Troy’a yeni bir Gösteri Sanatları Merkezi

4 Dakika Okuma Süresi

Mimar: Grimshaw Architects

New York’un Troy şehrinde bulunan Rensselaer kampüsünün yanına, yeni bir Deneysel Medya ve Gösteri Sanatları Merkezi açıldı.

Merkez, dört ayrı işlevi tek bir çatı altında topluyor: 1200 kişilik konser salonu, 400 kişilik tiyatro ve iki adet müzik stüdyosu. Yapıda aynı zamanda sanatçılar için özel stüdyolar, görsel ve işitsel yapım merkezi ve öğrenciler için diğer aktivite alanları da bulunuyor.

Tasarım, geleneksel ve deneysel çalışmaları bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Yapının girişi tepedeyken, konser salonunun yamaca kurulmuş olması, bu iki alan arasında geniş bir boşluk kalmasını sağlıyor. Binaya giren ziyaretçi, aşağı baktığında ana avluyu ve konser salonuna girmeye hazırlanan diğer ziyaretçileri görebiliyor.

Konser salonuna giriş, avlunun etrafında iskeleye benzer şekilde dizilen yüksek yürüyüş yollarıyla sağlanıyor.

Yüksekliğin bu şekilde kullanışmış olması, Troy şehrine ve hemen yakındaki Hudson Nehri’ne yüksekten bir bakış atmayı da mümkün kılıyor.

Yapının kuzey cephesi, tamamen camdan bir duvarla örülmüş. Böylece şehirle bu merkez arasında bir tür şeffaflık oluşturuluyor. Cam cephe, aynı zamanda günışığının avluya dolmasını sağlıyor. Akşam vakitlerindeyse özel aydınlatma sistemlerinin kullanılmasıyla, çok uzaklardan dahi fark edilebilecek anıtsal bir yapı olarak fark ediliyor.

“Ayakkabı kutusu” formatında tasarlanmış olan konser salonu, öncelikli olarak senfoni orkestraları için düşünülse de, sunumlar, film gösterimleri ve dans şovları için de uygun bir ortam sağlıyor. Zemin ve alçak duvarlar akçaağaçla kaplanmış. Daha yüksekteki duvarlar ise alçıtaşı ve prefabrik taş gibi ses yalıtımı daha kuvvetli malzemelerle inşa edilmiş. Salon, akustik dağılımı en iyi şekilde ayarlamak üzere tasarlanmış.

Salonun tavanı, bir milimetreden daha ince bir panelden oluşuyor. Bu panel, paslanmaz çelik kablolarla destekleniyor. Salon aynı zamanda değişik frekanstaki seslere uygun şekilde tasarlanmış. Tavandaki ince paneller ışıklandırıldığında, ortaya sade ve hoş bir manzara çıkıyor.

Tiyatro, deneysel sanatçıların ve öğrencilerin her türlü ihtiyacını karşılayacak, en yüksek standartta malzemelerle donatılmış. Koltukların yerlerinin değiştirilebilir olması, sanatçılara daha özgün ve serbest bir sahne tasarımı imkânı sunuyor. Burada da zemin akçaağaçla kaplanmış, ancak mimarî olarak baktığımızda konser salonuna göre daha az resmî bir havada olduğunu söyleyebiliriz.

1 numaralı stüdyo, içinde asgarî düzeyde mimarî detay bulunan, çok kullanışlı ve işlevsel bir müzik stüdyosu olarak tasarlanmış. Duvarlar tamamen akustiğe uygun malzemeyle kaplanmış ve mat siyah boyayla boyanmış.

2 numaralı stüdyo, daha çok görsel sunumlara ayrılmışsa da, 1 numaralı stüdyonun kardeşi gibi görünüyor. Burada müzik resitalleri de verilebildiğinden, daha aydınlık bir mimarî hâkim. Bu stüdyonun duvarları ise fildişi rengiyle boyanmış.

Merkez, mühendislik ve teknoloji açısından da bir başyapıt. Yapının içindeki her bir bölüm, diğerini etkilemeyecek şekilde akustik yalıtımla donatılmış. Havalandırma sistemlerinin sessiz çalışması için büyük çaba sarf edilmiş ve bu nedenle koltukların altından geçirilmesi sağlanmış.

1860 metrekarelik devasa cam duvarın arasındaki tirizlerden sıcak hava geçişi sağlanıyor. Böylece New York’un soğuk kışının yapının içini daha az etkilemesi amaçlanıyor. Bu teknoloji, bu merkezle birlikte ABD’de ilk kez kullanılmış oluyor.

Kaynak: Arcspace
Çeviri:Mimdap

2 Yorum

  1. deniz burçak

    birçok belediye halkla ilişkileri iyi gitsin diye birçok kültür merkezi inşa ediyor ama bir tane troy gibisi yok bizde çok gerilerdeyiz

  2. neslihan güneş

    deneysel bir tasarım çalışması… sanki antik tiyatrolar gibi yamacın kullanılması, ayakkabı kutusu formu çok etkileyici. yine lobi boşuğundaki ahşap kaplı hacim farklılık oluşturan bir espiri. çok güzel bir proje

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir