Mimar: Christoph Mayrhofer
Viyana’nın 60 km batısındaki Mautern gibi nezih bir yerde bile, özensiz ve kötü inşa edilmiş evler bulmak mümkün oluyor. Zevksiz apartman bloklarının sıra sıra dizildiği bu mekânda farklı bir aile evi inşa etmek, mimar Christoph Mayrhofer için çözmesi gereken ilk sıkıntı olmuş.
Mimarın lisede öğretmenlik yapan müşterilerinin asıl istediği, ABD’deki diğer inşaat firmalarının ezberden yaptığı “katalog” evlerinden bir tanesi olmuş. Ancak Mayrhofer, ürettiği modernist ve yenilikçi fikirlerle, aileye çok daha farklı bir seçenek sunmayı başarmış.


Ailenin öncelikli isteklerinden bir tanesi, 4000 kitaplık arşivlerini sığdırabilecek bir oda ile, bahçeye bakan sakin ve ferah okuma ve çalışma odası olmuş. Bir diğer talepleri ise, evin hemen karşısındaki üzüm bağı manzarasının, evin olabildiğince fazla noktasından görülebilir olmasıymış.
Mayrhofer’ın yüzleşmesi gereken bir diğer sorun ise, müşterilerinin modern mimarîden fazla haz etmemeleri olmuş. Ünlü mimar, “Onlara sunduğum proje, en başta onları kaygılandırdı. Kafalarında güncel ve modern bir mimarî tarzından ziyade, daha hazır üretim bir tasarım vardı. Ancak uzun süreli konuşmalarımızın ardından, alışılageldik tarzda bir yapının onları memnun etmeyeceğine ikna oldular” diye konuşuyor.


Mimar ve müşterisi arasındaki uzun görüşmelerin ardından, ortaya iki katlı, iki yatak odalı, üç banyolu, 280 metrekarelik bir ev çıkmış. Ahşap kaplı ev, etrafındaki güzel manzaradan olabildiğince fazla yararlanacak şekilde tasarlanmış.
Evin iç mekânı ise, belirgin bir akışkanlığı yakalarken, aynı zamanda evin diğer kısımlarıyla da etkileşim içinde. Örneğin, ana yatak odasının büyük penceresinden, alt kattaki oturma odası görülebiliyor.
Christoph Mayrhofer, kullandığı malzemelerde fazlasıyla minimal davranmış. Binada ahşap, taş ve cam dışında başka materyal kullanılmamış. İlk katın zemin döşemesi gri granitten yapılırken, üst katta ise meşe tercih edilmiş.


Mayrhofer, müşterilerinin evleri hakkındaki görüşlerini anlatırken, “Benim için en büyük sürpriz, müşterilerimin ortaya çıkan evle bir anda bütünleşebilmesi oldu. Onlarla sanat ve mimarî üzerine hiç tartışmadım. Sadece her odada günışığı isteyip istemediklerini, nerede mahremiyet arzuladıklarını, tavan yüksekliklerini, ne türde kapılar istediklerini ve balkonlarında ne yapmayı tercih edeceklerini sordum” diye konuşuyor.


Mimarın bir diğer mutluluğu ise, müşterilerinin yeni evlerine taşınır taşınmaz ısınması olmuş. Mayrhofer, “Evin en önemli bölümü, kütüphaneydi. Kütüphanenin özel bir mekân olmasını istedim. Ayrıca geniş tuttuğumuz salonun bahçeyle bağlantılı olmasına özen gösterdim” diyerek, müşterilerinin isteklerini nasıl yerine getirdiğini anlatıyor.
Kaynak: Arcrecord
Çeviri: mimdap


