Mimar: Stern McCafferty Mimarlık ve Tasarım

Eğer bir mimara kendiniz için yepyeni bir ev tasarlatmak istiyorsanız, nasıl bir evde oturmak istediğinizi ona çok iyi anlatmak zorundasınız. Belki mimara aile yaşamınızdan, çocukluğunuzda oturduğunuz evden, yaşam biçiminizden bahsetmeniz, ona özel hayatınızı açmanız bile gerekecek. Tam da istediğiniz gibi bir ev tasarlamanın alternatif bir yolu da, belki mimarın, bir süreliğine sizinle birlikte yaşamasını sağlamanız olabilir.

Bu yol belki de çok alışılmadık görünüyor olsa da, Portekizli Felicio Franco, Stern Mimarlıktan David Stern’ü alarak Portekiz’e götürmek suretiyle tam da bunu yapmış. Böyle bir mimar- müşteri ilişkisinin, daha önce görülmemiş cinsten bir konut tipolojisini ortaya çıkartması da şaşırtıcı olmamalı.

Franco’nun evinin sonuç tasarımında ise, 3500 SF büyüklüğündeki bir alanda, 3 yatak odası bulunan, içerisinde bulunduğu bahçeye yakışan bir bina çıkmış. Franco bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “Ben bir kuaförüm ve bu sebeple biliyorum ki, insanların istedikleri şeyler çok değişkendir. Örneğin bazen, kendilerine gerçekten yakışan bir saç modelini hiç beğenmeyebilirler. Önemli olan bunların arasında bir yol bulabilmektir. Bu evin durumunun da aynı olduğunu düşünüyorum. David, bize buranın doğal sınırlarını anlattı. Rüzgarın esme yönü, güneşlenme, eğim, suyun akış yönü…vs. biz de buna göre isteklerimizi, geleneklerimizden gelen yaşama alışkanlıklarımızı ona gösterdik. Böylelikle ortaya şu an gördüğünüz ev çıktı.

Evde, temel olarak 2 ayrı hacim bulunuyor. Bunlardan biri, girişin bulunduğu kuzeybatı cephesi, diğeri ise, açık mekânı da kapsayan ve camlarla bezeli güneydoğu cephesi. En alt kat, daha az camlı ve daha mahrem bir biçimde tasarlanmış. Burada çocukların yatak odaları bulunuyor.

İç mekân basit ve oldukça düzenli bir şekilde tasarlanmış. Kullanılan malzemeler, alüminyum, cam, plaster ve tahta. Buradaki en önemli eleman, aydınlatma malzemeleri. Stern, “Eğer minimal bir iç mekân tasarımını hedeflediyseniz, ışık sizin en önemli malzemenizi oluşturur.” diye konuşuyor.

Evde, herhangi bir depolama alanının bulunmaması göze çarpan detaylardan biri. Bu konuyla ilgili olarak Franco, tipik bir Portekiz evinde büyüdüğünü ve annesinin her şeyi depoladığını, kendisinin bundan sıkıldığı için, hiçbir şeyi saklamadığını belirtiyor.

Franco ve eşi, özellikle torunları ve çocukları olmadığında sade, kendilerine yetecek, düzenli bir ev istemişler. Bu isteklerine de kavuşmuşlar.

Kaynak: Archrecord
Çeviri: mimdap

2 Comments

  1. yapı gerçektende ıyı. tasareım da müşteri odaklı olmasının faydalarını bize gösteren önemli bir örnek. ustalarımızın bıze gösterdiği bu yolda bize böyle örnek sanat eserleri bırakması bizi mutlu ve daha cesur yapılar yapmaya yönlendiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir