Necati İnceoğlu, 1937 Denizli doğumlu. Denizli Lisesini bitirdikten sonra İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Burada profesörlük kariyeri ve Mimarlık Bölüm Başkanlığına dek yükseldi. Geçtiği Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve dekanlık yaptı. 2004 yılında emekli olduktan sonra Bozcaada’ya yerleşti. Orada bağcılık yapmakta, kitaplar yazmaktadır.

Denizli Geleneksel Mimarisi, Düşünme ve Anlatım Aracı Olarak Eskizer, Siper Mektupları, Anılarda Yalnızlar, Bozcaada Yazıları, Bozcaada Bağ Rehberi gibi kitapları bulunmaktadır. Ayrıca farklı galerilerde 3 adet resim sergisi açmıştır. İTÜ Mimarlık Fakültesi Eski Dekanı Prof.Dr.Mine İnceoğlu ile evli, 3 erkek çocuk sahibidir.
Necati İnceoğlu ile Mimarlık ve Mimarlar Odası ortamlarında tanışmıştım. Onun nazik, sıcakkanlı, yapıcı, mütevazi ve çelebi tavırları, kendisini bulunduğu ortamda hemen farkettiriyordu. Mimarlığı sadece bir meslek olarak değil, bir sanat ve kültür aktarma aracı olarak benimsemesinden dolayı bir yakınlık duyuyordum. Oda etkinliklerinden, konferans ve konuşmaları ile yakından tanıma olanağı buldum. Hemşerilik ve Denizli’ye dair çalışmaları da yakınlığımı pekiştirdi. Kendisinin önceki kitaplarını okudum. Bazıları üzerine gazetelerde yazılar da yazdım.

Necati hocamın yeni kitap yazdığını biliyordum. Sonunda yeğeni sevgili Faruk İnceoğlu’nun arayıp “1933 Bir Yılın Hikayesi”* kitabını gönderdiğini söylemesiyle kitabın yayınlandığını öğrendim. Necati hocamın 1930 lu yıllara özel bir ilgisi var. Bu ilgi son kitabında ayrıntılarla sürüyor.
1933 Dünya ve Türkiye için çok önemli. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 10.yılı. Geriye dönüşü olmayacağının da vurgusu. Darülfünun yerine Çağdaş Üniversitenin kuruluşu, Düyun-u Umumiye ve borçlar konusunun çözüme bağlanışı, Demiryolları ve Sanayi açılımları, eğitim ve kültür alanında atılımlar, konservatuarın kuruluşu, Atatürk’ün Bursa Nutku, mimarlıkta modern anlayışa geçilmesi, dil devrimi süreci, birinci beş yıllık sanayileşme planı, bu yıla denk düşüyor.
HİTLER İKTİDARA GELİYOR!..
Dünya’da ise Hitler’in İktidara gelişi, Almanya’nın Polonya’dan toprak istemesi, iktidar karşıtı bilim insanları ve sanatçıların Almanya dışına sürülmesi Çin-japon savaşı , Liberal Ekonomi yerine devletçi politikalara geçiş vs. Hep bu yıla denk gelen olaylar.
İnceoğlu, kitabında Darülfunun’un kapatılıp Üniversite’nin açılmasına, Alman bilim insanlarının İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşundaki rolüne, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in Hitler’den kaçan Alman Biliminsanlarının ülkeye getirilmesindeki isteği ve gayretine ayrıntılı yer veriyor. Halkevleri de bu dönemde halkın eğitilmesi, bilim ve sanat ile buluşması konusunda çok yararlı hizmetler görüyor.

1933 Kitabını okumaya başladığınızda, tarihe ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ilginiz de varsa okumayı bırakamıyorsunuz. 4 yıllık bir araştırma sonucu, dönemin basın kaynakları dönemi anlatan kitaplar, araştırmalar da taranarak hazırlanmış, mutlaka okunması gereken bir kitap. Kitap, Alev Coşkun’un “6 Ay” kitabından bu yana okuduğum, beğendiğim ikinci dönem kitabı.
Sevgili Necati İnceoğlu hocamı, bir mimar özeni ile hazırladığı bu kitabı için kutluyor, kitapseverlere mutlaka okumalarını öneriyorum.
*1933 Bir Yılın Hikayesi, Necati İnceoğlu, Yitik Ülke Yayınları, İstanbul Ekim 2020, 156 s.



3 Yorum
leman kaplan
hocaların hocası, saygılarımla…
Ayfer Atasoy
Necati hoca akademinin görebileceği ender insanlardandır bana göre.
Hasan Kıvırcık
Necati hocamı, henüz Yıldız öğrencisi olduğum ve bitirmeme yakın 1987 lerden hatırlıyorum. Mimarlık fakültesine çeki düzen vermişti. Bir de “Bina Programlama” diye bir dersi ve tezinden oluşan kitabı vardı o sıra. Çok aktif ve çok etkiliydi, az söze çok anlam sığdırır, “boşa ” konuşmazdı. Sonra oda da tanıdım tabi, kısa bir süre yönetim kurulu üyesi oldu ama uzun toplantılara dayanamayıp istifa etmişliğini duymuştum. 1999 depreminden sonra Afet Komitemiz vardı benim de içinde olduğum, Necati bey o zaman Ulusal Afet Komisyonuna seçilmiş mimar üye idi, bir kere Ankara’ya komisyon üyeleriyle gitmişliğimizi hatırlıyorum.
Ve sonra… bir grup arkadaşla Mimarlıkta Demokratik Açılım Platformunu kurduğumuzda onun kapısına gitmiş, fikirlerini almıştık. O listemizin başındaydı, güncel hayatta başarılı olan mimarları da yönetim kurulu listesine almıştı. Neler neler söylenmedi ki sonra hakkımızda, yaklaşık %40 oy la mağlup olduk, hiç bir üyemiz delege bile olamadı. Gelişmiş “oda demokrasisi” böyle bir şeydi, başkasına yer yoktu çünkü. Bir sonraki seçim döneminde de hem Necati hocam hem Mine hocam yine destekçimizdi. Bu kadar pırıl pırıl insanlar biraz da oda için fazlaydı aslında, onlar da biz de, kimseyle paylaşamadıkları odalarını “odanız sizin olsun” diyerek bırakıp kendi yolumuza döndük.
Necati bey çok üretken bir insan, usta bir mimar, müthiş bir eğitimci, nefis suluboyaları vardır mesela, boyama dersleri de verirdi, şimdi yazıyor ve kitapları var… Aklımda hep güzel enerjisi, yapma becerisi, ustalıklı konuşması duruyor. Sağlık içinde daha çok zamanlar diliyorum sevgili hocama…