MURAT TABANLIOĞLU / Radikal
AKM’nin opera ve konser salonları mimari ve inşaat açısından pahalı yatırımlardır. Manevi nedenlerin yanı sıra AKM binasının şu anki haliyle taşıdığı maddi değeri yıkılmaması için önemli bir gerekçedir.

Bakanlık binanın ekonomik ömrünü tamamladığını belirtmiş, teknik ve malzeme yönünden yaşlanmış olmasını yıkım nedeni olarak göstermiştir. Ancak devamlılık arz eden ilke kararı var, 1999 kararı tescil ilkeleri geçerli, dolayısıyla tescil buna engel, binanın teknik olarak eskimiş veya yetersiz kalmış olması tescilin kalkmasına yeterli değil. Ayrıca Mayıs 1964’de İkinci Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi’nde imzalanan Venedik Tüzüğü’nde yer alan maddelerde de vurgulandığı gibi ‘Önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleşme’ olması yapının korunmasını öngörür. Bu bağlamda AKM salt bina değil bir simge yapıdır. Cumhuriyet dönemi Türkiye mimarisine örnek ve bir Türk mimarın tasarımı olan az sayıda yapıdan biri olmasının yanı sıra döneminde Avrupa’da inşa edilen yapıların sahip olduğu altyapı ve donanıma sahiptir. Örneğin alüminyum giydirme cephesi Türkiye’deki ilk uygulamadır.

AKM’nin opera ve konser salonları mimari ve inşaat açısından pahalı yatırımlardır; manevi nedenlerin yanı sıra AKM binasının şu anki haliyle taşıdığı maddi değeri yıkılmaması için önemli bir gerekçedir. Mali kaynak yaratılabilse dahi, bu gibi işlevleri barındıran bir yapının yeniden inşa edilmesi uzun yıllar sürecektir, ki sadece yıkım masrafı bile oldukça büyüktür.

Dünyada sürdürülebilirlik çizgisinde, var olan değerleri yenileme uygulamaları neredeyse bir zaruret olarak desteklenirken yıkıp yeniden yapmak yerine işlevlerin yeniden değerlendirildiği, statik ve teknik altyapının güçlendirildiği bir renovasyon çalışması mümkün ve akılcı olan çözümdür. Örneğin Fransa’da iki yıllık bir yenileme sürecinden sonra 2000’de yeniden açılan Pompidou da AKM’nin ikinci açılışıyla aynı yılda 1977’de tamamlanmış bir binadır, ve başarılı bir yenileme uygulamasıyla güncellenmiştir.

Biz Tabanlıoğlu olarak 1999’da ‘Yeniden AKM’ sloganıyla bugünün şartlarına uygun bir konsept çalışması yapmıştık, konunun teknik uzmanlarına danışmayı sürdürüyoruz. Bu kültür yapısının ana fonksiyonları opera ve baledir, bu anlamda altyapı güncellenmeli ulusal ve uluslararası gösterilerin sahnelenmesine uygun, saygın bir mekân düzeyine getirilmelidir, bununla eşzamanlı olarak bu sanat dallarına karşı duyarlılık ve ilgiyi artıracak bilinçlendirme kampanyaları sürdürülmeli ve bu faaliyetlerle binanın canlı, etkin kalması sağlanmalıdır.

Opera şemaları sabittir, binanın aslı/kalbi, ana sahne, yan sahneler ve arka sahnesiyle bütün dünyada aynı formdadır. Akustik nedenler ve seyirci sayısı açısından dünya standardı 1500 kişilik salonlardır. Bunun en yeni başarılı örneklerinden biri, 1500 kişilik Oslo Operası’dır. Sahne arkası, soyunma ve tesisat odaları gibi teknik birimlerin yenilenmesi sağlanmalıdır.

Ek mekânlar yeniden ele alınmalı, örneğin büyük dekor ve malzeme depoları tüm dünyada olduğu şekliyle şehir dışında bir binaya nakledilmeli, bundan tasarruf edilen kıymetli alan tiyatro, sinema, müze, sergi salonu, galeriler, ‘design shop’lar, kafeler gibi sosyal kültürel amaçlı alanlar olarak değerlendirilmelidir. 10 bin metre kadar olan bu alanda işletmeyi destekleyen gelir getiren birimler oluşturulmalıdır. Örneğin Londra Royal Opera’da bu uygulanmış ve yerine yeni işlevler üstlenen mekânlar kazanılmıştır. Çok büyük olan fuayelerde çok maksatlı dönüşebilir bölmeler elde etmeye elverişli sistemler uygulanmalı, gerektiğinde bir opera gösterisi sürerken dahi, meydana bakan bölümde bağımsız toplantı salonları olarak kullanılabilmeli. Dünyadaki ilk örneklerden olan ‘Curtain wall’, giydirme cephenin arkasındaki tek cam daha kullanışlı, teknolojik bir camla değiştirilmeli.

AKM’nin mimarı Dr. Hayati Tabanlıoğlu’ndan alıntı ile “Binanın sürekli hizmete hazır tutulabilmesi için işletme ve bakım örgütünün her aşamada, eğitilmiş elemanların sağlanmasıyla birlikte, tesislerin gerektirdiği yedek malzeme bulundurmalı, uzmanlar kotrolünde periyodik bakım ve onarımlar yapılmalıdır” konuya siyasi değil çözümcü yaklaşmak gerekir, biz konuyu mimari olarak ele alırken kültürel mirasımıza sahip çıkmak gerektiğini de savunuyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir