İNCİ ŞAHİN OLGUN / Birgün
1980li yıllarda zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan tarafından “Küresel Kent” modeli ile tanıştırılan İstanbul, özel sermaye hedefli bir dizi kentsel projenin konusu haline getirilmiş, Boğaz yerleşimleri de bu proje alanlarından biri olarak belirlenmiştir. Günümüzde, özellikle Boğaz sırtlarında yer alan gecekondu bölgelerinin hemen yanıba-şında “yuppie” grubu için oluşturulan kapalı siteler, kent manzarası açısından ilginç imajlar oluşturmaktadır. Üçüncü köprüyle gündeme taşınan Arnavutköy de bu imajı en belirgin şekilde sergileyen Boğaz semtlerinden birisidir.

1940’lara kadar tarihi dokusunu ve heterojen nüfus yapısını, 1960’lara kadar ise Boğaz’a özgü endemik bitki örtüsünü koruyabilmiş bir Boğaz köyüdür Arnavutköy. Tarihi eser olarak tescil edilen ahşap evleri ve bir dönemin sosyal yapısının farklılığından hatıra binalarının nostaljik yerleşim havasını sürdüren semt, 1980’lerden itibaren vadi sırtlarındaki lüks konutların sakinlerini ağırlamaktadır.

Vadinin bir yanında Etiler bağlantılı Akmer-kez’in yer aldığı bu lüks konutlar artık, diğer yanda, Arnavutköy sırtlarında kendilerinden daha eski geçmişe sahip gecekondu yerleşimcilerinin yeni komşuları haline gelmiştir.

ETKİLEŞİM MEKÂNLARI

Arnavutköy vadisinin iki tarafında eşit yoğunlukta biçimlenen bu yan yanalık vadinin Batı tarafında biraz daha dikkat çekicidir. Hemen yanıbaşın-da lüks konutların ve okul arazisinin dikenli telle taçlandırılmış yükselen duvarları arasında kalan gecekondu yerleşimi, mekânsal yapılaşma açısından farklı bir görüntü oluşturur. Davranış geleneklerinin kişisel alanlara yansıtıldığı ve en küçük biriminden, bütününe kadar sosyal yapıyla ilişkilendirilerek tasarlanmış mekânda tanımlı bir kimliğin olması bu farkı yaratan nedenlerden biridir. Kentin pek çok yerinde manzaranın bütününe eklemlenen benzerleri gibi şehrin sunduğu fırsatlardan yararlanmak umuduyla -ağırlıklı olarak Karadeniz’den- göç eden kişiler tarafından kurulmuş olan yerleşim, gündelik hayatı sürdürme gayesi içinde mevcut duruma uyum sağlayabilmenin en temel ilkelerine sahiptir.

GECEKONDU YERLEŞİMİ

Belli bir iç içelik içinde binaların alelade konum-landırıldığı hissi yaşanan Arnavutköy gecekondu yerleşiminde, konutların mahremiyet çizgileri bellidir. Tül perdelerle örtülü pencereler mahremiyetin en belirgin ifadesiyse de topoğrafık yapıya uygun olarak oluşturulan özel alandan kamusal alana geçişler fiziksel mekândaki çözüm arayışlarının sonuçlarıdır. Coğrafi yapıya en az müdahale ile gerçekleştirilen dolaşım koridorları (merdivenler ve yollar) mekâna dair ilginç bakış noktaları oluştururken diğer taraftan geleneksel kent yapımızda var olan yarı özel-yarı kamusal paylaşımlı mekânları yaratmaktadır. Topografyanın eğimini kullanarak, farklı katmanlara yerleşmiş olan konutlara ulaşım merdivenli yollar vasıtasıyla sağlanırken, belli aralıklarla genişleyen basamaklar, konutların giriş teraslarına açılan ufak meydancıklar oluşturmaktadır. Bu şekilde mahremiyet ile birlikte işlevsel anlamda birçok ihtiyaç tarafından şekillenen mekânda özel mülkiyet ve kamu alanları neredeyse hiçbir ek separa-töre gerek kalmadan tanımlı hale getirilmiştir.

Bina gabarileri dışında, biçime dair çoklu bir beğeni sergileyen manzara, Arnavutköy’ün eski dokusundaki mimari özelliklere dair izler de taşımaktadır. Cumbalar, ferforje detayları, pencere biçimleri ve benzeri oluşumlar bulundukları çevreden kendi davranış geleneklerine dahil ettikleri ayrıntılarken, sebze veya ot yetiştirilen iple sınırlandırılmış küçücük bir bostan, bir çardak, açık hava fırını geçmişlerinden bugüne taşıdıkları gündelik hayata dair alışkanlıklarının ifa-deselliğini taşır. Birbirine benzer apartman bloklarından farklı olarak Arnavutköy gecekondu bölgesi özgün toplumsal çevrelerini yeniden yaratmaya çalışan insanların biraraya geldiği bir yeri tanımlamaktadır.

Metropolün önemli bir bölümü bulundukları çevreden kopuk ve kendi içlerine kapalı olarak kent yaşamını sürdüren mekânsal parçalara dönüşürken bu alanlar kentlileşme süreci içine kendilerini dahil etmeye çalışmaktadır. Kimliğinin ifade araçlarından vazgeçmeden, mekân kullanımını ve toplumla etkileşimini geliştirmeye çalışmakta, toplumsal mekanizmalar tarafından görmezden gelindiğindeyse kendi varlığını siyasal ya da mimari kurulu düzene zorla dayatmayı başarmakta ve popülist politikalardan aldığı primle çoğu zaman gayri resmi varoluşunu, resmi hale dönüştürebilmektedir.

Kenti her anlamda zorlayan ve çoğunlukla rahatsızlığa neden olan böylesi bir gelişme karşısında artık farklı bakış açılarına yönlenmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Özellikle ilçe strüktürüne ulaşamamış Arnavutköy benzeri gecekondu yerleşimlerinin kendilerini geleceğe nasıl taşıyacakları konusu açıklıkla masaya yatırılmalıdır.

KONDUNUN NİTELİĞİ ÖNEMLİ

Bu ele alışta hareket edilmesi gereken nokta apartman özentisi ‘kondu’ ile yaşam alanı yaratmaya çalışan ‘kondu’ arasındaki farkı değerlendirmede gösterilecek hassasiyete dayanmaktadır. Sadece bununla da sınırlı kalmayarak kente hem ekonomik hem sosyal olarak eklemlenmeye çalışan Arnavutköy benzeri gecekondu alanlarının, kentten her anlamda kendini soyutlamış “yuppie” siteleri ile yapılacak kıyaslamalarda da kentleşmenin ele alınışına dair sağlayacağı ipuçlarından yararlanılabilir.

Özellikle üzerine yapılandığı sosyal değerlere bağlı olarak birey ile kamusal alan arasında aktif ilişkilerin sıklıkla gözlemlendiği bu yerleşimler, tipolojileri gereği günümüzde zayıflayan toplum ilişkilerine pansuman olacak projelerin üretilmesine yardımcı olabilir. Dolayısıyla konuya sadece yasal mevzuat başlığı altında bakmak yeterli görülmemelidir. Kaldı ki ormanlık alanları yok etme pahasına Boğaz öngörünümünü tamamen kaplayan kaçak villalar ve onlara tanınan ayrıcalıklı kararlar düşünüldüğünde en küçük fırsatları bile sürdürülebilir bir yaşam için değerlendirmeye çalışan gecekondu yerleşimleri daha insancıl bir bakış açısıyla incelenmelidir. Kim bilir belki de kentsel mekânların oluşturulmasına ilişkin uzun zamandır pratiğe dökmeye çalıştığımız ideallerle dolu söylemlerimizin somutlaştırılmış cevaplarına buralardan ulaşabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir