Denizli, Büyük Menderes nehrinin başlangıç bölgesinde, Honaz, Babadağ, Çökelez dağları arasında yer alan Lykos (Çürüksu) Vadisinde İç Ege’de, İzmir’den sonra bölgenin 2. büyük kentidir.
Bereketli toprakları, çalışkan insanları, ovaları, yaylaları dağları, ılıman iklimi ile yaşanılacak bir yerdir. İç Ege’de geçiş kavşağında yer alır. Güneye açılan kapıdır. Menderes Vadisi boyunca çok çeşitli ve bereketli ürünlerin yatağıdır. Vadide yetişen uzun lifli pamuğu ile tarihte bilinen Laodikeia mor koyunlarının yününden yapılan tekstil ve giyim kuşam ürünleri tüm Dünya’da namlıdır.
Tekstil tezgahları, bakırcılığı, ipekböcekçiliği ile 20 yüzyıl ortalarında zenginleşen kent 60 lı yıllardan sonra aldığı göç ile büyümüş işgücünü sanayide kullanarak bölgenin parlayan yıldızı olmuştur.
Denizli yurttaş profili ne sahillere, ne İç Anadolu’ya, ne Doğuya ne Karadenize benzer. Karnı tok, sırtı pek, işini bilir Denizli halkının kimseye eyvallahı olmayan ekonomik durumundan dolayı biraz da alaycı, küstahça, ukala tarafları olduğunu da dışarı çıktığımızda bize hep söylerler. Ama biz iyi, güzel hasletlerini, türkülerini, ürünlerini , sıcak kanlılığını anlatmaya çalışırız.
Genelde Denizlililerde bir nobranlık kendini beğenmişlik olduğu kabul görür. Kent merkezi için yakıştırılmalı bu.. Oysa ilçeleri , köyleri , Oğuzların farklı boylarından kırsal kesimi hiç de bu yakıştırılan tanımlamalara uymaz.
VEKİLLERİMİZ, SANATÇILARIMIZ, İŞİNSANLARIMIZ
Son zamanlarda Denizli yine kendisine adfedilen şekilde gündeme geliyor. Yazar Hasan Ali Toptaş’ın taciz iddiaları, haberleri ve kendisinin anlaşılmaz, saçma açıklamaları sanat Dünya’sında yankılanıyor.

Siyaset Dünyasında ise AKP Denizli milletvekillerinin mecliste, kürsüdeki hatiplere sözlü sataşmaları ülkede birinci sıralara oturdu. Vekil Nilgün Ök’ün kürsüden hatipe “.. 18 yıl önce araba var mıydı araba?” şeklinde sataşması, yine AKP li vekil Şahin Tin’in, kürdüde; “vatandaş aç, midesine kuru ekmek giriyor” diyen hatibe “..demek ki aç değil.” şeklinde sataşmaları halktan büyük tepkiler aldı. Sosyalmedya ve TV Kanallarının sataşmaları haberleştirmesi paylaşım rekorları kırması, birdenbire Denizli’ye çevirdi ilgiyi..
Bizi dahi onlarca arkadaşımız, iş insanı, sanatçı arıyor başka kentlerden.. Vekillerin “Saraylı edaları ve sözleri” anlaşılır, anlatılabilir söz ve tavırlar değil!..

Hele hele eserleri ile bir hayran kitlesi yaratmış yazar Toptaş’ın taciz konusunda önce özrü, sonra inkarı, ardından Milliyet gazetesindeki saçma röportajı bizleri ve hemşehrilerimizi yaralayan davranışlar..
N’OLUYOR BU DENİZLİLİLERE?!..
Burada dikkati çeken özellik Denizli’yi olumsuzluklarla andıran kişilerin tuzu kuru olmaları. Ekonomik statületinden dolayı bir yukarıdan bakış, kendini beğenmişlik, müstehzi bir eda, tavır hitap var. Hadi vekilleri biliyoruz.. iş insanları varsıl cenahtan.. Edepli olmadı beklenen bir yazar da sonradan görme olarak tanımlanabilir mi? Yakın çevresi “o yükünü düzdü. Bundan sonra kınanmış, verilen ödüller geri alınmış umurunda olmaz. Kitaplarının geliri ile beyler, ağalar gibi yaşar. ” diyor. Ama nasıl yaşar? “Yiğit bu Dünya’da nam için yaşar” derler.. Namı yerlerde süründükten sonra parası batsın!..

YAZICIOĞLU’NUN DENİZLİ BAKIŞI
Rahmetli Denizli valisi Recep Yazıcıoğlu lafını esirgemezdi. Onun Denizli’ye dair şu sözü kentte hep söylenir; ” Denizli’ye para, ahlaktan önce girmiş. Sonra parayı bulunca da ahlaka zaten ihtiyaç olmamış!..” Bu çok ağır bir değerlendirme. Son Denizli “incilerine” bakınca vali haklı mı acaba diyor ahali!..
Bu tür olumsuzluklar ve tuzu kuruların beyanları Denizli’yi yaralıyor..
Umarız güzel haberlerin sayısı daha fazla olur ve bu güzel kent, hakkı ile ülke ve dünya platformunda temsil edilir..
Esen kalınız sevgili okurlarımız..
Kaynak: Deha20



1 Yorum
Anonim
ülkenin geneli neyse her yerde aynı şeyler ortalamaya bağlı olarak çıkabiliyor. ortalamanın feci halde düştüğünü söylemeliyiz tabi.