DDB Tuzambarı

6 Dakika Okuma Süresi

Mimar: Erginoğlu&Çalışlar

ddb-9

ddb-10

Tasarım Ekibi: İ.Kerem Erginoğlu, Hasan C. Çalışlar, Fatih Kariptaş, Emre Erenler, Elmon Pekmez, Türkan Yılmaz
İşveren: DDB
Adres: Kasımpaşa / İstanbul / Türkiye
Proje Tarihi: 2008
Yapım Tarihi: 2009
Yapım Türü: Çelik konstrüksiyon
Işık Tasarımı: Paola Urbano
Statik Proje: Fuji Mühendislik
Mekanik Proje: Beta Teknik
Elektrik Proje: Enmar
Kapalı Alan: 3000 m2

ddb-8

ddb-5

Hasan ÇALIŞLAR: Tuz ambarında oturan, bize bu işi veren reklam ajansı, bizim daha önceden de ofislerini yaptığımız, ilişkilerimizin gayet iyi olduğu bir kurumdu. Levent’teki plaza düzeninden çıkıp daha karakterli bir mekana geçmek istiyorlardı. O binadan da belirli bir zamana kadar çıkmaları gerekiyordu. Biz de çıkmaları için yer arıyorduk onlara. Birkaç yer bulduk, kimi küçük geldi, kimisiyle anlaşılamadı, olmadı. Sonra da tesadüfen -ben daha önce oraya gitmiştim- sahipleri ile ortak bir dostumuz aracılığıyla tanışma fırsatımız oldu. Onları burayı kiraya vermelerine ikna ettik ve yeri bulmuş olduk. İşvereni de götürdük; işveren bayıldı. “Son hız yapmamız lazım” denildi. Ne zaman yapılacak, ne şartlarda yapılacak derken, başladık bir işe. Tabi tarihi bir yer. Türkiye’de tarihi eserlerle iş yapmanın zorluğu ortada; süreç olarak, bürokratik olarak ne kadar problemler yaşandığı biliniyor. Bunları nasıl aşabiliriz diye düşündük. Röleve projelerini vb. hazırladık, kurula gittik sunduk. Kurulun tabi bunu gündeme alması 8 ay kadar sürdü.

ddb-1

ddb-6

Taşlar darmadağın haldeydi, yıkılmış duvarlar vardı. Yıkılmış duvarlardan kalan taşlarla bozulmuş duvarları tamir ettik, bütün taşlar basınçlı sularla yıkandı, aralarına yeni taşlar entegre edildi, bütün zemin topraktı, çelik ayakların geleceği yerlere mütemadi temeller yapıldı, içeriye çelik konstrüksiyon katlar atıldı. Bu arada binanın çağdaş ofis koşullarına ayak uydurması için havalandırma, ısıtma vs. mekanik elektrik işlerinin çözülmesi gerekiyordu. Çatı makasları Tekel zamanında yapılmış ve öylece duruyordu. Onları biz hesap ettirttik ve gerekli konsolidasyonları yapıp koruduk, çatının orijinal hali ahşapmış, 60’lı yıllarda Tekel orayı alıp, depo olarak kullanırken çelik bir çatı yapmış. Halen elde o zamandan kalan projeleri var.

ddb-3

Kerem ERGİNOĞLU: Aslında enteresan. Bir yandan binanın hukuki işlerini bizim adımıza takip eden, ismi lazım değil, mesela Anıtlar Kurulu’na götüren birisi var, bana diyor ki “ne gerek var o duvarlara, örneğin bu duvarları yıksak tamamını kullanırız, şimdi 1/2 gibi kullanıyoruz…” Türkiye’nin gerçeği. Sadece bizde böyle bir şey var. Kazayla belki biz kiralamamış olsak başka müşteriyle çok rahat bu da yapılabilir yani. Bir de bu arada, belediyenin arka tarafta bir tane yüzme havuzu var, kapalı yüzme havuzu. Onların müteahhidi de çıkan hafriyatı arka tarafta bulunan küçük 5 m mesafeli avlucuğa doldurmuş. Bu da büyük bir risk oluşturuyordu aslında.

Hasan ÇALIŞLAR: Büyük tonajlı aletlerin hiç birisiyle, kamyonla, ulaşılamayan yere, o avluya tüm mekanik aksamın konumlanması öngörülüyordu Türkiye’deki en uzun vinci getirttik. Binanın üzerinden atlattık arka tarafta bütün alet edevatı yerleştirebilmek için. Macera yani.

Sonra çatılar ışıklıklar açıldı, camlar kondu, mekan ortaya çıktı.

ddb-14

Çelik ve camla giydirdiğimiz katları yaptıktan sonra, yerine yaptığımız ilaveleri mümkün olduğu kadar duvarlara değmeden yapma ilkesini koyduk ilk başta.

ddb-7

Zaten dar ve uzun bir mekan burası. İki tane ana galeri var ofis alanlarına çıkılmasını sağlayan, ortada malum resepsiyon var. Gelen insanları ofislerin içine sokmamak için iki katlı toplantı mekanları yarattık iki uçta. Onu da yine münferit bir bina gibi bu binanın içinde çözdük çelik ve camla. Ve camlar da şeffaf. Yine binanın arkadaki duvarı ile kendi yaptığımız cam duvar arasında 1 – 1,5 m kadar mesafe var. Cidarın içine bir başka cidar koyduk. Bütün binadaki açıklıklar, kemerler farklı noktalardaydı. Bu kemerleri biz önce orijinal halinde tam tutabilir miyiz diye düşündük. Ama tutulabilir değillerdi. Bazıları yok olmuş, parçalanmış, dağılmış. Onun için biz çelik bir takım sacdan kıvırma kemerler yapıp bunları tuttuk. Bu yeniden yaptığımız bütün çelik aksamı aynı renkle boyayıp tavanda mevcut olan, eskiden kalan çelik aksamı ise tamamen kontrast, başka bir renge boyayarak bütün binanın üzerinde yapılan çalışmaları katman katman okunabilir kılmaya çalıştık. Tabi bu eski duvarlar yamuk yumuk oluyor, o günün şartlarıyla bugünkü gibi yapmak zor. Kendi yaptığımız döşemeleri mümkün olduğu kadar yüzer halde tasarlayıp, arada çakıl ile birbirinden kopartmayı düşündük. Bunu da aydınlatma elemanı ile iyice tanımladık. Bütün bunları yaparken bir İtalyan aydınlatma tasarımcısı olan Paola Urbano’dan danışmanlık alarak çalıştık. Onun da projenin 4. boyutu olan ışık konusunda bize büyük katkısı oldu. Özellikle kemer aydınlatmalarında önerdiği bir takım şeyler hakikaten mekanın karakterini çok iyi ortaya çıkardı. Danışmanların da hakkını vermek lazım.

ddb-2

ddb-4

Kerem ERGİNOĞLU: Proje epey bir çizim gerektiriyordu. Biz bu projeye Kasım ayında başladık 2006’da. 2007’nin Ocak ayının sonunda, Şubat ayında biz buraya girdik. Ajansın kendi içinde komplike bir kurgusu var. Bu komplike kurguyu binanın içine sokma sorunları ile de uğraştık. Dediğim gibi açıklıkların hepsi farklı yerlerdeydi ve bu açıklıklar arasında belirli noktalardan bir takım köprüler kurarak yaratacağımız asma katları birbirine bağlamamız uygundu. Bunlar tekleye tekleye Şubat ayına kadar plan anlamında kararları vermiştik. Git-geller, yerinde tekrar tekrar alınan rölövelerle, daha sonra bunun uygulamasını da kendimiz üstlendik. Hatta şantiyede ofis kurduk, projeler, detaylar çizildi. Bir grup ofiste, bir grup şantiyede çizdi.

ddb-13

ddb-11

Erginoğlu&Çalışlar
Söyleşi: Mimdap

Mimdap Mimar Portresi: Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık

5 Yorum

  1. Anonim

    tebrikler..söylenecek birşey kalmamış gerçekten çok başarılı…

  2. selma akkuş

    ne söyleyebilirim kii..muhteşem iş çıkarmışsınız ..sevgili meslekdaşlarım ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler ve tebriklerimi sunuyorumm…

  3. osman çalcı

    sayın tasarımcı ve uygulamacılar yapı iç yüzeylerine isabetli bir yaklaşımla sıvaları indirip taş dokuyu elden geçirip öne çıkarmışlar. kalan boşluğu ise açık ofis olarak yorumlamışlar büyük açıklık meydana getirmişler ki çok başarılı. çatı örtüsünde de kendi ilavelerini renkle belirli hale getirmişler, çelik söve- kemer buluşları tartışılır ancak iyi fikir.

  4. Ahmet Alkan

    Türkiye’nin yeni bir mimarlık düzeni kurulmadıkça hiç şansı yok. Çünkü nitelikli mimarinin önündeki en büyük engel bürokrasi, kurullar, aracılar ve tüm bunları kanı canı pahasına savunan bir meslek odası. Bu işte başkalarının düzeni…
    Tüm bunların aşılmaması halinde en başta tarih ve kültür değerlerimiz bunların hepsi yok olup gidecek. Bunların aşılmasından kastettiğim tabi ki kalkmaları değil. Ancak çağdaş mimarlığa, uygarlık değerlerine, çağdaş teknik ve arayışlara açık bir yapının oluşması.
    Erginoğlu Çalışlar’ı sadece gerçekleştirdikleri güzellik için değil bu güzelliğin önüne engel olarak çıkanları “bir şekilde” araya aracılar koyarak da olsa aşabilmiş olmaları için kutluyoruz.
    Aracısız, yol bulmaya gerek kalmayacak günlerin dileği ile…

  5. ayhan deveci

    böyle muazzam işler yapan ve yetenekli mimarları her zaman görmek isteriz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir