Nitelikli Emek Fetişizmi ve Sürekli Mesleki Eğitim

4 Dakika Okuma Süresi

RAŞİT GÖKÇELİ
Sürekli Mesleki Eğitim, özellikle ABD’de uygulandığı biçimiyle, mesleğin tam ve kusursuz uygulanmasını amaçlamaktan çok, ortaya çıkan mesleki ürünün pazardaki değerini maksimize etmeyi öngörmektedir.

Oysa Sürekli Mesleki Eğitim (SME), Sürekli Mesleki Gelişim (SMG), Yaşam Boyu Eğitim gibi uygulamalar, temelinde insan emeğinin daha fazla sosyalleşmesi, emekçinin / emeğin daha etkili ve yetkin bir donanıma kavuşturulması gibi sosyal bir amacı taşımaktadır. En azından SMG ile ilgili kaynakların öne sürdükleri temel amaçlar bu doğrultudadır.

Ancak uygulamaya baktığımızda, ABD’de yapılan SMG uygulamasının önemli bir bölümünün, malzeme tanıtımlarını içermekte olduğunu görüyoruz. Böylece mimarlar, bir bakıma birer “malzeme temsilcisi” durumuna düşmektedirler.

Nitelikli emek bu hali ile bir yandan ortaya çıkan ürünün pazar değerinin maksimizasyonu ile doğrudan ilişkili hale gelerek onun işlevsel bir fonksiyonu durumuna düşmektedir.

SMG bir yandan ürünün pazar değerini maksimize etmekte, bir yandan da bu maksimizasyon, mimarın nitelikli emek gücünü SMG bilgisi (!) – burada doğru malzeme seçimi- aracılığı ile pazar değerinin maksimize edilmesini sağlama işlevini görmektedir!

Nitelikli emek (çalışma gücü), söz konusu örnekte Marx’ın söz ettiği anlamda bir fetişizme uğramakta; dolaşım sürecinde pazar değeri kazanan bir sermaye olarak ele alınmasını gündeme getirmektedir.

SMG bir bakıma bir sermaye değeri olarak fetişleştirilen emeği maksimize etmeyi sağlayan bir mekanizma haline gelmektedir.

Malzeme tanıtımları, nitelikli emeğin ve ortaya konan ürünün mal ve para boyutuna indirgenmesi ile bu olguya bir örnek oluşturmaktadır.

SMG’in mesleki sorumluluk sigortası ile de kurulmuş ilişki biçimleri aynı fetişleşme sürecine hizmet eder niteliktedir.

SMG ile mesleki sorumluluk sigortası, ABD uygulamalarında yakın bir ilişki kalıbı içerisindedir. SMG içerisinde mesleki sorumluluk sigortası branş olarak yer almakta, mesleki sorumluluk sigortası da nitelikli emeğin ve ortaya çıkan ürünün, yani yapının, pazar değerinin oluşmasında bir iktisadi faktör olarak yer almaktadır.

Oysa bu fetişleşme, emek merkezli politikalar yürüten bir Meslek Odası’nın eleştirel bir gözle irdelemesi gereken bir olgudur.

El çaka yer çaka

Niteliksiz malzeme tanıtımları ile payandalandırılan SMG bir yandan mimarları üretici firmaların reprezantanı, satış temsilcisi durumunda düşürmekte; bir yandan da bu malzeme tanıtımlarını tertip eden meslek odası, firmalardan tanıtım ücreti almaktadır. SMG kredisi peşindeki meslektaşların kalabalık bir izleyici kitlesi oluşturduklarını, dolayısıyla bu seminerleri çok sayıda mimarın takip ettiğini de unutmamak gerekir. Böylelikle Oda yönetimi, üyelerinden SMG katılım ücreti, firmalardan da tanıtım ücreti alarak, el çaka yer çaka bütçesini beslemektedir. Bir bakıma, çifte kadayıf!

SMG’in malzeme tanıtımları ağırlıklı yapısı nasıl ıslah edilebilir?

SMG, nitelikli emeği sermayenin bir unsuru, ortaya çıkan ürünü ise pazar değerinin maksimize edilmesi ve bu yönü ile mal-para fetişizminin bir unsuru olmaktan nasıl kurtarılabilir?

Gerçekte neoliberalizmin, esnek üretim, deregülasyon, delokaliazsyon ve OPA denilen vahşi finans (hedge) fonların şirket satın alma operasyonlarının mağduru olan nitelikli emek, bilinçsiz SMG uygulamaları ile büsbütün eğretileşmekte, mal-para fetişizmi ise sadece sermayedara hizmet etmektedir.

SMG uygulaması içerisinde ABD’de nicelikli bir yer tutan ve giderek ülkemizdeki uygulamada da benzer biçimde yaygınlaşan uygulama, emekten yana programlarla dengelenmelidir.

Bu amaçla ilk akla gelen, yapı sektöründeki malzeme üreticisi firmaların kapsamlı ve bütüncül bir analize tabi tutulmalarıdır.

Meslek Odası, “Corporate Watch” tipinde bir izleme mekanizması kurarak ülkedeki belli başlı yapı malzemeleri firmalarını izlemeye almalıdır.

Bu amaçla hem ülke içerisindeki tüketici örgütlenmeleri hem de dünyadaki benzer “Corporate Watch” tipindeki örgütlenmeler ile organik işbirliğine gidilmelidir.

6 Yorum

  1. kenan açık

    ben SGM nin bu şekilde uygulamasına karşıyım. zaten bir mimarın kendi tasarımı üzerinde bile sahiplik hakkı yeterince kurulamaz iken “şu kadar kredi almazsan sınıfı geçemezsin” tavrı çok itici ve çağdışı. burası okul mu kardeşim, neyi mecbur tutuyorsun? isteyen katılır bilgisini çoğaltır. istersen paralı da olsun. hadi bakalım bu mecburiyet olmasın kaç kişi gelir o malzeme tanıtımına, feşmakan söyleşine. bu tutum mantıken yanlış, hukuken haksız ve çağdışı.

  2. Asuman Yeşilırmak

    Oda yönetimindeki eski arkadaşların, kendilerine rakip gördükleri kişi ve gruplara “Akpartili” ya da “Akpartiye yakın” yalanlarına ilave olarak bir de “neoliberal” suçlamaları vardı. Yani hangisi tutarsa (Yapıştırdıkları yaftaların hiçbirinin doğru olmadığını çok iyi bilmeleri ama seçim kazanmak için böyle yalanların mubah olduğu kanısında olduklarından). Ama şimdi SMG uygulamasında izledikleri yöntemlere bakınca bizim eski arkadaşlar “neoliberalleştiler” mi acaba diyorum.

  3. süleymanonal

    Yılmaz hocam, SGM konusunu ortaya attığınız zamandan beri bence insanlar bunu sorgulamaya başladı ve zihinlerde “bu işin nereden çıktığı” sorusuna neden oldunuz. Hatta oda yetkilileri şimdi ne yapacaklarını ve serbest meslek yürtenlerin kredi eksiklikleri karşısında ne yapacaklarını düşünüyorlardır gibime geliyor. Bence dikkati dağıtacak başka oda hareketleri yapabilirler. Odaya AKP liler gelecek, seçimlere koşun, İStanbul’u kurtarın gibi söylemleri vardır bunların biliyorsunuz. Ama bu konuyu konuşulur ve elle tutulur hale getirdiğiniz için hem size hem de R. Gökçeli’ye meslek insanları olarak teşekkür borcumuz var. Sağolun.

  4. Yilmaz Kuyumcu

    Mimarlar Odasının seçim sistemi bir oy fazla alan grubun kesin hakimiyeti üzerine kuruludur. Bunu bir az olsun dengelemek için seçimlerde rakip listelere de delegasyon listesinde yer verilir ve böylelikle genel kurulda daha geniş bir temsiliyet sağlamasına,farklı görüşlerde olanların da kendilerini ifade etmelerine olanak sağlanırdı. 2004 seçimlerinde Mimdap grubu odanın son onbeş yıldaki kazanımlarının grubumuzdaki arkadaşlarımız tarafından gerçekleştirildiğini anlatan bir afiş hazırladı. Bu afişi gören şimdiki yönetim arkadaşlarmızı delegasyondan çıkarttı. Diğer taraftan da benzeri bir iddiaları olmadığı için yaptıklarını ortaya koymak yerine bizleri Akpartili olarak tanıttılar ve bunun için odanın tüm imkanlarını kullandılar.
    Şu an içinde bulunduğumuz durumun ne kadar vahim olduğunu görmek isteyenler için Genel Merkezin internet sitesine bakmak bile yeterli. Orada sadece mimarlar odasının değil üniversitelerden özel kurslara kadar tüm eğitim kuruluşlarının SMG içinde yer aldığının ima edildiğini görebilirsiniz. İma edildi. Çünkü ilgili linkler bu gün inaktif durumda olduğu gibi dün odayı arayan eski bir öğrencime çok daha gelişmiş kurslara katılmasına rağmen bunun sayılmayacağı bildirilmiş.
    Yani ya tutarsa diye yürütülen bir mal kaçırma olayı söz konusu.
    Zorlamanın neden yanlış olduğu giderek daha fazla ortaya çıkıyor. Aynı anda bizim eski arkadaşların “onlar Akpartili” yalanı bir kez daha yayılmaya başladı.
    Umarım bu sefer meslektaşlarımız yalanlara kanmak yerine biraz etraflarına bakarlar.

  5. meise gülen

    bu konuda mimdap bir de anket koymuş. smg için oda genel kurulunda kabul edildi cümlesini bir katılım olarak, bütün mimarların delege ettiği görüşlerin katılımı olarak kabul etmeyi açıkçası dolaylı buluyorum. temsili demokrasinin oyunlarından biri gibi sanki. smg olayının yeterince tartışılmadığını, en azından doğrudan bir kanaat yoklamasının yapılmadığını düşünüyorum. fakat bu eksiklikler sonuçta giderilebilir, düzenlenebilir.

  6. Yilmaz Kuyumcu

    EKA MBÇK’yı kurduğumuz zaman bir amacımız da buna destek olacak bir Malzeme Enstitüsü kurmak ve bununla malzeme denetimlerin katılımcı bir yapının denetiminde gerçekleştirmekti. Ama sonuç herşeyi paraya tahvil eden, kendisine rakip grupları “onlar akpartili” yalanıyla karalayan (seçimler yaklaşıyor aynı yalanı bir kez daha kullanmaya başladılar) iki yüzlü; (gecekondu önleme bölgelerine dava açarken kendileri gecekondu önleme bölgesinde konut sahibi olan), emeği ile geçine mimarları satan bir yapı ortaya çıktı.(Gazi Osman Paşa Belediyesi’nde emeği ile geçinen mimarların isimlerini kullanarak sahte proje geçiren yönetimlerin suçunu “habersiz imza” gibi hukuk tarihine geçecek bir utanmazlıkla kamufle eden) yönetim ortaya çıktı. Bu yönetimin en son marifeti de aslında amacı eğitim olmayan bir eğitim terörü. Devletin rejimin bekası için ÖSS ile yaptığını bu yönetim de eğitimi bir terör aracı olarak kullanarak yapmak istiyor..
    Sistemi bu şekilde kurarsanız sayın Cihat Abdilerin ima ettiği sayın Raşit Gökçeli’nin de açıkca ortaya koyduğu süistimali gerçekleştirmiş olursunuz.
    Bu sefer meslektaşlarımızın yönetimin yalanlarına kanmaması ve düzgün bir yönetimi iş başına getirerek her an biraz daha konumunu yitiren mesleğimize sahip çıkmaları dileği ile.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir