Mimar: Chyutin Architects


Tel Aviv merkezli Chyutin Architects Kudüs’teki yeni Hoşgörü Müzesi için açılan yarışmanın galibi oldu. Proje, Frank Gehry tarafından daha önce yapılan şemanın yerini alacak.


Hoşgörü Müzesi, modern Kudüs’ün kalbinde, yenilenen kent merkezinde, Özgürlük Parkı ile kentsel yapılı çevrenin arasındaki sınırda yer alıyor. Projenin yeri, karakter ve işlev açısından farklılık gösteren 3 ana caddenin buluşma noktasıdır. Hillel Caddesi, hareketli bir ticari bölge; Moshe Ben Israel Caddesi, parkı kesen bir cadde; Moshe Salomon Caddesi, Nachalat Shiva’nın yaya merkezi, turist noktası, restoran ve mağazalarla dolu bir cadde.


Müze alanını çevreleyen binalar 19. yy.dan günümüze Kudüs’ün mimari tarihini yansıtacak şekilde çeşitli mimari karakteristiğe sahip.


Mimarlar Kudüs Hoşgörü Müzesi’nin bir yandan mevcut kentsel dokuyu gölgelemeden, diğer yandan da şeffaflık ve açıklığı yansıtan ve yakından ve uzaktan ilgi çeken kendi benzersiz karakterini öne sürerek araziye entegre etmek istemişler.


Kudüs Hoşgörü Müzesi hem bulunduğu yerdeki farklı mimari stiller arasında köprü vazifesi görürken hem de biçimsel olarak çağdaş mimari dili kullanıp ileri teknoloji ve maddeselliği arıyor.


Mimarlar Hoşgörü Müzesi binasının etrafındaki kentsel doku ve parkın sıcaklığının ortasında, Kudüs’ün siluetinde bir mücevher gibi parlamasını sağlıyorlar.


Hoşgörü Müzesi binası çok çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak şekilde planlandı: sergi mekanları, bir eğitim merkezi, bir tiyatro, çok işlevli bir salon, ofisler, bir restoran, bir hediyelik eşya mağazası vb.


Etkinlikler, hizmet verdiği topluluklar, çalışma saatleri, çevresel ihtiyaçlar ve kentsel bağlamla ilişkisine göre çeşitlilik gösteriyor. Geliştirilen bina konsepti her bir etkinliğin ihtiyaçlarına cevap veriyor, farklı toplulukların uygun yerlerden rahatsızlık duymadan erişebilmesini sağlıyor.




Yazı: Arch Daily
Görseller: Chyutin Architects
Çeviri: Mimdap



9 Yorum
Ali İnce
Mimdap’ın sadece mimariyi ve onun sonucu olan çağdaş yaşamı savunduğunu düşünüyorum.
muhammed
lütfen savunduğunuz taraf bir kafir devlete ait bu arada sahabi isnad edilen kabirler istanbulda olabilir. bu demek değildir ki kudüste de bu böyle istanbulda bulunan sahabi sayısının kak be kat misli kudüsde vefaat etmiş ve buraya defnedilmiştir. bu arada türkler kadar sahabi olmayan birini sahabi atfeden kimse olmamıştır.bunude sizin dediğiniz gibi istanbulda görüyoruz. araplarda bunun tam tersi adamların kayıtlarında kim kim olduğu belli …
muhammed
kudüs tarih bakımından zengin bir vilayettir. sahabi hz. ömer zamanında fetih zincirine bu kutlu mekanda içerisine katmıştır. filistine yaptığım ziyarette bunları bir bir kale aldım. bir filistinli çok ilginçtir bana şunu söyledi; israil bir yerde inşaat yapacağ zaman orasını etrafına ip çeker ve inşaatı yapar ama hoşgörü (kendilerine göre) müzesi inşaatının etrafına baktığınız zaman bunun tam tersi etrafı otobüsün içinden görülmeyecek derecede yüksek engellerle çevrilmiştir. bunun yanı sıra bu mezarlığın bir kısmı park haline getirilmiştir.(bn-i Ebi Şeybe ve Hâkim Ukbe bin Âmir es-Sahabi (Radıyalla-hû anh) ‘dan rivayet ettiklerine göre o şöyle demiştir:Benim için kor ateşe veya keskin kılıca basıp ayağımı götürmesi ile bir müsluman kabrinin üstüne basmak, birdir.) buyrulmuştur tabi bu onlara göre değil bizim amelimize göredir.
Ali Savcıoğlu
İsrail ülkede mimari düzeye çok dikkat ediyor. Çünkü mimarinin bir yerin tapusu olduğunun farkına varmış bir ülke. Osmanlı da aynı şekilde yüzyıllar boyu aldığı toprakları mimari eserlerle donattı. Biz ise her şeyden önce İstanbul’un Türkler tarafından başkalarından zorla alındığını (yani aslında Türklere ait olmadığını) anlatan Fetih Müzeleri yaptık. Yarın diyelim hiç alakaları olmadığı halde yunanlılar İstanbul’u alsalar bu tür müzeleri işgallerini meşru göstermek için kullanacaklardır.
Mimdap’da çok güzel bir Filistin Müzesi haberi vardı. Bence bu yönde yapılan çalışmalar Filistin davasına uyduruk soba borusu füzelerden çok daha fazla hizmet eder.
İsa Çelebi
İstanbul’da çok sayıda şupheli sahabe mezarı imal edildi, bunlar arasında Edirnekapıdaki Kesikbaş mezarı gibi sur içinde olanlar bile var. (Araplar İstanbul’u almadılar ki sahabe mezarları sur içinde ya da Ayvansaray’da olduğu gibi surun dibinde olabilsin) Umarım hoşgörü müzesinin altındaki sahabe mezarları da bunlardan değildir. Çünkü bu heryerde mezar icad etmek İslamiyete büyük zararlar veriyor.
MUHAMMED
bu mekan yapılınca bakalım kaç müslüman bu yeri ziyaret edicek
MUHAMMED
hoşgörü müzesi dediğiniz mekan müslümanların sahabelerin mezarlarının üstüne yapılıyor sizler kalkmış sadece bir iki cadde bir kaç tarihi binaya katılacak estetik söz konusu olmuş, yapılan yer ecdat mezarları ile dolu siz kalkmış neyden bahsediyorsunuz gerçekleri yazsanıza
Orhan Uğurluel
Bir hoşgörü çıkarımı olarak bence başarılı bir nesneleştirme olmuş. Sıkı bir biçimleme ve saflaşma çalışması. Yer üstünü ve altını iyi kullanmış.
Gülseren Kayın
hoşgörü müzesi çok sade ve basit bir plan formunun serbest bir soyutlamayla ortaya konmasından ibaret. ancak müthiş hoş. havada uçuyormuş etkisi çok başarılı. farklı bir mimarlık kurgusu başarıyla sergilenmiş.