdaşlara, mimarlık üretmeye ayırdıkları zaman ve enerjiyi, eğitimin niteliğini arttırmaya yönlendirmeleri telkin edilmeli,

511- Amacını aşan (örneğin, zaman zaman, yaşlı hoca tashihine dönüşen) ÇED uygulaması, yöntem ve özellikle etik açılardan tartışmaya açılarak, üzerinde hepimizin anlaşabileceği bir sistem kurulmalıdır,

512- Mesleki Sergilerde, yayınlarda çağdaş bir çizgi yakalayabilmek için, bir kesim malzeme üreticisi, ithalatçısı ile müteahhit firmalar ile sponsorluk ilişkisi denenmeli,

6- YAYIN YAPIN:

Meslek odası, tüm yukarıdaki bilgi birikimini üyeleri ile, kamuoyu ile ve işverenlerle paylaşabilmek için derhal bir el kitapları serisi başlatmalıdır:

• Ülkemizde mimar profili ve aktif büroların güncellenebilir dökümü (intenet sitesi de olmalı…)
• Çağdaşlaştırılmış bir mimarlık hizmetleri ve asgari ücret el kitabı
• Mimar ne işe yarar, hizmet, görev ve sorumlulukları,
• İşveren ile ilişkiler, işverene eğitim,
• Mimarlık hizmetinde etik ve yazılı olmayan kurallar (teamül),
• İşyeri ve iş yönetimi,
• Çizim standartları (bilgisayarın artan kullanımı da gözetilerek)
• Yapı malzemesi kod ve standartları,
• (Bayındırlık Bakanlığı?) detay standartları
• Mesleği ilgilendiren yürürlükteki yasalar ve yönetmelikler
• Mesleği ilgilendiren telif yasaları ve içtihatları
• Sözleşme tipoloji ve örnekleri
• Bir proje, Belediyede hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
• Bir proje, Anıtlar kurulunda hangi süreçlerden geçerek onaylatılır, adresler, imzalar vb. ile, bir olay etüdü
• Bir büro kuruluşunun yasal çerçevesi, yöntemi, yaklaşık bütçesi nedir,
• Hem meslekdaşların sürekli eğitimi, hem de sokaktaki adam için, “Know-how” kitapları: yüksek yapılar, eğitim yapıları, sağlık yapıları, yapı fiziği, deprem ve strüktür, ucuz maliyetli konut üretimi için yöntemler…

Tartışmamızgereken daha çok sorun, geliştirmemiz gereken daha çok yöntem var. Ben sözü uzatmamak için geleceğin gündemi ile ilgili birkaç önemli başlığı daha vurgulayarak sözlerimi bitireceğim:

7- Kentlerde “yaptırmam-ettirmem” sloganlarınız yetersiz kalacak. Merkezi Ve Yerel Yönetimler Karşısında Yapıcı Temsil Olanaklarını Zorlayın.

8- Uluslararası İlişkilerde, AB Karşısında Güçlü Bir Temsil için çok değerli günlerimizi yitiriyoruz, yakında bu konularda kimse bizleri dinlemeyecek, çok sevdiğiniz “Muhalefet” konumunu bile koruyamayacağız.

9- işverenler karşısında, Yarışmalar-İhaleler konusunda temsil gücümüz yok denecek kadar az. ihale-tahsis-yarışma barışını hiç olmazsa Kamu Yapıları ve Tahsis Araziler alanında sağlamanın yollarını arayalım.

10- Güncel Medya ile ilişkilerde sürekli olarak meslektaşlarımızı yıpratmak yerine, mesleğimiz için Çağdaş ve Saygın bir temsil stratejisi oluşturalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir