Kuzey rantları

3 Dakika Okuma Süresi

MURAT CEMAL YALÇINTAN / Birgün
Binaları kuzey rüzgârına açık tutmamaya çalışır mimarlar. Mecbur kalırlarsa, pencere açmaz sağır tutarlar kuzeye bakan duvarı. Bu genel mimarlık kuralı İstanbul planlarına da girmiştir hep.

Evet, İstanbul’un planlarını mimarlar yaptı, yapıyor ve henüz bir kent plancısına nasip olmadı bu muhterem görev ama İstanbul’un kuzeyinin yapılaşmaya kapatılmasının müsebbibi mimarların kuzey düşmanlığı değil! Buralara dokunmaya çalışan her ele yıllardır vurulmasının nedeni, kentin solunum ve su yollarının/birikintilerinin kuzey alanlarında toplanmış olması…

Yaşı ortaya vuran herkes hatırlar; ikinci köprü yapılacak ulaşım dertleri bitecekti! Bakınız, ‘kent yorum’un komşusu dosya konusu… Dertler bitmedi ama ormanlarımız ve su havzalarımız tükenmeye yakın! Orman sınırına komşu ikinci merkezi iş alanını Kavacık’ta yarattı o ikinci köprü. Dahası, bir sabah uyandım ki, Acarlar diye yeni bir kent doğmuş ikinci köprü bitişiğindeki orman alanlarını kökünden sökmek suretiyle. O kahverengi görüntü beyamcaları n lüks villalarında büyüttüğü mavi çamlarla yeşermeye çalışıyor yeniden ama nafile; bizim olan yine bizden alınmı ştır bize sorulmadan!

BAHİSLER AÇILDI!..

Şimdi üçüncüsü geliyormuş! 15 yıldır gelir gider bu üçüncü köprü zaten. Arnavutköy direnişi örnek olmuştur semt dayanışmaları na bu geliş gidişler sırasında (en azından bir işe yaramış!). Ama bu sefer daha bir kararlı geliyor sanki. Kararlılığı İstanbul üzerine biçilen projelerin tükenmezliğinden seziyorum. Dahası, bu işin pastasını yiyecek olanlara gereken arsa kapatma süresi yeterince uzun tutulmuştur! Üçüncü köprü inşaatı başlar başlamaz kimin ne kapattığı ortaya çıkacaktır. Bahislerde Koç’u tek geçiyorum!

Üçüncü köprü bir rant projesidir. Kuzey ormanlarını yapılaşmaya açacak adımların en önemlisidir. Daha önce değiştirilemeyen Orman Yasası’nın 2B maddesi zamanı gelince senaryodaki yerini alacak ve İstanbul bize daha da yabancılaşacaktır!

Gecekondu bölgelerinde yasadışılığı yasallaştırmak ve yaşamı insancıllaştırmak için hiçbir şey yapmayan ve gecekondu halkını otobüs duraklarına ya da süper lüks bodrum katları na reva görenlerin, “yasadışılık yoksuldan gelmediği sürece yasallaştırılır ya da yasalar yasadışılığa uydurulur” önermesine kanıt örneklerine bir yenisi daha eklenmektedir. Üstelik yeni göçerlere de İstanbul’un biraz taşra tarafından olsa da, talipleri çıkınca belediye tarafından yıkılmak üzere mafya tarafından parsellenip satılacak arazi açılmış olacaktır!

Kaynakların adil dağılımı ve İstanbul’da Boğaz geçişine bağlı trafik sorununun çözümü için önerim şudur: İstanbul Boğazına eşit aralıklarla 38 adet köprü yapalım!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir