Ne Çıkar?

4 Dakika Okuma Süresi

Yılmaz Kuyumcu
Behiç Beye
Sizi karikatürleriniz dışında odanın şimdiki yönetimine çok yakın bir isim olarak tanıdım. Esas çalışma alanınızın karikatür olması da sizi odamıza ve yönetimine gönül vermiş sanatcılarımızdan birisi olarak hatırlamama neden oldu.

Vapurlarımızı vermeyiz kampanyasına hepimiz katıldık. Odanın elindeki imkanları seferber etmesinden daha doğal bir şey de zaten olamaz. Biz de yönetimde olsaydık –tıpkı olduğumuz zamanlarda yaptığımız gibi- bu mücadeleyi yürütürdük. Ve bu mücadeleyi de çok değişik sivil toplum kuruluşlarında yürütüyoruz. Sizin söylediğiniz çoğu konuda en az mimarlar odası kadar da kendi imkanlarımızla çalışmalar yaptık ve yapıyoruz.

Ancak yöntemlerimiz çok farklı. Onların hücüm diye saldırdıkları konuları biz bilimin ışığında anlamaya çalışarak yaklaşıyoruz. Kendimizi içine kapattığımız dar “sen ben bizim oğlan” guruplarımız olmadığı için de yöntemlerimiz çok farklı. Örneğin, İMP konusuna odadaki arkadaşlarınız “karışmam sonra kahraman olurum” diye yaklaşırken, biz yine uzmanların hazırladıkları ve cevaplandırdıkları “38 Soru” ile yaklaştık.

Odacı arkadaşlarımızı tanımlarken kullandığınız kelimeleri biz kullanmıyoruz. Çünkü onlarla yıllarca çalıştık ve sonra mücadele ettik. Yani onbeş yılı aşan yirmi yıla yaklaşan bir tanışıklığımız var. Bir çok kez omuz omuza mücadele ettik. Çoğu davalarda bizim de imzalarımız var. Ancak sadece bu yöntemle sınırlı kalmanın da doğru, sonuç verici bir yöntem olmadığını yaşayarak gördük. Örneğin, iptali için dava açtığımız bir planın iptali sonucunda nasıl bir boşluk doğduğunu, o planda sınır olan üç emsalin on emsallere nasıl çıktığını 13 yılılk bir süreç içinde bizzat yaşadık ve gördük. Tüm bunlardan bir ders çıkarttık ve oda ile ilgili herhangibir kişisel beklentimiz olmadığı için de bu öz eleştiriyi yapabiliyoruz.

Ortak geçmişimiz bu kadar büyük ve köklü iken neden “Mimarlığa yol açın” gibi anlamlı bir sloganı bir fark olarak öne sürüyorsunuz derseniz vereceğimiz cevap yine yıllardır bıkmadan usanmadan yayınlarla ve etkinliklerle sürdürdüğümüz muhalefet çizgisinde saklıdır.

Bu kadar uzun süren, uzun soluklu ve politik konumunu deklare eden bir oluşumu herşeye rağmen Akpartiye bağlamanızı yadırgadık. Kentsel Dönüşüm Projeleri hakkındaki önyargılarınız ve onları Akpartiye bağlama girişiminiz ise son derece yanlış ve sakıncalıdır. Çünkü böyle bir çıkış kentlerin çöküşünden başka bir şey getirmeyecektir. Tıpkı geçmişte olduğu gibi. Şöyle ki bu tür projeler dünyanın her tarafında zorunlu olarak yapılmaktadır. Zorunlu olarak diyoruz çünkü başka türlü tarihi kent dokularının değişen, modernleşen dünyada ayakta tutulma imkanı bulunmamaktadır. Bu sadece bizim saptamamız değil bu alanda dünyanın önde gelen uzmanlarının görüşüdür ve dünyanın her tarafından uygulanan örneklerdir.

Biraz önce “savunduğunuz yönetimin” son marifeti telefonuma geldi. Puanlı teknik kongre. Kongre kelimesi bizim geçmişimizde demokrasi ile yakın anlamlıydı. Bunun bir puan baskısı ile mimarların güdümlü hareket edecekleri bir beyin yıkama faaliyetine dönüşmesi düşünülemezdi. Ve bakın şimdi bu da oldu.

Behiç Bey
Odanın çok dar bir kısmını beğenebilirsiniz bu doğal hakkınızdır. Ama bu dar kısmın bütün üzerinde tahakküm kurmasını isteyemezsiniz.

Ya da bu sizin çok sevdiğiniz yönetimden başka yollar önerildiğinde bunu yapanların da bir demokratik hakları bulunduğunu hiç düşündünüz mü? Yirmi yıllık eskiyen, yorulan kadrolardan farklı bir görüş öne sürüldüğünde bunu yapanların aynı ötelenme, ötekileştirme ve kabalıklardan usanmış olabileceklerini hiç aklınıza getirdiniz mi?
Yahut şöyle diyelim son olarak, sizin gibi her konuyu ‘kavramış’, bütün ülke mevzularıyla mimarlığı eşleyip gerekli ‘çıkarımlar’ isabetle tespit etmiş değerli düşünce-çizer insanlarının söylediği istikamette oy kullanmazsam ne olur? Siz kendi düşünceniz dışındakileri hainleştirseniz ne çıkar Behiç Bey, akıl benim aklım, oy benim elimde…

3 Yorum

  1. kenan can siper

    Aynı yazarın daha önce Arkitera’dan Ö. Yılmaz için yazdığı yazıda “siz aslında iyi bir mimarlık medyasıydınız, havuz olarak kalsaydınız, havuzun içinde balık oldunuz” diye eleştirip, Arkitera’nın tarafsız kalması gerektiğini bildiiriyordu.

    Ö. Yılmaz balık olmuşsa Behiç Ak ne olmuştur şimdi? Hamsi kuşu mu oldu?

    Dakka bir, daha ne bir program okumuşsunuz ne isimler açıklanmış, kendisine göre karşı grubun ismiyle alay eden ve bunu yönetimden duyduğu yakıştırmalarla çiziktiren “Balık Karikatürist” mi diyelim size?

    Daha ortada hiç birşey yokken “zinde kuvvet” olarak görev aldığınız Cumhuriyet gazetesindeki konumunuzu havuz olmaya mı balık olmaya mı yakın buluyorsunuz?

    Birçok kişiye dolgu bilgiyle saldırılar düzenlediniz ve saygınlığınız odada size bu görevi verenlerin dışında ciddi şekilde erozyana uğradı.

    Tekrar havuz olmayı denersiniz ve yıllar sonra belki yaptıklarınız unutulur.

    Saygılarımla.

  2. Yilmaz Kuyumcu

    Behiç bey,
    Sorun sizin düşündüğünüzden daha karmaşık. Ben baş tarafta söylediklerinize değil kentsel dönüşüm projeleri için söylediklerinize cevap vermek istiyorum.
    Aslında bunun cevabı da var.
    Şu an bir proje uygulanıyor. Fener Balat projesi. Ben bu projeyi başlatan guruptanım. Proje daha önceki deneyimlerimizden yola çıkarak hazırlanmıştı. Dört ayağı vardı. Bunlar: Sosyal proje (sosyal yapının eğitim ve sağlık açısından güçlendirilmesini içeriyordu), altyapı projesi (kentsel atyapının iyileştirilmesi), konutların onarımı (işin en kolay yanı buydu), örgütlenme modeli (kullanıcıların kooperatifte destekçilerin ve uygulamacıların iki ayrı mecliste) örgütlenmesini içeriyordu. Büyük mücadeleler verildi. (Derviş Parlak’ın ismini bir kez daha anmak istiyorum) çünkü böylelikle daha önce yaptığımız bir başka tahliyesiz ve olduğu gibi restore etme uygulamamızın benimsenmemiş ve eskisine dönmüş olma başarısızlığını tekrarlamayacağımızı düşünüyorduk. Olmadı. Avrupa topluluğu “bazı kafatascı çevrelerin bizi çok eleştirdiği şekilde” parayı verdi, teknik örgütlenmeyi kurdu ve binaların onarımını yaptı. Ancak bunun hazırladığmız projeden uzak kaldığı da bir gerçek.
    Sizin yakınınızdakilerin bana yaptıkları eleştiri de şuydu: -sen adamın çatısını onardın kirası arttı ödeyemiyor-. Bir deprem dönemi valisi daha da ileri gitti: -siz insanların evlerini ücretsiz onarıyormuşsunuz benim de yazlık evimin banyosu var onu da yapın-. Bu benim şahsi anılarım. Başkaları da var.
    Behiç bey sizin bizleri bilgilendirmeye çalıştığınız konularda biz yıllardır çalışıyoruz, hem burada hem Avrupa’da…Ve çok sayıda proje üzerinde. Hem eğitimde, hem uygulamada ve heryerde.
    Sağolun yine de.
    Kafatascılar benim “azınlık kültürüne hizmet ettiğimi söylemişlerdi” Siz de akpartili yaptınız.
    Ne diyeyim.
    Yılmaz Kuyumcu

  3. Behiç Ak

    Sayin Yilmaz Kuyumcu,
    Mimarlar odasi istanbul sube yonetimine sanildigi kadar yakin birisi degilim. Bir kismi cok eski arkadasim ama bir kismiyla ise son bir kac yildir tanistigimi soyleyebilirim. Ancak, cok zor bir donemde, oda yoneticiligini yuruten arkadaslarimizin hic odun vermeden calistiklarina tanik oldum. Bir cok arkadasim, “Mimarliga yol acin!” listesinde olmasina ragmen, butun kalbimle “toplumcu mimarlari” destekledim.Neden? Cunku Mimarlar odasi yoneticileri, tum calisanlariyla birlikte,istanbul sehrinin yagmalandigi bu gunlerde, cok dogru bir noktada durmayi becerdiler. Bazilarina benim de katildigim eylemlerde “Mimarliga yol acin” listesinden kimseyi goremedim. Ama onlar hep oradaydi. Ote yandan bir cok dostumun yer aldiği projeleri ogrenince, hayal kirikliklarima yenileri eklendi. Bir cok kurumun, havlu attigi, uzlastigi, “aman canim o da olur bu da olur ne farkeder” gibisinden sacmaladigi bir donemde, odayi yoneten arkadaslar iyi bir sinav verdiler. Geri adim atmadilar. Toplumun yararini savunmaktan geri durmadilar.

    AKP nin eli secimlerdeydi. Secime katilan herkes bunu gordu. Secimin AKPyle iliskilendirilmesinden rahatsiz olanlar, bu manzaralardan rahatsiz olup, nasil bir ittifakin icine suruklendiklerini gorebilselerdi keske.

    AKP den is alan cevrelerin etkili oldugu bir listeydi. AKP çevrelerinde buyuk destek gordu. Belediyelerden, Toki den, Kiptastan minubuslerlerle mimarlar secime katildi. Oysa bu insanlar secimlerdeki konusmalari bile dinlemeye gelmediler. AKP yanlisi Mimarlar Birligi ayri bir liste cikarmayarak, bu listeyi destekledigini acikladi. Kadir Topbas ilk defa bir gurup AKP li mimarla oda secimlerine gelip, (kuskusuz) “mimarlara yol acin!” listesine oy verdi.

    Atilla Yucel, karsi tarafin ne dedigini bile dinlemeden, kongreyi terk etti. Cunku bir fikirden cok, bir ele gecirme mucadelesi yurutuluyordu. Digerlerinin ne dusundugunu dinlemeye ne gerek var.

    Sayin Kuyumcu,
    Siz de biliyorsunuz ki, Mimarlar odasi, mimarlik hizmeti veren mimarlari savunurken, kamunun(toplumun) çikarlarini savunmasi gereken bir kurulustur. Yani mimarlik hizmetinden, mimarlik bilgisinden sadece ayricalikli bir sinifin degil toplumun butunun faydalanmasi icin calismalarini yurutmek zorundadir. Bir sehrin ulasiminda kullanilan araclarin % 94 u lastik tekerlekli ve cogunlukla ozel otoysa, ve bu yolla sehrin sadece % 14 u ulasiyorsa ve o sehrin belediyesi bir miyar dolarlik tunel acmaya soyunup, icinden metro yerine ozel oto gecirmeye calisiyorsa, Mimarlar odasi bu projeye karsi cikmak zorundadir. Bu da bir fikir. Nicin olmasin? diyemez!

    Tarlabasindaki ve sulukuledeki evleri yikarak insanlari sokaga atilmasina aldirmadan is yapan bir mimar, “Ama ben cok guzel bir binalar yaptim” diyerek isin icinden cikabilir. Ama Mimarlar odasi planlama hizmetinden sadece bir sinifin. ayricalikli bir zumrenin faydalandirimasi karsisinda, icinde oturan fakir ve caresiz insanlarin da bu hizmetten faydalanmasi icin kamusal bir mucadele yurutmek zorundadir. Yani bu sosyal bir sinifi ayricalikli bir duruma getiren bu tur planlamalari elestirmek, kamusal bir adalet olusturmak icin caba gostermek zorundadir. yoksa gorevini yapmis olamaz. Tipki Barolar birliginin hukukla kurmak zorunda oldugu iliski gibi. Ya da Tabibler birliginin doktorlukla kurmasi gerektigi iliski gibi. Mimarlar odasi yonetimi bu konulardan odun vermeyerek, gelenegi dogrultusunda toplum yararina calismalarini surdurmustur.

    “Bu tur donusum uygulamalari dunyanin her yerinde yapiliyor” u anlamakta zorluk cekiyorum. Dunyanin heryerinde de bu tur”yerinden etme” “Fakirlerin oturdugu degerlenmis topraklari zengine verme” projelerine de siddetle karsi cikiliyor.Baska sosyal projeler oneriliyor. Siz kimden yanasiniz? Ne oneriyorsunuz? Sorun bu. “Aman ne yaparlarsa yapsinlar yoksa kent coker.” diye dusunemeyiz. dusunmemeliyiz. Toplum yararina mucadele vermek, bugunlerde cok cok zorlasti. Bu konuda mucadele etmeye calisan insanlari “engel” olarak gorerek, iftiralar atarak onlari yanlizlastirmaya calisan anlayislarla ortakliklar kurmamaliyiz. Tam tersi var gucumuzle kamu yararina calisan insanlara destek olmaliyiz.

    Mimarlar Odasindaki arkadaslara destek olmaniz dilegiyle,

    Sevgiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir