AKP Kazandırdı

5 Dakika Okuma Süresi

HASAN KIVIRCIK
Beklenen meslek odası seçimleri gerçekleşti. Önce hiç komplekse kapılmadan kazanan liste ve yer alan üyeleri kutlayıp, çalışmalarında başarılar dileyelim.

Bu seçim ortamında mimarlık politikalarından daha çok “siyaset” konuşuldu ve zemin sürekli olarak “siyasileştirildi” Niye böyle olduğunu herhalde bu ortamı yaşayanlar ilerleyen günlerde farklı değerlendirmeler ile ortaya koyacaklardır.

%47 İLE ÜZÜLENLER RÖVANŞI ALDI

Geçtiğimiz yıl yapılan genel seçimlerde şok yaşandığını biliyoruz. AKP’nin %34 olan oylarından bırakın düşmeyi %47 lere gelmesiyle geniş halk kesimleri üzerinde beklenmedik soğuk su etkisi yarattığını, “cumhuriyet, birikimlerimiz, çağdaş yaşamımız, laikliğimiz,…” elden gidiyor diye yapılan çok büyük kitlesel gösterilerden sonra genel seçimlerde tam bir hezimet yaşandığını hep beraber gözledik.

Tıpkı o günlerdeki gibi ve “biz kaç kişiyiz” tarzı kampanyada olduğu gibi kendini karşıtlarıyla ifade etmeyi uygun bulan mevcut yönetim, kurguya “karanlığa karşı” bir çağrıyla başladı. Kendisi gibi ‘çağdaş’, ‘demokrat’ olmayanları, modern hayatı savunmayanları ötekileştiren bu ilan metni açıkça siyasal bir karşıtlıktan besleniyordu.

Mimarlar odası üyeleri arasında AKP ve benzer görüşlerde oluşan kümelenmenin çok az olduğu ve aslında herhangi bir şekilde yönetim kaptırma tehlikesi bulunmadığı halde milyonluk mitinglerdeki hamasetin benzerinin oda seçimleri öncesinde kurgulanması manidardı.

Nitekim bu yolla karşılarına kim çıkarsa çıksın en azından AKP yandaşlığı ile suçlanabileceği iklim yaratıldıktan sonra seçimlerde başka bir liste ile katılan “mimarlık için mimarlar” grubunun daha yaratıcı bir şekilde “işbirlikçi, kent yağmacısı, projeci, …” nitelemeleri buna eklenebilirdi.

Burada anahtar ivmeyi, meslek odasının gerçekten çağdaş değerlere sahip çıkan, modern yaşamı savunan üyelerine “tehlike yaratan grubun” ihbar edilmesi kolaylığı oluşturuyordu. Son gece, İngiltere’den gönderildiği anlaşılan ve dava açıldığında kolayca kimsenin sahiplenmeyeceği “AKP liler mimarlık için mimarlar grubunu destekliyor” sms mesajının yollanmasıyla operasyon tamamlanıyordu.

‘DEMOKRAT’ CEPHENİN MUHTEŞEM DAYANIŞMASINDAN YENİ BİR ‘ENTERNASYONALİZME’

Yukarıdaki tablo konunun uzmanları tarafından tamamlanınca, sol geleneğin son temsilcileri, sosyal demokrat kesimler, TMMOB ye bağlı mimarlar odası dışındaki kaygılı diğer odacıları “AKP ye karşı” olma temelinde ‘enternasyonal’ bağlaşıklarını hafıza tazeleyip oluşturaracak cephe için nesnel durum ortaya çıktı. Somut durumun somut tahlilini yapan sol gelenekçiler zaman zaman eleştirdikleri oda yönetimini kollarının arasına alıp, daha büyük bir ‘tehlikeden’ korumak için el ele verdiler.

Toplumsal hayatta izlerine nerdeyse hiç rastlayamadığımız, hayatın dönüşmesi sırasında buluşturulamayan bu eşsiz dayanışmanın meslek odası örgütünü bu denli koruma altına alıp, varsaydığı ‘düşmana’ karşı savunması, küresel çağda yeni bir ‘direnme’ çizgisini de hepimizin önüne serdi: Daha iyi bir dünya ya da daha iyi bir gelecek için, daha nitelikli ve etkin bir meslek odası değil, daha fazla mevcudu koruyan örgüt yapıları yaşasın.

%47 ile kaybedilen prestijin bir bölümünün esasında AKP nin olmadığı bir alanda temsili AKP güçleri karalaması yaratılarak ‘kazanılması’ ibret alınası bir durumdur.

Bu temsilde görev alan ‘sol’ güçler, meslek odası savunucuları, başka illerden koşup gelip ‘dayanışmacı’ meslek odası figürleri sergileyenlerin oluşturdukları politik eksen ile yeni bir okumayı hakketiklerini, yeni dönemin halk muhalefetinin biçimlenmesinde ‘örnek’ teşkil ettiklerini burada atlamadan teslim etmemiz gerekir.

Hak mücadelesi anlayışından vazgeçilmiş, elde olan ‘örgütlü’ yapılar her ne pahasına olursa olsun bizde kalsın anlayışı taçlandırılmıştır. Uzun zamandır siyasal arenada örneklerini bildiğimiz şekilde, kendi dışına kapalı, kendi iç alanını mücadele yeri sayan ve giderek koruma duvarlarıyla sarılan yeni örgütlenme tipolojileri meşrulaşmıştır. Bu siyasal kemikleşmenin ayrıca kendini var edeceği başka bir alan da yoktur.

Rövanşizmin ideolojiler üstü (ya da içi…) bir ülke geleneği olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.

‘Sol’ muhafazakarlaşmayı tek çıkar yol olarak görmeye başlamışsa farklı görüşlerin konuşulması, demokratik tartışma yolları bitmiş demektir.

Güncel siyasetten meslek politikasına kadar “güç göstermek ve kullanmanın” tek siyaset etme yolu olarak seçildiğinin tam olarak belirlenmesi ise bundan sonraki demokratik mücadele perspektifin algılanması açısından fazlasıyla aydınlatıcıdır.

İşte bu koşullarda gerçekleşen meslek odası genel kurulu ve seçimlerinde, demokratik açılımın yerini korku, meslek politikası geliştirmelerinin yerini “AKP geliyor, odamızı elden gitmesin” kaygısının alması birçok reel dengeyle de uyumludur.

Görülmektedir ki, siyasal iktidara karşı sözü olması gereken, üretim ve eylemleri bulunması icap eden yapıların, sahici birinci görevlerinde başarılı olamadıkça büzülmesi, içine kapanması kaçınılmazdır. Başka bir değişle AKP nin ülke genelinde alternatifsiz kalması bir gerçeklik olduğu sürece bu geri çekilmenin devam etmesi, demokratik yapıların kendi içinde ‘örgütü kurtarma’ başarılarını yaşamayı sürdürmesi doğal bir şeydir.

Örgüt içi başarınızı bir kez daha kutluyoruz…