Oditoryuma beton gölgelik

2 Dakika Okuma Süresi

Mimar: Serero Mimarlık

Fransa’da, St. Cyprien’de bulunan oditoryum için tasarlanan beton gölgelik, içinde çınar, akasya, çam ve kavak ağaçlarının yer aldığı bir parkın tam ortasında bulunuyor.

Ağaçların güneş ışığı altında yarattığı gölgelerden etkilenen Serero Mimarlık, kullandığı bilgisayar programının da yardımıyla hazırladığı tasarımda, kendisini asla tekrar etmeyen ve standartların dışında bir gölgelik tasarlamayı başardı.

Binanın çatısında, farklı geometrik şekillerde oluşan basit fakat kompleks bir görünüm var.

Çatıyı bu şekilde tasarlayarak, binayı çevreden izole etmektense, onu çevreye eklemlemek ve parktaki ağaçların oluşturduğu ritme binayı da dâhil etmek amaçlanmış.

David Serero, tasarım için şunları söylüyor:

“Ağaçlar benim için hep birer ilham kaynağı olmuştur. Basit şekilleri olan kompleks yapılar oluştururlar, ayrıca zaman içinde devamlı büyümeye ve gelişmeyi sürdürürler. Modern mimarlıkta sürekli bir “kendini yineleme” hevesi varken, doğadaki objeler sonsuz çeşitlilik arz eder. Biz de tasarımımızda bu yaklaşımdan etkilendik.”

Üzerinde yumurta şeklinde delikler bulunan çift katlı beton kabuk, yaprakların oluşturduğu gölgelerden etkilenerek, bir tür ağaç yaprağı görüntüsü oluşturuyor.

Lobiyi ve oditoryumu güneşten koruyan dış kabuk geniş bir deniz şemsiyesini andırırken; içerideki camdan ve betondan yapılma kabuk, içerinin ısısını ayarlamaya yardımcı oluyor.

Oditoryumda olabilecek en samimi ve esnek ortamın sağlanması amacıyla, oditoryum farklı boyutlarda yedi ayrı bölgeye ayrılmış. İçerideki ahşap duvarlar, konserler ve film gösterimleri için elverişli akustik şartları oluşturmaya yarıyor.

Yapı, içerideki atmosferi düzene oturtmak amacıyla yaşayan bir kabuk gibi tasarlanmış. Gün boyunca güneş ışığı oditoryumun içine girerek doğal ışık kaynağı oluşturuyor. Akşam olunca deliklerin içine yerleştirilen ışık kaynaklarından salonun aydınlanması sağlanıyor.

Delikler aynı zamanda yaz aylarında yapıyı soğuturken, kış aylarında ısınmayı da sağlıyor. Binanın güney kısmına yerleştirilen paneller, bina için gerekli enerjiyi üretmeye yardımcı oluyor.

Kaynak: Arcspace

6 Yorum

  1. Nazmi Yiğit

    ekstradan yerleştirilmiş bir sistem bile olsa tasarımın tümüyle çok sahici bir bütünlük arzediyor. saçak adı bence işin, bu resmen yapı kabuğu…

  2. Gamze Gökalp

    görseller ve kesitlerden anladığım kadarıyla bahsedilen kabuk oditoryum binası çözüldükten sonra üzerine ekstradan yerleştirilmiş bir sistem. Ya da en azından konser salonunu değilse bile fuayeyi kapatmak için kullanılıyor. Yanılmıyorsam burada Sydney opera binasındaki gibi bir durum söz konusu.Kabuk üzerine kabuk..Çatının verdiği görüntünün estetik değerine diyecek birşeyim yok ama mimarı olarak bu yaklaşım tartışmaya açık bence..

  3. azmi açıkdil

    Herşeye kulp takmayı anlayamadım.Yapılanın yaratıcılıkla alakası yok.Böyle bir görüntü kamuflaj olarak zaten kullanılıyor du o da bunu projeye uyarlamış neyi yaratmış ki.

  4. kenan can siper

    azmi bey siz herşeyi ne kadar basite alıyorsunuz ve “yapılana kulp takmak” gibi bütün yaratıcılıkları sıfırlayan bir dili rahatça kullanıyorsunuz. radikal eleştiri iyi güzel de içinde mimarlık olan konulara sosyal mevzulardaki gibi dalışınız doğru değil. burada şimdi dünyada denenen “kuş kafesi” strüktür ve bütüncül tasarımının izleri var eğer farkediyorsanız. geliştirilmiş ve dönüştürülmüş bir yorumu var çok çağdaş. mevsim, yöreye uygunluk, topoğrafya gibi sorgulamaları çok çok aşmış tasarımlar bunlar.
    biraz böyle bakabilir miyiz acaba?

  5. Arkın Utku

    Oldukça katmanlı bir yapıyı görüyorum ben. bulunduğu alana iyi uyum sağlamış bir bina. iyi bir soyutlama yeteneğinin ve analiz çalışmasının bir ürünü. birkaç saat alanı gezip, ardından masa başında yapılmış bir çizim olmadığı kesin. Tabii Türkiye’de böyle mimarîlerin anlaşılabilmesi için, zannımca en azından bir iki nesil daha geçmesi gerekecek.

  6. azmi açıkdil

    Mimarlık önce tasarlayıp sonra kılıfına uydurma sanatı değildir.O zaman sanat olmaz.Bu düşünce askerlikte kamuflaj olarak zaten kullanılıyor.Yok ağaçlardan esinlendik yok sera etkisi falan.Bunlar yapılana kulp takmaktan öte birşey değil bu yorumları herhalde bizimkiler çevirirken yapıyorlar çok basit ifadeler.Tasarı yöreye uygun mu evet ,olmuş mu olmuş.Birde mevsimlere göre değişen renkler olsaydı !

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir