Mimarlıktaki onlarca yılı boyunca, Fumihiko Maki, Pritzker Ödülü(1993) ve japonya’nın Praemium Imperiale Ödülü(1999) de dahil olmak üzere etkileyici bir ödül koleksiyonuna sahip. Amerikan Mimarlar Enstitüsü, Altın Madalya’yı Sam Fox Okulu Tasarımı ve MIT Media Laboratuarı projeleriyle tanınan Fumihiko Maki’ye layık gördü.

Hem Tokyo Üniversitesi hem de Harvard Tasarım Okulu mezunu olan Maki, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan ilk japon mimarlardan biri oldu. 1954 yılında Harvard ‘tan mezun olduktan sonra, 1965 yılında Tokyo’daki kendi uygulamasının açılışına kadar ABD’de çalıştı.
Bugüne kadar, Maki and Associates dünya çapında bir dizi proje tamamladı. Firma şu anda yurt dışındaki diğer yapılara ek olarak, Dünya Ticaret Merkezi geliştirme, Tower 4 üzerinde çalışıyor.
Architectural Record’un Tokyo Muhabiri Naomi Pollock, ABD ile mimarın uzun süredir devam eden ilişkisini tartışmak üzere Maki ile bir araya geldi.

Cambridge MIT Media Laboratuarı, Massachusetts
Naomi Pollock: Amerikan Mimarlar Enstitüsü Altın Madalya ödülü sizin içine ne ifade ediyor?
Fumihiko Maki: Ben, benim biçimlendiğim 1950’li ve 1960’lı yılları Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdim. O zamandan beri, başta çoğunlukla akademik etkinliklere katılmak için, sonralarda ise mimari projeler üzerinde çalışmak için sık sık Amerika’yı ziyaret etmeye devam ettim. Neredeyse 60 yıl kadar uzun bir süredir ABD ile ilişki içerisinde olduğumdan orası için benim ikinci ülkem diyebilirim. Bu nedenle, Amerikan Mimarlar Enstitüsünden aldığım bu ödül benim için büyük bir onur.

Annenberg Public Policy Center binası
NP: Şimdi Kuzey Amerika’da hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
FM: Kuzey’den başlayarak, Toronto’da Ağa Han Müzesi’ ni inşaa ediyoruz . Ve Dünya Ticaret Merkezi’nde Tower 4 yakında geliyor. Ayrıca Doğu Hannover, New jersey’de Novartis için yeni bir ilaç araştırma binası tasarlıyoruz. Bunun yanı sıra Lehman şokundan sonra duran, New York’taki 51 Astor Place projemiz var.
NP: Kariyerinizin başlangıcında uygulamalarınızın bu kadar uluslar arası kapsamda olacağını umuyor muydunuz?
FM: Bu kadar değil. Ama Washington Üniversite’sinde ders verirken kariyerimdeki ilk bina tasarımı olan, 1960 yılında tamamlanan Steinberg Hall’ü tasarlama fırsatı yakaladım. Aynı yıl, japonya’da ilk görevim olan Nagoya Üniversitesi Toyoda Hall’ü tasarlama şansı buldum. Böylece benim yaptığım ilk iki bina – biri ABD’de diğeri japonya’da – ikisi de kurumsal projelerdi. 50 yıl sonra Steinberg Hall genişletilmek istendi. Ayrıca Toyoda Hall’ü yenilemem istendi. Böylece, bu işe genç yaşta başlamış olmamdan dolayı her iki binanın ikinci aşama tasarımlarını yapmış oldum.
NP: ABD’de çalışmış ve deneyim kazanmış olmanızın, japonya’daki uygulamalarınız üzerinde ne gibi bir etkisi oldu?
FM: Bir öğrenci olarak, bir öğretmen olarak ve bir mimar olarak bazı şeyleri ABD’de öğrenmek, benim için japonya’da da yarar sağlayacak çok değerli bir deneyim oldu. 1950’lerde ABD, teknolojik olarak iddialı bir proje yaratabileceğiniz ya da yeni bir kentsel gelişim uygulayabileceğiniz tek ülkeydi.
NP: Kendi mimari yaklaşımınızı nasıl tanımlıyorsunuz? Size ne ilham verir?
FM: japonya’daki mimari basında, ilk projelerimle tanınma şansım oldu. Ama – bir mimar olarak – benim için en önemli ve en tatmin edici şeylerden biri; müşteriler ve ziyaretçiler tarafından tanınmam. Örneğin; şu an Nagoya Üniversite’sindeki üçüncü binamızı tasarlıyoruz. Bu süreklilik ve işbirliği beni memnun ediyor. Bu bir çeşit yaptığımız şeyin iyi olduğunun onayı.

Corbusier-villa kentsel proje çalışması
NP: Kavramsal olarak, her projenizde yeni fikirler mi ararsınız, yoksa eski fikirleri yeniden düzenlemeyi mi tercih edersiniz?
FM: Ben her zaman mekansal kompozisyonda ya da mimari ifadede yeni bir şeyler denemeyi isterim. Ama bir tasarım üzerinde karar vermeden önce, ben kendime şu soruyu sormalıyım: “bu, gerçekten kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılıyor mu ya da yeterince iyi mi? Bu tip bir yaklaşım benim tasarımı aşırı cüretkar olmaktan koruyacaktır. Bugün anlıyorum ki bazı geliştiriciler mimarlardan göz alıcı veya ikonik,simgesel binalar dizayn etmelerini istiyorlar. Neyse ki, şimdiye kadar benim bu tip bir müşterim olmadı.
NP: ABD’de inşaat uygulamaları oldukça farklı. Kendi yüksek standartlarınızı bu duruma nasıl adapte ediyorsunuz?

Tokyo Metropolitan Spor Salonu
FM: Ortak çalıştığınız mimarların seçimi çok, çok önemli. Onlar yetenekli, becerikli aynı zamanda ne yapmaya çalıştığımızı anlıyor olmalılar. MIT Media Lab’da dış detaylar oldukça ayrıntılıydı ve iyi imalatçılar gerekiyordu. Genel uygulama, teklif vermek için mimarlar ve mühendislerin inşaat belgelerini düzenlemesidir. Çoğu zaman – tasarım aşamasında bile – daha güçlü, daha sıkı bir koordinasyon için imalatçılar ile görüşürüz. Ve MIT gibi bazı durumlarda müşteriler, kaliteli Amerikalı ve japon üreticilerin bizimle birlikte çalışmasını onaylıyorlar.

Söyleşiyi yapan : Naomi Pollock
Fotoğraflar : Anton Grassl
Kaynak : Architectural Record
Çeviri : İmge Kıvırcık



1 Yorum
naci zaman
modern dönemlerin mimarları bugün biraz gözden uzakta, dönemlerini bitirmiş gibi görünüyorlar. ancak esaslı mimarlar bu kuşak.