ARİF ALİ CANGİ / Birgün
Kalkınma, büyüme, yatırım denilince, hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Adeta bir canavar gibi her şeyi yutuyor. Yatırım kimi zaman baraj olarak karşımıza çıkıyor. Barajlarla birlikte barajların boğduğu köyler, kentler ve antik yerleşimler gündeme gelir. Kalkınma adı altında barajlar yapılırken insanlığın geçirdiği kültürel ve toplumsal evrimini gösteren tarihi varlıklar yok ediliyor. Binlerce yıllık kültürel mirasımız da “yatırım canavarı”nın pençesinde…

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu 04.10.2006 tarihinde “Baraj alanlarından etkilenen taşınmaz kültür varlıklarının korunması” başlıklı bir ilke kararı aldı. Koruma Yüksek Kurulu, bu kararı ile “korumama” yolunda bir ilke imza attı.

‘BAŞKA YERLERİN PLANLANMASI’

27 Ekim 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ilke kararı ilk bakışta korumacı bir karar gibi görünse de, kararın tamamı değerlendirildiğinde korumacı olmadığı ortaya çıkıyor. Kararın “Baraj yapılması planlanan alanlarda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunması halinde, baraj alanı olarak başka yerlerin planlamasının yapılması” bölümü, gerçekten daha baştan yanlıştan dönülmesini sağlayacak nitelikte. Bu cümleden dolayı, ilke kararı olumlu bir kararmış gibi değerlendirildi. Ancak kararın bu cümlenin dışında korumacı bir yanı yok.

Devlet Su İşleri (DSİ), “Barajın başka bir yerde yapılması mümkün değil” derse taşınmaz kültür varlığı ve sit alanlarının bulunduğu yerde baraj yapılabilecek. Peki taşınmaz kültür varlıkları ne olacak? Baraj gölünün içinde korunabilirse korunacak, korunamazsa, taşınacak ya da belgelenerek suya gömülecek. Hele hele barajın inşaatı tamamlanmış ya da inşaata başlan-mışsa, kültür varlığının yerinde korunması, taşınması ya da suya gömülmesi DSİ tarafından değerlendirecek, hazırlanacak projeler Koruma Bölge Kurulu’na sunacak ve ivedilikle uygulamaya konulacak. Bunun anlamı şu: Baraj gölü içinde korunmaları çok zor ve masraflı olacağından, ya taşıma adı altında ya da belgelenerek suya gömme şeklinde kültür varlıkları yok edilecek.

HASANKEYF VE ALLİANOİ İÇİN

Baraj inşaatı tamamlanmış ya da inşaata başlanmış baraj alanında taşınmaz kültür varlığı olan yerler neresi? Hasankeyf ve Al-lianoi. Hasankeyf’in taşınarak, Alli-anoi’nin de üzerinin mille örtülüp suya gömülerek ‘korunma(ma)sı’ bir süredir dillendiriliyor.

Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı, Hasankeyf ve Allianoi’yi adres gösteriyor. Bu durum kararın alınması sürecinden de anlaşılıyor. Allianoi ile ilgili olarak İzmir II. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu 13 Ekim 2005 tarihinde, “Dünya mirası literatürüne girebilecek nitelikte olan Allianoi’nin korunmasına ilişkin önlemler alınana kadar barajda su tutulmamasına” karar verdi. Bu karar doğrultusunda oluşturulan bilim komisyonundan rapor alındı, binasından ve yetki alanından uzakta Ankara’da Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde toplanan Koruma Bölge Kurulu, raporu değerlendirdi, çözüm bulmadı, bu konuda bir ilke kararı olmadığı gerekçesiyle, Koruma Yüksek Kurulu’nun ilke kararı almasını istedi. Bu süreç çok büyük bir gizlilikle yürütüldü.

Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı,şimdiki hükümetin ve önceki hükümetlerin politikası ile örtüşüyor. Allianoi’de 2001 yılında “1. Derece Arkeolojik Sit kararı” verilmesine karşın, 1. derece arkeolojik siti suya gömecek Yortanlı Barajı inşaatı sürdürüldü. Hasankeyf’i yok edeceği bile bile, on yıllardır gündemde olan Ilısu Barajı’ndan vazgeçilmedi. Başbakan Erdoğan önce, Hasankeyf’i kurtarma sözü verdi, ardından kalkınma nutuklarıyla barajın inşaatını başlattı.

Koruma Yüksek Kurulu üyeleri göz önüne alındığında, hükümet politikalarına aykırı kararlar almaları zaten beklenemez. On altı kişiden oluşan KuruPun on üyesi Genel Müdür ya da müsteşar, Kurul’un başkanı Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı.

Hükümet, Hasankeyf’i taşımak, Allianoi’yi de suya gömmek istiyor, üyelerinin büyük çoğunluğu kendi atadığı kişilerden oluşan Koruma Yüksek Kurulu karar alıyor. Bu şekilde kültür varlıkları korun(m)uyor.

Büyük törenlerle imzalanan uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve yasalar ne işe yarıyor? Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’ndaki “koruma altına alınan taşınmaz kültür varlıklarına her türlü inşai ve fiziki müdahaleyi yasaklayan” hüküm kimin için? Yaşananlar bir kandırmaca…

Allianoi Girişim Grubu ve Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi yaptığı ortak açıklamada, “Binlerce yıllık Anadolu uygarlıklarından bizlere kalanları gururla, onurla korumalı ve gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Çocuklarımız, torunlarımız da nasıl bir birikime, nasıl bir kimliğe sahip olduklarının bilinciyle yetişmeli. Atalarından kalan mirası yok etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur, olamaz…” diyor. Bu sese kulak vermeli, korumamız gereken yalnızca geçmişimiz değil, çocuklarımızın geleceği.

Yirmi birinci yüzyılın 7. yılının; tarihin, geleceğin ve yaşam alanlarının korunduğu, yaşanılası bir yıl olmasını diliyorum.

One Comment

  1. kültür varlıklarının korunması için var olan kurulların müfredatı o kadar kötü ezberlere dayalı ve esasında bu kurullar yok denecek kadar etkisiz ki sonucun bundan daha iyi olması beklenemez. bu bile çok bana göre bu mantaliteyle. allah selamet versin hepsine

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir