Dışarıdan içeriye mektuplar | Emek verilen kent: Güçlü, dirençli ve güvenli /Ebru FİRİDİN

5 Dakika Okuma Süresi

Öğrencilik günlerinde dahi biliyorduk ki, kamu yararına, kent ve kentli için çalışacaklar, tabii ki yüzümüz kara çıkmadı. Ellerini taşın altına hiç çekinmeden koydular. Şehir plancısı olarak tam da yapmaları gerekeni yapma iradesini gösterip sorumluluk aldılar.

Dışarıdan içeriye mektuplar | Emek verilen kent: Güçlü, dirençli ve güvenli

Prof. Dr. Ebru Firidin – Mimar Sinan Üniversitesi – Şehir ve Bölge Planlama Öğretim Üyesi

İnsan emeğini en yüce değer biliriz. Nedeni basit, insanın diğer hayvanlardan farklı olarak üretebildiği bir yaşam, kültür ve uygarlık varsa eğer, bu emeğin ürünüdür. Uygarlığın düzeyi, emekle kurulan bu ilişkide yatıyor.

Kentler de bundan bağımsız olmadı hiç. 17 Ağustos 1999 depremi, tam da bu ilişkinin kente yansıması olarak ele alabileceğimiz, emekten yana toplumsal belleğin asla unutmayacağı günlerden biri, tıpkı ardından gelen diğer depremler ve 6 Şubat 2023 depremlerinde idrak ettiğimiz gibi. Eğer insan hayatı değerliyse ve eğer insan hataları yüzünden hayatlar kaybedilebiliyorsa, burada kentlerin nasıl yönetildiğine dair büyük soru işaretleri var demektir ve bu sorular bugünün değil, uzun zamandır kenti kullanım değeri yerine değişim değeri olarak gören, mesleki etiğin önüne patronaj ilişkilerini koyan bir sistemin acı sonucudur.

Kente nasıl emek verilir? Yetkin, mesleki etik değerlerine bağlı yöneticiler ve belediye başkanları, kentleri depremlere hazırlayan kişilerdir. İlk gençliklerini bildiğim Tayfun Kahraman, Gürkan Akgün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) üstlendikleri büyük sorumlulukla; R. Emrah Şahan ise Şişli Belediye Başkanı olarak bu uğurda emek verdiler. Öğrencilik günlerinde dahi biliyorduk ki, daha birçok sıra arkadaşları gibi kamu yararına, kent ve kentli için çalışacaklar, tabii ki yüzümüz kara çıkmadı. Ellerini taşın altına hiç çekinmeden koydular. Mezuniyetleri üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ kardeşim gibi gördüğüm, mesleki bilgi ve etik duruşlarına güvendiğim bu insanlar, şehir plancısı olarak tam da yapmaları gerekeni yapma iradesini gösterip sorumluluk aldılar. Tayfun, hızlı tarama yoluyla en zayıf binaları tespit etme ve mahalleleri daha dirençli kılma, Gezi Parkı’nın bir kamusal mekân olarak kalmasını sağlama iradesini gösterdi ama halen içeride, sağlık sorunlarına rağmen. Gürkan, tamamen sermaye eline bırakılmış bir dönüşüm modelinin ötesine geçip kamu desteğini yerel yönetimde örgütleyerek İstanbulluların daha dayanıklı mahallelerde yaşamasını kolaylaştırdı ama tutuklu yargılanıyor. R. Emrah Şahan, Şişlililerin hayatını kolaylaştıracak uygulamalara imza atarken bir yandan da deprem toplanma alanı olarak belirlenen kamu mülklerini koruma gayreti gösterdi ama tutuklu yargılanıyor. Depremden korunmak sadece “risksiz” kabul edilen binalarla değil, toplumsal dayanışmanın da örgütleneceği toplanma alanları ve kamusal mekânlarla mümkün.

***

Kişisel olarak tanımasam da iyi uygulamaları ile örnek olan diğer meslektaşlarımızı anmadan geçmek olmaz. Beylikdüzü Belediye Başkanı M. Murat Çalık, ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor ve gerçekten anlamakta zorlanıyoruz, tutuksuz yargılanmasının ne gibi bir sakıncası var? Çalık, Beylikdüzü’ndeki kamusal mekanlara sahip çıkmasının yanı sıra toplumsal ihtiyaçları önceleyen, böylece toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir yönetim anlayışı benimsedi. Ramazan Gülten, kamusal mekanları kentliye geri vermek için çabalayan, kamu yararını ve kentliyi önceleyen uygulamalara imza attı, şiddete maruz kalmasına rağmen. Buğra Gökçe, kentin toplumsal dirençliliğindeki kırılganlıklarını tespit eden çalışmalar yaptı ki toplumsal kırılganlıklar, afete dirençli kentin en büyük düşmanı. Toplumsal olarak daha eşit bir kent, daha dirençli bir kent.

***

Meslektaşlarımız, değişim değerinin önüne kullanım değerini, toplumsal ihtiyaçları, toplum ve kamu yararını benimseyen bir anlayışı halkla buluşturabildikleri için bize gurur ve güç veriyorlar. İyi uygulamaları dolayısıyla ödüllendirilmeleri gerekirken ödemekte oldukları bedeller çok ağır, hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sağlık sorunlarına rağmen içeride olmaları, Silivri’de kıyılan nikahlar, ailelerinden, çocuklarından ve yeni doğan bebeklerinin kokusundan bile uzakta bırakılmaları kente emek veren, afetlere dirençli bir kentin yolunu somut taşlarla ören arkadaşlarımıza yapılan büyük bir haksızlık. Afete dirençli kentler, sizin gibi meslektaşlarımız sayesinde mümkün. Var olun.

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir