HASAN KIVIRCIK / Birgün
İstanbul’da bir süredir devam eden ve kentin morfolojisini de etkileyen gelişmeler Ankara’ya da atlamış gibi görünmektedir. Kentin değiştirilmesi ile onun üzerine bina edilen yatırım planları ve yönetme kararları geçmişten farklı bir nitelikte sürmektedir.

Maltepe Havagazı Fabrikası’nın yok edilme fiili bu genel bağlamın bize yansıyan parçalarından sadece biridir.

Kentin yapısının iç-dış dinamiklere bağlı olarak değişimi ile bunun sonucu yasal yönetsel yollar kullanılarak dönüştürülmesi merkezi ve yerel iktidarların eline bırakılmıştır. Onların görgü, bilgi, beceri ve insafına terk edilmiştir. Şehri paylaşan hemşerilerin hem tarihsel hem kültürel bakımdan içinde var oldukları yaşam alanlarını sahiplendikleri bir demokrasi ortamı yaratılamamıştır. En azından karşıtlarını da hesaba katan denge yönetimi kurulamamıştır. Deneyim biriktiren uzmanlıklar, meslek odaları, üniversiteler bile kent üzerine alınan kararlara yeterince dahil olamamaktadır.

Bu anlamda Havagazı Fabrikası’nın yıkımına kadar gelen gelişmeler yabancısı olmadığımız ve bize dayatılan bir modeli tekrar gözler önüne sermektedir.

Ankara’nın modernleşmesinde bir adım

1929’da inşasına başlanan ve Ankara’ya 66 yıl boyunca hizmet veren Havagazı Fabrikası çok açık bir şekilde endüstri mirasıdır. Kentin oluşmasında hizmet vermiş, hafızalara girmiş, döneminin teknolojisini yansıtması bakımından da korunacak eser niteliğindedir.

1990 yılında İş Merkezi yapılmaya kalkışılarak yıkımına başlanmış bunun üzerine Mimarlara Odası Ankara Şubesi Koruma Kuruluna başvurmuş ve 1991 yılında yapı “taşınmaz kültür varlığı” olarak tescil edilmiştir.

Fabrikayı, Ankara’da doğal gaz şebekesine geçildikten sonra işlevsiz bırakıp, kentin tam ortasında bakımsız ve yıkılmakta olan bir harabeye dönüştürüp arkasından şehrin içinden atılması gereken “mezbele” demagojisi üretmek, kendi değerlerine ‘sahip çıkan’ muhafazakarların pek sık içine düştükleri anlaşılmaz çelişkilerdendir.

Tescil kararına karşı oyunlar

Gelişen Ankara’da Maltepe gibi kentin en merkezi yerinde yer alan bu tesisin yıkılması aşamasında endüstri mirası olarak tescil görmesi kent yönetiminin bu alan için düşündüğü projelerin önünü tıkamıştır. İşte bu noktadan sonra ülkemizde alışık olduğumuz “kanun devleti” manüplasyonları bakın nasıl gündeme geliyor:

Önce EGO tescil kararını kaldırmak için kurulun bu kararına itiraz ediyor. Ama Danıştay 6. Dairesi 1996/5342 sayılı kararla tescili onaylıyor, itirazı reddediyor. Böylece ”taşınmaz kültür varlığı” hükmü mahkeme tarafından da onay görmüş oluyor.

Sonra, kente ‘modern tesisler sunma’ azim ve bilincindeki kent yönetimi halka verdiği hizmet sözlerinin gereğini mahkeme kararına rağmen uygulamaya devam ediyor. Beğenmediği tescilin ‘düşmesi’ için harekete geçiyor. Tescil kararı veren kurulun bileşenleri değiştiriliyor ve Koruma Kurulu, Ankara’nın ‘biriken sorunlarından’ olan Güvenpark, Atatürk Kültür Merkezi Alanı, Ulus Tarihi Kent Merkezi, Gençlik parkı ve Havagazı Fabrikası ile ilgili operasyonların önünü açacak kararları üretiyor. Böylece mahkeme onayıyla da güçlenen Kurul Kararının hukuki dayanağı olan “tescil” yine aynı kurul tarafından geri alınmış oluyor.

Havagazı Fabrikası ile ilgili olarak bulunduğu yerin tescili devam ettirilirken fabrika binası tescilden düşürülüyor. (Bu arada teslim edelim ki söz konusu kurulun iki üyesi bu kararlara karşı çıkmışlardır.)

Gece yarısı operasyonları

Yıkımın gündüz gözüyle değil de, gece yarısı başlatılışı anlamlı doğrusu. En yetkilisine sorsanız, “modern Ankara’yı bir mezbeleden kurtarmışlar, kentin ortasındaki değerli alanı yaşama döndürme adımı” atmışlardır. Hem de bir gece vakti.

Toplumsal kesimlerle hiçbir uzlaşı arama gereksinimi duymayan, farklı fikirlere kendini kapadığı gibi Havagazı Fabrikası için yöneltilen itirazları aşmak için kanun-kurul düzenlemelerine girişen yönetimin gerçekte Ankara’ya getirdiği olsa olsa yıkım ve onun yıkıcı geleneği olabilir. Kendi akıl yürütme ve ‘bilgi’ yolunu dayatan, başka bir önermeyi bilimsel saymayan, örneğin mimarların görüşlerini ilkel bulduğu için dikkate almadığını söyleyen, bunun neredeyse tam tersini yapmaya çalışan zihniyet, gücü arkasına almış başka bir zorbalık sistemidir. Ön yargının ve bağnazlığın kent politikaları üzerinden şekillendirilmesi hukuk tanımazlığın bir üst aşaması ve yeni bir türü sayılmalıdır.

Ankara’nın oluşumundaki gelişimin bazı evrelerini görmezden gelerek, topluma mal olmuş kültür imgelerini yerinden etmeye kendini yetiştirmiş zihinsel yapı, kamu kaynaklarını kullanarak kendi yaptıklarını ve kendi estetiğini hiçbir tartışmaya mahal bırakmaksızın bütün kente zorlamaktadır.

Belki de bu gelişmelere karşı tepkilerin açığa çıkarılacağı mekanizmalar üzerine daha fazla düşünmek gerekir.

Havagazı Fabrikası ve alanı nasıl değerlendirilmeli?

Ülkemiz için endüstri mirası yapıların korunmasıyla ilgili hemen hatırlayabileceğimiz çok az örnek var elimizde. İstanbul Hasanpaşa Gazhanesi İTÜ projesiyle topluma kazandırılmak istendi ama proje başlatılmıyor. Silahtarağa Elektrik Santralı projesi şu anda sürüyor. Dünyada elbette bu konuda önemli örnekler var.

Hiçbir sanayileşmiş, gelişmiş toplum kendi modernleşmesine imkan veren dönemin sanayi yapılarını izleriyle birlikte ortadan kaldırılması gereken “mezbele” olarak görmüyor. Londra King Cross Gazometreleri alanında kentsel yenilemeye gidilmiş ama gazometresi, içine önerilen fonksiyonlarla yaşatılmaktadır. Yine Greenwich’de Milenyum Dome inşa edilmiş fakat gazometreler o dönemin hafızasını taşımaya devem etmektedir. Viyana örneğinde ise kentsel gelişmenin omurgalarından biri olan “sosyal konut” gazometrelerde değerlendirilmiştir. Budapeşte’de havagazı fabrikası Bilim Parkı olarak planlanmıştır.

Kentlerimiz yeniden yapılanırken ülkemiz kalkınma ve modernleşmesi içinde yer tutmuş endüstri yapıları yeni teknolojilerin gelişmesi ya da kent içlerinde kalakaldıkları için Ankara ve benzeri kent yönetimleri tarafından yok edilme, hafızlardan kazınma tehlikesindedir. Buna karşılık bu yapıların korunması ve alanlarıyla birlikte dönüşümü ülkemiz mimarlarının, plancılarının ve kentlilerinin tartışma konuları olmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir