Bundan on yıl önce bir yılbaşı sonrası idi. Telefonum çaldı. Beyefendi bir ses tonu: “Alo Süleyman Boz ile mi görüşüyorum. Ben Esat Suher..” Birden şaşırdım. Esat Suher benim Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mimarlık bölümünde, bitirme, yani diploma projesi hocamdı. Kendisi ile okul döneminden sonra hiç görüşmemiştim. Şaşkınlığımı saklayamadım; “Buyrun, benim siz Prof.Dr.Esat Suher misiniz?” diye sordum. Aklıma “işletildiğim” de gelmedi değil! Çünkü mimarlıktan muzip arkadaşlarım vardır böyle şaka yapan.. “Benim, ben seni daha önceleri de çok aradım, Denizli Telefon rehberinden birkaç ismi aradım. Onlar değilmiş. Sonra Çal ilçesinden Mehmet Ali Boz’u aradım. Süleyman Boz’u tanıyor musunuz diye. O da oğlum dedi. Ondan bilgi ve senin telefonunu aldım. Nasılsın, neler yapıyorsun?..” Sesi, konuşma üslubuyla karşımdaki gerçekten Esat hocamdı. Her zamanki nezaketi, kibarlığı, o kendine has ağırlığını yine karşısındakine yansıtıyordu.

Hocam ile yıllardan sonra iletişim kurabilmiştik. Her hafta birkaç kez uzun konuşmalar yapıyorduk artık. İlerlemiş yaşına rağmen dinç, sağlıklı, zihni açık, çelik gibi idi. Hala bazı üniversitelerde doktora ve lisans üstü derslere giriyordu. Eşi efsane hocamız, Y.Mimar, Ptof.Dr. Hande Suher, İTÜ nün ilk kadın dekanı idi. Mimarlar odasının, konferansların ve devletin mimarlık ve yapı sektörü ile ilgili düzenlediği toplantıların, bilimsel kongrelerin baş konuşmacıları idiler. Uluslararası kongrelerde de ülkemizi, üniversiteleri temsilen toplantılara katılıyorlardı.
EŞİ Prof.Dr. HANDE SUHER’İ KAYBETTİK
Birbirini çok seven, tamamlayan iki mimarlık hocası, 21 Şubat 2016 günü Hande hocamın vefatı ile ayrıldı. 61 Yıl birlikte idiler. Esat hocamın dünyası yıkıldı. Uzun süre kendine gelemedi. Bu süreçte de kendisi ile hep telefonda konuştuk. Bir insan sesine bu kadar hüznün yüklendiğini, tevekkülü, çaresizliği, bağlılığı, sevgiyi, vefayı onun telefondaki sesiyle hissediyor, ben de üzülüyordum. Ama bu dünyada ölüm de var ne yazık ki.

Esat hocam 92 yaşında şimdiler. Yaşına göre çok iyi, sağlıklı. Gözleri net göremiyormuş sadece. Dersleri, üniversiteyi bırakmış. Sami Yılmaztürk’ün cenaze töreninde çok kısa konuşmuştuk İstanbul’da. Nihayet 18 Ocak 2022 Salı günü öğleden sonra evinde buluştuk.
NİŞANTAŞINDAKİ MÜZE, ANI EVİ
Nişantaşı Amerikan Hastanesi karşısındaki bir apartmanın son katında idi dairesi. Beni kapıda karşıladı. Hüzün ve özlemle sarıldık. Yüzünde bir aydınlık, mutluluk vardı. Gözlerim evin içinde dolaştı yavaş yavaş. Kitaplık, önğnde karşılıklı iki büyük mada.. Üzerkefinde kitaplar, çerçeveli fotoğraflar. Hemen duvarda aile büyüklerinin fotoğrafları. Süleyman Demirel ile Hande hocanın fotoğrafı. Demirel imzalı. Sheraton Otel açılışında kürsüde Hande hocam. Sehpaları üzeri, tüm duvarlar Hande-Esat Suher fotoğrafları ile donatılmış. Aydınlık, ferah bir ev.

Esat hocamla hemen hal hatırdan sonra anılara daldık. Çaylar, pastalar.. Yardımcısı Gül Hanım sağolsun etrafımızda pervane oluyor. Esat Suher; Türkiye Mimarlık Tarihinin canlı bir tanığı, baş aktörü. Gelmiş geçmiş tüm ünlü mimarlarlarla, mimarlık hocaları ile çalışmış. Eserler üretmişler. Öğrenciler yetiştirmişler.
Bu ünlü mimar ve hocalar; Sedat Hakkı Elden Kemal Ahmet Arif, Muhteşem Giray, Muhlis Türkmen, Nezih Eldem, Mehmet Ali Handan, Hayati Tabanlıoğlu, Utarit İzgi, Orhan Şahinler, Hamdi Şensoy, Sadi Diren, Bedri Rahmi, Süleyman Tekcan, Bauhause kurucusu Walter Gropius, Gerhard Krebs, Bülent Özer, Karl Berger, Ayla Erduran, Süleyman Demirel, Ahmet Say… Ve daha niceleri.
SANATÇI, SPORCU, AKADEMİSYEN
Esat hocam çok yetenekli, her alanda başarıları var. Karl Berger’den keman dersleri almış. 20 yıl keman çalmış. Onu müzisyen sanıyorlarmış, mimarlığı bilinmiyormuş. Sonra profesyonel derecede Kayak sporcusu. Halter milli hakemi , yüzücü, bisikletçi.. Avcı. Öğretmenliği akademide ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitedindeki dekanlıkları, senato üyeliği, yurt dışı temsilciliği, Doktora ve Profesörlük jüri üyelikleri.. Saymakla bitmez . Bir insan ömrüne bunları nasıl sığdırır şaşmamak elde değil. Maaşallah..

Bir taraftan çaylarımızı yudumlarken Esat hocam anılarını anlatıyor. Kısa video çekiyor, fotoğraflarını mezunlar grubundaki mimar arkadaşlarıma da gönderiyorum. Çok seviniyorlar. Bu arada sevgili arkadaşım Mimar Mehmet Karaören arıyor. Hoparlörü açıp birlikte konuşuyoruz. Hocam mutluluktan kanatlanıyor. Gözlerindeki ışık büyüyor.
GÜNDEMİ TAKİP EDİYOR
Televizyon Tele-1 sürekli açık. Sözcü, Cumhuriyet gazeteleri sehpada. Yardımcısına okutuyormuş. Kitapları da öyle. Keman sanatçımız Cihat Aşkın kendisini sık ziyaret ediyormuş. Aranmasından, ziyaret edilmesinden çok memnun oluyormuş. Evinde pedal çeviriyormuş her gün. Sporu bırakmamış hala ne güzel. 5 yıl öncesine kadar kayağı gidiyordu biliyorum.
Prof.Dr. Esat Suher, bana mimarlık diplomamı bahşeden, bitirme projemin hocası. O bir insan, sanatçı, sporcu, akedemisyen, yönetici, yurtsever. Gönül insanı, İstanbul beyefendisi. Mütevazılık abidesi. Böyle bir hocanın öğrencisi, ardılı olmak benim için büyük şans, nimet. Kim 50 yıl sonra hala üniversite hocası ile konuşabiliyor ki?!.. Kendisine emekleri için, ülkemize kazandırdığı değerler için çok teşekkür ediyorum.

HÜZÜN VAKTİ
Ayrılık vakti geldi. 4 saate yakın konuşmuşuz. Bana 3 kitabını imzalayıp armağan ediyor. Tekrar sarılıyoruz, hüzünleniyorum.
Hocama sağlıklar, huzur, mutluluk dileyerek ayrılıyorum. Dışarda çok soğuk bir İstanbul havası var. Paltomun yakalarını kaldırıyorum, ellerimi cebime sokuyorum. Nişantaşı’nın ışıltılı sokaklarından Şişli’deki evimize doğru yürüyorum..



1 Yorum
Hasan Kıvırcık
Esat hoca bir duayen tabi, Cumhuriyet dönemi ülke mimarlık tarihine tanıklığı var. Sevgili Süleyman, Esat Suher’in diploma proje hocan olması da ne büyük kazanç. Ama yine de diplomana sahip çık bugünlerde, ne olur ne olmaz…