ERBATUR ÇAVUŞOĞLU / Birgün
Meclis bugünlerde hastanelerin de, oteller gibi yıldız ve yıldızlara göre ücretlendirme konusunu görüşecek. Sosyal refah devletinin tavsiyesi ve özelleştirme politikaları ile kamu hizmetleri ve belediye servisleri “ödeyen hak eder” mantığıyla yeniden şekilleniyor. Ve şimdi de yıldızlı hastaneler gündeme geliyor. Zaten var olan “sağlığın sınıfsal ayrışması” tabelalara yansıyarak gözümüze sokulacak.
Hayatlarımız her geçen gün bir bilgisayar oyunundaki hayatlara daha da benziyor. Cebi-mizdekini harcadıkça, mücadele ettikçe gücümüz azalıyor, şekerleri, silahları, bonusları topladıkça, rakipleri alt ettikçe gücümüz, enerjimiz artıyor. Dayanışan, komşusu aç iken tok uyuyamayan bu toplumu böylesine değiştirebilen nedir, sadece Reagenizm, Thatcherizm benzeri bir Özalizm mi?
Nasıl bir dünya, nasıl bir ülkede yaşar olduk? Doğan her çocuğa dini, dili, ırkı, kökeni, cinsiyeti, ailenin sosyal statüsü vb. göre bir toplam kontör yükleniyor adeta. O kontörleri harcayarak eğitim alabilir, şifa bulabilir, kendini gerçekleştirip, hayata atılabilir, bir aile kurabilir, mülk edinebilir belki… Bunlara olabildiğince erişmek ve daha fazlasını, daha iyisini elde etmek için kontörlerini çoğaltabilir.
Küresel kapitalizm palazlandıkça, Ba-umann’m “defolu tüketiciler” diye ironik olarak tariflediği bir kesim de oluşuyor elbet. İnsan ya da vatandaş olarak görülmeyen, yeteneksiz, kontörsüz müşteriler bu defolu tüketiciler. Doğal seçilim yasasına göre bir süre sonra yok olup gidecekler şüphesiz. Onlar alışverişe, okula, hastaneye gittiğinde karşılarında: Yetersiz Kontör! Game Over! (oyun bitti) yazacak.
O zaman onlardan olmamak için çalışmalı, kazanan tarafta olmalı, dostları ekarte etme stratejilerinde uzmanlaşmalıyız. Bir bakışta en çok kazandıran şıkkı işaretleyip, rakiplere tuzaklar hazırlamalıyız. Bize kontör kazandırmayacak gereksiz şeylerle uğraşmadan yaşamalı, akılcı olmalı, kontör için yaşamalıyız.
Gençler arasında pek moda olan, yüzün, vücudun çeşitli bölgelerine takılan iğne ve küpeler var, şu piercing dedikleri… Oldum olası hiç hazzetmedim, hep ürküttü beni. Ama sanıyorum bir gün sistem, “Kontörlü Mahluklar” yapmayı başarırsa bizlerden, ben akıllı elektronik biletimi dilime piercing olarak taktıracağım, böylece kontör harcadıkça hem daha fazlasına erişmiş hem de kapitalizmi yeniden yalayarak kendimi gerçekleştirmiş olacağım.
Süreçte yeni bir şey yok, hayatlarımız epeydir zaten böyle. Değişen, tahakkümün görünür kılınması, doğallaşması, alenileşerek normale oturması. “Satılık Olmayan Bir Dünya” için her gün biraz daha gecikiyoruz. Satılık olmayan aşklar, satılık olmayan sanat, satılık olmayan bir hayat için uğraşanlara ve insanlığa inananlara saygılarımla…


