ADNAN GENÇ / Birgün
Kesinlikle ‘halkçı değil’; ama belediyenin bugünkü halinden soyutlarsak ‘pragmatist’ de değil… Halkçı değil; çünkü halk istiyor diye değil ama sosyal yanı güçlü bir belediyenin yapacağı gibi pek çok konuda özenli ve değerli girişimleri olan bir yerel yönetim anlayışını kışkırtmak için çabalıyoruz…

“Beyoğlu’nda ağaçlar kesiliyor”. Mesele en tipik olarak bu haliyle gündeme geldi. Ağaçların kesilmesi kararı, kararı verenler, uygulayanlar, karşı çıkanlar çokça tartışıldı. Gerekli miydi, değil miydi; kesim kararı kim(ler) tarafından ve nasıl alındı; uygulama nasıl yapıldı? Bütünlüklü bir algıya ulaşabilmek için, sadece bu mesele etrafında dolanmak doğru olmayacak. Bu meselenin, AB uyum yönergelerinin hayat bulduğu bir ortamda “nasıl bir belediyecilik; nasıl bir yerel yönetim?” sorunsalı çerçevesinde ele alınması gerek. Konuya daha doğru bir bakış geliştirmek bağlamında ‘analitik’ bir görgüyle bir yazı kaleme almak, yaklaşmamızı kolaylaştıracak. (Elbette) işgüzarlık yapmak yerine işbirliğine adayız ve böyle çalışmayı da sürdürmek istiyoruz…

Analitik’ bir yöntemle diyorum; çünkü, ben 40 yıldır Beyoğlu’nda yaşıyorum ve daima aynı davranış kalıbının, belediye başkanlarının şahsi tutumlarıyla hayatiyet bulduğunu gözledim… 12 Eylül zamanında, general Abdullah Tırtıl, “Bugün saat 16’ya kadar saçakların tamamı 40 santimetreye inecek” buyurdu! İndirdik… Yarım gün içinde ustalar, merdivenler ve testereler bulundu; 1400 metrelik caddede yüzlerce dükkân, hepimiz hizaya girdik! Nurettin Sözen, tramvay raylarının döşenebilmesi için caddenin trafiğe kapatılacağını söyledi (aslında bugün için de doğru bir karardır) ama inşaat ne zaman başlayacak ve ne kadar sürecek, hiç bilemedik… İnşaat 6 ay sürdü ve banka kredisi alıp, ticari hayatımızı (manasız yere borçlanarak) sürdürmek zorunda kaldık. Rizeli Hüseyin Aslan isimli bir tekniker hemşerim geldi ve hakkını yememek lazım (!), şükür, hiçbir şey yapmadı (son belediye başkanlarımız da -hem Büyükşehir hem de Beyoğlu belediye başkanları- Rizelidir)!

HEP BAŞINA BUYRUK İŞLER

İBB Belediye Başkanı Kadir Topbaş henüz Beyoğlu’ndayken, İstanbul Valiliği bir platform kuruluşunu öngördü. Sivil toplum ve kamu bileşenlerinin bir arada olduğu bir platform olacaktı. Beyoğlu Platformu böyle oluştu: Beyoğlu Yerel Kalkınma ve Turizmi Geliştirme Komisyonu… Valilik ve belediyeye ek olarak turizm müdürlüğü, kaymakamlık ve emniyet müdürlüğü vb kamu bileşenleri tarafı ve meslek odaları, semt dernekleri, turizm odaklı kuruluşlar ve kimi STK’lar da sivil kesim tarafı… Bir araya gelip, her meseleyi daima meselenin taraflarıyla görüşmek üzere 4 yıldır çalışıyoruz…

Bu kurulun şöyle bir adabı var(dı); önümüze gelen/getirilen her türlü proje için tarafları bir araya getirmek; tartışmak, konuşmak ve öylece karara varmak… Geçmişten bir örnek: Talimhane için yapılan düzenlemeyi; otel sahipleri, yedek parça satıcıları, ikâmet edenler, minibüsçüler ve ilgilenenlerle defalarca toplanarak yaptık. Uygulama, hâlâ, toplantılar ve kurdukları dernek üzerinden sürüyor… Bugünden bir örnek: 2-3 yıl sürmesi planlanan Yeşilçam konulu projemiz için; sinema sektörü temsilcileri, sokak temsilcileri, mimarlar ve bizler (belediye başkanının da katılımıyla) bir araya geldik. Emek Sineması’nın cadde köşesindeki Serkldoryan’ın (Bilgi Üniversitesi’yle işbirliği yapılması umularak) sinema enstitüsü ve müzesine dönüştürülmesi, (Tarih Vakfı’yla ortaklaşılması düşünülerek) bir sözlü tarih çalışması yapılması, sokak zeminlerinin ve kimi binaların giydirilmesinin tasarımının yapılması konularını konuşuyoruz, görüşüyoruz… Zamanla gerçekleşecek ve bitirilecek… Kimi sokakların trafiğe kapatılması meselesinden sokaklara masa çıkarılması meselesine; İKSV’nin bienal için mekân arayışına çözümler bulunmasından binalardaki yangın merdiveni ve ses yalıtımı sorunlarının yeni yönetmeliklerle düzenlenmesine kadar, akla bile gelmeyecek yüzlerce meseleyi gündeme getirmeye ve çözümlemeye çalışıyoruz…

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER…

Gelelim kesilen ağaçlar meselesine… Bu memlekette yaşayıp yaşlanmayı (biraz da çaresiz olarak) kabullenip, yaşarken de yaptığımız muhalefetin ayakları yere basması için (burada köktenci bir ilkesellikle) “Bi’şeyler yapmalı” diyerek, bir arada tutunmaya çalışan bir toplamız… Belediyenin bir önceki döneminde sürdürdüğümüz çalışmanın niteliğiyle (Valilikle her dönem için eşgüdüm içindeyiz), bugünkü belediyenin ortak iş yapma algısını aynı teraziye koyamıyoruz… Sonuçta köklü bir yapısal değişikliğin ilkesel kararıyla, dönüşümün sağlanması yolundaki politik ve bütün teknik uygulamalardaki kararlılık her zaman ve her olayda aynılık göster(e)meyebiliyor. Ve Kadir beyin Beyoğlu başkanlığı sırasındaki büyükşe-hirle olan ‘uyumsuzluk sıkıntıları’ bugün için de benzeri bir biçimde tezahür edebiliyor: ‘Elektrik eksikliği ve mantalite farklılığı’ biçiminde!

Ağaçların kaldırılması (hem de benim tarafımdan) önerildiğinde; gelebilecek tepkileri elbette düşündük. Ağaçların kaldırılması, heyette bulunan ve çoğunluğunu solcuların/sosyal demokratların oluşturduğu insanlar tarafından, “Ne iyi olacak! AKP yıpra-nacak” türünden bir ‘alaturkalık’ ile öngörülmemişti. Esas olan, mimari ve tarihi değeri olan binaların ortaya çıkması; söz konusu binaların restorasyonlarının hızla yaptırılması ve hem yapıların hem de caddenin planlı bir biçimde çiçeklendirilmesini/gü-zelleştirilmesini sağlamaktı. Bunlardan birini yapmadığınızda ağaçların kaldırılması anlamsızlaşıyordu. Ama şu anki belediye ne yaptı: Bütün bu süreçleri bilme/öğrenme hevesi ve işbirliği içinde olma niyetinde olmadığı için (büyükşehirce) kaldırılan ağaçların yerine (inisiyatif sahibi yerel yönetimci ve halkın isteklerine uyan bir belediyeci olarak) büyük saksılar koymayı planladı! Amaç ne, hedefler nereye gitti? İki yıla yakın bir zamandır akıldan geçen, önerilen bir iş, caddenin zemin çalışması sırasına gündeme getirildi ve ilçe belediyesi de ‘aklımı seveyim’ türünden bir girişimle yeniden yeşillik icat etmeye başladı. Meşrep, adap, yol/yordam meselelerinde epeyce yol aldığımızı düşündüğümüz bir sırada olan işler böyle… Boşuna masraf ve erk gösterisi… Caddenin düzenlenmesi konusundaki sıkıntılara da azıcık değinmek gerekiyor… 12 trilyona mal olacak işlemin 11 trilyonu ödendi. İş bitti mi; hayır? Parası ödenmiş gibi görünüyor, iş niye bitmedi? Çünkü müteahhit firma (Güçlü İnşaat), “Paramı almadan çalışmam, her sokağı da yapmam” deyiverdi. Üstelik, kendileriyle ve sokak temsilcileriyle 3-4 kez toplanmışken. Toplanıp, hangi sokağa öncelik verilecek, nereden başlanacak ve örneğin büyük araçlar hangi saatlerde caddeye girecek gibi meseleler konuşulmuşken… Büyük-şehirden bir büyük bürokrat, “madem para istiyorsunuz, işi başlatın” dedi ve 96 sokak (86 bin metrekare) aynı anda kazıldı. İyi mi? İyi tabii, hak ediş böyle alınabiliyor çünkü… Bu da bizim dahlimizin pek az olduğu bir konu. Sadece yılbaşı öncesi cadde inşaatı bi-temeyeceği için büyükşehire ricacı olduk; inşaatı durdurduk ve etrafın temizlenmesini sağladık! Sonra da Taksim, Galatasaray ve Tünel meydanlarının özel olarak düzenlenmesi için gönüllü mimarların bir araya gelmesi için tarafları ikna etmeye çalıştık…

NE OLABİLİR, NASIL OLABİLİR?

Beyoğlu Platformu, çalışmalarını sürdürüyor. Belediyeye bugün için egemen olan anlayışın dönüşebileceğini de umarak, çalışmalarımızı sürdüreceğiz de… Sonuçta yerel kalkınma eksenli bir çalışma yapıyoruz ve temel bileşenimiz; anlayış ve uygulama farklılıkları taşısak da Beyoğlu Belediye Başkanı… Birbirimizi hazmederek, yapılanların Beyoğ-lu’nun daha kaliteli bir kent parçası olması yönünde; tarihten gelen özelliklerimizin farkında bir tutum içinde olmamız gerektiğinin bilincindeyiz… Karşılıklı olarak… Ama seçilmişin seçilme sebebi ve kendini kanıtlama sevdasını gözardı etmeyeceğiz… Durum, böyleden böyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir